Kazdağları’nın üstü altından daha değerli!

 BU cümleye katılmayacak insan var mıdır?

Bu doğa katliamı karşısında isyan etmeyecek insan var mıdır? Sosyal medyada müthiş bir protesto var. Herkes “Kazdağlarıma dokunma!” diye paylaşım yapıyor. 190 bin ağacın katledildiği söyleniyor, 60 km uzunluğundaki Munzur Dağları’nın tamamının maden sahası ilan edildiği yazılıp çiziliyor. Ve yüzlerce insanın katıldığı bir yürüyüş gerçekleşti. Şahan Gökbakar nefis bir paylaşımda bulundu: “O ağaçlar senin çocuğun, benim çocuğum ey vatandaş… Kazdağları bir tane. O şehirde ne destanlar yazıldı. İyi bilir yabancılar. Çanakkale geçilmez diye boşuna denmedi. Çanakkale geçilmez, Kazdağları deşilmez!”

Zülfü Livaneli’nin Unesco’ya açık mektubunu da çok değerli buluyorum. Fazıl Say’ın 18 Ağustos’ta Kazdağları’ndaki doğa katliamına dur demek için vereceği orman konserini de yürekten destekliyorum. Kavga etmeden, küfür etmeden, lanet etmeden, yanlış bir uygulamaya itiraz etmek böyle olur işte!

KADIN KANSERLERİYLE MÜCADELE İÇİN EL ELE

ÜÇ gün süren ‘İyilik Şenliği’miz anlı şanlı geçti. Her gün aşağı yukarı 150 ziyaretçimiz oldu. Kadın Kanserleri Derneği’ne destek vermek için gelenler, kolye dizenler, “Biraz da alışveriş!” diyenler, nefis dönerin kokusunu takip edenler, annem gibi sarma kuyruğuna girenler, kalabalığı görüp “N’oluyor burada!” diye meraktan bahçemize dalanlar, ağaçların altında oturanlar, çimlere yayılanlar, ebru yapanlar, diğer atölyelere katılanlar, konser saatini bekleyenler, dövme yaptıranlar, piercing taktıranlar…

Güzel bir enerji vardı yani.

Organikti her şey. Süs, lüks yoktu. Her şey doğaldı. Stantlarımız ve sahnemiz manav kasalarındandı. Ama üzerine mavi ahşap kestirdik, boyadık filan. Yine manav kasalarından stantlar yaptık, tüller astık. Şenlik Gürecelilere de açıktı. Kimileri çocuklarını kaptı geldi. Kimi de damlarından izlemeyi tercih etti, rakı ve kavun eşliğinde. Bayıldım.

Dışarıda Güreceli kadınlar kendi köylerine ait yiyecekler sattı. Köyün nefis dondurmacısı Bodrum Mavi Dondurma da kapıdaydı. Alya arada bahçedeydi. Arada yok olunca arıyordum “Nerdesin?” diye, “Yan sokakta köyün çocuklarıyla futbol oynuyoruz!” diyordu.

Benim en sevdiğim muhabbet bu işte! İttirme kaktırma yok, herkes kafasına göre takılıyor, herkes ne isterse onu yapıyor. Ohhhh mis…

ASİT SALDIRISINA UĞRAYAN BERFİN’İN TASARLADIĞI KOLYELERİ PERVİN ERSOY ALDI TEŞEKKÜR EDERİM

Bahçemizin ortasında bir ‘Berfin Ağacı’ vardı. Eski erkek arkadaşı tarafından asit saldırısına uğrayan ve yüzünü kaybeden Berfin, biliyorsunuz tekrar bir yüze kavuşabilmek için seri ameliyatlar geçiyor. Profesör Mehmet Mutaf ilkini gerçekleştirdi. Devamını da o yapacak. Berfin hastanede emin ellerde beklemede, bu arada bize çok güzel iyilik kolyeleri yaptı. Onları astık bir ağaca.

