Şimde de sizi, harika 2 kadın girişimciyle tanıştırmak istiyorumm
İkisi de Profilo & Habitat Derneği iş birliğiyle yürütülen Kadın İşi Girişim programında yollarını büyüten kadınlar
Biri Hakkâri’den, diğeri Denizli’den… İkisi de “imkânsız” denileni mümkün kılmış. Kendileriyle ne kadar gurur duysalar az
Ümmühan Keskin çok renkli bir kadın. Hakkâri’de kadınları önce sahneye çıkarmış. Drama ile başlamış yani. Sonra üretime geçmiş… Kurucusu olduğu Lilyana Kadın Kooperatifi, bugün reçelden zahtere, dağ kekiğinden kurutulmuş sebzelere uzanan güçlü bir üretim ağı. Köy köy dolaşıp kadınlardan ham madde alıyor. 50’den fazla kadınla birlikte çalışıyor. Kadın İşi Girişim programı sayesinde satışlarını yüzde 80 artırmışlar.
Ama en önemlisi şu:
Bu işi sadece ticaret olarak görmüyor, kadın dayanışması olarak görüyor. Geliriyle, kız çocuklarına burs vermeyi hedefliyor. Sessiz bir devrim bu!
Tennur Çıldır ise girişimciliğe Denizli’de, evinde saç böreği yaparak başlamış. O da dünya tatlısı. Bugün 2.500 metrekarelik bir tesiste üretim yapan, Türkiye’ye ve Avrupa’ya ürün gönderen güçlü ve işine aşık bir girişimci. BalonBiber ve YaylaCips markalarıyla; otellere, zincir marketlere, online platformlara giriyor. 100’e yakın kadınla birlikte üretiyor. Ve kadınlarla birlikte büyümeye inanıyor…
Bu iki kadın bana şunu bi kez daha hatırlattı: Kadınlara alan açıldığında, bilgi ve cesaret verildiğinde, ellerinden tutulduğunda, ortaya sadece iş değil, gelecek çıkıyor!!!
Bu iki değerli kadın girişimciyi de kutluyorum.
Onlara desten veren Kadın İşi Girişim programını da…
@habitatdernegi @profiloevaletleri #kadınişiproje #kadıngirişimciler #destek #işbirliği @lilyana_kooperatifi @akyayla_natura
İki müthiş kadın…
Biri Hakkâri’den, diğeri Denizli’den: Ümmühan Keskin ve Tennur Çıldır.
Kadın İşi Girişim programıyla yolları kesişmiş, kendi hikâyelerini büyütmüş iki girişimci… Biri, kadın dayanışmasıyla yerelden güçlenen bir kooperatif kurmuş, diğeri evde başlayan emeği güçlü bir üretim ağına dönüştürmüş… Ortak noktaları; vazgeçmemeleri, kadın dayanışmasına inanmaları ve cesaretlerini çoğaltmaları… Kadın İşi Girişim, bu yolculukta onlara sadece bilgi değil, güven de vermiş…
ÖNCE ZİHNİYETLE MÜCADELE ETTİM

Hakkâri’de bir kadın girişimci olarak yola çıkmak… Kolay olmasa gerek… En başta neyle mücadele ettiniz?
Zihniyet, kadına bakış, ön yargı ve yalnızlık… Kadınların yaptığı işler çok dikkate alınmıyor gibiydi.
Bir örnek vereyim, kargo firmamız vardı ve erkek gibi şapka takıp kargo dağıttığımda mesleğin o kadar çok erkek mesleği olduğu ikna olunmuştu ki benim kadın olduğum fark bile edilmiyordu. Kadınların işine saygı yoktu… Bizler böyle, “2 gün çalışırlar” bırakırlar…”Kavga ederler bırakırlar” gibi zihniyetle savaştık. Toplantılarda arka taraflarda oturmak bize nasipti.
Drama eğitmenliğinden kadın kooperatifine… Bu fikir ilk ne zaman düştü aklınıza? “Ben böyle bir şey yapacağım, kadınları bir araya getireceğim” dediğiniz o ilk anı hatırlıyor musunuz?
Tabii hatırlamaz mıyım? 2019 yılıydı. Yaptığımız projelerle pek çok kadına destek verdik. Sonra yaptığımız projeleri bir isim altında toplamaya karar verdik ve kooperatifleştik. Ama süreç içerisinde sıkıntılar yaşadık ve sonuca ulaşamadık. Bir daha asla yapmam dediğim anda, 2022’de yeniden ayaklandım ve Lilyana doğdu. Lilyana hem benim hem de birçok kadının ilk anısı oldu.
LİLYANA YENİDEN DOĞUŞUMUN SEBEBİ ANLAMI “AKŞAM DUASI”

