22 kadın, erkekleri NÜ çekti

Türkiye‘den 22 kadın, Fransa‘da ‘NÜ’ erkek fotoğraflarıyla sergi açıyor.

Harika, değil mi?

Peki niye Fransa’da?

Çünkü Türkiye’de açamıyorlar.

Sergileyecek yer bulamamışlar!

Güler misiniz, ağlar mısınız?

Durumumuz artık bu!

iki yıl uğraşmışlar… Ama nafile!

Kısmet Fransa’da açmakmış! 3-16 Kasım arasında bu kadın arkadaşların, erkek model fotoğraflarından oluşan ‘NÜ’ sergisi, Fransa’nın Nancy kentindeki Galerie Neuf’te fotoğrafseverlerle buluşuyor!

Her meslek grubundan kadın var aralarında. Kimi profesyonel kimi amatör. Ama hepsi fotoğraf sanatına âşık.

Onlar kendilerine bir isim vermişler: kadıNgözÜyle fotoğraf grubu. Evet, N ve Ü harfinde bir oyun var!

Fotoğrafçı Niko Guido’nun danışmanlığında kurulan kadıNgözÜyle fotoğraf grubu, aslında Türkiye’de bir tabuyu yıkıyor. Fotoğrafta egemen olan ‘erkek sanatçı-kadın model’ anlayışına karşı bir duruş sergiliyor.

Birçoğuyla tanıştım. Şahane kadınlar! Komik ve tatlılar.

Aralarında mimar, grafiker, bankacı, akademisyen, çevirmen, turist rehberi, doğum fotoğrafçısı, ev kadını ve emekli kadınlar var.

Yaşları 20 ile 70 arasında değişiyor. Bence ortak özellikleri, yaratıcı, zeki ve cesur olmaları.

Sistemi de çok umursamıyorlar.

Hani bize hep ne yapmamız gerektiğini söyleyen sistem…

Hayalleri bir gün, fotoğraflarının Türkiye’de de sergilenmesi…

Bilmem ki siz ne dersiniz?

aysee-1

Türkiye’de sergileyemediler, mecburen Fransa’da… Bu sohbeti Ülkü Aydın Küçük, Elif Gökçe ve Servet Deniz ile gerçekleştirdik. Üçü de müthiş tatlı kadınlar… Yaşasın kadınlar!!!

Siz nasıl bir araya geldiniz?

– Dört yıl önce fotoğraf sanatçısı Niko Guido, Kaz Dağları’ndaki altın madenlerini protesto etmek amacıyla ‘Ölü Altın Bedenler’ diye bir fotoğraf paylaştı. Çok çarpıcı bir fotoğraftı. Çıplak bedenler, altın rengine boyanmış ve yerde yatıyorlardı. Herkes fotoğrafın altına bir şey yazmaya başladı. Niko fark ediyor ki, pek çok yorum var ama hepsi kadınlara ait! Kadınlar her toplumsal olayda hemen reaksiyon veriyor. Müthiş katılımcılar ve yaratıcılar. O da, “Keşke kadınlar bir araya gelse ve hep birlikte bir proje gerçekleştirse!” diye aklından geçiriyor.

Sonra da bu projeyi mi icat ediyor?

– Aynen öyle! Kendi sayfasından bir çağrıda bulunuyor. “Yeni bir projeye başlıyorum, profesyonel-amatör fark etmez, kadın fotoğrafçılar arıyorum!” diyor. Önce 200 kişiydik. Sonra çeşitli sebeplerle bazılarımız ayrıldı, 22 kişi kaldık. Her meslek grubundan 20-70 yaş arası 22 kadın. Çok da iyi arkadaş olduk.

ERKEKLERİN DE DERDİ GÖBEKLERİYMİŞ!

Bu 22 kadının ortak noktası ne?

– Bu projeye inanmış olmaları ve inatla vazgeçmemeleri. Bazı arkadaşlarımız sıkıntılar yaşadı, kimi ailesinden tepki gördü, kimi mahalle baskısından korktu, kala kala 22 kişi kaldık.

Çekimler ne kadar sürdü?

– Bir buçuk-iki yılda bitti. Fakat Türkiye’de görüştüğümüz galeriler fotoğraflarımızı sergileme cesaretini gösteremedi. Çok yerle görüştük. İrili ufaklı pek çok yerle. Ama olmadı. Bir süre önce Niko aradı, “Gözünüz aydın! Fransa’dan haber geldi. Sergiyi orada açıyoruz!” dedi. Ve tabii hepimiz havalara uçtuk…

Bu proje sizin için neden önemli?

– E çünkü bir karşı duruş bu! Sanat tarihine baktığımız zaman, genellikle erkek sanatçılar, kadın bedenini çalışmışlar. Biz burada tam tersi bir şey yapıyoruz. Ama bunu yaparken, erkekleri olumsuz bir noktaya taşımıyoruz. Burada bir savaş ya da bir mücadeleden bahsedemeyiz. Sadece bu yapının yanlış olduğuna dikkat çekmek istiyoruz. O yüzden önemli. Bir de tabii bu kadar kadının bir araya gelip böyle bir projeyi hayata geçirmiş olması dünyada bir ilk. Bu kadar kalabalık bir grubun NÜ çalışması yok.

Çekimler sırasında sizi şaşırtan şeyler oldu mu?

– Hep kadın bedeni cinsel obje olarak kullanılmış! Oysa pekâlâ erkek bedeni de kullanılabilirmiş. Bunu görmek bizi şaşırttı! Tamamen sizin nasıl sunduğunuzla ilgili. Bir de estetik konusunda, erkekler de en az kadınlar kadar titizler. Söz konusu bedenleri olunca, “Aman göbeğimi içime çekeyim… Photoshop’ta biraz küçültür müsünüz?” Bu lafları çok duyduk.

