Rize’deydim. Dünyanın en güzel köy okullarından birine gittim. Karadeniz’in yemyeşil doğasının içinde. Çocuk sesleriyle dolu. Umut dolu bi okul. İçim açıldı. Ruhum açıldı.
Çünkü bahçede kız çocukları vardı. Koşuyorlardı. Futbol oynuyorlardı. Özgürdüler. Neşeliydiler. Birlikte top oynadık. Birlikte güldük, hayal kurduk.
Ve bi kez daha gördüm ki; bazen bi top, sadece top değil. Bazen bi top, bi kız çocuğunun hayatına açılan kapı!! Tam da bu yüzden adidas ve Kızlar Sahada’nın yıllardır yürüttüğü ‘İlk Topum’ ve ‘İlk Takımım’ projelerini çok değerli buluyorum.
Çünkü mesele futbol değil. Mesele özgüven. Cesaret. Ve ‘Ben de yapabilirim’ diyebilmek. 2021 yılında, ‘Önyargılara ilk şutu birlikte atalım’ sloganıyla başlayan ‘İlk Topum’ projesi, Türkiye’nin 4 bi yanındaki kız çocuklarını futbolla buluşturdu. Sonra hikaye büyüdü. Bi topla başlayan yolculuk, bi takıma dönüştü. ‘İlk Takımım’ projesiyle yüzlerce kız çocuğu sadece futbol oynamadı; birlikte hareket etmeyi, sorumluluk almayı, kendini ifade etmeyi, takım olmayı öğrendi.
Bugün gelinen noktada ise, binlerce kız çocuğu sahaya çıktı. Veeeee rakamların anlattığından çok daha büyük hikayeler yazıldııı. Mesela Rize’deki o köy okulundan çıkan bi kız, Zeynep, okul tarihindeki ilk spor lisesini kazanan öğrenci oldu.
Ankara’da kurulan bi kız futbol takımı il şampiyonlukları kazandı, Türkiye 3.’sü oldu.
İstanbul’da bir kız öğrenci okul takımının kaptanı oldu.
Bi başkası, lisanslı futbolcu olarak oynamaya başladı.
Hatay’da kızlar artık beden eğitimi derslerinde erkeklerle birlikte futbol oynuyor.
Bunlar, sadece spor hikayeleri değil. Bunlar, özgüven hikayeleri. Kız çocuklarının görünür olma hikayeleri. Rize’deki okulun bahçesinde onları izlerken aklımdan şu geçti: Bi kız çocuğuna fırsat verirseniz, kendi yolunu mutlaka buluyor.
Yeter ki önüne duvar örmeyelim. Yeter ki ona alan açalım.
Çünkü bazen bi top gerçekten bi hayatı değiştirebiliyor!
adidas’tan Onur Demircan’a, Kızlar Sahada’dan da Kiraz Öcal’a sordum, şahane anlattılar, teşekkür ediyorum, kaydırarak okuyabilirsiniz. @adidasturkiye @kizlarsahada @_onurdemircan_ @kirassocal #işbirliği
KIZ ÇOCUKLARINI SADECE FUTBOLLA TANIŞTIRMADIK KENDİLERİNE GÜVENMELERİNE VE HAYALLERİNİN PEŞİNDEN GİTMELERİNE EŞLİK ETTİK