Lilyana’nın adı çok güzel… Bu isim sizin için neyi temsil ediyor?
Lilyana, Asur dilinde ‘akşam duası’ anlamına geliyormuş. Bizim için, 7 arkadaşın el ele açtığı şu an 100’lerce kadına ulaşan bir masalın adı. Lilyana cesur olmayı temsil ediyor. “Kadın olarak ben varım ve buradayım” demenin adı.
Neler satılıyor kooperatifinizde?
Kooperatifimiz, reçelden zahtere, dağ kekiğinden kurutulmuş sebzelere uzanan güçlü bir üretim ağına dönüşmüş durumda… Köy köy dolaşıp kadınlardan ham madde alıyoruz, 50’den fazla kadınla birlikte çalışıyoruz… Kurutulmuş elma reçelimiz, yöresel otlarımız var… Sumak, tahin, bal, yöresel giyimli bebeğimiz var… Turşular, marmelatlar, Hakkâri çöreğimiz, Hakkâri kurabiyemiz var… Kahvaltılık soslar da satılıyor. Ayrıca Lilyana Kadın Kooperatifi’ne bağlı bir de mutfağımız var. Çok ilgi görüyor. Orda da yöresel yemekler ve endemik otlarla yaptığımız yemekleri satıyoruz…
BİZİM KOOPERATİFTE 50 KADIN DAYANIŞMA İÇİNDE

Asıl dönüşüm sizce nerede yaşandı?
Doğru pazarlamada… Müşteriye ulaşmada… Eğitimler sırasında, kendinizi dışarıdan görme şansınız oluyor. Size ‘Müşteri olursanız, ürününüzü neden alırsınız?” diye soruyorlar. Bu, etkileyici bir soru… Müşteri gözünde, ürününü satman gerekiyor. Bu tür şeyler geliştirdi bizi. Ürüm satışlarımızı da çok etkiledi.
Bugün Lilyana’da 50’den fazla kadın var. Bu, sizin için sadece bir iş mi, yoksa bir dayanışma hareketi mi?
50 kadın dayanışma içinde iş yapıyor ve başka kadınlara rol model oluyor… Şu an köylerde çalışan ve kooperatife ürün çıkartıp, kendini ekonomik olarak idame eden kadınlar var. Bu durum, yeni köyler ve yeni kadınlarla büyüyor… Aslında dayanışma içinde olurken, üretiyor, kazandıklarımızla daha çok kadına ulaşıyoruz. İşin en güzel tarafı da bu. Dayanışma büyürken, iş gücümüz de büyüyor!
FİNANSAL OKURYAZARLIK ÖĞRENDİK

