Yarının Köyleri’ni geleceğe taşıyoruz

Yılın son röportajıyla huzurlarınızdayımm! Müthiş bi kadın girişimci: Begüm Tekin. Türkiye’nin e-ticaret’e yönelen ilk kadın girişimcilerinden.
.
Onunla, tam 12 yıl önce, ortaklarıyla Trendyol’u kurduklarında röportaj yapmıştım. O günden bugüne tutku ve azimle çalışıyor Begüm, ve bunun bir ekip işi olduğunun altını çiziyor.

.
Şimdi de müthiş heyecan duydukları bir sosyal proje üzerine çalışıyorlar: Yarının Köyleri. Toplumsal sorumluluk anlamında, köyle kent arasında ‘dijital fırsat eşitliği’ konusuna eğilmişler ve ortaya ‘dijital köy’ kavramı çıkmış.
.
Köylerde, dijital uçurumun kapatılması ve kadınların güçlenmesine destek olmak amacıyla ortaya çıkan Yarının Köyleri Projesi kapsamında, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’yla (UNDP) güçlerini birleştiriyorlar.
.
UNDP’yle belirlediğimiz köylerin üretimlerini, teknolojinin olanaklarıyla artıracağız” diyor Begüm. Ve özellikle altını çiziyor: Dijital merkezler, köylerdeki gizli kahramanları ve potansiyellerini ortaya çıkaracak!
.
Projenin ilk fazında, Diyarbakır, İzmir ve Adana’da 3 köy belirlenmiş. İlk dijital merkezler bu köylere kuracak. Öncelikle kadınlara, gençlere, engelli bireylere, dileyen herkese; markalaşma, pazarlama, ürün geliştirme gibi konularda eğitim ve danışmanlık hizmetleri verecekler. Şahane di mi?
.
2028 yılı sonuna kadar toplam 10 köye dijital merkezler kurmayı hedefliyor ve bu 10 köyde 1 milyon kişiye ulaşmayı amaçlıyorlar. Bu sosyal proje kapsamında emek veren herkesi yürekten kutluyorum.
.
Şimdi Yarının Köyleri’ni geleceğe taşıyan bu sosyal projenin detaylarını Trendyol Kurucu Ortağı Begüm Tekin’den dinleyelim…

Begüm, seneler evvel Trendyol’u kurduğunuzda röportaj yapmıştık…
-Evet Ayşe’cim, ilk röportajımızdı seninle yaptığımız…

O günden bu yana, 12 yıl geçti ve siz e-ticaret pazarında inanılmaz büyüdünüz. Tahmin ediyor muydunuz böyle bir başarıyı?
– Kurulduğumuz günden bu yana, ülkemize en büyük pozitif etkiyi yaratan şirket olmak için çalıştık. Hala da aynı felsefeyle aynı tutkuyla çalışmaya devam ediyoruz. Tabii ki bu bir ekip işi. Hepimiz inandık, canla başla çalıştık. Halen devam.

Sen, yıllar içinde Trendyol’da ne tür sorumluluklar aldın?
-Türkiye’nin her köşesindeki esnaf, KOBİ ve üreticilerin e-ticaret aracılığıyla dijitalleşmesi için çalıştım. Gençlerin teknoloji ve dijitalleşmeyle tanışmasını sağlayan sayısız projede bulundum.

Yarının Köyleri adında şahane bir sosyal proje başlatıyorsunuz. Tarkan’lı o nefis videoyu izledim ama bir de senden dinleyelim neyin nesidir Yarının Köyleri Projesi?
-Sürdürülebilirlikle ilgili çalışmalarımız sırasında kurduğumuz güzel bir hayal aslında. Sürdürülebilir Etki Planı çalışmalarımız sırasında ortaya çıkan bu hayali gerçekleştirmek için 12 yılda geliştirdiğimiz yetkinlik ve tecrübeler doğrultusunda adımlar atıyoruz. Yarının Köyleri Projesi’yle, 2028 yılı sonuna kadar, toplam 10 köyümüzde dijital merkezler kuracağız.

