Kadın düşmanlarına ders niteliğinde karar!

ARTIK eminiz ki…
Bu ülkede kadınların varlığına bile tahammül edemeyen adamlar var!

Hem de sayıları hiç de az değil.

Yani öyle, kimilerinin iddia ettiği gibi “münferit” vakalar filan değil!!!

Basbayağı kadın düşmanı bu adamlar!

Üstelik birbirlerinden ilham alıyorlar, gaza geliyorlar.

Biri başlatıyor, diğerleri peşinden geliyor…

Abdullah Çakıroğlu diye bir insan müsveddesi mesela, ortada fol yok, yumurta yokken, Çekmeköy’de belediye otobüsünde, SIRF ŞORT GİYDİ diye durup dururken Ayşegül Terzi hemşireye uçan tekme attı!!!

Terzi ne olduğunu şaşırdı…

Saldırgan ise elini kolunu sallaya sallaya evine gitti. Sonrası daha da fena!

Yakalandı. Bırakıldı. Tepkiler tavan yapınca tekrar tutuklandı. Dava açıldı. Akli dengesi kontrol edildi.

Yerinde çıktı!

Ama bir süre sonra yine tahliye edildi.

Arkasından Manisa’da benzer bir olay patlak verdi. Hatırlayacaksınız, Ebru Tireli adındaki hamile kadın, evinin hemen yanındaki bir parkta spor yapmaya çalışırken, insanlıktan nasibini alamamış biri tarafından “Evine git!” denilerek, tekme tokat dövüldü.

Neden?

Hamile diye galiba.

Çünkü birtakım adamlar televizyonlara çıkıyor ve fütursuzca, “Hamile kadınlar sokağa çıkmasın!” diye fetva verebiliyor ve kimse onlara karşı parmağını bile kıpırdatmıyordu…

Bu korkunç vakada, önce gerçek fail yerine bir başkası yakalandı. Sonra esas saldırgan tutuklandı. Sonra tahliye edildi. Adli kontrol şartıyla falan filan…

Rezillik ki ne rezillik!

Sonra da sokakta kadınlara taciz ya da elle sarkıntılık olaylarında bir patlama yaşandı.

Vaka üstüne vaka…

Ve derken, huzurlarımıza Hakan Dündar adında bir zorba arz-ı endam etti.

İstanbul’da, Ataşehir’de kendi halinde yolda yürüyen A.Ç. adlı kadını sıkı bir omuz atarak sıkıştırdı.

O da haklı olarak arkasından, “N’apıyorsun” diye bağırınca döndü ve bu defa okkalı bir yumrukla kadıncağızı yere serdi…

Çantası bir yere, telefonu bir yere savrulan A.Ç. bir süre yerden kalkamadı. Ancak etraftakilerin yardımıyla kendine gelebildi.

Hakan Dündar denen bu pespaye varlık, kamera görüntüleri sayesinde yakalandı.

Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi üçüncü sınıf öğrencisi çıktı. Böyle kadın düşmanı doktor, olmaz olsun! Okulu dondurmuş. Ailesinin sahip olduğu markette çalışıyormuş. Mahkemeye götürülürken bile sırıtıyor ve “Ben sert vurmadım, kadın zayıf çıktı!” diyebiliyordu.

Yüzsüzlüğün bu kadarına da pes artık!

Ülkenin her parça toprağından ne yazık ki dayak, saldırı, tecavüz, istismar fışkırıyor.

Mağdurlar da ya kadınlar ya çocuklar.

Beni her gün ülkenin dört bir yanından mağdur kadınlar arıyor, içinde bulundukları durumu anlatıyor, çare arıyor, koruma talep ediyor… Ürktüklerini, korktuklarını söylüyorlar, yasa koyucuların ve yasa uygulayıcıların kadınların haklarını gözetmediklerini haykırıyorlar.

Çığlıklarını duyurmamı istiyorlar.

Adalet istiyorlar.

Biz de sürekli yazıyoruz.

