Türkiye’de yerli telefon fabrikası kuran ilk kadın


Bugün yine o gün…
Kadın girişimcileri size iftiharla tanıttığım gün. Kaç aydır yazıyorum bilmiyorum ama bu köşe sayesinde birbirinden parlak kadın girişimcilerle tanıştım. Bu da bana gelecek için müthiş umut veriyor. Bu donanımlı ve yaratıcı kadınları bünyesinde toplayan KAGİDER’e de bir alkış
Bugünkü konuğum Sezen Sungur Saral.
O, Türkiye’de yerli telefon işine girip fabrika kuran ilk kadın. İzmir Bornova Anadolu Lisesi’nden birincilikle, Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası Ticaret Bölümü’nden de yüksek onur derecesiyle mezun oluyor. Her yerde hep bir numara olmuş ama aynı zamanda Mille Kayak Takımı’na da seçilmiş. Sordum tabii, “Zorunuz neydi?” Şahane bir cevap verdi.
“İngilizcede ‘be’er ve ‘do’er diye iki kavram var. “Olan” ve “yapan” insanlar anlamında. Ben annem ve babamdan başlayarak, “yapan” insanlarla çevrili oldum hep. Bu da benim karakterimi oluşturdu. Hayatı full kapasite yaşamaktan ve boşlukları, anlamlı işlerle doldurmaktan keyif alıyorum…”
Küçükken babasına “Ben büyüyünce ne olacağım?” diye sorarmış. O da, “Bu kaygıyı içinde taşıyorsan illa ki bir şey olursun, korkma!” diye yanıtlarmış…
Cesaretine, hareketli hayatına ve hiç bitmeyen enerjisine bayıldım…
Gerisini kendisinden dinleyelim…

– Sıkı bir iş kadını geçmişiniz var. Kurumsal hayatı bir kenara bırakıp “girişimci” olmaya nasıl karar verdiniz?
Boğaziçi’nden mezun olmanın uluslararası bir şirkete kapağı atmak anlamına geldiği bir dönemde işe başladım. O zamanlar Türkiye’de bugünkü gibi girişimciliği teşvik eden ortamlar, start-up’ta çalışmanın havalı bir kavram olması kesinlikle söz konusu değildi. Ama ailem, ileri görüşlülüğüyle beni farklı yönlendirdi ve ben bir Türk kadın girişimcinin şirketine girdim. Türkiye’de fuarcılığın öncüsü ve lideri Ceyda Erem’in CNR’ında iş hayatına ve ticarete dair pek çok şey öğrendim. Ne zaman ki 2008 krizi dünyadaki profesyonelliğin tanımını değiştirdi ve ‘patron’ kavramını dönüştürdü, ben de girişimci olmaya karar verdim…

– “Reeder” markasını siz mi yarattınız?
Evet. 2009’da Amerika’da ve dünyada e-kitap okuyucu cihazlar çıktı. Eşimle birlikte, “Neden bu teknolojiye Türkiye’de sahip olamıyoruz?” dedik ve bunu ülkemize getirmeye karar verdik. Bizi asıl heyecanlandıran, “Kitap okunmuyor!” denilen bir ülkede alışkanlıkları değiştirebileceğimiz fikriydi.

– Peki, e-kitap Türkiye’de tuttu mu?
Türkiye’ye geç geldi, geç olgunlaştı ve zaten o sırada e-kitap okuyucu cihazlar tabletlere ve telefonlara evrildi. Sosyal medya devleşti ve Türkiye’deki etkisi Batı’da yaşanan e-kitap devrimi kadar büyük olmadı.

– Siz 2012’de Türkiye’ye ilk 3G’li Android tableti getirdiniz. 2015’de de ilk akıllı telefonu piyasaya sundunuz…
Doğru. Ve en çok satılan ilk 25 model arasında yer almayı başardık.

– Bunu nasıl sağladınız?
Pazarlamadan çok Ar-Ge harcamamız var. Bu nedenle bizim markamızı yeni tanıyan birçok insan, ürünümüzü aldığında beklentisinin üstünde bir cihazla karşılaşıyor. Global markalar, en yeni teknolojileri ülkemize ya çok geç ya da erişilebilir olmaktan çok uzak fiyatlarla getiriyorlar. Biz ise ilk Type C şarj girişi, ilk 6 gb ram gibi özellikleri erişilebilir fiyatlarda sunan marka olduk…

BİR ERKEK HİÇBİR ZAMAN ÇOK ÇALIŞIP ÇOCUĞUYLA YETERİNCE İLGİLENMİYOR DİYE ELEŞTİRİLMEZ!

