Aamir Khan’dan kız çocuklarına özgürlük!

PAZAR gün başlayan Aamir Khan röportajı, Khan hayranlarının baskısı üzerine devam ediyor!
İlginize ve mesaj bombardımanınıza teşekkür ederim.
Ben Aamir Khan’la röportaja gittiğimde, ona küçük bir hediye götürdüm. Takıları şahane diye, minik bir küpe. Sevdi. O da benim takılarımı sevdiğini söyledi, “Hepsi Türkiye’den” dedim.
Ben de onun kulağındaki hızmayı sevdiğimi söyledim.
Adam, küt diye çıkarıp vermesin mi?

Versin.
“Alamam!” dedim.
“Niye ki?” dedi, “Gümüş küçücük bir şey! Madem sevdin, senin olsun…”
Bayıldım onun bu haline, biz Türkler de öyleyizdir ya, biri bir şey sevince çıkarıp veririz ya…
Hızmam şahane, kulak kıkırdağına takılıyor, ama orada henüz deliğim yok, cesaret edersem, deldireceğim.
Sizi Aamir Khan’la baş başa bırakıp kaçıyorum…

– Hindistan, özellikle de boşanma konusunda tutucu. Ama siz, iki kızınızın annesi, çocukluk aşkınız Reena’dan boşandınız. Şimdi de Kiran Rao ile evlisiniz… Ama sorun olmuyor, iki eşinizle de bir arada olabiliyorsunuz, hatta üçünüz birlikte iş yapıyorsunuz… Bu olağan bir durum mu Hindistan için?
Hayır, değil. Ama biz bir şekilde başardık. Reena ile çok genç evlendik. Onu tüm kalbimle sevdim ve hâlâ seviyorum. İki çocuğumuz oldu ama yıllar içinde farklı yerlere büyüdük. Boşanmaya karar verdik. Hepimiz için zor bir süreç oldu. Kendimi her şeye kapadım ve 4 yıl boyunca hiç film çekmedim. Ruhen çalışacak halde değildim. Depresyona girdim. O dönemde yaptığım tek şey, çocuklarımla birlikte vakit geçirmekti. Ama ayrılma kararı verdiğimizde iki avukat yerine tek bir avukat tuttuk, çocukların velayeti de dahil, neler istediğimize ikimiz birlikte karar verdik. Reena’yla ayrılma kararımıza rağmen birbirimize saygı duyuyoruz…

– Kavga kıyamet kopmadı yani…
Hayır, ne münasebet! Yıllar geçti, ben Kiran ile evliyim şimdi. Ama Reena’yla da, ailesiyle de hâlâ çok yakın ilişkilerim var. Geçen hafta Reena’nın 50’nci yaşını kutladık. Kiran’la onun evine gittik. Bu arada üçümüz aynı işte, birlikte çalışıyoruz. Reena, Su Vakfı’nın mali işler sorumlusu ve CEO’su. Vakfı kurduğumuzda, parayı teslim edeceğimiz güvenilir birini arıyorduk. Kendisine bu görevi teklif ettik, o da kabul etti ve bize katıldı…

– İki eşiniz de Hindu. Siz ise Müslümansınız. Farklı dinler nedeniyle hiç sorun yaşadınız mı?
Yok hayır. İki kız kardeşim de Hindu dinine mensup insanlarla evlilik yaptı. Kuzenlerim de Hıristiyanlarla evlendi. Hatta, ailemizde bir Müslüman’la evlilik hiç gerçekleşmedi. Ama bunun ne önemi var? İnsan olmak önemli. Ailemde kimse kendilerinden farklı dinlerdeki insanlarla evlendiler diye baskı görmedi.

-Peki bu durum, Hindistan’da sık rastlanan bir durum mu?
Değil. Hatta, oldukça nadir görülen bir durum.

YARIŞMAK İSTEDİĞİM TEK ŞEY KENDİ SIRADANLIĞIM

– Şahruk Khan, Salman Knan ve Aamir Khan… Hindistan’ın, Bollywood’un üç efsane starı. Aranızda rekabet oluyor mu?
Tabii ki olmuyor. Üçümüz de arkadaşız. İyi bir iş yaptığımızda birbirimizi yürekten alkışlıyoruz. Ben bir tek kendimle rekabet ederim. Onlar için de eminim aynı şey geçerlidir. Yaklaşık 30 yıldır piyasadayım, her yeni filmde daha ileri gidebileceğimi, daha iyisini yapabileceğimi düşünüyorum. Geçmişte yaptığım işler bana kötü geliyor. Yarışmak istediğim tek şey de sıradanlığım. Bende var olan sihri geliştirmek istiyorum. Bunun için de ancak kendimle rekabet edebilirim…

FİLMLERİM İZLEYENLERE İLHAM VERDİ Mİ?
– Bollywood’un en çok beğenilen ve izlenen 5 filminden 4’ü sizin…
Doğru, birçok filmim iyi iş yaptı ve geçmiş rekorları kırdı. Ama bu beni heyecanlandırmıyor, bana filmlerimin beğenildiğini gösteriyor. Beni asıl heyecanlandıran şey, o filmler insanların kalbini kazandı mı? Onları etkiledi mi? Duygularına hitap edebildi mi? Ağladılar mı? İzledikten sonra âşık oldular mı? Filmim onlara ilham verdi mi?

