14.&15.Hafta: İnternette 100 milyon dolarlık alışveriş sitesi kurdu

Ben size bir şey söyleyeyim mi?

Türkiye, işte bu kadınların omuzlarında yükselecek.

Çıtı pıtı bir kız, güzel mi güzel, zeki mi zeki, yaratıcı mı yaratıcı? Ve henüz 29 bile değil.
Ama imza attığı başarı öyle böyle değil.
“Bu ülkede internet üzerinden para kazanılmaz!” diyenlere inat, geçen mart ayında trendyol.com adlı bir alışveriş sitesi kurdu. Şu anda değeri 100 milyon dolar.
İşe, kendi sermayesiyle başladı, şimdi yurt içinden ve yurt dışından (ABD) yatırımcı ortakları var. Toplam yatırım daha geçen hafta 10 milyon doları buldu.
Sitesinde ancak bir alışveriş merkezinde bulunabilecek kadar ürün var. Ayakkabıdan saate, kıyafetten takıya kadar aklınıza ne gelirse?
Ürünler her gün değişiyor, çok fazla adet sattığı için de yüzde 85’lere varan indirimler oluyor. O da sürümden kazanıyor?
İşte bu başarılı şirket, benim için bir başka anlam daha taşıyor. Yarım Kalan Hayatlar 14 ve 15 için 5 gün boyunca onların kampanyasında yer aldım, elbise askısı olarak, kıyafetleri bizzat giydim. Tamer Yılmaz fotoğrafları çekti, Hakan Öztürk stil danışmanlığını üstlendi. Şu anda online. Oradan gelecek 20 bin lira 14. Yarım Kalan Hayat’a,  satıştan elde edilecek gelirin yüzde 10’u da
Yarım Kalan Hayatlar 15’e gidecek?

trendyool

Ben size bir şey söyleyeyim mi?
Türkiye, işte bu kadınların omuzlarında yükselecek.
Çıtı pıtı bir kız, güzel mi güzel, zeki mi zeki, yaratıcı mı yaratıcı? Ve henüz 29 bile değil.
Ama imza attığı başarı öyle böyle değil.
“Bu ülkede internet üzerinden para kazanılmaz!” diyenlere inat, geçen mart ayında trendyol.com adlı bir alışveriş sitesi kurdu. Şu anda değeri 100 milyon dolar.
İşe, kendi sermayesiyle başladı, şimdi yurt içinden ve yurt dışından (ABD) yatırımcı ortakları var. Toplam yatırım daha geçen hafta 10 milyon doları buldu.
Sitesinde ancak bir alışveriş merkezinde bulunabilecek kadar ürün var. Ayakkabıdan saate, kıyafetten takıya kadar aklınıza ne gelirse?
Ürünler her gün değişiyor, çok fazla adet sattığı için de yüzde 85’lere varan indirimler oluyor. O da sürümden kazanıyor?
İşte bu başarılı şirket, benim için bir başka anlam daha taşıyor. Yarım Kalan Hayatlar 14ve 15 için 5 gün boyunca onların kampanyasında yer aldım, elbise askısı olarak, kıyafetleri bizzat giydim. Tamer Yılmaz fotoğrafları çekti, Hakan Öztürk stil danışmanlığını üstlendi. Şu anda online. Oradan gelecek
20 bin lira 14. Yarım Kalan Hayat’a,
satıştan elde edilecek gelirin yüzde 10’u da
Yarım Kalan Hayatlar 15’e gidecek?

ABD’de doğdu, ortaokulu İstanbul’da, liseyi Roma’da, üniversiteyi New York’ta okudu

2010122500103001
Nerede doğdunuz?

– Amerika’da. Üç aylıkken gelmişim.

Eğitim?

– International School. Lise İtalya’da. Çünküİtalyanca öğrenmek istedim. Üniversiteye NewYork’a gittim, NYU’da ekonomi okudum.Bitirdikten sonra Türkiye’ye döndüm,danışmanlık yaptım, kurumsal finansmanalanında, şirket birleştirme ve satın alma… Sonra İsviçre’de ve en son Japonya’da çalıştım.

Pardon ama siz 29 yaşındasınız, bütün bunları ne zaman yaptınız?

– Şirketlerde, ‘Yüksek potansiyelli çalışan programları’ var, gelecek vaat edeceğini düşündükleri gençleri ayırıyor, onları çeşitli rollere atıyorlar?

Öyle çok hırslı birine benzemiyorsunuz. Tatlı, şeker kendi halinde birisiniz?

