Her 10 bebekten 1’i prematüre doğuyor. Ve o minicik bedenleriyle, daha ilk günden büyük bir mücadele veriyorlar. Anne karnında tamamlayamadıkları gelişimi, kuvözde uyuyarak tamamlamaya çalışıyorlar. Evet, yanlış okumadınız: Uyuyarak. Çünkü prematüre bebekler için uyku sadece dinlenmek değil, hayata tutunmak demek. Gelişimlerini tamamlayabilmek için günün 16 ila 22 saatini uykuda geçiriyorlar. İşte tam da bu yüzden, Yataş Bedding’in El Bebek Gül Bebek Derneği ile birlikte yürüttüğü “Uykunun Mucizesiyle Büyüyen Minik Kahramanlar” projesini çok kıymetli buluyorum. Çünkü mesele sadece yatak ya da ürün değil. Prematüre bebeklerin hayata daha güvenli, daha sağlıklı başlayabilmesine destek olmak.
2022’den beri proje kapsamında özel nestler, kuvöz örtüleri ve yenidoğan yatakları hazırlanıyor. Türkiye’nin dört bi yanındaki hastanelere ulaştırılıyor. Anne-bebek uyum odaları açılıyor. Ve bence işin en önemli kısmı da bu… Çünkü bu odalar, prematüre bebeğin annesiyle yeniden bağ kurabildiği çok özel alanlar. Ama ne yazık ki Türkiye’de hala yeterli sayıda yok. Bu yüzden deprem bölgesindeki hastanelerde yapılan çalışmalar ayrıca kıymetli. Kahramanmaraş’tan Malatya’ya… Adıyaman’dan Diyarbakır’a… Trabzon’dan Kocaeli’ne… Birçok hastanede anne-bebek uyum odaları yenilenmiş. Bugüne kadar 682 kuvöz örtüsü, 4048 nest bağışı yapılmış. 12 anne-bebek uyum odası açılmış. Ve 10 binden fazla prematüre bebeğe ve ailesine dokunulmuş.
Röportaj boyunca beni en çok sarsan şeylerden biri de şuydu: Eğer anne-bebek uyum odası yoksa… Bazı anneler prematüre doğan bebeklerini günde sadece yarım saat görebiliyor. Düşünsenize… Kendi bebeğinize “ziyaretçi” gibi yaklaşmak zorunda kalıyorsunuz… İnsanın bunu duyunca bile içi parçalanıyor. Bu röportajda, Yataş Bedding Pazarlama Direktörü Selmin Gündoğdu ve El Bebek Gül Bebek Derneği Başkanı Uzman Psikolog İlknur Okay’la konuştum. Okay aynı zamanda prematüre annesi. O yüzden anlattıkları sadece uzman görüşü değil. Bizzat yaşanmış bir hayat deneyimi.
(Hızımı alamadım. Röportajın videosunu da çektik. Bir sonraki postta. Sonraki postta da prematüre anneler söz alacak) @yatasbedding @prematurebebek #işbirliği

ÖZEL NESTLER VE KUVÖZ ÖRTÜLERİ TASARLADIK HASTANELERE BAĞIŞLADIK
Tebrik ediyorum. El Bebek Gül Bebek Derneği’yle birlikte, 5 yıldır çok değerli bir sosyal projeye imza atıyorsunuz: “Uykunun Mucizesiyle Büyüyen Minik Kahramanlar.” Prematüre bebeklere ve annelerine dokunuyorsunuz. 10 binden fazla minik kahramanın büyüme mucizesine ortak oldunuz. Projeyi bir de sizden dinleyelim…
Aslında her şey, “Uyku en çok kime şifa olur?” diye sormamızla başladı. Uykunun iyileştirici gücüne hep inandık ama prematüre bebeklerin o savunmasız hallerini görünce, bu cümlenin anlamı bizim için bambaşka bir boyuta taşındı. Prematüre bebekler, eksik kalan gelişimlerini, ancak o mucizevi uykuyla tamamlayabiliyorlar. Bu yüzden onlar için anne karnı huzurunu yaşatan, ses ve ışığı keserek büyümeyi destekleyen özel nestler ve kuvöz örtüleri tasarladık, hastanelere bağışladık, halen de bağışlıyoruz. El Bebek Gül Bebek Derneği ile açtığımız “Anne-Bebek Uyum Odaları” sayesinde ise annelerin o en hassas dönemde, bebekleriyle güvenle bağ kurabilmelerine katkı sağlıyoruz. Bir nebze de olsa, hayatlarına dokunabiliyor, kolaylaştırabiliyorsak ne mutlu bize!
“UYKU”MESELESİ GERÇEKTEN HAYATİ BİR KONU PREMATÜRE BEBEKLER GÜNÜN NEREDEYSE TAMAMINI UYKUDA GEÇİRİYOR