MESAJ KAYGIM YOK

– Siz birçok konuda toplumsal farkındalık yarattınız. Ama aynı zamanda sizi “didaktik” bulup eleştirinler var…
Sinema filmlerinde kesinlikle toplumsal mesaj verme kaygım yok. Ama güzel bir senaryo gelirse ve içinde de toplumsal mesaj olursa ne âlâ. Televizyon programımda toplumsal farkındalık için uğraştım ama… Çünkü ülkede mutlaka değişmesi gereken anlayışlar, yanlış uygulamalar vardı. Ve ilginçtir, yayınlanan her bölümden sonra şunu gördüm: Bazı şeylerin değişmesini hiç istemeyenler var! Olduğu gibi hep öyle devam etmesinden yanalar. Mesela yiyeceklerimizdeki haşere ilaçlarıyla ilgili bir program yaptım. Haşere ilacı lobisi benden nefret etti. Başbakana şikâyet etti. Başbakan, programların içeriğini denetleyen yapıya yazı yazdı. Şikâyetleri inceleyen komite bizi ifade vermeye çağrıldı. Allah’tan kendimizi savunmak zorunda bile kalmadık. Komite ilgili bölümü izledi ve lehimize karar verdi. Demek istediğim, bazı insanlar, bazı şeyler hep aynı tas aynı hamam devam etsin istiyor çünkü çıkarları var. Ve sizin onların aleyhine yayın yapmanızdan hiç hoşlanmıyorlar. Sonra da “didaktik midaktik” diye eleştiriyorlar.

BIRAKIN, KIZ ÇOCUKLARI NE YAPMAK İSTEDİKLERİNE KENDİLERİ KARAR VERSİN…
– Şu an Türkiye’de de vizyonda giren son filminiz, “Secret Superstar”da ne anlatılıyor?
Film 14 yaşında çok yetenekli, çok tutkulu bir kız çocuğunun hikâyesi. Büyük bir şarkıcı ve müzisyen aslında. Ama çok kısıtlayıcı bir çevrede yaşıyor. Tutkularının peşinden gitme özgürlüğü tanınmıyor ona… Peki o önündeki engelleri nasıl aşıyor? İşte film bunu anlatıyor. Ben ikincil derecede bir rol oynuyorum. Ana karakterler, kız ve annesi. Filmin anlattığına gelince: Bırakın, kız çocukları ne yapmak istediklerine özgürce kendileri karar versin! Mesaj bu. Oysa, bizimki gibi toplumlarda sadece genç kızların değil, yetişkin kadınların hayatlarına da karışılıyor. Onları kontrol etmek istiyoruz. Bu film de buna eleştiri getiriyor…

KADINLAR BENİMLE FLÖRT EDİYOR


– Kadınlar sizinle flört etmiyor mu?
Ediyorlar.

– Siz nasıl tepki veriyorsunuz?
Duruma göre değişiyor. Bazen karşılık veriyorum, bazen vermiyorum.

– Özel hayatınızla ilgili dedikodu çıkıyor mu?
Evet, çalıştığım birçok kadın oyuncuyla ilişkilendiriyorlar. Hiçbiri gerçek değil, cevap verme gereği bile hissetmiyorum.

LİSEDEN SONRA OKUMADIM AİLEM ŞOK GEÇİRDİ AMA BEN ÖZELLİKLE ÜNİVERSİTEYE GİTMEDİM

– Siz herhangi bir üniversite eğitimi almamışsınız…
Evet, 12. sınıftan sonra okumadım. Lise mezunuyum. Üniversiteye özellikle gitmedim. Kendi kendimi eğittim. İyi ki de öyle yapmışım. Hayatımdaki herkes, babam, annem, ailem, arkadaşlarım çok büyük bir hata yaptığımı söyledi. “Okulu bırakma!” dediler. Ben de onlara eğitimimi bırakmadığımı, tam tersine, eğitimime yeni başladığımı söylüyordum. Hiçbir zaman okullardaki örgün eğitim ilgimi çekmedi, beni heyecanlandırmadı. Ne zaman ki formel eğitimime son verdim ve sinemacılık öğrenmeye başladım, işte benim gerçek eğitimim o zaman başladı. Liseden sonra yönetmen yardımcısı olarak çalışmaya başladım. Ama aynı zamanda fizik, tarih, sosyoloji, antropolojiyle ilgili kitaplar okumaya başladım.

Yorum

  1. birçok yerde okuduk tabi Aamir Khan, “ayşearmanca” olanı muhteşem… kocaman teşekkürler

Yorum Bırak

4 × four =