Kadınların Türkiye’de yaşadığı kısıtlamalar… Ayıp, yasak ve günah üçgeni

Ya işte böyle…
Bazı isimler üzerine çoğunlukla hem fikir oluyoruz.
Seviyoruz, sayıyoruz, hayranlık duyuyoruz.
Her şeyden önemlisi: Samimi ve sahici buluyoruz.
İşte Ezgi Mola onlardan biri.
İlk ismi de Mercan.
Mercan Ezgi Mola, bana bir röportaj boyunca 4 mevsimi yaşattı; hem hüzünlendim, hem de çok çok eğlendim.
Ezgi’nin hep güzel işler üretmesi ve mutlu olması dileğiyle…

Kadınların Türkiye’de yaşadığı kısıtlamalar sence ne?
– Ayıp, yasak ve günah üçgeni! O yüzden bir türlü özgür olamıyoruz. Her şeyde bunların arkasına sığınılıyor. Niye “ayıp” mesela pek çok şey? Oturup konuşalım. Hem de ayıplayan insanlarla konuşalım. O yasak, bu yasak? Neden “yasak”? Mantıklı bir sebebi var mı? Bizi hayati bir tehlikeye mi sürüklüyor, nedir? Yanlış anlaşılmasın, saygı duyuyorum ama her şeyin bir sebebi, bir açıklaması olmalı diye düşünüyorum. “Yasak” ve “ayıp” yetmiyorsa bu sefer dinin arkasına sığınılıyor! Karşımıza “günah” duvarı çıkıyor! Oysa bu ülke çoğunluğun Müslüman olduğu bir ülke, birbirimize dinimizi öğretmeye ihtiyacımız yok yani. Birbirimize karşı saygılı değiliz. Çok acı ki insanlar sosyal medyada da saygı sınırını aşıyor, işleri hakarete vardırıyor, birbirini yargılıyor, hatta birbirini parçalıyor…

Kadınlar mı daha çok erkekler mi?
– Valla, kadının kadına yaptığını kimse yapmıyor bence! Çünkü aslında kadın, ülkede bir şekilde “gizli lider” de. Erkeklerin egosu bunu söylemeye müsaade etmiyor olabilir ama gerçek bu. Bunu idrak edemeyen erkek de çok fazla ama onu doğuran da ana… Büyüten da ana… Ama o çocuğu “Oğlum, paşam, yavrum!” diye o kıvama getiren de aynı ana! Dünyadaki tüm liderleri büyüten de anaları… Onlar da bir kadının gözlerinin içindeki merhametle büyüyorlar. Dolayısıyla kadının rolü çok çok önemli. Biz kadınlar, bunun farkına varmalıyız…

Tamamen katılıyorum… Hiç tacize uğradın mı?
– Elbette. Hayır diyecek bir kadın var mıdır? Hem de sıkı tacize uğradım. Çocuğu yakalasaydım öldürecektim ama yakalayamadım!

Nasıl oldu?
– Dört-beş yıl önceydi. Yaz ayları. Gece 4’te bir yerden çıkmışız, İstiklal’de yürüyoruz. Bir grup insanız, kızlı erkekli bir grup. Cıvıl cıvıl İstiklal. O sırada bana biri pandik attı! Ben de çocuğu kovalamaya başladım. Ama dur, hikayeyi anlatmadan, eğer bu röportajı okuyup “İyi de senin gecenin 4’ünde İstiklal’da ne işin vardı?” diyen biri varsa ona “Kardeşim, senin bu yaptığın psikolojik şiddet!” demek istiyorum. Bu tiplerden de bıktım ben! İstediğim saatte dışarı çıkarım, ki o yıllarda dediğim gibi İstiklal cıvıl cıvıldı… Ben çeşitli gerekçelerin arkasına sığınan insanların olduğunu biliyorum. Onlar bu düşüncelerinin yanlış olduğunu anlamalılar. “Sen de orada olmasaydın!” “O saatte çıkmasaydın!” “Onu giymeseydin!” dememeleri gerekiyor. Tacizin, istismarın gerekçesi olamaz!

