THE BODRUM CUP

Yılın ‘Bodrum zamanı’ budur!
Bu mevsimde Bodrum’u ve Bodrum ruhunu yaşamayan ne demek istediğimi anlayamaz, hissedemez.
İki gündür buradayım, o kadar sevdim ki gidesim yok.
Burada kalasım, kök salasım var.
Tek kelimeyle şa-ha-neee…

*

Yazın farklı bir Bodrum yaşıyoruz biz.

Hep derlerdi de anlamazdım.

Bu mevsim, o yoğun insan kalabalığından eser yok. Vıcık vıcık değil, yapış yapış değil. Hava nefis. Bunaltıcı olmayan bir yaz sıcağı… Güneş çapkın çapkın gülümsüyor. Maviler daha mavi. Bütün renkler berrak. Yumuşacık bir hava. Deniz desen, yersin, ısırmalık müthiş bir deniz. Denizin suyu hiç olmadığı kadar sıcak. Doyamıyor insan yüzmeye. Çıkmak istemiyorsun sudan.

“Sarı yaz” diyor Bodrumlular bu mevsime.

Âşık oldum ben bu ‘sarı yaz’a.

31 yıl önceki ilk The Bodrum Cup’a 18 yat katılmış. Bu yıl 180’den fazla yat, 1500’in üzerinde mürettebat ve 10 binin üzerinde katılımcı yarışlara iştirak ediyor.

Bodrum ve Bodrum sevdalıları için ‘sarı yaz’ mevsimi, son 31 yıldır aynı zamanda yılın ‘The Bodrum Cup’ zamanı.

Müthiş bir organizasyon.

Bilmeyenler için özet geçeyim:

1989’da ahşap yat yapımı sanatına yönelik farkındalık yaratma amacıyla bir yat yarışı olarak başlamış. Derken iş büyümüş, büyümüş; binlerce deniz meraklısının katılımıyla, etkinlikler, konserler ve sosyal sorumluluk projeleriyle dallanmış, budaklanmış.

Her yıl kültürel olarak biraz daha zenginleşmiş.

Şimdilerde Akdeniz’in en büyük deniz festivali…

*

Yatçılık alanında Cannes, Monte Carlo, Barcelona gibi şehirler dünyada öne çıksa da… Hem Türkiye’den hem de farklı ülkelerden binlerce deniz meraklısı hiç sektirmeden her yıl ekimin 3. haftası The Bodrum Cup’ta buluşuyor.

Bodrum’un güzelliklerini tüm dünyaya tanıtan etapların yanı sıra konserler, atölye çalışmaları, yemek yarışmaları ve söyleşileri de kapsayan dopdolu bir hafta sözünü ettiğim…

Ne mutlu bana ki beni de davet ettiler.

Bundan sonra her sene gelmeyenin dişi kırılsın!

*

The Bodrum Cup’ın fikir babası ve bugün onursal başkanlığını yürüten Erman Aras, son derece alçak gönüllü, Bodrum sevdalısı biri.

“Bu toprakların, bu denizin yarattığı değerleri, gelecek nesillere aktarmak bizim sorumluluğumuz” diyor.

Nedir o değerler?

Mesela ahşap tekne zanaatı.

Akdeniz bölgesinin ticaretini, kültürünü ve siyasetini binlerce yıldır yönlendiren en önemli unsur.
Burada yapılan tekneler, başta zeytin, üzüm ve incir olmak üzere tarım ürünlerinin ticaretini başlatmış. Zamanla da antik Mısır’a kadar genişleyen bir etki alanı yaratmış

Bu yıl dünyanın en büyük sevgi çemberi Kissebükü’nde yapılacak. The Bodrum Cup’a katılan yatlar ve tekneler, bir daire şeklinde dizilecekler. Sevgi çemberiyle amaç, The Bodrum Cup’ta ülkemizin bu eşsiz güzelliğine dikkat çekmek ve onu tüm dünyaya tanıtmak.

Bodrum’a gelen turistleri -ağırlıklı olarak da yabancıları- mavi yolculuk turlarıyla tanıştıran Erman Aras, aslında Bodrum’un genlerinde ve tarihinde yatan bu potansiyeli tüm dünyaya ulaştırmak için The Bodrum Cup’ı organize ediyor. Taaa 31 yıl önce…

Daha ilk yarıştan itibaren çılgın bir uluslararası takipçi kitlesi oluşuyor. Bir gelen, bir sonraki yıl tekrar gelmek istiyor. Geliyor da…

Ama Erman Aras bununla yetinmiyor. Hem gençlere yeni meslekler kazandırmak hem de bu zanaatı gelecek nesillere aktarabilmek için gönüllülerin desteğiyle Türkiye’nin ilk “okul gemisi”ni kuruyor. Bu gemide deneyimli kaptanlar, yeni nesil kaptanlara mavi yolculuk ve ahşap yat kültürünü aşılıyor.