Tebrikler! adidas olarak Kızlar Sahada birlikte hayata geçirdiğiniz “İlk Topum” ve “İlk Takımım” projeleriyle sadece Türkiye’nin dört bir yanındaki çocuklarını futbolla tanıştırmadınız. Sahada kalmalarına, kendilerine güvenmelerine ve hayallerinin peşinden gitmelerine eşlik ettiniz…
Evet, biz sporun hayatları değiştirebildiğine ve güzelleştirdiğine inanıyoruz. Spor sadece sahada kazanılan kupalarla ilgili bir olgu değil. Bazen bir çocuğun kendine ilk kez inanmasıyla ilgili…
Peki neden özellikle kız çocukları…
Çünkü kız çocukları, daha çok küçük yaşlardan itibaren “Yapamazsın!”, “Bu sana göre değil!” gibi görünmez duvarlarla karşılaşabiliyorlar. Biz de onlara, “Neden olmasın?” diyoruz. Bir kız çocuğun hayallerine destek olmak, onun kendine biraz daha fazla inanmasına katkı sağlamak, bizim için çok değerli. 74 ilde, aileler ve akranlarla birlikte yaklaşık 75 bin kişiye ulaşarak güçlü bir toplumsal farkındalık yarattık.
CİNSİYET EŞİTSİZLİĞİNİN EN YOĞUN YAŞANDIĞI ALANLARDAN BİRİ SPOR VE BUNUN EN BELİRGİN ÖRNEKLERDEN BİRİ FUTBOL
Bir kız çocuğunun sahaya çıkması neden bu kadar önemli?
Çünkü cinsiyet eşitsizliğinin en yoğun yaşandığı alanlardan biri hala spor. Ve bunun en belirgin örneklerinden biri futbol. Erkek çocuklarının futbol oynaması doğal karşılanırken, kız çocukları hala çeşitli önyargılarla karşılaşabiliyor. Oysa, bir kız çocuğunun sahaya çıkması sadece spor yapması anlamına gelmiyor; aynı zamanda kendisine ait bir alan açması, “Ben de buradayım” demesi anlamına geliyor. Yani mesele futbolun çok ötesinde. Çünkü bir kız çocuğu, cesaretle sahaya adım attığında, hayatın diğer alanlarında da daha cesur davranmaya başlıyor. Fikirlerini daha rahat ifade ediyor, daha büyük hayaller kuruyor ve o hayaller için mücadele etmekten çekinmiyor. Bazen sahaya atılan ilk adım, hayatını değiştirebiliyor.
BİRİ SANA, “YAPAMAZSIN!” DEDİKÇE ZAMANLA ÖZGÜVENİN AZALIYOR ÖZGÜVEN AZALINCA DA, FIRSATLAR OLSA BİLE CESARET EDEMİYORSUN MÜCADELE ETTİĞİMİZ ŞEY BİRAZ DA O GÖRÜNMEZ BARİYERLER

Sizce kız çocuklarına en çok zarar veren şey nedir? İmkansızlık mı, önyargılar mı, özgüven eksikliği mi?
Bence hepsi birbirini besliyor ama temelinde önyargılar var. Çünkü sürekli biri sana, “Yapamazsın!” dedikçe, zamanla özgüvenin azalıyor. Özgüven azalınca da, fırsatlar olsa bile cesaret edemiyorsun. O yüzden bizim mücadele ettiğimiz şey, biraz da o görünmez bariyerler. Kız çocukları, bir şeyi başarabileceklerine inanmadıkları zaman, o ilk adımı bile atmıyorlar. Oysa hayat, biraz da denemek, hata yapmak, düşüp yeniden kalkabilmekle ilgili. Bu deneyimleri yaşayamazlarsa, neleri başarabileceklerini hiçbir zaman keşfedemeyebiliyorlar.
BUGÜN GENÇLERİN EN ÇOK İHTİYAÇ DUYDUĞU ŞEY BİRİLERİNİN ONLARA İNANDIĞINI HİSSETMEK

Peki bir kişi çıkıp ona “Yapabilirsin… Yeter ki Sen Oyna” dediğinde ne değişiyor?
Her şey! Yıllar boyunca spor kültürü ‘Güçlü ol, duygunu gösterme’ anlayışı üzerine kuruluydu. Oysa araştırmalar bize farklı bir tablo gösteriyor: Genç sporcuların yüzde 90’ı saha kenarında olumsuz yorumlara maruz kalıyor. Üçte biri sürekli talimat alıyor, dörtte birinden fazlası maç biter bitmez eleştiriliyor. Ve tüm bu baskılar, gençleri spordan uzaklaştırabiliyor. Bizim, “Sen Oyna” yaklaşımımız tam da bu noktada ortaya çıkıyor. Çünkü bugün gençlerin en çok ihtiyaç duyduğu şey, birilerinin onlara inandığını hissetmek. “Yanındayız, denemeye devam et yeter ki pes etme… Sen Oyna!” diyebilmek.
AMACIMIZ PROFESYONEL SPORCU YETİŞMEK DEĞİL EĞER BİR KIZ ÇOCUĞU KENDİNE BİRAZ DAHA FAZLA İNANIYOR, DAHA BÜYÜK HAYALLER KURUYORSA BİZİM İÇİN EN BÜYÜK BAŞARI BU

