Özge Şeker öldü…


İNANAMIYORUM. Kendime de gelemiyorum.
ÖZGE ŞEKER ÖLDÜ

Nasıl olur ya?!
Dünyanın en hayat dolu kadını.
Gencecik, delidolu, renkli, cesur, şahane bir kız.
Şirketlerde kadın meseleleriyle ilgili sahne röportajları yapıyorum ben. Birkaç kere bana eşlik etti. Karadeniz’de, Ege’de. Lep demeden leblebiyi anlayan, ateş gibi bir kızdı. Sonra Fenerbahçe Kulübü için çalışmaya başladı.
Benim için Özge, hayat demekti.
Son zamanlarda Instagram’ında hep erkek arkadaşıyla fotoğraflarını paylaşıyordu, feci âşıktılar.
Ve evvelsi gün öğrendim ki…
Özge Şeker ölmüş!
Adı ölümle yan yana telaffuz edilmeyecek kadın, ölmüş!
Neden?
Mide küçültme ameliyatı olmuş.
Duyunca şoke oldum.
78 kilo olan birini nasıl o ameliyata alırlar?
Almışlar.
Bir şeyler yanlış gitmiş.
Sızıntı olmuş, enfeksiyon kapmış, akciğeri su toplamış, bir süre makineye bağlı yaşamış ama sonra her şey bitmiş…
Güle oynaya bir ameliyata giriyorsun…
“Çıkacağım, birkaç aya incecik olacağım!” diye…
Ve… Ve… Ve öyle olmuyor, işler ters gidiyor.
Ve sen makineye bağlanıyorsun.
Daha zayıf olacağım derken hayatından oluyorsun!
Çok çok üzüldüm.
Dün cenazesi vardı.
Bütün ailesine, sevenlerine baş sağlığı diliyorum.
Sevgilisiyle konuştum, perişandı…
Bir sürü soru var kafamda…
O doktor 78 kilo birini nasıl ameliyat eder?

O kadar çok olumsuz şey duyuyorum ki bu mide küçültme operasyonları hakkında. Bir denetim filan var mı?
Biz hepimiz beden imajımızla kafayı mı yedik?
N’olurdu 7-8 kilo fazla olsaydı Özge
En azından hayatta olurdu…
Bir de tabii, sürekli zayıflığı, zayıf olmayı yücelten bir anlayış hâkim.
Bundan da vazgeçmek lazım.
Artık çocuklar bile ince olmak istiyor.
Felaket böyle başlıyor.
Özgecim, gittiğine hâlâ inanamıyorum, bu işin peşini bırakmayacağım, sorup soruşturacağım…

İŞTE BUDUR… İKİ KÜÇÜK KIZ ÇOCUĞUNU İSTİSMAR EDEN ÖĞRETMENE 25 YIL HAPİS!

OLEEEEEEEY! Van’da bir ilkokuldaki öğretmenin iki küçük kız çocuğunu istismar etmesini yazmıştım, bu konuyu köşeme taşımıştım.
Avukat Müjde Tozbey Erden, bu rezaletin örtbas edilmesine izin vermeyen şahane bir avukat, onunla da konuşmuştum.
Ne yalan söyleyeyim, ben her yazdığımda gazeteci olarak bir fark yaratabildiğime inanmıyorum, bazen bir şey değişmiyor…
Ama bazen de bu davada olduğu gibi sevinç çığlığı atmak istiyorum, “İyi ki gazeteciyim!” diyorum, kendimi az da olsa işe yaramış hissediyorum.