Ne demek dijital merkezler? Tam olarak n’apacaksınız?
-Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’yla (UNDP) belirlediğimiz köy ve yakınlarındaki köylerin üretimlerini, teknolojinin olanaklarıyla artıracağız. E-ticaret kanallarımızla da dünyanın herhangi bir yerine satış yapmaları için köprü olacağız.

Bunu aç, tam anlamadım…
-Dijital uçurumun kapatılmasına, kadınların güçlenmesine destek olacağız. Reklam filminde hatırlarsan, sobanın başında siparişleri, akıllı saatiyle organize eden bir kadın çiftçi girişimci vardı. Hedefimiz işte, köylerimizdeki bu gizli kahramanları ve potansiyellerini, yerel dinamikleri koruyarak, ortaya çıkarmak, üretimi desteklemek.

Peki Yarının Köyleri Projesi nasıl doğdu?
-Trendyol Sürdürülebilir Etki Planı’nı hazırlarken, paydaşlarımıza bir anket göndererek, toplumsal sorumluluk alanında Trendyol’dan neler beklediklerini sorduk. Sivil toplum kuruluşları, akademisyenler, ekibimiz, satıcılarımız ve müşterilerimizden oluşan, 2 binden fazla paydaşımız bu ankete yanıt verdi. Öncelikli alanlarımızı buradan çıkan sonuçlara göre oluşturduk. Gelen yanıtlarda; dijital fırsat eşitliği, kadının güçlenmesi, nitelikli eğitim gibi başlıklar öne çıktı. Yani yol haritamızın ana hatları, paydaşlarımızın katkısıyla çizildi. Bu süreçte de Yarının Köyleri Projesi belirmeye başladı.

UNDP ile yollarınız nasıl kesişti? Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı, projeye nasıl dahil oldu?
-Köyle kent arasında “dijital fırsat eşitliği” için bir model arayışına girince, “dijital köy” kavramına odaklandık. “Neden ülkemizde, tüm dünyaya örnek olacak dijital köyler olmasın?” dedik. Dijital fırsat eşitliği, kadının güçlenmesi ve nitelikli eğitim, her biri çok güçlü konular. Zaten bu üç başlığı bir arada kapsayan bir proje olarak Yarının Köyleri doğdu ve biz UNDP’nin kapısını çaldık. Projemiz, en az bizim kadar onları da heyecanlandırdı. Sahada olmak, insanlarla temasta olmak, onların işlerini geliştirecek iyileştirmeler için katkı sunmak… Bunlar, onların da çok değer verdiği tecrübeler. Projemizin alt detaylarında, UNDP ile birlikte en iyi olduğumuz, en büyük faydayı sağlayabileceğimiz noktalara odaklandık.

Güçlerinizi birleştirip neler yapmayı hedefliyorsunuz?
-Biz teknolojiyi biliyoruz, teknolojiyle dönüşümü biliyoruz, 12 yıl içinde öğrendik. Çağın pazaryeri olan e-ticareti biliyoruz, müşteriyi, satışı biliyoruz. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın (UNDP) da yerel yönetimlerle üreticileri, kalkınma hedefleri odağında buluşturan eşsiz bir saha deneyimi var. Köylerimizin zaten var olan üretim potansiyelini, en güçlü şekilde ortaya çıkarmaları için güçlerimizi birleştirdik. Köylerde dijital merkezler kurarak aktif şekilde Yarının Köyleri’nin temellerini oluşturacağız.

Harika! “Şu kadar yılda şunu şunu gerçekleştirmeyi istiyoruz” gibi hedefleriniz var mı?
-Olmaz mı? 2028 yılı sonuna kadar toplam 10 köyümüzde dijital merkezler kurmayı ve 1 milyon kişiye ulaşmayı amaçlıyoruz.