Bir çocuk sahaya çıktığında en çok neye ihtiyaç duyar? Yetenek mi, destek mi?
Destek. Yetenek, zamanla gelişebilir ama destek yoksa birçok çocuk daha yolun başında vazgeçebiliyor.
Projeye katılan bu kız çocuklarına 10 yıl sonra baktığınızda nasıl kadınlar görmeyi hayal ediyorsunuz?
Kendine güvenen, karar almaktan korkmayan, hayallerinin peşinden giden kadınlar…
Peki ya profesyonel sporcu olmazlarsa? Öğretmen, doktor, mühendis ya da sanatçı olursa… Bu proje yine amacına ulaşmış olur mu?
Elbette! Hatta, bizim başarı tanımımız tam olarak bu. Amacımız profesyonel sporcu yetiştirmek değil. Eğer bir kız çocuğu bu proje sayesinde kendine biraz daha fazla inanıyor, daha büyük hayaller kuruyor ve “Ben de yapabilirim!” diyorsa, bizim için en büyük başarı bu.
KIZ ÇOCUKLARINA HEDİYE ALIRKEN AKLIMIZA HEP BEBEK GELİYOR OĞLAN ÇOCUKLARINA İSE TOP HİÇBİRİMİZ BİR KIZ ÇOCUĞUNA FUTBOL TOPU HEDİYE ETMEYİ DÜŞÜNMÜYORUZ

Kızlar Sahada olarak adidas’la çok değerli iki proje hayata geçiriyorsunuz: “İlk Topum” ve “İlk Takımım.” Nasıl başladı bu hikâye?
adidas’la iş birliğimiz aslında yıllar öncesine dayanıyor. İlk kez 2021’de bir araya geldik. Ortağım Melis Abacıoğlu’yla uzun zamandır kafamızı kurcalayan bir şey vardı. Kız çocuklarına hediye alırken aklımıza hep bebek geliyor, oğlan çocuklarına ise top. Hiçbirimiz bir kız çocuğuna futbol topu hediye etmeyi düşünmüyoruz. Buna kendimi de dahil ediyorum. Oysa bir futbol topu sadece bir top değil, çok güçlü bir sembol. “Bu alan senin de alanın” demek. Çünkü hala futbola, erkeklere ait bir alan gibi bakılıyor. Biz de dedik ki, “1000 futbol topunu kız çocuklarıyla buluşturalım.” Fikrimizi adidas’a anlattık. Onların da kız çocuklarını spor yoluyla güçlendirme hedefleri vardı. Değerlerimiz ve hayallerimiz örtüştü. Böylece “İlk Topum” projesi doğdu.
BİR ÇOCUĞUNUN NEYE İLGİ DUYDUĞUNU BELİRLENMESİ GEREKEN ŞEY CİNSİYET DEĞİL MERAKI VE YETENEĞİ OLMALI

Türkiye’deki kız çocuklarının önündeki görünmez engeller neler?
Toplumsal cinsiyet rolleri daha 2-3 yaşlarından itibaren başlıyor. Ev içi ve annelik meziyetlerine göre yetiştirilen kız çocukları ve dışarıya yönelik hareketli, spor yapan, teknikle ilgilenen oğlan çocukları olarak ayrılıyoruz. Oyuncaklarımız bile böyle. Şimdi böyle olunca zaten daha çocuk hiçbir şeyin farkına varmadan bir kalıba sokmaya başlıyoruz. Ve bu kalıbın dışında bir şey talep ettiği anda “Sen dur, sen yapamazsın!” diyoruz. Ve bunun en belirgin olduğu yer de futbol. Futbol oynamak isteyen bir kız çocuğuna hala pek çok yerde, “Nasıl ya kızlar futbol mu oynar?” diyebiliyoruz. “Sen bale yap, sen dans et, sen jimnastik yap.” Bu görünmez engeller sadece çocuklukla da sınırlı kalmıyor. Kız çocukları büyüdükçe karşılarına rol model eksikliği çıkıyor, spor alanlarında kendilerine yeterince yer bulamıyorlar ve çoğu zaman destek yerine caydırıcı yorumlarla karşılaşıyorlar. Oysa bir çocuğun neye ilgi duyduğunu belirlemesi gereken cinsiyeti değil, merakı ve yeteneği olmalı.
BAZEN BİR KIZ ÇOCUĞUNUN HAYATINI DEĞİŞTİREN ŞEY YETENEK DEĞİL ONA İNANAN BİR BABA