*

Hikâye işte böyle başlıyor.

The Bodrum Cup, tamamen gönüllülerden oluşan bir organizasyon komitesinin gayretiyle düzenleniyor.

Gerçekten deli bir emek!

Bir yandan etkinliği her sene yeni etaplarla zenginleştirirken, diğer yandan da Türkiye’de ahşap yat yapımının sosyal ve ekonomik faydalarına ilişkin farkındalık yaratmaya çalışıyorlar.

Bugün Bodrum Cup, Bodrum’un gururu. Bir geleneği… Ve kendi müdavimlerini yaratmış durumda.

The Bodrum Cup’ta tanışanlar, evlenenler var. Bodrum’u ilk kez gören ve buraya yerleşmeye karar verenler var. Hepsinin ortak noktası da Bodrum ruhunu taşıyor olmaları.

*

Erman Aras, işleri biraz daha büyüsün diye birkaç sene evvel yine Bodrumlu gençlerden oluşan yeni nesil bir organizasyon komitesine devrediyor.

Süleyman Uysal, işte bu yeni neslin en tutkulu temsilcilerinden. Artık tüm şehri içine alan bir festival haline gelmişler. Hedefleri, dünyanın önemli şehirleriyle yarışmak. Düşünebiliyor musunuz, geçen yıl 53 milyon kişiye ulaşmışlar. Uysal, bu yıl hedeflerinin en az 60 milyon kişiye The Bodrum Cup’ı tanıtmak olduğunu söylüyor. Bodrumlular haklı bir gurur duyuyorlar. Tıpkı Adanalıların Adana Portakal Çiçeği Karnavalı’yla gurur duyduğu gibi.

*

Aynı zamanda bir sosyal platform Bodrum Cup. Çünkü festival kapsamında düzenlenen konserlerin gelirleri pek çok sivil toplum kuruluşuna bağışlanıyor.

Bodrum Engelliler Sağlık Vakfı’nın rehabilitasyon merkezinde eğitim gören çocuklar, festivalin geleneksel onur konukları. Onların boyadıkları bayraklar, yarış sırasında yatlara asılıyor ve yarış boyunca onlar dalgalanıyor. Bu beni çok duygulandırdı. O dünya tatlısı çocukların yaşam enerjileri, tüm etkinlik boyunca organizasyonun gittiği her yere ulaşıyor.

Müthiş bir iş çıkarıyorlar! Gerçekten avuçlarım patlayıncaya kadar emeği geçen herkesi kutluyorum!
Bodrum Cup’ın komitesi çılgın ve çok yaratıcı. O kadar çok şeyi aynı anda hayata geçirmişler ki, insan hangi birini yazacağını şaşırıyor.

Mesela, ‘Türkiye’nin Da Vinci’si’ olarak tanınan ve eserlerini oluştururken ilhamını denizden aldığını söyleyen heykeltıraş İlhan Koman sergisi düzenlemişler. Koman’ın yıllarca ev ve atölye olarak kullandığı 114 yaşındaki yelkenlisi ‘Hulda’, kendi eserleriyle dolu bir yüzer sergiye ev sahipliği yapıyor. Bodrum Limanı’nda halkın ziyaretine açık. Mutlaka gezin. Sergi yarış etaplarını da takip ediyor. Aynı zamanda sanatçının yaşamına ve eserlerine dair söyleşiler de festivale eşlik ediyor. Müthiş di mi?

The Bodrum Cup’ın bu yılki ödülü de Koman’a bir saygı duruşu niteliğinde. Yarışların kazananı, İlhan Koman’ın “Sonsuz Sütun” eserinin reprodüksiyonuna sahip olacak.

*

Ben tüm bu etkinliklere inanamadım!

Bu çabaya, bu emeğe… Gerçekten tebrik ediyorum. Yılın bu zamanda Bodrum’da olmak, Bodrum ruhunu yaşamak gerekiyor diyorum. Bu sene kaçırdıysanız, seneye mutlaka…

Bu bir haftalık büyük maratonun sonunda da katılımcıları bir Ajda Pekkan sürprizi bekliyor. The Bodrum Cup’ın final konseri süperstar Ajda Pekkan’dan. Vallahi yakışır…

Yorum Bırak