Sen tacizcinin arkasından mı koştun?
– Evet. Çok karanlık, kimsenin olmadığı bir sokağa girdi. Ben de inanılmaz küfürler ederek çocuğun çıkması için onu tahrik etmeye başladım. Ama hiç kimsenin hazmedemeyeceği küfürleri sarf ediyorum… Fakat çıkmadı. Sonra ben burnumdan soluyarak İstiklal’de yürümeye başladım. Bir adam geldi, “Hanımefendi, az önce yaşadığınız şey…” dedi. Ben adamı ciddiye bile almadım, “Lütfen işinize gidin!” dedim. Dedi ki “Ben sivil polisim!” “Hadi şu kimliği sok cebine! Ben de onu ozalitçide yaptırırım!” dedim ve yürüdüm gittim. Biraz sonra aynı adamla bir kadın geldi. “Biz gerçekten sivil polisiz!” dediler. Biraz konuştuk. İkna oldum. Dedim ki “Çok özür dilerim!” Dediler ki “Lütfen davacı olun! Olmazsanız, bu insanlar özgür bir şekilde bu tacizleri yapmaya devam edecek!” Kafamı çevirdim, çocuk elleri kelepçeli, yerde bağıra bağıra yatıyor. Yakalamışlar! “Gelin emniyete, şikâyetçi olun!” dediler. Oldum. Dava açtık. Çocuk hakkında tutuklama kararı çıkarıldı. Bu ülkede yaşayıp da tacize uğramamış bir kadın varsa, hatta sadece bu ülkede değil bu dünyada… Kıymetini bilsin, çünkü neredeyse imkansız! Bu tür rezilliklere maruz kalanlar da susup oturmamalı, seslerini çıkarıp haklarını aramalı.

EN İSTEDİĞİM ŞEY BİR AN EVVEL ÇOCUĞUMUN OLMASI



Bu kadar genç yaşta mesleğe girmenin artıları ne, eksileri ne?
– Çok kontrol manyağı oluyorsun. Kimse sana bir şey yutturamıyor. Bu iyi bir şey mi, kötü bir şey mi bilmiyorum. Bir de çocuk yaşta sorumluluk alıyor olmak ikili ilişkilerde zorluklar yaşatıyor…

Kimseye ihtiyacın mı olmuyor?
– Evet olmuyor. Hiçbir şekilde…

Müdanan da yok…
– Yok. En büyük hayranlığım başarıya oluyor. Bu çakmağı yap ama iyi yap, sana hayranlıkla bakıyorum…

Ama günün birinde de şöyle diyorlar, “Mesleğinde çok başarılı ama özel hayatında değil! Yuva kuramadı… Anne olamadı…”
– Evet ya, böyle de acımasızlar! Yuva kurulacak birisi olduğunda hemen kuracağım, merak etmesinler! En istediğim şey bir an önce çocuklarımın olması. Bayılıyorum! Hatta mümkünse 3-5 tane birden olsun…

YENİ FİLMİM “AYDEDE” EKİM’DE VİZYONA GİRİYOR

“Aydede” yakında vizyona giriyor.
– Evet, Ekim’de. Heyecanlıyım. Farklı bir iş oldu… Son işlerim hep komedi olduğu için “Sadece komedi oynar” gibi bir algı oluştu. Oysa “Hayatımın Kadınısın” dramatik bir işti. Uğur Yücel, Türkan Şoray’la oynadığım “Canım Ailem” hem çok komik hem çok dramatik bir işti. “Hırsız Polis” de öyleydi. 2002’de “Sultan Makamı”nda oynamıştım, o da dramatik sahneleri olan bir işti. Çağan Irmak’ın “Dedemin İnsanları”nda da… Ama tabii komedi de çok sevdiğim bir tür…

Komedi dalında kadınlar kafadan mı kaybediyor, mesela belden aşağı espri yapmadıkları için…
– Yapamadıkları için değil, yaptıklarında kabul edilmediği için! Çünkü hemen ayıplanıyoruz! “Aa bir saniye, sen kadınsın!” deniyor. Ee ben de insanım. Benim de aklıma bazen bunlar geliyor. Söylemeyeyim mi? Amerika’da stand uplarıyla meşhur bir kadın komedyen, sadece “kuku”sundan bahsediyor mesela. Onunla olan ilişkisinden. Ben burada yapsam yakın arkadaşlarım bile “Yakışıyor mu?” der, burun kıvırır. Ülkenin kültürüyle de alakalı bir şey bu…

Senin bu ülkede hayran oldun stand up’çı kim?
– Türkiye’de bu işin babası Cem Yılmaz. Yılmaz Erdoğan da harikadır. Arkadaş ortamında ben de çok iyiyim ama anlattıklarımı kurup bir hikâye haline getirmek başka bir şey. Ben bunun üzerine çalışmadım hiç. Belki de çalışmak, kafa yormak lazım…

Kadınlardan?
– Pelin Su Pir vardı, o çok iyiydi…

Kıskançlık oluyor mu kadın komedyenler arasında?
– Yok ya. Benim sevdiğim, bayıldığım Binnur Kaya var mesela. Hayranlıkla izliyorum. Gupse’yi çok seviyorum. Demet Evgar’a bayılıyorum. Hepsiyle arkadaş olarak da çok tatlıyız. Her görüştüğümüzde sarılıp öpüşürüz. Hiç öyle hırs ve çekemezlik olmadı aramızda, ne yalan söyleyeyim…

Yorum Bırak

five + six =