Prematüre bebeklerde “uyku” meselesi gerçekten de hayati bir konu. Ama toplumda bu, çok da bilinmiyor gibi…
İnanın ben de başta bu kadarını bilmiyordum. Prematüre bebekler, günün neredeyse tamamını uykuda geçiriyor. Ama bu bildiğimiz uyku değil… Gerçekten çok hassas bir denge. Işık, ses, hatta yatağın sertliği bile doğrudan etkiliyor. Mesela ciltleri o kadar narin ki, temas eden her şeyin tamamen pamuklu olması gerekiyor. Yumuşak yataklar bile onlar için risk yaratabilir. O yüzden geliştirdiğimiz her şey aslında bu hassas dengeyi korumak için; nestler onları anne karnındaki gibi sarıyor, kuvöz örtüleri ışık ve sesi azaltıp ortamı sakinleştiriyor, yataklarımız ise bebeğin doğru pozisyonda kalmasına yardımcı olarak, uyanmayı azaltıyor. Bir noktadan sonra şunu fark ediyorsunuz: Uyku burada gerçekten bir iyileşme alanı.
12 ANNE-BEBEK UYUM ODASINI YENİLEDİK 9 YENİ ODA DAHA AÇMAK İÇİN DE ÇALIŞIYORUZ

Anne-Bebek Uyum Odası tam olarak nedir?
Bu odalar, yoğun bakımdan çıkan bebeğin annesiyle yeniden buluştuğu, birlikte hayata “alıştıkları” çok özel alanlar. Anne burada bebeğine nasıl bakacağını öğreniyor, emziriyor, bağ kuruyor… Aslında dış dünyanın küçük bir provası gibi. Ama ne yazık ki sayıları hâlâ çok yetersiz. Biz de tam bu yüzden 2026 yılı içerisinde 9 yeni oda daha açmak için çalışıyoruz.
Bugüne kadar hangi hastanelerde çalışmalar yaptınız?
Türkiye’nin farklı şehirlerinde 12 anne-bebek uyum odasını yeniledik. Kahramanmaraş’tan Trabzon’a, Adıyaman’dan Kocaeli’ne uzanan bir yolculuk bu. Ama deprem bölgesi, bizim için çok daha hassas bir başlıktı. Çünkü orada sadece fiziksel değil, duygusal olarak da büyük bir yıkım vardı. Böyle bir ortamda bir annenin bebeğiyle güvenli bir şekilde bir araya gelebileceği
bir alan yaratmak… Gerçekten her şeyden
daha kıymetliydi.
PREMATÜRE DOĞUM SANDIĞIMIZDAN ÇOK DAHA YAYGIN AMA HİKAYELERİ YETERİNCE GÖRÜNÜR DEĞİL

Peki sizce toplumda, prematüre bebekler konusunda daha fazla farkındalık yaratmak için ne yapılmalı?
Prematüre doğum, aslında sandığımızdan çok daha yaygın ama hikâyeleri yeterince görünür değil. Biraz daha konuşmak, biraz daha paylaşmak gerekiyor.
Sizin için, belli ki bu sadece bir proje değil, çok daha ötesi olacak.
Aynen öyle. El Bebek Gül Bebek Derneği ile kurduğumuz güçlü iş birliği de bunda etkili… Sahayı bilen, ihtiyacı doğru tarif eden bir yapıyla birlikte hareket edince, işler kendiliğinden daha anlamlı bir yere oturuyor. Ve en değerlisi de şu: Bir annenin ve bebeğin hayatına küçük de olsa bir katkı sağladığını bilmek en büyük motivasyon. Onlarla tanışınca, hikâyelerini dinleyince bu bir “proje” olmaktan çıkıyor zaten. Sürdürülebilirlik de kendiliğinden geliyor.

2025’TE YAKLAŞIK 890 BİN BEBEK DOĞDU BU DA DEMEK Kİ 89 BİN BEBEK ERKEN DOĞDU

Senelerdir prematüre bebeklere ve annelere destek oluyorsunuz. Sahadasınız… Dahası siz de prematüre annesisiniz… Türkiye’de Prematüre doğum meselesi aslında düşündüğümüzden çok daha yaygın değil mi?
Ne yazık ki öyle. Türkiye’de prematüre doğum oranı yüzde 10-12 arasında seyrediyor. Yani doğan her 10 bebekten 1’i erken doğuyor. 2025’te yaklaşık 890 bin bebek doğdu, bu da demek ki
89 bin bebek erken doğdu.
Ama sanki yeterince konuşulmuyor…
Maalesef öyle. Toplumsal farkındalığımız düşük, ancak başımıza gelince ne kadar sarsıcı bir deneyim olduğunu görüyoruz.
ANNE-BABA-BEBEK TEMASI YENİDOĞAN YOĞUN BAKIMLARDA ÇOK AZ BU, MUTLAKA DEĞİŞMELİ!