Peki bu merkezler nerede olacak?
– Projemizin ilk fazında, Diyarbakır, İzmir, Adana’da 3 köyümüzü belirledik. İlk dijital merkezlerimizi bu köylerimizde kuracağız. Öncelikle kadınlara, gençlere, engelli bireylere, üretim ve kalkınma amacıyla bir araya gelmiş kooperatiflere ayrıca dileyen herkese; markalaşma, pazarlama, ürün geliştirme gibi konularda eğitim ve danışmanlık hizmetleri vereceğiz. Teknolojinin gücüyle üretimi desteklemenin aktif yollarını oluşturacağız. Gençleri ve çocukları teknolojiye yakınlaştıracağız.

Diyarbakır, Adana ve İzmir’deki söz konusu köyleri neye göre seçtiniz?
– UNDP’nin sahadaki tecrübesi, belirleyici oldu. Projenin ilk aşaması olduğu için yerel iş birlikleri, üretim potansiyeli, ulaşım olanakları, altyapı, uyum, çevre köylerle bağlantılar gibi kriterleri göz önünde bulundurduk. Bu arada özellikle altını çizmek isterim ki köylerimizin kültürel ve sosyal değerlerini koruyacağız. Bu üzerinde durduğumuz önemli bir mesele. Köylerin ürünleri, kültürel değerleri korunarak, tüketiciyle buluşturulacak.

ÜZERİNDE ÖNEMLE DURDUĞUMUZ KONULAR: SÜRDÜRÜLEBİLİR ÜRETİM, MARKALAŞMA VE AKILLI TARIM

Köylerde kuracağınız dijital merkezlerde tam olarak ne tür çalışmalar hayata geçireceksiniz?
-4 ana başlıkta topladık. Birinci başlığımız, eğitim. Bu kapsamda, dijital teknolojiler ve e-ticaret konusunda programlarımız olacak. Ürün geliştirmeden markalaşmaya, teknolojik okuryazarlıktan e-ihracata kadar pek çok başlıkta eğitim vereceğiz. Aslında, her köyde ihtiyaç neyse, ona uygun bir eğitim tasarımı yapacağız. İkinci olarak, akıllı tarım konusu var. Muazzam bir coğrafyada, bereketli topraklarda oturuyoruz. Sayısız özgün ve organik ürünümüz var. Sürdürülebilir üretim modellerini çiftçiyle buluşturacağız. Üçüncü olarak danışmanlık sağlayacağız. Hem bireyleri hem de kooperatifleri, ihtiyaçlarına dönük uzmanlarla buluşturacağız. Bilgiye ulaşmalarını kolaylaştırarak danışmanlık sağlayacağız. Dördüncü konumuz ise geleceğimiz. Yani gençler ve çocuklar. Bir dönüşüm hikayesi yazacaksak, başrollerde gençler ve çocuklar da olmalı! Bu merkezlerde kodlama ve robotik eğitim programları açarak, güçlü gelecek için bir temel atacağız.

Hangi ürünlere odaklanılacak?
– Tarımsal ürünleri, el emeği ürünleri, kadın emeği ürünlerini, kaybolmaya yüz tutmuş zanaatları yenilikçi bir yaklaşım ve inovasyonla geleceğin dünyasına taşımak ve daha çok kişiyle buluşturmak istiyoruz. Çok heyecanlıyız. Bütün yaratıcı fikirlere açığız. Burada inovasyon ve katma değerli ürünler geliştirmek de işin içine girecek. Mesela Diyarbakır’ın karpuzundan cips yapmak, karpuz detoks suyu yapmak gibi.