Kadınlardan bir farkları yok yani…

– Yok valla! Bir kısmı da çekingen ve utangaçtı. Ama göbek kompleksi neredeyse hepsinde var. Beden imajlarıyla son derece ilgililer.

Modelleri nereden buldunuz?

– Sosyal medyada birkaç yerde duyuru yaptık. “Bir proje için erkek modellere ihtiyacımız var” dedik, bir kriter belirlemedik. Gönüllü olarak kendileri geldi.

Nasıl bir çalışma gerçekleştirdiniz?

– Bireysel çalışan arkadaşlar da oldu, toplu çekimlerimiz de oldu.

Aranızda daha önce NÜ erkek çeken var mıydı?

– Hayır.

Erkek bedeni, kadın bedeninden daha seksi olabilir mi?

– Valla olabilir! Dünyada, sanki en seksi şey kadın, en güçlü şey de erkek gibi bir algı var. Bu, tamamen nasıl manipüle ettiğinizle alakalı.

Nasıl yani?

– Bizim sergilenen 34 fotoğrafımız var. Ama bunun dışında yüzlerce de sergilenmeyen fotoğrafımız var. Ben istersem, o fotoğraflarla, erkek denilen varlığı çok kırılgan, çok ezik bir kişilik olarak da sergileyebilirim. Ya da yüce bir varlık olarak… Çok seksi, çok meta haline dönüşmüş bir beden olarak da. Tamamen benim olayı nasıl manipüle ettiğimle ilgili…

ayse-arman-nu-sergi-1

KADINI SÜREKLİ CİNSEL OBJE OLARAK VERİRSEN, ALGI DA O OLUR

Bu neyi gösteriyor?

– Kadın bedeninin, yüzyıllar içinde ne kadar manipüle edildiğini! Sen eğer, kadını sürekli cinsel obje gibi verirsen, hep sevişken, hep arzu nesnesi, hep korunmaya muhtaç… Ve bunu öyle mesajlarla da donatırsan, sonunda kadın algısı o olur! Anlatabiliyor muyum? Aynı şeyi erkekler için de yapmak mümkün. Biz erkek güçlü diye biliyoruz. Çünkü algı öyle yaratılmış. Tabii bu algıyı yaratanlar da erkekler. Bırakın erkekleri, kedilerle de ilgili istediğiniz algıyı yaratabilirsiniz.

Onu nasıl yapacaksınız?

– Öyle bir manipüle edersiniz ki, sözlerle, görüntülerle… Dünya tatlısı kedileri bir müddet sonra şeytan haline getirebilirsiniz. Yani en nihayetinde istediğiniz algıyı ve fikri oluşturabilirsiniz.

Yüzyıllardır kadına yapılan da bu…

– Evet, kadın seksidir! E çünkü sen öyle gösteriyorsun. Kadın cinsel objedir, cinsel metadır. E çünkü sen öyle görmek istiyorsun! Oysa, pekâlâ erkek de aynı konumda olabilir. İşte bu sergiyle tüm bunlara dikkat çekmek istedik.

DÜNYA GÜZELİ ADAM ÇIPLAK, BİZ TARÇINLI KEKİN PEŞİNDEYİZ!

İlk soyunma anı zordur. Kıyafetle beraber üzerinizden toplumsal statüyü de çıkarıyorsunuz. Artık gizleyeceğiniz bir şey kalmıyor. İlginç bir barışma anı da o, insanın kendisiyle. Çünkü kıyafet giydiğiniz zaman bir şeyleri saklıyorsunuz ve bir imaj çiziyorsunuz. Takım elbise giydiğiniz zaman bir statünüz var veya göbeğiniz varsa onu saklıyorsunuz. Ama çıplak durduğunuz zaman artık yapacak bir şey yok.

En sık sorulan sorulardan biri, “Etkilenmediniz mi, heyecanlanmadınız mı?” oldu. Organize ettiğimiz toplu çekimlerin birinde, model profesyoneldi. Çok da yakışıklıydı. Beş kadınız. Ama birimiz evden poğaça, börek mörek getirmiş, hepsi masada ortaya serilmiş. Bir diğerimiz de tarçınlı kek tarifi yapıyor. Yemin ederim çıplak yakışıklı adamı unuttuk! Bir ara kızlara dedim ki, “Şurada dünya güzel bir adam NÜ poz veriyor, biz tarçınlı kek peşindeyiz!” Herkesin kafasında, çıplaklığı cinsellikle ilişkilendirmek gibi bir şey var. Oysa, öyle bir enerji olmadı.

ERKEK DE ARZU NESNESİ OLABİLİR

Bu proje, hayatın ve sanatın neredeyse her alanındaki erkek egemenliğine karşı bir duruş.

Çoğunlukla erkek sanatçıların ellerinden çıkan ve kadın bedenini ‘estetik bir obje’ olarak ele alan eserler zaman içinde doğallaşmış ve genel kabul görmüş.

‘kadıNgözÜyle’ erkek bedenine bakmak, Türkiye’de kadın bedeninde doğmanın utanç ve suçluluk hisleriyle örülü yazgısı yüzünden bir tabuyu yıkmakla eşanlamlı.

Kimimiz erkek bedeninin de aciz ve kırılgan olabileceğini, kimimiz kadının nasıl objeleştirildiğini, kimimiz erkeklerin de salt ‘estetik kaygılar’ içerisinde fotoğraflanabileceğini, hatta erkek bedeninin de istenirse bir ‘arzu nesnesi’ olarak görülebileceğini gösterdi.

Yorum Bırak

eighteen − 9 =