Peki prematüre bebekler ve aileleri en çok hangi zorlukları yaşıyor?
Türkiye’de bebeklerin yaşatılma, sağlıklı taburcu edilme oranları gerçekten çok iyi. Ancak önemli bir gelişim alanımız var. Anne-baba-bebek temasının yenidoğan yoğun bakımlarda çok az olması. Bu, mutlaka değişmeli. Bizler halen bebeklerin “ziyaretçisi” olarak görülüyoruz. Oysa ki onların ebeveynleriyiz. Doğal bir kavuşma anı olması gereken doğum, tıbbi gereklilikler nedeniyle çok acı bir ayrılığa dönüşüyor. Derneğimizin yaptığı ve bilimsel olarak yayınladığı 50 şehirden 688 prematüre bebek anne-babasının yanıtladığı bir araştırma sonucuna göre yüzde 46.1’i bebeğini sadece günde 1 kez görebildiğini, yüzde 69’u bebeğinin yanında maksimum 15 dakika kalabildiğini belirtti. Ayrıca bebeğin fiziksel gelişiminin de annesiyle birlikte olduğunda çok daha iyi olduğu bilimsel çalışmalarla ispatlanmış. Örneğin annesinin kucağında oksijen satürasyonu artıyor, solunumu düzene giriyor, kilo alması hızlanıyor. Annenin sütü artıyor vs.
ANNE-BEBEK UYUM ODALARI ARTMALI!

Anne-bebek uyum odaları o yüzden bu kadar önemli…
Aynen öyle! Bu ayrılık meselesi uzadıkça, anne ve bebek birbirine yabancılaşabiliyor. Anne-bebek uyum odası ise, kuvözde yaşanan bu ayrılıktan sonra, evde 7/24 beraberliğe geçiş aşamasında çok iyi bir köprü. Anne-bebeğin, doktor ve hemşirelerin de ihtiyaç halinde destek verebilecekleri ama yine de baş başa olup birbirlerini yeniden tanıdıkları bir güvenli alan oluşturuyor. Anne “Ben yapabilirim, bebeğime bakabilirim” derken, doktor ve hemşireler de bebeğin eve geçişe hazır olduğuna kanaat getiriyorlar.
Yıllardır bu alandasınız… Unutamadığınız bir anne ya da bebek var mı?
Aslında ayrılıktan bahsedince hemen aklıma gelen bir anne-bebek var. Annenin, bebeğini, ünitedeyken sadece haftada 1 gün ve 5 dakika görmesine izin vermişler. Ben tanıdığımda bebek 7 aylık olmuştu ve annesi, “Benim bebeğim gibi hissedemiyorum” diyordu. Bu hem o anne hem de bebek için çok acı bir durum.
ANNE-BABA OLMAK İSTEYEN HER ÇİFT PRAMATÜRE DOĞUM RİSKİ TAŞIYOR

Peki deprem sonrası süreçte, prematüre bebekler açısından nasıl bir tabloyla karşılaştınız?
Depremin ilk zamanlarında pek çok zorluk yaşandı. Bebekler transfer edilmek durumunda kaldı… Ki bu, bebeğin sağlığı açısından çok da tercih edilen bir durum değil. Taburcu olan bebekler konteynır kentlere, çadırlara taburcu edildi. Ancak prematüre bebekler, en azından ilk bir yıl daha fazla bakıma ve özene ihtiyaç duyan bebekler olduğu için enfeksiyondan korunma, sıcak tutma, hijyen vs açısından bu da pek iyi olmadı.
Bugün buradan ailelere, anne adaylarına ve topluma vermek istediğiniz en önemli mesaj nedir?
Anne-baba olmak isteyen her çift, prematüre doğum riski taşımaktadır. Bunu tamamen engellemenin henüz dünyada da bulunmuş bir yolu yok. Daha önce erken doğum yapmış ancak tekrar bebek sahibi olmak isteyen anne-baba adayları ise riskli gebeliklerde uzmanlaşmış jinekologlar olan perinatologlara başvurmalılar.
YALNIZ DEĞİLSİN! DESTEK İSTEMEKTEN ÇEKİNME
Prematüre doğum yaşayan anneler en çok hangi duyguyla mücadele ediyor? Suçluluk, korku, yalnızlık…
500 anne ile yaptığımız araştırmada, yüzde 80’i kendisini suçlu hissettiğini belirtti. Suçluluk, kaygı, anlaşılmama, bazen kendine ve/veya çevreye karşı öfke, umutsuzluk erken doğum yapan annelerimizde sıkça görülen duygular. Kimse onlara “Sen nasılsın?” demiyor, herkes “Bebek nasıl? sütün var mı?” diyor. Bir de çevrelerindeki insanlar suçluluklarına bilerek veya bilmeyerek katkıda bulunabiliyor. Bu anneler aynı zamanda görünmeyen ve kabul edilmeyen bir yas durumu da yaşıyor.
Prematüre doğum yaşamış bir anne şu an sizi okuyorsa… Ona ne söylemek isterdiniz?
Yalnız değilsin! Şu anda kendini yorgun, suçlu, kırgın, üzgün hissediyor olabilirsin. Ancak her şey zamanla yoluna girecek. Biz senin için buradayız… Destek istemekten çekinme! #işbirliği






