Corona bana neler öğretti?

1- Evin rüküşü olduğumu!!!! Öyleyim. Bir de takıntılı rüküşüm :)) Sevdiğim birkaç pijama var, yıkayıp yıkayıp, onları giyiyorum. Corono kombinlerim var yani..

2- Totemlerim olduğunu öğrendim. Ayak tabanlarıma geceleri wickes sürüp yatıyorum. Tabii çorap da giyiyorum. Ve pijamanın paçalarını, o çorapların içine sokuyorum. Ömer, “Ben bir anneanneyle mi yatağa giriyorum?” diyebilir. Diyor zaten! Ama ille de wickesli geceler olacak. Bazen pijamalar çıksa da o çoraplar kalacak. Bağışıklığımı arttırdığına inanıyorum! Hem seksin hem wickesin!

3- Yürümenin önemini öğrendim. Bu da totemlerimden. Her gün bahçede yürüyorum. Aksatmadan. Ciğerime oksijen çekiyorum. Ruh sağlığıma da iyi geliyor. Bir bahçe olduğu için de şükrediyorum.

4- Uyumanın muhteşem bir şey olduğunu öğrendim. Uyumak iyileştirici merhem. Ama çok da sözünü etmek istemiyorum. Uyku, küser bana diye korkuyorum.. Endişelerimin bir kısmını uyuyunca unutuyorum ben. İyi bir uykuyla yeniden doğmuş gibi oluyorum. Hayatımda görmediğim kadar rüya görüyorum.

5- Uyurken, ille de bir yerimin Ömer’e dokunacak. Koluna, omuzuna, bacağına… Tenim, tenine değince endişelerim azalıyor. Bunu öğrendim.

6- Ömer’le sadece iki sevgili değil, zor zamanlarda gözleriyle bile anlaşabilen yol arkadaşı olduğumuzu öğrendim. Böyle zamanlar sınav gibi. Ya kalıyorsun ya çakıyorsun.

7- Ama bu “büyük lafları” ederken, belirtmek isterim ki, kaçabilecek alanımızın olması bir avantaj. Büyük bir evdeyiz. İngiltere’de olsaydık, böyle romantik konuşamayabilirdim!

8- İnsanın hobileri ne kadar önemliymiş onu öğendim. 1000’lik puzzle’ı Ömer Eylül’e kadar bitiremez ama azimle deniyor, keyif de alıyor. Ben de kolye yapıyorum. Alya, online dans takılıyor.

9- Bir erkeğin işi çok önemliymiş. Ömer her sabah, duşunu alıyor, traş oluyor işe gidiyor. Telefonda toplantılarını yapıyor. İşi olmasa bize sarardı, her şeye karışırdı..

10- Ölümün zannettiğimiz kadar uzak olmadığını öğrendim. Hepimiz hiç ölmeyecek gibi yaşıyorduk ya. Bak, küt diye ne oldu. Ölüm de “küt” diye böyle gelecek bir gün. Belki daha hızlı. Aslında hiçbir şeyin bizim kontrolümüzde olmadığı öğrendim.

11- Hayatımın büyük bölümünü yaşadığımı öğrendim. Sinir ama öyle. Yaşın, yaşlılığın altı çizildi ki, Corona günlerinde benim gençliğim bitti hahahaha. Büyüdüm! Pastanın son dilimlerine yaklaştığımı hissettim. Corona bana, “ölümlü” olduğumu hissettirdi. Şanslıysam, pastanın, son üç-dört dilimde olduğumu. Ama bu mutsuzluk vermiyor, önceki dilimleri afiyetle yedim, dibine kadar. Sıra önümüzdeki maçlarda…

12- Corona’da, karatinada günlerini yalnız geçirenler var. Geçirmek durumunda kalıyorlar. Bu da geliyormuş yani insanın başına, çoluğun çocuğun olması da buna engel değil. Yalnız doğuyorsun, yalnız ölüyorsun. Aslolan bu. İyice dank etti bu bana.

13- Soman iyi bir şey. Faydalı. Ama fırına atmadan önce, tavada bir kızartmalı.

14- Yumurta candır. Her şart altında. Kahvaltıda yersen, yanına yarım avokadoyla, birkaç da ceviz, seni güne iyi hazırlıyor, bir de tıkıyor salak şeyler yemeni engelliyor.

15- Saçıma düzleştirici bakım yapmıştım karantinadan önce. Keratin bakımı. Bunu yaptırınca, kural şu: Saçlarını normal şampuanla yıkamıyorsun. İçinde sülfür olmayan, köpürmeyen, şampuana benzemeyen bir şeyle yıkıyorsun. Önce bu ne ya oldum! Sonra iğrenç şeyin, dünyanın en güzel şeyi olduğunu öğrendim. Saçlarım Rapunzel gibi uzadı. Föne de gerek yok artı, yıka, kurut, dümdüz. Saçlarım kalınlaştı, tekrar sağlıklı oldu.

16– Amaçsız yaşayamazdım ben. Duramazdım ben. Durdum. Dahası, “Amacım” dediğim şeyleri sorgulamaya başladım.

17- Benim tuhaf bir hayalim vardı, belli bir yaşta bu olduğum kadını öldürecektim. Ve içimden yeni bir kadın doğuracaktım. Çünkü bir ömre, birden fazla Ayşe sığmalıydı. Hep aynı kadın olarak yaşayıp, ölmek yazıktı! Şimdi bence hepimiz için geçerli bu. Corona’dan sonra, istesek de istemesek de başka bir döneme gireceğiz, başka insanlar olacağız. Belki de içimizden yeni insanlar doğurma zamanıdır.

18- Alya genelde yüz vermiyor bana. 15 öyle bir yaş. Ama bazı yolları varmış. Bu dönem bunu öğrendim. Mesela Netflix’de sevdiği bütün ergenlik dizilerinin onunla birlikte seyretmek. Ah o zaman, eski günlerdeki gibi geliyor göğsüme yatıyor, sarılarak izliyor. Mutluluktan ölüyorum.❤‍

19- Bazen konuşamasanız da ergen çocuğunuzla, yan yana durmak gerekiyormuş. Sarılmak öylece durmak… Olabiliyorsa. O güçlü bağ, bedenin ve ruhun hafızası hemen devreye giriyormuş. Bazen konuşmadan da konuşulabiliyormuş. Onu öğrendim.❤️

20- Tuzsuz ay çekirdeğinin her derde deva olduğunu öğrendim. Afiyetler yediğini anlamanın yolu da aynada bakacaksın, dişlerin ay çiçeği kabuğu doluysa, tamam hakkını vermişsindir. Fırçala şimdi dişlerini.

21- Bunlar 3.5 haftada öğrendiklerim. Bakalım devamında neler öğreneceğim. Sizinkileri de merak ediyorum. Yazsanıza…✍️✍️✍️

Yorum Bırak

2 × 3 =