Bu ülkenin en önemli sorunlarından biri bu mesele. Nasıl olur da çözüm bulunamaz, nasıl olur da cezalar, yaptırımlar artırılmaz ya da var olan şekliyle uygulanmaz, anlamak mümkün değil. Gerçekten değil…

EMSAL GEREKÇELİ KARAR: BİREYİN YAŞAM TARZINA MÜDAHALE EDİLEMEZ

EY saldırganlar, ey sapıklar, ey kadın düşmanları, ey tecavüzcüler, ey tacizciler ve ey kadına şiddet uygulayanlar!

Aşağıda yazılanlar sizi fena halde ilgilendiriyor. Çünkü sizin bilmediğiniz, anlamadığınız, bilmek dahi istemediğiniz bir anlayıştan söz ediyor.

Bu ülkenin Anayasası’nda yazıyor. Temel hukukunda yer alıyor. Siz sevseniz de sevmeseniz de bu ülkedeki yaşamın esasını oluşturuyor.

Anadolu 40. Asliye Ceza Mahkemesi, hemşire Ayşegül Terzi’ye darp eden Abdullah Çakıroğlu’na, TCK 115’in üst sınırından 3 yıl 10 ay hapis cezasıyla, ders niteliğinde bir gerekçeli karar verdi.

On beş sayfalık gerekçeli kararda yazanları bütün kadın düşmanlarının okuyup ezberlemeleri gerekiyor.

Bakın neler yazıyor:

“Demokratik hukuk toplumlarında en önemli güvence kişilerin hak ve hürriyetlerinin dokunulmazlığıdır.”

“Bireyin düşünce, inanç ve kanaat açıklaması temel insan haklarındandır. İnsanlar doğuştan ırk, cinsiyet, dil, din, siyasi görüş sebebiyle ayrıma tabi tutulmaksızın bu temel haklara, insan olmaları sebebiyle sahiptir.”

“Bireyin yaşam tarzı ve buna ilişkin tercihleri konusunda, demokratik hayatta var olan ve yaşam tarzı itibarıyla azınlıkta kalan, korunmaları gereken, çoğunlukçu değil, çoğulcu yaşam tarzlarına önem veren ‘EŞİTLİK’ İLKESİNİ GÖZETEN BİR TOPLUMDA, HİÇ KİMSE BİR DİĞERİNİN KILIK VE KIYAFETİNE, YANİ GİYİM TARZINA, DAVRANIŞINA, GÜNLÜK HAYAT TERCİHLERİNE… MÜ-DA-HA-LE E-DE-MEZ!”

Nokta. Bunun üzerine de tek laf edilemez. Anayasanın 20. ve 25. maddelerine dayanan bu gerekçeli karar emsaldir. Emsal olmalıdır.

Ve herkes ama “herkes” bu kararı ezberine almalı ve hayatının temel kurallarından biri olarak değerlendirmelidir…

Şortlu kadına karışmayacaksın kardeşim!

Şortunu giyer, sokağa çıkar.

Örtülü kadına karışmayacaksın kardeşim!

Örtüsünü takar, sokağa çıkar.

SİNEMAYA GİTMEYEN ÖĞRENCİ KALMASIN

KÜLTÜR ve Turizm Bakanlığı’ndan Hüseyin Yayman aradı…

Kendisiyle Hindistan’da tanışma fırsatı bulmuştum.

Son derece samimi ve renkli bir kişilik.

Harika bir projeden söz etti.

Adı “Sinemaya Gitmeyen Öğrenci Kalmasın”.

Proje, adından da anlaşılacağı gibi, 81 ildeki ortaöğretim öğrencilerine, bulundukları illerde yer alan sinema salonlarında ücretsiz film gösterimini gerçekleştirmek…

Amaç da genç neslin kültür-sanat hayatına katılımını sağlamak ve sinema kültürünü yaygınlaştırmak.

Bayıldım.

Projeye Milli Eğitim Bakanlığı, Türkiye Belediyeler Birliği ve Sinema Salonu Yatırımcıları Derneği de destek veriyor. Geçtiğimiz cuma günü, Beyoğlu Sineması’nda 800 öğrencinin katılımıyla proje hayata geçirildi.

Ben de ilerleyen aşamalarında, hiç sinemaya gitmemiş gençlerle film izlemek ve sonrasında sohbet etmek isterim.

Projeyi gerçekleştirenleri alkışlıyorum.

Yorum Bırak

1 + six =