Yapamazsın yargısını, yapabilirsin’e çevirmek… Nerelerde çıkıyor karşımıza bu?
Aslında hayatın her alanında. Pilot, mühendis, cerrah denince hala çoğumuzun aklına erkek geliyor. Kadınlara ise daha çok bakım ve hizmet odaklı roller yakıştırılıyor. Bu yüzden pilot olmak isteyen, asker olmak isteyen ya da farklı bir yol seçmek isteyen kız çocuklarının önüne görünen ya da görünmeyen pek çok engel çıkıyor. Bizim yapmaya çalıştığımız şey tam da bu kalıpları kırmak.
Bunca yıldır bu alanda çalışıyorsunuz. Sizi en çok etkileyen şey ne oldu?
Aslında çoğu zaman değişim çocuklarda değil, babalarda oluyor. Bir oğlan çocuğu futbol kursuna gitmek istediğinde aile bütün imkanlarını seferber ediyor. Ama kız çocuğu için aynı desteği her zaman göremiyoruz. Yol parasını bile kendi bulması beklenebiliyor. O yüzden bir babanın kızını sahada desteklediğini görmek beni çok etkiliyor. Çünkü bugün başarılı kadın sporcuların hikayelerine baktığınızda, çoğunun bir yerinde aynı cümle çıkıyor karşınıza: “Babam bana inandı.” Bazen bir kız çocuğunun hayatını değiştiren şey yetenek değil, ona inanan bir baba oluyor.
74 İLDE BİNLERCE TOPU DEVLET OKULLARINDAKİ ÇOCUKLARLA BULUŞTURDUK

Bir kız çocuğunun hayatında özgüven neden bu kadar kritik?
Özgüveni olan bir çocuk, kendini koruyabilen, kendi ayakları üzerinde durabilen bir çocuk demek. Bizim amacımız futbolda milli yıldızlar yetiştirmek değil. Güçlü, gelecekte eli ekmek tutan, üniversitesini bitirmiş, mesleğini eline almış kadınlar yetiştirmek. Çünkü böyle bir kadın kendini koruyabilir ve kendi yolunu çizebilir.
Peki İlk Takımım projesi nasıl doğdu?
2021’de adidas’la İlk Topum projesini başlattık.
74 ilde binlerce topu devlet okullarındaki çocuklarla buluşturduk. Sonra dedik ki mesele sadece top vermek değil. Kız çocukları kendi takımlarını da kursun. Böylece İlk Takımım projesi doğdu. Bugün okullara ekipman desteği veriyoruz, kız çocuklarına forma ve malzeme sağlıyoruz, öğretmenlere eğitimler düzenliyoruz. Çünkü değişimin sürdürülebilir olması için okulun da dönüşmesi gerekiyor.
ÖNCE DENE BELKİ DE BAŞARABİLECEKLERİNİN SEN BİLE FARKINDA DEĞİLSİNDİR
Seni tanıyalım…
Ben Zeynep. Bu okulda anasınıfı dahil 9 yıl okudum. Aslında spor hayatımın hep bir parçası değildi. Futbolu bana öğretmenim Salih Hoca sevdirdi. İlk başta çok kararsızdım; yapabilir miyim, sever miyim bilmiyordum. Ama sahaya çıktıkça futbolu daha çok sevdim. İlk Takımım projesi sayesinde takım olmayı, birlikte mücadele etmeyi ve birbirimize destek olmayı öğrendim. En önemlisi de kendime güvenmeyi öğrendim. Eskiden daha çekingendim, şimdi ise bir şeyi başarabileceğime inanıyorum.
Bugün spor lisesinde okuyorum ve okulumun ilk spor lisesi öğrencisiyim. Başlangıçta zorlandım; birçok arkadaşımın kulüp geçmişi vardı, benim yoktu. Ailemden uzakta yaşamak da kolay değildi, hatta bırakmayı düşündüğüm zamanlar oldu. Ama vazgeçmedim. Öğretmenlerim, arkadaşlarım ve annemin desteği sayesinde devam ettim. Şimdi beden eğitimi öğretmeni olmak istiyorum. Çünkü bazen bir çocuğun hayatını değiştiren şey tek bir cümle olabilir: “Önce dene. Belki de başarabileceklerinin sen bile farkında değilsindir.” #işbirliği