– Doğru, ben çok hırslı bir tip değilim, zaten o yüzden kurumsal hayata eyvallah dedim. O ayak kaydırmalar filan açmadı beni. Harvard’da MBA programına girdim. Çünkü girişimcilik denemek istiyordum, özellikle de internette bir şeyler yapmak istiyordum.

Bana bu memlekette internetten para kazanılmaz dediler hep?

– Doğru değil. Forbes’a, Fortune’a bakın, en zenginler listesinin yüzde 20’si parayıteknolojiden yaptı. Ben Harvard’ da okurken, Türkiye’deki trendleri takip ettim,Facebook’ta dünyada üçüncüydük. 30 milyon kişi Facebook’ taydı. Amerika bir, İngiltere iki, Türkiye üç. Ama şimdi dörde düştük, araya Endonezya girdi. Kim internetten para kazanılmaz diyorsa yanılıyor, inanılmaz bir potansiyel var bu ülkede. Ha şunu da ilave edeyim, en sevdiğim şeyler arasında moda ve alışveriş var. Hatta alışveriş hastasıyım. New York’ta yaşarken, “Hadi alışverişe çıkalım” diye arkadaşlarım hep beni arardı. Çünkü nerede ne bulunur, bilen ve takip eden bendim. Durumda değişen bir şey yok,arkadaşlarım hâlâ Londra’ya Paris’e gitmeden beni arar.

Medeni durumunuz?

– Evliyim. Yedi yıl çıktık, sonunda evlendik.

Başka böyle yaratıcı fikirleriniz var mı?

– Evet evet, eşimle cep telefonu üzerinden araştırma yapan bir şirkete yatırımcı olarak girdik.

Trendyol’a başlarken sermayeyi nereden buldunuz?

– Sekiz yıldır çalışıyordum, birkaç yüz bin dolar biriktirmiştim, o parayla girdim bu işe.Yatırımcıları sonra bulduk.

10 milyon dolarlık yatırımcı bulmuş olmak çok sıkı bir şey değil mi? Sizi gururlandırmıyor mu?

– Hayır bu paralar bize yüksek gelmiyor. Amerika boyutlarında öyle değil. YineHarvard’dan arkadaşlarım var, onlar da siteler kurdu, onlar da aldı. Guilt.com Amerikalı  yatırımcılardan 40 milyon dolar aldı, ben 10 milyon dolar, fena değil ama çok da müthiş değil. Şu anda yurt dışındaki bütün yatırımcılar Türkiye üzerine odaklanmış durumdalar.

Türk yatırımcılarınız kim?

– Yalçın Ayaydın, Emre ve Maide Kurttepeli, yatırımcı ortaklarımız. Yönetici ortağımız ise Begüm Tekin. 20 saat çalışıyoruz birlikte. Saat gecenin yarısı, hala depo açık, hala ekip orada. İnanılmaz bir tempo…

Kaç para kazanmışsınızdır?

– Şu anda şirketin değeri 100 milyon dolara yakın.

Genç insanlara önereceğiniz bir şey var mı?

– Çok çalışmak lazım. Şansa inanıyorum ama şanslı olmak için bile çok çalışmak lazım. Aç bir site, koy ürünü satsın kendi kendine değil yani. O kadar çok aşaması var ki. Ve şeytan ayrıntıda gizli. Fotoğrafları çekilip, siteye konacak kıyafetlerin ütüsünün doğru olması için bile kendimizi parçalıyoruz. Bazen biz ütülüyoruz?

Başka alıveriş şirketleri yok mu?

– Olmaz mı? 20-30 tane var. Ama biz bir numarayız?

Stil danışmanı HAKAN ÖZTÜRK

Yaptığınız işin adı?

– Stil danışmanı?

Kimlere bu konuda hizmet veriyorsunuz?

– Bireylere. Her meslekten. Her yaştan. Bir şekilde beni buluyorlar. Renkli ve yeniliğe açık tipler. Ayrıca kurumlara hizmet veriyorum. İlaç firmaları, bankalar?

Onlar için ne yapıyorsunuz?

– Kendi şirketlerini dışarıda temsil eden elemanları, bir şey mi pazarlayacak, bir şeyi mi satacak, bu iş için en uygun olan kıyafetleri belirliyorum. Çünkü olmadık şekilde giyinebiliyorlar. Üzerindekiler ya hafif kaçıyor, ya ağır.Ortasını bulamıyorlar. İşte benim işim bu: Ortasını bulmak,bir tür ‘fine tuning’ yani ince ayar.

O, benim de sorunum. Ben de bir türlü ortasını bulamıyorum. Bazen gece kıyafetlerini gündüz giyiyorum?