– Bir kadın girişimci olarak hangi zorlukları aştınız?
İş hayatında kadının en büyük zorluğu, kültürel olarak kadının rolüyle ilgili toplumdaki algı. En basit örnek: Bir erkek hiçbir zaman çok çalışıp çocuğuyla yeterince ilgilenmiyor diye eleştirilmez! Ben de bir kadın girişimci olarak tüm zorlukları tamamen aştığımı söyleyemem. Zorluklar yerinde duruyor ama bizim gibi insanlara güç veren oluşumlar giderek artıyor. Bunların en başında da KAGİDER geliyor…

İŞ YAŞAMIM – ÖZEL YAŞAMIM DİYE BİR AYRIM YOK BUNLAR İÇ İÇE

– Kadınlar hangi özelliklerinizi örnek almalı?
Böyle bir şeye cevap vermek zor. Fazla iddialı olur. Sadece şunu söyleyebilirim: Ben her zaman samimi ve karşılıklı güvene dayalı sağlam ilişkiler kurmaya özen gösteririm. İş yaptığım insanları, ailemden ya da arkadaşlarımdan ayrı tutmam. İş yaşamım ve aile-özel yaşamım diye bir ayrım yoktur. Bunlar bir bütün, iç içe…

BÜYÜK HAYALLER KURABİLME CESARETİM VAR!

– Amerikan Danışmanlık firması Ernst & Young’ın “EY Global Girişimci Kadın Liderler” programına seçilen 10 kadından biri oldunuz…
Evet. Bu, seçilmiş olmaktan dolayı gurur duyduğum, dünya çapında çok özel bir program. Sanırım büyük hayaller kurabilme cesaretimden dolayı beni programa kabul ettiler.

HAYALİMİZ GLOBAL BİR MOBİL TEKNOLOJİ MARKASI YARATMAK

– Üretime nasıl geçtiniz ve Çin’deki ortağı nasıl buldunuz?
EY sayesinde önce markamızın gelişiminde büyük katkı sağlayan global girişimcilik derneği Endeavor’ın Türkiye ofisiyle, sonra da dünyanın en önemli finansal kurumlarından olan European Bank for Reconstruction and Development (EBRD) ile tanıştık. EBRD’nin kobi destek programına alındık. Onların yönlendirmesiyle Çinli tedarikçimizle bir operasyon merkezi kurduk. Sonra da kendilerinden yatırım alarak stratejik bir ortaklığa imza attık. Anadolu’da üretime başladık. Bunu, biraz da bizi yetiştiren topraklara borcumuzu ödememiz için bir fırsat olarak görüyoruz…

– Sizinki global bir mobil teknoloji markası yaratma hedefi mi?
Tüm kalbimle evet! Bunun uzun bir yol olduğunu biliyorum ama bu yolu yürümek bana gerçekten yaşadığımı hissettiriyor…

KOŞTURMA BENİM HAYATIMIN DENGESİ

– Türkiye’de yerli telefon işine girip fabrika kuran ilk kadın olarak gururlu musunuz?
Evet. Çok da heyecanlıyım. Tek arzum bu ünvana layık olmak.

– Kaç ülke arasında bölünüyorsunuz?
Mühendis olan o olduğu için Çin’e eşim gidiyor. Ben ise Amsterdam ve Boston’daki ofislerimizde “İşimizi nasıl daha iyi yaparız” sorusunun yanıtlarının peşinde koşuyorum. Seyahat etmek benim için bölünmekten çok “tamamlanmak” gibi, bu nedenle sorun olmuyor!

– Kendinize vakit ayırabiliyor musunuz?
Valla haftada 6 gün 1 saat spor yapıyorum, bu uyumak ve yemek yemek kadar rutin benim için. Ve kayak sezonunu prensip olarak asla kaçırmıyorum. Orada edindiğim mücadele ruhu benim kimliğimin bir parçası, ona ihanet edemem!

– Tüm bu koşturmanın içinde özel hayatınızı nasıl dengeliyorsunuz?
Koşturma, benim hayatımın dengesi!

VAZGEÇMEYİN!

– Kadın girişimcilere tavsiyeleriniz nedir?
Vazgeçmemek, ama ayakları yere basan şekilde! Annemin bana öğrettiği gibi: “Koşulları iyi analiz ederek tüm gerçekliğiyle kabullenip, oradan adım adım ilerlemek…”

Yorum Bırak

17 − seventeen =