Korumayın şu kadın düşmanlarını!


ELENA Carnelia’yı otel odasında döverek, işkence ederek, ağzını burnunu dağıtarak, orasını burasını kırarak öldüren İbrahim Timur denen aşağılık adam, müebbet hapis alıyor. Ama duruşmaya kravatlı katıldığı için cezası 25 yıla indiriliyor!
Yok böyle bir şey! Kınıyoruz! Lanetliyoruz! Bu insanlık dışı bir şeydir.
Artık yeter! Yapmayın! Yüzlerce kez yazdık, çizdik, böyle yaparak kadınları cezalandırıyorsunuz diye. Korumayın şu aşağılık suçluları, kadın düşmanlarını…
Korudukça siz de kadın düşmanı oluyorsunuz. Hak ettikleri cezayı çeksinler. Bir insanın yaşam hakkını elinden aldı, bundan daha büyük suç mu olur?
Bırakın, o sefil mahlûklar içeride çürüsünler…

VAZGEÇİN ŞU PİS SAKALDAN!
ERTUĞRUL Özkök, Turkcell Genel Müdürü Kaan Terzioğlu’nun bıyığından söz etmiş. Bence haklı. O, kibarca “Gitmemiş” demiş. Ben direkt söyleyeyim: Yakışmamış. Ama işte erkekler bu kıl-tüy işlerini pek seviyorlar.
Madem bıyıktan laf açıldı, ben de sakala gireyim. Ülkemiz son yıllarda sakal cennetine döndü. “Cennet” derken ironi yapıyorum.
Herkesin fikri, zevki kendine ama ben erkeklerdeki bu “pis sakal modası”nı feci itici buluyorum!
Resmen Ortadoğulu olduk. Ama mesela Birleşik Arap Emirlikleri’nde sakal bırakan adamlar sakallarına inanılmaz özen gösteriyorlar. Kaşlarına şekil verir ya kadınlar, saatler harcarlar; onlar da öyle emek ve zaman harcıyorlar. İnceleyin, adamların yüzündeki kıllar milim milim kesilmiş, kısaltılmış, şekil verilmiş. Bizde öyle değil işte, gelişigüzel bir pis sakal…

Neticede kıl bu; dibi var, kökü var, boyu var, pislenir, kokar… Şunu mis gibi kesmek ve yüzü görebilmek varken o sakalları uzatmak niye…
Kadınlar kollarında tüylerle dolaşıyor mu? Kesiyorlar di mi? Tıraş ediyorlar… Sakalın yakıştığı erkek de pek görmedim. Çok nadir. Ya bilge adam olacaksın, onun için de 80’lerine filan gelmen gerekiyor. Sean Connery muhabbeti… Ya da öldürücü seksi olacaksın…
E, ikisi de pek yok bu ülkede.
O zaman kes sakallarını kardeşim. Pis hissi veriyor, uyuşuk, enerjisi düşük hissi…
Bir de sigara içiyorlarsa daha da fena…
Ama tabii beni dinleyen kim?

DÜDÜK PANTOLON KOMİK OLUYOR

DENİZ Berdan mı demiş, “Erkekler iki beden küçük kıyafetlerle dolaşıyorlar” diye…
Evet ya!
Gözlerinden öpüyorum, doğru.
Nedir o düdük pantolonlar?
İtalyan erkeklere yakışıyor. Çünkü anatomileri daha farklı, bacakları daha uzun. Bizimkilerin bacağı kısa ve baldırları kalın, ama ısrarla o parmak kadar pantolonları giyiyorlar.

Bilekler açıkta…
Pek az erkeğe yakışıyor.
Gerisi şık değil, komik görünüyor…

ADALETİN BU MU DÜNYA?

NİHAT Doğan denilen adam hakkında reşit olmayan iki kız çocuğunu alıkoyduğu iddiasıyla şikâyetçi olundu, sonra aile “Yanılmışız!” diye bir yazılı açıklama yaptı.
Ama kimse salak değil…
Bu açıklamanın ne manaya geldiğini herkes biliyor.
Ve bu ülkede paranın gücüne tanık oluyor…
Ama Murathan Mungan’ın dediği gibi, “Bu memlekette her şey olabilirsin ama rezil olamazsın!”
Paran ve iktidarın varsa ya da itibarlı dostların, istediğini yap. O kadar değeri yok insanların bu ülkede… Özellikle de kadınların…
Peki, ya eşini bıçakla yaralayıp balkondan atarak öldüren, okuma yazma bilmeyen karısının ardından da intihar mektubu yazan Abdulhakim Taşdelen denen şerefsize ne demeli?
O cezasını aldı ama ona yardım ve yataklık eden 5 kardeşi için temyizden vazgeçildi. Çünkü ölen zavallı kadının ailesi şikâyetten vazgeçti!
Bu nasıl bir iğrençliktir? Nasıl bir haysiyetsizliktir! “Kuran’a el bastık diye yemin ettiler. İnanmadık ama Kuran’a yalan söylenmez diye affettik!” demiş aile.
Kadıncağız öldüğüyle kaldı.
Onun cinayet yardımcılarını ailesi affetti.
Paranın gözü kör olsun!
Adaletin bu mu dünya?

N’OLUR BÜYÜKADA’NIN ATLARINA SAHİP ÇIKALIM

YETER ya! Yettiniz ya!
Ne istiyorsunuz şu atlardan! Allah kahretsin! O kadar yazıldı, çizildi… Hayvanseverler devreye girdi. Kıyametler koptu. Binlerce insan isyan etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan da “Bu eziyetin son bulması gerekiyor!” dedi.
Bunca itiraza, eyleme, protestoya ve devletin en üst katlarından gelen desteğe rağmen bir ilerleme kaydedilemiyor; atlar telef olup gidiyor.
Kanat Atkaya yazdı, 270’ten fazla fayton için 1000’den fazla at çalıştırılıyormuş. Bakımları yapılmıyor, adam gibi beslenemiyorlar, çoğu zulme dayanamayıp yolda giderken çatlıyor. O yolda yatan ölmüş atlar insanın ciğerini paralıyor.
İstemiyoruz kardeşim!
Büyükada’nın fayton geleneği batsın!
Elektrikli faytonlar devreye girsin…

GÖNLÜMÜZDEN GEÇEN TABİİ Kİ YENİ HAVAALANININ ADININ ATATÜRK OLMASI!

ÜÇÜNCÜ havaalanının adının ne olacağını bilmiyorum. Pek çok şey söyleniyor, yazılıp çiziliyor. Ama tabii gönlümüzden geçen Atatürk olması. Ben öyle olacağına da inanıyorum. İnşallah olur…

Yorum Bırak

nineteen − 7 =