Bu rekorları 29 Ekim için kırdım! Çünkü ben bir Cumhuriyet kadınıyım

Hepimizin Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun. Bugün huzurlarınızda Şahika Ercümen var… O, bizim gururumuz… Çocuklarımıza müthiş bir rol model.

Dünya tatlısı bir kadın… Aynı zamanda bir rekor makinesi.

Cumhuriyetimizin 93’üncü yılı için, paletsiz 93 metreye dalarak ‘dünya rekoru’ kırdı.

Bu dalış hem kadın hem erkeklerin rekorundan daha derin. Düşünün, tek nefesle, ağırlık yardımıyla 93 metreye indi ve kendi gücüyle yukarı çıktı.

Bitmedi… Bir rekor daha kırdı.

Paletle 110 metreye 2 dakika 44 saniyede indi… Avuçlarımız patlayıncaya kadar alkışlıyoruz.

O, ülkemizin şehit haberleri, terör ve darbeyle değil; spor, bilim ve sanatla anılmasını istiyor.

Ve bunun için de son nefesine kadar çalışıyor.

Sen çok yaşa Şahika!

Sen bir Cumhuriyet kadını mısın?

-Elbette! Aksi mümkün mü? Tabii ki Cumhuriyet kadınıyım. Zaten şu an Türkiye’de yaşayan herkes Cumhuriyet evladı. Zaten aksi olsaydı, ben olmazdım, bu rekorları kıramazdım. Bu konuyu tartışamazdık bile. Cumhuriyet sayesinde kadınlar, hayatın farklı dallarında özgürce yer alıp başarılı olabiliyorlar. Yaşasın Cumhuriyet! Yaşasın Atatürk!

29 Ekim senin için ne ifade ediyor?

-Ülkemizin kuruluş günü. Bizim Cumhuriyetimiz çok zor ve büyük bedellerle kuruldu. Bu yüzden 29 Ekim benim için çok değerli. Bana dedelerimden miras, ben de çocuklarıma bırakacağım. Büyük dedelerimden birisi Çanakkale gazisi, diğeri ise Trablus, Bingazi ve Yemen gazisi…

Müthişmiş!

-Çok gurur duyuyorum onlarla. Onlara yaraşır bir torun olmaya çalışıyorum…

Cumhuriyet’in kazanımları olmasa, sen olabilir miydin?

-Şu an dünyadaki diğer sporcularla rekabet edebiliyorsam, dostluk kurabiliyorsam ve başım dik durabiliyorsam bunu kesinlikle Cumhuriyet’e borçluyum. Cumhuriyet olmasa, büyük bir ihtimalle bu sporu televizyonda bile izleyemezdim!

Cumhuriyet’in 93. yılı için, paletsiz 93 metreye dalarak dünya rekoru kırdın, tebrik ederiz…

-Teşekkür ederim!

Senin için ne kadar büyük bir hedefti?

-Bütün rekorlar bir hedeftir, bir iddiadır. Ancak paletsiz 93 metre, ciddi bir derece. Bundan önceki dünya rekoru 91 metreyle yine bana aitti ve iki yıldır bu rekor kırılamamıştı. 92 metreye dalsam da dünya rekoru kırmış olacaktım fakat Cumhuriyetimizin 93’üncü yılı için 93 metreye dalmalıydım, kırabildiğim için çok mutluyum!

armn

VATANIM İÇİN ELİMDEN BU GELİYOR, BUNU YAPIYORUM

Çok zorlandın mı?

-Ne kolay ki hayatta? İki dakika 44 saniyelik dalış için iki yıldır aralıksız çalışıyorum. Havuzda altı dakika nefes tuttum. Sabah bu hedeflerle kalktım, akşam bu hedeflerle yattım. Bütün hücrelerim bu hedefi ezberlemişti. Rekor dalışında zorlanmadım fakat son iki yıl çok zor geçti. Her saniyesi emek dolu. Çok ter, gözyaşı ve deniz suyu… Ülke genelinde de çok zor günler geçiriyorduk. Bu psikolojiyle dalmak zor. Her gün düzenli meditasyon, konsantrasyon çalışmaları yaptım. Sık sık beni motive eden mentorum Murat Bilgili ve bana bu yolda destek olan ekibimle görüştüm.

Deli bir azim, öyle değil mi?