Ne mutlu ki hepimize, Van’daki cinsel istismar davasının son duruşmasında, istismarcı öğretmene, iki kız çocuğu için toplam 25 yıl hapis cezası verildi!
Oysa davanın başında öğretmen tahliye edilmişti.
Ama kamuoyuna yansıyınca işler değişti. Evet, yazıp-çizmek, yüksek sesle dile getirmek –bazen- işe yarıyor.
Mücadeleye hep devam.
Pes etmek yok.
Küçük kızları ve ailelerini de tebrik ederim.
Susmadılar, sinmediler, konuştular ve bu rezaletin takipçisi oldular.
Mahkeme heyetine de teşekkürü borç bilirim.
Müjde Tozbey Erden gibi cesur avukatların da artması dileğiyle…

KADINLARIN KANI YERDE KALMASIN İSTİYORUZ

AH Helin…
Eminim sizin de içiniz acımıştır.
Babasının gözyaşlarına boğulmuş haline siz de üzülmüşsünüzdür.
Gencecik bir kız artık yok. Yaşamıyor.
Erkek şiddetine maruz kaldı ve öldü.
Helin Palandöken’in hunharca katledilmesinden söz ediyorum.
Dünya güzeli bir kızımızı daha kaybettik.
Allah kahretsin ki, zorba bir eski sevgili gitti vurdu onu.
Biz bu davanın nasıl sonuçlanacağını düşünüyoruz?
21 yaşındaki aşağılık katil, duruşma günü takım elbise giyecek, kravat takacak, mazlumu oynayacak, başını yana eğip, “Pişmanım hâkim bey” diyecek “Tahrik altında ben bu cinayeti işledim. Çok seviyordum, ona âşıktım!” diyecek…
İndirimleri toplayıp gidecek.
İki-üç yıl yatıp çıkacak, bir eski katil olarak hayatına devam edecek, belki evlenip çoluk çocuğa karışacak.
Peki ya Helin?
Helin ne olacak?
Öldüğüyle mi kalacak?
Artık böyle bir son istemiyoruz.
Bu tablo değişsin istiyoruz.
Hukuk istiyoruz, adalet istiyoruz, kadınların kanı yerde kalmasın istiyoruz!!!

ELİF ŞAFAK SAMİMİYETSİZ OLSA KAÇ YAZAR “BİSEKSÜELİM” DEDİ Mİ, DEMEDİ Mİ? DEDİ, E O ZAMAN OLAY BİTMİŞTİR

BİZİMKİ GİBİ BİR ÜLKEDE BU BEYANATI İÇİN BİR KADIN CESARETİNDEN DOLAYI ANCAK TEBRİK EDİLİR!

İŞTE insanlar güvenmiyormuş söylediklerine…
Güven sorunu varmış…
İlgi çekmek için yapıyormuş…
Batı’nın gözüne girmek için yapıyormuş…
Her hareketi planlıymış…
Stratejiler kraliçesiymiş…
Valla, bunlar beni ilgilendirmiyor…
Demin izledim TED konuşmasını.
Şahane…
(Şafak’a hakaret edenler, eleştirenler acaba konuşmayı izledi mi bilmiyorum. İçinde yaşadığımız dünyayı, içinde bu zor zamanları anlatan, bence çok sıkı bir konuşma. Tespitleri o kadar iyi ki şaşırıyorsunuz. Mutlaka birileri tercüme etmeli…)
Konuşmasında “çoğulculuk”tan söz etti mi? Biseksüel olduğunu açıkladı mı? Gerçekte sebebi her ne ise, bence iyi bir şeye hizmet ediyor…
Ki ne derse desin, bir tür devrim!
Onlarca LGBT genci için bir rahatlama, hafifleme…
İkiyüzlülüğün tavan yaptığı, aslında dünyaya farklı renklerini, eşcinselliklerini haykırmak isterken, toplumsal baskılar yüzünden söyleyemeyenlere cesaret üflüyor.
Güç veriyor.
Örnek teşkil ediyor.
“Biz insanız, bütün duygular insana dair!” diyor.
“Olabilir” diyor.
“Kimseyi yargılama hakkımız yok” diyor.
“Herkesi olduğu gibi kabul edelim. İhtiyacımız olan biraz empati, biraz hoşgörü” diyor.
“İnsanlar tek tip değil!” diyor.
Ve konuşması boyunca altını çizdiği şey…
“Çoğulculuğu savunmak!”
Allah aşkına haksız mı kadın?
Gri, tek renk, tek tip insanlara döndük. Kutuplara ayrıldık. Sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada. Bence şahane bir konuşma. Destekliyorum. Ve Elif Şafak’ı çok cesur buluyorum.

Yorum Bırak

three × 1 =