Vayyyy müthişmiş!
Tüm bunları da belediyeler, valilik ve kaymakamlıklar, sanayi odaları, ticaret odaları, kooperatifler gibi birçok kamu paydaşı ve aynı zamanda kendi alanında uzman sivil toplum kuruluşlarıyla gerçekleştireceğiz. Ve tabii en önemlisi köy halkıyla birlikte. Paydaş platformlarımız olacak, aksiyon kararlarımızı da birlikte vereceğiz. Bugüne kadar iki çalıştay gerçekleştirdik. Diyarbakır ve İzmir’de paydaşlarımızla bir araya geldik. “Yarının Köyü sizi için ne demek?” diye sorduk. Geçmiş hikayeleri ve gelecek hayallerini dinledik. Bu çalıştayların sonuçları da projemizin gelişiminde etkili olacak. Danışmanlarımızın yönlendirmeleriyle katma değerli ürünlerin üretilmesi de mümkün olabilecek. UNDP önderliğinde, birlikte ilerleyeceğimiz bir danışma kurulumuz da olacak. Bu danışma kurulunda kentsel dönüşüm, markalaşma, akıllı tarım, kooperatifçilik gibi konularda uzman isimler bulunacak.

Peki Yarının Köyleri’ni, diğer yerel kalkınma projelerinden ayrıştıran ne?
-Tüm yerel kalkınma projeleri değerli. Biz bu projede, üretici ve kooperatiflerimizi eğitimlerle destekleyeceğiz. E-ticaret, e-ihracat eğitimleri de vereceğiz. Üretici ve tüketici arasında mesafe kısalacak. Bunu çok önemsiyoruz. Yarının Köyleri, uçtan uca bütünsel bir proje.

Trendyol ekip de gönüllü olarak dahil olabilecek mi?
-Bizi en çok heyecanlandıran noktalardan biri de bu. Evet, dileyen ekip arkadaşlarımız, uzmanlık alanlarına göre görev alabilecek. Eğitimlerde destek olacak. Teknoloji, pazarlama, iletişim, lojistik yönetimi gibi bilgi ve pratikteki tecrübelerimizi aktarmak istiyoruz. Yakında bu programın detaylarını da paylaşacağız. Gönüllü çalışmak isteyen arkadaşlarımızla birlikte planlarımızı oluşturacağız.

Gelelim Tarkan’lı reklam filminize… Yarının Köyleri’nden bahsettiğinizde tepkisi ne oldu?
-Tarkan, çevre, doğa ve toplumsal konulara olan hassasiyetinden ötürü, projeyle oldukça yakından ilgilendi. Film çekiminden önce proje hakkında detaylı bilgi aldı, proje dokümanını okudu. Birlikte bol bol fikir alışverişi yaptık. Onun da içine sinmesi, ardından da projeyle bu kadar yakından ilgilenmesi bizi çok mutlu etti. Reklam filmi çekimleri boyunca da köy halkıyla çok sıcak bir ilişki kurdu. Neredeyse tüm köyle fotoğraf çektirdi. Bu güzel enerjiyle ortaya çıkan reklam filmiyle izleyiciler de Yarının Köyleri hayalimize ortak oldu.

Acayip heyecan verici! Belli ki Yarının Köyleri Projesi, dijital uçurumun kapanması ve fırsat eşitliği konusunda kırsalda bir kaldıraç görevi görecek! Ben de bu dijital köylerden bir kısmına gelmek isterim. Özellikle de memleketimde olana…
-Tabii ki seve seve! Hadi gel birlikte Adana’ya gidelim. Bir teknoloji şirketi olarak, ülkemizde hayatın her alanında dijital uçurumun kapatılması için çalışıyoruz. Trendyol Sanat, Türkiye’nin Müzeleri, Sepette İyilik gibi projelerimizle hayatın her alanına teknolojiyle dokunuyoruz. Yarının Köyleri ile bunu bir adım öteye taşıyoruz. Köylerdeki üretimin geliştirilmesi ve dijital ekonomiye kazandırılmasıyla ülkemizin ekonomik kalkınmasına pozitif etki sağlamak istiyoruz. Projemiz ilerledikçe, köylerimizden ilham verecek pek çok güçlü hikayenin çıkacağına inanıyoruz.

Yorum Bırak

nineteen + seventeen =