– Gerçi, bu taşımakla alakalı. Taşıyorsanız sorun yok. Vücudu bölmek lazım, bir taraf şıksa,bir tarafı dağıtacaksınız. O zaman gece kıyafetlerini pekala gündüz de giyebilirsiniz. Tip- top bir elbise olabilir üzerinizde ama saç dağınık duracak. O zaman okey. Yine gece giyilecek ağır bir kıyafetin altında topuklu ayakkabı yerine düz babet ya da sneaker giyilebilir, o zaman da tamam. Uymayan büyük bir çanta da olabilir. Uymayan bir kaban ya da palto, işi poplaştırabilir. Tüm bu ince ayarlarla, gece kıyafeti, gündüz kıyafetine dönüşebilir Bunlardan temizlendiğiniz zaman da, eve uğramadan, gece bir davete katılabilirsiniz.

E şahaneymiş, bunu deneyeceğim. İstanbul’daki sorun ne?

– Herkes, birbirinin benzeri giyiniyor. İnsanların bir stili yok. Yaratıcılık yok, cesaret yok.Çünkü vücutlarını tanımıyorlar. Ama maşallah, trendleri takip ediyorlar. Ya da ettiklerini sanıyorlar!

Nasıl yani?

– Yabancı dergilerde gördüklerini beğeniyorlar ve o giysilerin, aksesuarların, çantaların kendilerinde de iyi duracağını zannediyorlar. Ama her ‘look’u, kendinize uygulayamazsınız. Taşımak, içselleştirmek diye bir şey var, üzerinizdekinin sizi ifade ediyor olması gerekiyor. Ama işte, nerede bizde o bilinç. Herkes işin kolayına kaçıyor. En çok da Nişantaşı kadınları!

Nasıl tanımlarsınız onları?

– Aynı röfleler, aynı ultraviyoleden kavrulmuş ciltler, düşük bel pantolonlar, olmayacak ayakkabılar, çantalar. Markaya deli gibi yatırım yapıyorlar ama ne kadar doğru bir seçim soru işareti. O çantaya o kadar para versen, kaç yazar? Bir kere, kendi rengini bilmiyor, o tene o saç gider mi? Herkes niye aynı röfleyi yapar? Fena yani, birbirinin eşi kadınlar dolaşıyor ortada.

Siz nasıl başladınız bu işe?

– Cosmopolitan’ da moda editörlüğü ile. Sonra yıllarca Marie Claire için çalıştım. Hala onlara iş yapıyorum, ama esas olarak işim kişi ve kurumlarla.

N’apıyorsunuz mesela, insanlarla birlikte alışverişe mi çıkıyorsunuz?

– Önce gardıroblarına dalıyorum! Neyin orada asla olmaması gerekiyor? Ne ne ile gider,ne ne ile hayatta gitmez! Kombinasyon yapıyorum. İyi bir gözüm var. Çok da hızlıyım bukonuda. Sonra alışverişe çıkıyoruz birlikte, tek başlarına üç saatte yapacakları şeyi,benimle 45 dakikada yapıyorlar. İnsanlar giydikleri şeylerle kendilerini biraz da güçlühissediyorlar, kendilerine güvenleri artıyor, bunda biraz olsun etkim varsa ne mutlu bana?

Müşterileriniz daha çok kadın mı?

– Evet ama erkek müşterilerim de var. Onlar da sadece takım elbise kravat takan tiplerdi eskiden. Kravatta renkte bile oynayamıyorlardı. Ben yavaş yavaş açtım onları. Takım elbisenin içine kazak giymek, gömleği kravatsız kullanmak, ceketin, takım elbisenin altına sneaker giymek? Yapmaya başladılar valla?

Bu ülkede size göre kim şık giyiniyor?

– Benim için Biricik Suden ve Fatoş Yalın. Şıklıktan öte, bu insanların stili var. Şıklık farklı. Giydiğini taşıyabilmek önemli. Dünyanın en güzel kıyafetini verirsin bazılarına, öyle bir vücut dili vardır ki, taşımaz. Oysa Biricik de, Fatoş da benim bir sonraki karşılaşmamızda ne giyecek acaba diye heyecanla beklediğim tipler. Erkeklerden de Osman Çarmıklı’yı beğeniyorum, en azından bir şıklığının sürekliliği var. Ve düzgün giyiniyor. Ben insanların şeker paketi gibi giyinmesinden hoşlanmıyorum. Normal bir tişört ceketle bile şık olmak mümkün, illa abartmak gerekmiyor. Ama işte bizde aman Allahım! O saçlar, o kıyafetler,kollar, renkler. Bir de herkes siyah giyiyor, oysa siyah kaçış rengidir ve hep en kolayıdır?

Yorum Bırak