Değer Deniz’in katili hak ettiği cezayı alacak mı?


GEÇEN sene bu zamanlar, dünya güzeli bir kadın daha aramızdan ayrıldı.
Katledildi.

Tecavüz edildi.

İşkence edildi.

Boğularak öldürüldü.

Adı Değer Deniz’di.

Değerli bir müzisyendi.

Bir manyak, gece yarısı evininin penceresinden tırmandı, Değer evde uyurken içeri girdi, tecavüz etti ve onu boğarak öldürdü.

Herhangi bir makul sebebi yok.

Daha önce bir tanışıklıkları da yok.

Üstelik “O saatte, orada ne işi varmış!” gibi bir mazeret de yok, kadının evinde ve uyuyor…

Eve balkondan giren, uyuşturucu kullanan tinerci bir sapık.

40 dakika da işkence yaptığını söylüyor Avukat Hülya Gülbahar.

Çünkü Değer Deniz’in sırtında, kafasında, iki bacağında, kollarında darp edilmemiş yeri kalmamış.

Tüm bedeni ekimozlarla dolu.

Adli Tıp raporuna göre boğma sonucu ölümü gerçekleşmiş.

Yani aşağılık tecavüzcü katil, hiçbir acıma göstermemiş.

Ama ne var ki, 18 yaşından küçük olduğu için çocuk mahkemesinde yargılanıyor.

Bu zaten bana göre saçma. Evli, çocuğu var, bir insanı işkenceyle öldürebilecek kadar içinde kötülük var ama çocuk mahkemesinde yargılanıyor!

Eğer adalet varsa, bu canavar ruhlu adamın kasten öldürme suçunun nitelikli hallerinden cezalandırılması gerekiyor.

En ağır şekilde.

Ve kesinlikle indirimlerden yararlanmamalı.

Ne acı değil mi?
Resmen, “İyi hal indirimi uygulanmasın!” diye yalvarır haldeyiz… Biz hepimiz… Bütün kadınlar… Ailesi… Sevenleri…

Bu olacak şey mi?

Bu kadar saçma bir şey olabilir mi?

Bir kadının hayatı sönüyor.

Bir insana yakışmayacak şekilde bu dünyadan sökülüp koparılıyor.

Cani ruhlu iğrenç, insan bile denemeyecek bir mahluk tarafından.

Ailesi yarım kalıyor, herkes perişan…

5. duruşmaya geliniyor.

Ama hâlâ bir korku var.

Her türlü bir ceza alacak da… Ya hak ettiği cezayı almazsa? Ya indirimlerden faydalanırsa?

Çünkü birkaç kere aksi olmuş ama genellikle erkek katiller bir şeklide hep yırtmış!

Bunu çok korkunç buluyorum.

Biz burada kadınlar kendimizi yırtıyoruz, parçalıyoruz, itiraz ediyoruz, isyan ediyoruz…

Artık mahkemelerin erkeklere gösterdiği bu imtiyaz sona ermeli!
Artık bu caniler gerçekten hak ettikleri cezayı almalı!

Bizler de, “Yeteeeer! İndirimden yararlanmasınlar!” yazıları yazmaya gerek duymayalım.

Ben bir anne olarak, Değer Deniz’in annesinin bugün, “En azından evladımın katili hak ettiği cezayı aldı!” diyebilmesini istiyorum.

Bu, onun acısını hafifletmese de…

İnşallah öyle de olacak!
KARAR DURUŞMASI BUGÜN

Değer Deniz cinayetinin karar duruşması bugün sabah saat 10.00’da Çağlayan Adliyesi’nde. Herkesi bekliyorlar…
ADALET KİME VE NEYE GÖRE?

ÜŞENMEDİM, biraz araştırdım.

Feride Büşra Taşlı olayında savcı, iddianameyi “bilinçli taksir”le hazırladı.Mahkeme,“olası kast olarak değerlendirilmesi” gerektiğine inanarak, ağır cezaya sevk etti.

Rüzgar Çetin olayında da savcı “olası kast” olarak iddianameyi hazırladı ve Çetin’in tutuklanmasını istedi.

Peki söyler misiniz?

Hülya Gencer cinayetinde savcı, “bilinçli taksir” demesine rağmen neden tutuksuz yargılamayı tercih etti?

Ölçü ne?

Adalet kime ve neye göre?

Siz çözebiliyor musunuz?

Bu olayda da mahkemenin iddianameyi Feride Büşra Taşlı ve Rüzgar Çetin olayında olduğu gibi emsal kararlara bağlı olarak ağır cezaya sevk etmesi gerekmiyor mu?

Herkesin izleyip, “En ağır cezayı almalı!” dediği olayda 3-9 yıl ile tutuksuz yargılama haksızlık değil mi?

Çünkü bu, Hülya’nın “katil”ini ödüllendirmekten başka bir şey değil.

Bir kadının hayatı sönüyor arkadaşlar!

Karnında bebeğiyle…

Bir densizin hatası yüzünden…

Geride acılı bir eş ve onlarca insan kalıyor.

Trafiğe çıkacaksan, kurallara uyacaksın kardeşim, ihlal ediyorsan ve bir insanın ölümüne sebep oluyorsan da en ağır cezayı alacaksın…

Alacaksın ki…

Başka trafik magandalarına örnek olsun!!!

“Ha ben serseri mayın gibi araba kullanır, her şeyi yaparım ama bana bir şey olmaz!”diyemesin…

Tutuksuz yargılanmak ne demek??

Hülya Gencer’in karnında bebeğiyle ölümüne sebebiyet veren o densiz, ağır cezadayargılanmalı…

Ve tutuklanmalı…
RESMEN CUMHURİYET’E HAKARET!

BUYURUN buradan yiyin!

Meclis Başkanı İsmail Kahraman, “Laiklik bir kere yeni anayasada olmamalıdır! Yeni ve dindar bir anayasa olmalı” dedi.

Ve kazığı kalbimize sokuverdi…

Bunu söyleyen herhangi bir AKP’li, sıradan bir milletvekili değil, yasama kurumunun başkanı.

Olacak şey değil.

Rezilliğin daniskası!

Nitekim daha sonra AKP, “Bizim hazırladığımız anayasada laiklik var. Bu Meclis Başkanı’nın kendi görüşüdür!” dedi.

Ama biz de bal gibi biliyoruz ki, önce ortaya bir laf atılıyor, tepki gelirse geri çekiliyor, gelmezse aynen devam…

Bu işin masumiyetle, dil sürçmesiyle bir alakası yok.

Resmen taammüden Anayasa’ya ve Atatürk Cumhuriyeti’ne hakaret!

Bakalım daha neler göreceğiz…
AKP’NİN KANDIRILMA TAKVİMİ

Elime kalemi aldım, oturduğum kafede minik bir AKP kandırılma anketi yaptım.

1-) Ergenekon’da kandırıldı!
2-) Paralel tarafından kandırıldı!

3-) PKK desen, çözüm sürecinde kandırıldı!

4-) Suriye politikasında da kandırıldı!

5-) IŞİD -onlara göre öfkeli gençlerdi- tarafından da kandırıldı.

Vay be, AKP’nin de durumu zor…

Kandıran kandırana vallaha!

Sizce de biraz fazla kandırılmadı mı???

Yorum Bırak

18 − sixteen =