Kadın İşi Girişim Projesi’yle tanıştığınızda, “Tam da buna ihtiyacım vardı” dediğiniz şey ne oldu?
İş modeli geliştirme. Finansal okuryazarlık… Kooperatif açılırken, bazı işleri yapmıştık artık nesi doğru nesi yanlış bilmiyorduk. Sonra Kadın İşi Girişim programı sayesinde, iş geliştirme ve finansal okuryazarlık eğitimleri ile kooperatif olarak yaptığımız hataları fark ettik. Ve “İyi ki” dedik.
Eğitimler sırasında sizde ne değişti?
Önce bakış açımız değişti. Bakış açımız değiştikçe, ürünler değişmeye başladı. Kooperatif profesyonelliğe gittikçe, özgüvenimiz çoğaldı.
En çok hangi eğitimler size gerçekten fayda sağladı?
İş modeli, web tasarım araçları, finansal okuryazarlık… Dışarıya yaptırdığımız etiket tasarımı, etiket ve ambalaj baskısı gibi bizi zorlayan kısımları değerlendirdik. Sonra kendi etiketlerimizi web tasarım aracında oluşturduk, etiket makinası aldık ve kendi etiketlerimizi basmaya başladık. Kargo tasarım ve etiket baskı ücreti kooperatifte kaldı. Doğru işlerle finansımızı doğru yönetmeye başladık.
YÜRÜ BE KIZIM KİMM TUTAR SENİ!

Kazandığınız gelirle, kız öğrencilere de burs veriyormuşsunuz. Harika! Tebrik ediyorum.
Ben öğretmen çocuğuyum. Babam öğretmendi ve sevilen iyi bir öğretmen… Babamı mide kanserinden kaybettik. Vefat ettiği gün, mezarında bir sürü kalem vardı. Okuttuğu öğrencileri mezarına kalem koydu ve bu beni çok etkiledi. O zaman bir gün kendi işimi kurarsam, 10 kız öğrenciye burs vereceğimi söylemiştim. Yaşadığımız bölgede kız çocukları dershane parası,
okul parası için çalışıyor. Bu sebeple destek,
üreten kız çocuklarına…
Şu an dönüp ilk günkü Ümmühan’a baksanız, ona ne söylemek isterdiniz?
Yürü be kızım kim tutar seni!!!
Bu röportajı okuyan; “Ben de yapmak istiyorum ama korkuyorum” diyen bir kadına ne söylemek istersiniz?
Lilyana Mutfağında duvarda asılı bir cadı figürümüz ve 2 süpürgemiz var. Altında kocaman bir yazı: “Haydi Kızlar, Uçma Vakti”… Kendilerine inansınlar, kulaklarını kapatıp sadece kendini dinlesinler. Çünkü en iyi işleri elinde değneği olan cadılar yapar. Cesaret en önemli adımdır. Ve kendilerine inanıp, içindeki cadıyı ortaya çıkarsınlar!

HAYALİMİN PEŞİNDE KOŞMANIN MUTLULUĞUNU YAŞIYORUM
Sahada pişmiş bir girişimcisiniz. İlköğretim mezunusunuz. 2014’te evinizde saç böreği yaparak başladınız. Bugün 2.500 metre karelik bir tesiste, Avrupa’ya ihracat yapan markalarınız var… Bravooo! Şu an geriye dönüp baktığınızda “Ben bunu nasıl yaptım?” dediğiniz oluyor mu?
Olmaz mı? Tabii ki oluyor, nereden nereye dediğim çok oluyor. Hayalimin peşinde koşmanın mutluluğunu yaşıyorum. Kırsalda yetişen, büyüyen bir kız çocuğundan, dünya ile temas eden bir iş kadını olmak “Vay be!” dedirtiyor.
Evde başlayan bu yolculukta sizi en çok zorlayan ne oldu? Kadına bakış mı, zihniyet mi, önyargı mı, parasızlık mı, bilgi eksikliği mi, ciddiye alınmamak mı?
Beni en çok zorlayan etmen bilgi. “Neden?” diyeceksiniz, okuyamadığım için. Okusaydım, bence başka yerlere gelirdim. Diğer etmenler olan özgüven, kadına bakış, zihniyet, önyargı, para… Ama bunların hepsi zamanla düzelir ve gelişir. Onun için eğitim en önemlisi, ben yaşadıklarımdan bunu çıkarıyorum.
TÜM EĞİTİMLERİ ALDIM

