Ben ailemin serseri prensesiyim!

Oha.. Ders aldığın müzik öğretmeni nasıl olur da kulağının olmadığını söyler… Şimdi arasana onu ve dalga geç…
-Hahaha! Aslında çok isterim aramak ama adını bile hatırlamıyorum. Dalga geçmek için değil de “Kimseye bir daha bunu yapma!” demek isterdim. Ben öyle görünmesem de her zaman utangaç biriydim ve ilk defa ders alacağım şan öğretmenim bir anda şarkı söyle deyince Can’t Fight The Moonlight’ı söylemeye başladım. Hiçbir şey söylemeden, sadece yüzüme donuk bir ifadeyle baktı. Ertesi hafta derse gittiğimde yarım saat dışarıda onu bekledim. Geldiğinde, benim orada olmama şoke oldu. “Müdür sana söylemedi mi?” dedi, “Neyi?” diye sorduğumda bana “Senin hiç kulağın yok. Başka sevdiğin bir ders var mı?” diye sordu. Ben de “Tiyatro” dedim. “O zaman git tiyatro yap!” dedi. Ben de onu dinledim, tiyatroya daha çok asıldım. Ama müzikle ilgili hevesimi kıramadı. Aynı sene kendi şarkılarımı kaydetmeye de başladım.

ÇOĞU İNSAN, OYUNCULUK YAPINCA KÖŞEYİ DÖNÜYORUZ SANIYOR!

Sen, ailenin prensesi misin?
-Serseri prensesiyim! Benim prensesim ise ‘ananiş’im Saadet.

Erkek kardeşler, babana “Ya hep Farah’a iltimas geçtiniz!” diyor mu?
-Hayır, demiyorlar; çok şanslıyım ki kardeşlerim var.

Kazandığın paraları n’apıyorsun? Bir sürü şahane iş yaptın. Çok para kazanmışsındır… Kafan paraya erer mi?
-Ya ben bu sorulara çok daralıyorum. Maalesef çoğu insan oyunculuk yapılınca köşeyi dönüyorsunuz sanıyor. Çünkü insanların aklına ilk, para ve güzellik geliyor. Bu algı beni üzüyor. Bütün hayatımızı üzerine inşa ettiğimiz bir meslek bu. Mesela bir proje yapıp, iki sene boyunca maddiyat bakımından hiçbir şey yapmadığımız da oluyor. Dolayısıyla durmadan akan bir para yok ortada.

HİÇ PARAM OLMASA DA DÜNYAYI GEZECEK VE İLGİNÇ EĞİTİMLER ALABİLECEK BİR DURUM YARATIRIM BEN

Ama sende, yatırım yapmak yerine, sanki o paraları yiyebilecek kapasite de var. Dünyayı gezersin vs. ya da ilginç eğitimler alırsın.. Ne dersin? Yanılıyor muyum?
-Dünyayı gezme isteğim, merak duygum konusunda asla yanılmıyorsunuz! Ama hiç param olmasa da dünyayı gezecek, ilginç eğitimler alabilecek ya da canımın istediğini yapabilecek bir durum yaratırım ben. En sevdiğim şey spontane yolculuklar! Keşke sürekli istediğim yere istediğim zaman gidebileceğim bir uçakta ya da karavanda yaşıyor olsam.

HEP İNANDIĞIM HİKÂYELERİN İÇİNDE OLMAYI TERCİH ETTİM

Kelebeğin Rüyası, Bi Küçük Eylül Meselesi, Unutursam Fısılda, Bizim İçin Şampiyon… Vay, vay, vay… Hep çok sağlam işler… Son on yılına bakınca nasıl değerlendiriyorsun?
-Her zaman benim de izlemek istediğim ve inandığım hikâyelerin içinde olmayı tercih ettim. Bunun dönüşünün güzel olması beni çok mutlu ediyor. Son on yılıma dönüp bakınca şunu net bir şekilde görüyorum ki, gönülden istemediğim hiçbir projenin içinde olmamışım. Şu ana kadar şansımı çok iyi değerlendirdiğimi düşünüyorum. Her birini ayrı ayrı seviyorum.

ANNEANNEM ‘’SALI’’YI BEKLEMEDEN SENARYO GELDİĞİ ANDA OKUR, ÇOK GÜZEL YORUMLARI OLUR

Gurur duyuyorlar mı kızlarıyla? Her salı ekran başındalar mı?
– Ben mutlu olduğum sürece, onlar da benim mutluluğuma sevinir, paylaşırlar. Gurur duydukları şey, benim kendi ayakları üstünde duran bir birey olarak yaşıyor oluşum. Tabii ki her salı ekran başındalar. Eleştiri de yaparlar, çok dürüstlerdir. Anneannem zaten salıyı beklemeden senaryo geldiği anda okur, çok güzel yorumları olur.

TÜRKİYE’DE EN SİNİR OLDUĞUM ŞEY ETİKETLER VE RAKAMLARLA YAŞAMAK!

Türkiye’de en sinir olduğun şey ne?
-Etiketler ve rakamlarla yaşamak. Sürekli bir tanım çabası. Sürekli bir kalıba sokulmaya çalışılmak. Her şeyde bir taraf olmanızın beklenmesi.

Çok çok mutlu olduğunda ne yapıyorsun?
– Dans ediyorum!

Kafanın tası attığında ne yapıyorsun?
-Dans etmeye devam ediyorum.

YEMEK YEMEK BENİ HEYECANLANDIRIYOR

Seni en çok yatıştıran yemek hangisi? Ne yediğinde kuzu gibi olursun?
-Yemek yemek beni yatıştırmaz, tam tersi çok heyecanlandırır.

Sen şimdi çok ünlüsün ya, attığın her adım haber oluyordur. Bu, senin özgürlüğünü ne kadar kısıtlıyor?
-İnanın, ben kendimi çok ünlü hissetmiyorum. Sanırım öyle de yaşamıyorum. Biraz ruh hâlime göre değişiyor bu durum. Mesela, magazin olduğunu bildiğim yerlere gitmiyorum. Gidiyorsam da bu ihtimali öngörüp gidiyorum. Pandemiden önce sosyal medyayı da bu kadar aktif kullanmıyordum. Aslında ne bileyim, mesleğimin bir getirisi işte ün. Fazla seçim hakkı verilmiyor bu konuda. E ben de olduğu gibi kabul etmeyi öğrendim. Ne çıkan haberlere çok takılıyorum ne iyi kötü yorumlara.

RÖPORTAJI DİĞER BÖLÜMLERİ İÇİN 👇👇

Yorum Bırak

5 × five =