-Öyle bir şey ki, bu spor yaşam biçiminiz haline geliyor. Alışkanlıklarınız, beslenmeniz, her şeyin buna uygun olması gerekiyor, sadece çalışmanız yetmiyor yani. Şimdi fark ediyorum ki, 6 aydır kuaföre gitmemişim. Çünkü vaktim yoktu. Herkes denize, tatile giderken benim iki yıldır keyfi denize girdiğim birkaç günüm bile olmadı. Oysa iki yıldır aralıksız sulardayım. Bu, benim işim. Vatanım için elimden bu geliyor. Bunu yapıyorum.

Tek nefesle ağırlık yardımıyla 93 metreye iniyorsun ve kendi gücünle yukarı çıkıyorsun. Yol boyu neler hissediyor insan?

-93 metre, 30 katlı bir bina neredeyse! O derinlikte, her santimetrekareme 10 kilo basınç geliyor. Akciğerlerim tenis topu kadar küçülüyor ve nabzım yavaşlıyor. Kulaklarımın hasar görmemesi için dengelemem lazım. Gözlerim genellikle kapalı oluyor. Çünkü dalış saatim bana kaç metrede olduğumu zaten söylüyor, böylece sadece kendime ve yapmam gerekenlere odaklanabiliyorum. Bir taraftan nefes almak ve bir an önce yukarı çıkmak istiyorsun, diğer taraftan az oksijen harcamak için sakin kalmalısın. Bu iç savaşı her dalışta veriyorsun…

sahika-aslan

DOĞANIN BİR PARÇASIYMIŞIM GİBİ DALIYORUM!

Çok acayipmiş…

-Evet! Kendinle savaşmayı bırakıp doğayla mücadele ettiğimde daha başarılı olduğumu gördüm. Fakat son dalışımda baktım ki, ben artık mücadele etmiyorum. Doğanın bir parçasıymışım gibi dalıyorum! Her seferinde adeta yeniden doğuyorum. Sanırım bu gidişle yüzgeçlerim çıkacak.

Teknik olarak nasıl beceriyorsun? Bu bir ciğer meselesi mi? Bir kas gibi büyütme, genişletme meselesi mi? Olay kafada mı bitiyor? Ya da çalışarak elde edilen bir özellik mi?

-Aslında bu söylediklerinin hepsi ve fazlası. Ciğer kapasitesi, nefesi ve diyaframı doğru kullanabilmek, teknik, dibe inmek ve yüzeye çıkmak için kuvvetli esnek kaslar çok önemli. Ama fark yarattığına inandığım iki şey var. Biri, zihinsel olarak da kuvvetli olabilmek ki nefes ve meditasyon çalışmaları buna çok yardımcı oluyor. Diğeri ise inanmak. Eğer yeteri kadar isteyip inanıyorsanız, astım hastası olmanız bile sizi durduramıyor. Çok çalışmak gerekiyor…

Bu başarıların arkasında kaç yıl var?

-Çocukken astımdan dolayı bırakın evden dışarı çıkmayı, nefes bile alamıyordum. 12 yaşlarında sualtı sporlarına ve yüzmeye başladım. Doğru nefes çalışmaları, düzenli spor ve sağlıklı beslenme sayesinde dünyam değişti, hayata döndüm. Tam 18 yıldır elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum. Anadolu lisesinde okuduğum dönemde Çanakkale’de yüzme havuzu yoktu ve kışın kar yağarken, daha gün ağarmadan boğazda 10 derecelik deniz suyunda yüzme ve dalış antrenmanları yapardım. Sonra ıslak saçlarla okula yetişirdim. Tutku ve hayalleriniz dışında hiçbir şey bunu size yaptıramaz.

GÜNDE ORTALAMA 1 SAAT NEFESSİZ KALIYORUM

– Haftada fiziksel ve mental çalışmalar için 30 saatin üzerinde zaman harcıyorum. Bir gün içinde ortalama toplamda 1 saate yakın nefessiz kalmış oluyorum.

– Uzunca bir süredir özel hayatıma zaman ayıramıyorum, “En son ne zaman sinemaya gittin?” desen hatırlamıyorum. Ama bunu önemi yok, ben hayallerimi gerçekleştiriyorum.