Turizm Bakanı Mehmet Ersoy’un eşi Pervin Ersoy büyük bir yüce gönüllülükle, onlarca Berfin kolyesi satın aldı. Binlerce teşekkürler. Çok değerli bu yaptığı. O kadar çok aldı ki gözlerim doldu. Geliri olduğu gibi Berfin’e gidiyor. Berfin çok mutlu olacak. Ne kadar teşekkür etsek az. Saffet Emre Tonguç’la Türkiye’nin tanıtımı için harika bir proje başlattılar bu arada.

Gerçekten de sürekli sahada, elinden geleni yapıyor, herkese destek vermeye çalışıyor. Bizim şenliğimize de katıldığı için kendisine teşekkür ediyorum.

FATİH ERKOÇ AYNI ZAMANDA BİR KANSER SAVAŞÇISI



Müzik dünyasının önemli krallarından biri, Fatih Erkoç da bizimle birlikteydi. İkinci gece sahne aldı. Biliyorsunuz, o sadece ünlü ve başarılı bir müzisyen değil, aynı zamanda cesur bir kanser savaşçısı. ‘Avuç İçi Kadar Mutluluk’ diye bir kanser günlüğü yazdı ve lenf kanserini nasıl yendiğini anlattı. Onu yakalamışken, İyilik Şenliği’nde manav kasalarından bozma sahnemizde kanserini sordum.

– Konser öncesi Antalya’da masaj yaptırırken, masöz Figen fark ediyor. “Fatih Bey, bir doktora görünün. Elime bir kitle geliyor belinizin üstünde!” diyor. Erkoç da hastaneleri pek sevmeyen biri. 32 yıllık eşi Mehlika ittirmese hayatta gitmeyecek. Ama gidiyor. Ve tedavi oluyor. Tüm kemoterapilerde Meloş yanında ve elini tutan o.

– Beni ikisinin ilişkisi çok etkiledi. Kardeş torunları onlar. Görücü usulüyle gerçekleşen bir evlilik. Ama sonra âşık oluyorlar. Birbirine çok bağlı bir çift. Erkoç, Meloş’una ölüp bitiyor. Seneler önceki hit şarkısı ‘Ellerim Bomboş’u da onun için yazmış. Kariyeri boyunca yaptığı pek çok güzel şarkıyı da. Teknelerinin adı da Meloş. Varsa yoksa Meloş. Yaşasın aşk!

Fatih Erkoç kanseri atlattıktan sonra gereksiz şeyleri kafayı takmamaya karar vermiş; gereksiz, lüzumsuz ve enerjisini aşağı çeken insanları da hayatından çıkarmaya… Enerji yiyicilere dikkat edin diyor yani! Güzel mesajlar verdi, sonra kanun üstadı Ahmet Baran’la nefis bir konser…

NÜKHET DURU STAND-UP’A BAĞLAMIŞ

İyilik Şenliği’mizin son gecesinin son konuğu da Türk pop müziğinin 4 büyüğünden biriydi. Klas, asil, yaşsız Nükhet Duru... Müzik söyleşisi yapıyoruz onunla. Ben aşk, hayat, erkekler, müzik, kalıcı olmak, zamansız olmakla ilgili sorular soruyorum. O da yanıtlıyor. Aralara da şahane şarkılar ve anekdotlar serpiştiriyor. Tek kelimeyle muhteşemdi. Aşmış artık kendini. Direkt stand-up’a bağlamış. O kadar tatlı, eğlenceli hikâyeler anlatıyor ki… Biz ikimiz de çok eğlendik, insanlar de eğlendiyse ne mutlu bize…
Bu arada İstanbul’da Açıkhava’da 28 Ağustos’ta konseri var, kaçırmayın derim.

Son söz: Bu şenlik Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği’nin Gürece halkına bir hediyesi. Ben de elimden gelen desteği verdim, yine veririm. Müthiş çalıştılar. Müthiş bir gönüllülük örneği sergilediler. Teşekkür ederim.

Yorum Bırak

16 − five =