Gelin Tanış Olalım

Tek kelimeyle büyüleyiciydi.
Bugüne kadar izlemediğim için kendimden utandım.
İzlemediyseniz hemen ama hemen bilet alın. Kendinize bir tiyatro şöleni hediye edin. Ruhunuza çoook iyi gelecek!!!

*

Fırat Tanış, “Gelin Tanış Olalım”da döktürmüş.
Evet, Kulüp’teki Çelebi rolüyle hepimizin gönlünü fethetti, olağanüstüydü…
Ama bu oyun bir başka.

Kulüp dizisinde Çelebi rolüyle Fırat Tanış

Semih Çelenk yazıp yönetmiş. Fırat Tanış da kanın son damlasına kadar oynuyor. İnanılmaz bir performans. Alkışlıyorum. Arkasında da nefis bir orkestra. Onları da alkışlıyorum.

*

Tek kişilik, türkülü bir oyun.
Yunus Emre’den Pir Sultan Abdal’a, İbrahim Hakkı’dan Cerrahi’ye… Kısacası bu toprakların değeri olan türkü ve deyişlere ses veriyor.
Yaşım ilerledikçe türkü sever oldum ben.
Bu ne derinliktir kardeşim!
O türküler ki, ne kadar “tın tın” bir dünyada yaşadığımızı da yüzümüze vuruyor.

*

Fırat Tanış, üzerinde olabilecek en sade kıyafetlerle yalın ayak, bir “yolcu” olarak, bütün yolculara, yani bize, hayatı anlatıyor. Hayran olmamak mümkün değil. Beden dili, sesi, bize hissettirdikleri, on numara…

*

“Gelin Tanış Olalım” diyor.
“Önemli olan menzile varmak değil, yolda olmak” diyor. Anlattıkları insanı sarsıyor.
Bir şey daha sarstı beni: Bu derinlikten, bugünkü yüzeyselliğe nasıl geldik biz?

Oyun mu, konser mi, felsefe semineri mi, kişisel gelişim dersi mi bilemedim 🙂 Hepsi! Hepsi! Çok ama çok sevdim. Bir daha, bir daha izlenmeli!

*

Dedelerini, dedelerinin dedelerini anıyorsun. Onların tevazu içindeki hayatlarına dalıyorsun. Hayat denilen yolculuğu, bu manyak hız içinde, oturduğun koltukta bir düşünüyorsun.
Nasıl güzel, nasıl doğru mesajlar.
“Ne ararsan kendinde ara” diyor. Kabe’de, Mekke’de, hacda değil…
“Hayat bir yoldur, ne bulmak istiyorsan, kendine bak. Cevaplar sende, içinde…”

Sistemi de eleştiriyor tabii.
Karşındakini düşünmeyi, kibri ve nefsi yok etmeyi öyle güzel anlatıyor ki… Adem ve Havva’ya da değiniyor 🙂
Fırat Tanış’ı, Semih Çelenk‘i ve o müzisyen arkadaşları bir kez daha kutluyorum. Bravo, bravo, bravo!!!

*

Bir tek seyirciye biraz gıcık oldum. Herkes ille de oyunu kameraya çekmek istiyor. İki yanımdaki kadın, flaşla olaya girişti, “Yapmayın!” dedim. Ama birini durdursan, öbürü çekiyor.
Neyse ya… O kadar güzeldi ki, hiçbir şey gölgeleyemez!
Biz üç kafadar Didem, Nalan ve ben, böyle bir tiyatro yolculuğuna çıktık. Çok mutluyuz şu an. Kendimiz için iyi bir şey yaptık. Size de tavsiye ederim. Heyecanla bir sonraki oyunumuzu bekliyoruz!!!

Yorum Bırak

9 − three =