Ürünleriniz Türkiye’de otellere, zincir marketlere girdi. Sonra Avrupa geldi. İhracat kapısını çaldığınızda sizi en çok ne korkuttu?
Avrupa, ürün ithalatı konusunda çok titiz. “Bu konuda sorun yaşar mıyız?” diye endişeliydim ama yaşamadık. Biz gerekli standartlarda üretim yaptığımız için Avrupa’daki gıda güvenliği konusundaki uygulamalardan da başarıyla geçtik.
Yaklaşık 20 milyon liralık bir iş hacminden söz ediyoruz. Ama ben rakamdan çok şunu merak ediyorum: Bu büyüme sizi insan olarak nasıl değiştirdi?
İnanın, para kazandıkça paranın ne kadar değersiz olduğunu, beni paranın mutlu etmeyeceğini, esas üretmenin ve özellikle bir kadını istihdam etmenin daha sevindirici olduğunu anladım.
Kadın İşi Girişim Projesi’yle yolunuz nasıl kesişti?
Gece saatin 12’sinde, aslen avukat ama tekstil ile uğraşan, benim de çok değerli bir müşterim online haberleşme platformundan mesaj attı, “Mutlaka başvur!” dedi. Önce şartlar uyuyor mu diye baktım. Başvurum kabul gördü. Projenin tüm eğitimlerini aldım. Projede emeği geçen arkadaşların çok desteğini gördüm. Benim için müthiş bir motivasyon oldu…
DİJİTAL DÜNYAYA KEŞKE DAHA ERKEN ADIM ATSAYDIM

Proje kapsamında aldığınız eğitimler ve temaslar işinize somut olarak ne kattı?
Bilgi hazinem zenginleşti. Farklı mekanlar görerek, görselliğim genişledi. Özellikle projedeki kızların ve diğer çocukların canla başla bizim için, kadınlar için uğraşmaları beni çok motive etti. Sertifika programları ile hayat ve iş dünyasını harmanlayıp yeni bir çığır açtılar. Birçok başarılı rol model kadın girişimciler ile temas ettirdiler. Ve daha çok artılar sayılabilir ama benim ilk aklıma gelenler bunlar…
Bugün geriye dönüp baktığınızda, “Keşke en başta şunu bilseydim” dediğiniz bir şey var mı?
Var, dijital dünyaya keşke birazcık daha erken adım atsaydım… Mesela pandemi döneminde, yaşadığım bir olay: Fiziki mağazalar kapandığında, ayakta kalmamın en çok faydası dijitalleşmemdir… Başka bir diğer örnek: Ürünüm sosyal medyada viral olduğunda, “İyi ki zamanında dijital altyapımı kurmuşum” dedim. Çünkü 4-5 defa pazaryerlerinde stok kapatmak zorunda kaldım. Meslektaşlarım, “Biz niye satamıyoruz?” dediklerinde, ben onların ürünlerini pazarlayıverdim.
KADINLAR BECERİKLİ ÇOK YÖNLÜ VE CESUR
Şu an sizi en çok heyecanlandıran hayal ne?
Dünyanın en önemli pazarlarından birisi ABD pazarı. Oraya girmek benim için önemli. Paradan çok prestij… Bu pazar için hazırım da… Amerikalılara sevdirirsem ürünümü, dünya zaten sever…
Bu röportajı okuyan ve “Ben de bir şeyler üretmek istiyorum ama cesaret edemiyorum” diyen kadınlara, Tennur Çıldır olarak ne söylemek istersiniz?
Kadın olmak, zayıflık değil, üretkenliktir. Kadınlar beceriklidir. Çok yönlü, çözüm odaklı ve cesurdur. Be kadınlar pekala cesaretlerini, bir girişim kurarak taçlandırabilirler. Bu yüzden, girişimci olmak isteyen arkadaşlarıma diyorum ki, ‘Hiç umursamayın çevreyi ve şartları… Elalem ne der diye düşünmeyin… Hayalinizi bir an önce hayata geçirin! Göreceksiniz, sizi destekleyen nice melek ruhlu insanlar olacak…’ #işbirliği