ŞU AN BİRLİK OLMA ZAMANI

Ülkemiz zor bir coğrafyada. Şu an birlik olma zamanı. Sporda, sanatta, bilimde alınan başarılar bizi bir araya getirecek ve gücümüzü artıracak şeyler. Dünyadaki haberlerde bir satır bile olsa Türkiye sularında kırılmış bir dünya rekoru haberinin ülkemizin imajına katkıda bulunacağını düşünüyorum.

ANNEANNEM HER REKORDAN SONRA ‘BU SON, DEĞİL Mİ’ DİYE SORUYOR

Sen suyun altındayken en çok kimin aklı çıkıyor?

-Kesinlikle anneannemin! Her rekordan sonra, “Bu sefer son, değil mi?!” diye benden söz almaya çalışıyor.

“Bugün dalmayayım” dediğin günler oluyor mu?

-Olmaz mı, fakat kendime diyorum ki, sen evden bile çıkamayan, nefes alamayan bir çocuktun. O günleri hatırla ve şimdi 110 metreye tek nefes ile dalabiliyorsun. Hakkını ver…

Totemlerin var mı?

-Var. Rekor öncesi ekibimize yemek pişiririm ve dalış öncesi dua ederim.

Bir de okul projen var, anlatır mısın?

-Nefesle dalmak herkesin yapabileceği bir spor. Bir çocuk doğduğu zaman ilk üç ay nefesini tutup dalmayı bilir, bu bizim doğamızda var, ama sonra unutur. Vücuda faydalı yanlarını daha geniş kitlelerle paylaşmak istiyorum. Günde binlerce kez nefes alıp veriyoruz. Doğru nefes teknikleri yaşam kalitemizi artırıyor. Bu teknikleri öğretebileceğim nefes, spor ve sağlıklı beslenme üzerine bir yapı oluşturacağım…

🇹🇷🇹🇷🇹🇷Cumhuriyetin 93.Yılında 93 Metre! Yaşasın Cumhuriyet! 🇹🇷🇹🇷🇹🇷

Sahika Ercumen (@sahikaercumen) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

İKİ DALIŞIMI DA CUMHURİYETİMİZE VE TÜM ŞEHİTLERİMİZE İTHAF ETTİM

Ben Çanakkaleliyim. Çanakkale, balığıyla, lodosuyla denizle yatıp denizle kalkan bir şehir ve tarihin en büyük destanlarından birinin yazıldığı yer. Biz her sabah okula giderken, Eceabat sırtlarında yazılmış ‘Dur yolcu, bilmeden gelip bastığın bu toprak bir devrin battığı yerdir’ yazısını okurduk. Bu iki dalışımı da Cumhuriyetimize ve tüm şehitlerimize ithaf ettim. Şu an nefes alabiliyorsak ve ülkemiz için nefes tutabiliyorsak onlar sayesinde. İçinde şehitlerimizin olduğu tüm batıklarımıza dalmaya çalışıyorum. Bu, sadece antrenman için değil, aynı zamanda onları ziyaret etme fırsatı. Onların ziyaretçisi yok. Japonya’da 560 şehit verdiğimiz Ertuğrul Batığı’na daldığımızda çok hüzünlenmiştim. Çünkü uzakta ve yalnızlardı. Orada bir Fatiha okumak çok şeye değer…

ONLAR İÇİN BİR ŞEY YAPMIYORUM BORCUMU ÖDÜYORUM

‘Turkuazın Çocukları Projesi’ hayata geçti. Nedir bu proje?

-Rekorla özdeşleşen fakat bence rekordan da özel bir proje. Ben 100 metreden derine dalarak nefes tutarken, sponsorumuz Globe Stone da 100 şehit çocuğuna eğitim hayatları boyunca maddi-manevi destek imkânı yarattı.

Ne güzel! Sen, 100 şehit çocuğuna eğitim hayatları boyunca maddi-manevi destek imkânı yaratılmasına önayak oluyorsun. Ne kadar büyük bir gurur?

-Çoook. Niye rekor kırıyoruz ki? Yarın biz olmayacağız ve bu bayrağı onlar alacak. Elimden geldiğince yaşamlarına katkıda bulunmak istiyorum. Bu çocukların babaları, en değerli şeylerini, yaşamlarını bizler için feda etti. Hepimiz bu çocuklara borçluyuz. Onlar için bir şey yapmıyorum, borcumu ödüyorum!

Fotoğraf: Fethi Karaduman

Yorum Bırak

eighteen − 12 =