Cem Yılmaz’ı izledim… Nasıl mı buldum?

Cem Yılmaz, üzerine yazı yazılması zor bir isim. Çünkü o bizim Coca Colamız, Ferrarimiz, Porchemiz!
30 yıl, her yaştan insanı güldürmüş, müthiş bir zeka. Hep çıtayı yukarı taşımış, sadece stand up’larıyla değil, yaptığı filmlerle de, denenmemiş şeyleri denemiş, mizahın bu ülkedeki en üst isimlerinden biri, hatta en üst ismi, hakkıyla çok para kazanmış, bir sürü insanın kazandığı parada gözü kalmış, özel hayatıyla da hep dikkati çekmiş, kıskançlık uyandırmış, Türkiye’nin en güzel, en dikkat çekici kadınlarıyla birlikte olmuş biri.
Öyle bir adam isim ki, bir gün eğriş büğrüş birine dönüşse bile, kadınlar onunla birlikte olmak için can atar. Öyle bir adam Cem Yılmaz.
Bir Kıvanç Tatlıtuğ değil ama elde edemeyeceği pek az kadın olduğunu düşünüyorum.
E bu da çok sinir tabi.Haliyle böyle bir ismi devirmek lazım ki, yenilere yol açılsın:))

GÜLÜYORUZ, ALKIŞLIYORUZ AMA KAN KAYBETTİĞİNİ DE GÖRMEK İSTİYORUZ…

Bu işler böyledir. Yani onu övmekten çok, boklamak prim yapar. Hem severiz hem de içten içe nefret ederiz. Onun çıtası, Sezen Aksu çıtası. Sezen’in de durumu farklı değil. Onu da boklamaya, harcamaya bayılıyoruz. Bu kadar zirveye çıkmış insanların kaderi yalnızlıktır.
Senelere yayılmış böylesi  büyük bir başarı, beraberinde bir düşmanlık da yaratır. Bir taraftan da stand up, insanın tamamen sahnede çıplak kaldığı bir sanat, dün gece onu izlerken 18. yüzyılda kalmış bir sanatı izler gibiydim. O, arenanın ortasında bize yeteneklerini ve zekasını sergiliyor, üstelik kendi yarattığı boğa’sıyla mücadele veriyor, biz de ona puan veriyoruz.

TAPTIĞIN ŞEYİ DEVİRECEKSN!

Kafasına domates, soğan atmaya da hazırız, hatta o zamanların gelmesini içten içe istiyoruz. Belki de hiçbir zaman onun çıtasına ulaşamayacağımız bildiğimiz için oturduğumuz yerden, yok eski performasında değil, yaşlanmış, bitmiş, seksist espriler yapıyor, yok daha iyisini beklerdik, yok nefes nefese kalıyor, üç paket sigara mı içiyor, içmesin, kendine yazık etmesin, sağlığına dikkat etsin, kilo versin, bilmem ne demeyi seviyoruz. Onun çıtasına çıkamayacak olmanın acısı çıkarıyoruz. Ama bu işler böyledir.

BÜYÜKLÜĞÜNÜ KABUL EDECEKSİN

9 Haziran’a kadar 24 gösterisi olacak. Biletler, satışa çıktığı ilk 9 dakika içinde tükenmiş. Salon 2500 kişilik. Yer yok. Ful. Tıklım tıklım.
750 liradan 10 bin liraya kadar değişiyor biletlerin fiyatı. Ve karaborsaya düşmüş, 10 bin liraya aldığı bileti 30-40 bine satanlar var.
Bir kere, 24 gösterinin biletlerini 9 dakika satabilen bir sanatçının önünde ceketini ilikleyeceksin. Saygı da kusur etmeyeceksin.

CEM YILMAZ HALA TE KARTAL!

Bence hala bu stand up olayında bu adamı aşabilen biri gelmedi bu topraklara. Nokta. Bu son gösteri de çok iyi. Nokta. Cesaretinden ötürü de kutluyorum. Sezen gibi kenara çekilebilirdi. Ama çekilmedi.
Ha egosu tartışılabilir. Belki farklı kanallardan beslenebilirdi. Kendisine skeçler üreten ekiplerle çalışabilirdi. Bence egosu yüzünden yapmıyor. Kapalı devre çalışıyor. Ha 10 kilo verip sahneye çıkabilirdi. Ata Demirer gibi. Daha çakı gibi bir Cem Yılmaz görmek isteyebiliriz. İstese onu da yapar. Yapmamış. Evet, biraz nefes nefese kalıyor. Evet, sağlığına dikkat edebilir. Etmiyor. Ama bunlar yine de onun değerini ya da mizah gücünü azaltmıyor.

TEBRİK EDİYORUM VE ALKIŞLIYORUM

Bu küfür meselesi için de, yahu adamı bir salın adamı demek istiyorum. Adama küfür yakışıyor. Küfür gibi de algılamıyorum ben, gülüyorum. Ucuza ve kolaya kaçtığını düşünmüyorum. Dün pek çok skeçte anırarak güldüm. Hala bu adamın kıvraklığına, zekasına ulaşabilen biri yok.
İlle de muhalefet edince, siyasi espriler yapınca zeki olmuyor insan. Aslında bana göre en kolay mizah o. Günden güne daha da iyi olacaktır bu son stand up şovları. Daha da oturacaktır. Onu boklayanları da ciddiye bile almıyorum. Asıl kendini yenileyemeyen, pase kalan onlar. Bir tek, kırılgan ve alıngan bir Cem Yılmaz gördüm. Ama o da insan neticede. Hakkında edilen olumsuz yorumları ciddiye alıyor. Bunları sahneye taşıyor. Hiç gerek yok! Sen Cem Yılmazsın! Devam yaa…

SADECE AZ SİGARA İÇ, ERKEN ÖLME SANA İHTİYACIMIZ VAR

Bir de sanki, çok erkeklerle çevrili bir dünyası var. Aşk lazım adama, hayatına gerçekten onu seven, onunla Cem Yılmaz olduğu için değil de, Cem olduğu için birlikte olan bir kadına…
Biraz östrojen iyi gelir herkese! Benim yazabileceğim bunlar. Tabii ki ben de işkembeden sallıyor olabilirim. Ama dün gece izlediğim şovun bendeki tezahürü bu.

SENİ SEVİYORUZ CEM YILMAZ, HALA SENİN ÜSTÜNE KOMEDYEN, STAND UP’ÇI YOK!

Beni en çok zirvenin yalnızlığı, insanların onu her an bıçaklanmaya hazır oluşu düşündürdü.
Böyle değerleri, bıçaklamaya çalışanlardan değil, kafamızın üstünde taşıyanlardan olalım.
Olalım ki, daha uzun süreler, daha da güzel şeyler üretsinler.
Bir daha gitmek ve izlemek isterim. Ama bilet bulamam o ayrı… Sen bunu biliyorsundur da, yine de duymak hoşuna gider belki. Ama bak Ata’yı da izleyeceğim… Bakalım o neler yapmış…

Yorum Bırak