Ya benim olursun ya kara toprağın anlayışı son bulsun!

BERFİN tek değil.

Bu ülkede pek çok asit saldırısı vakası var.

Kadına şiddetin en vahim tezahürlerinden biri.

Berfin Özek’in yüzüne eski sevgilisi 1.5 kilo kezzap attı ve onun sadece yüzünde, bedeninde değil, ruhunda da onarılmaz yaralar açtı.

Bir kere daha gördük ki bu kimyasalların serbest satışı sınırlandırılmazsa daha çok Berfin vakası yaşanacak. Ama yine bu olayda gördük ki biz tek ses, tek yürek olursak yapamayacağımız şey yok, her şeyin üstesinden gelebiliriz.

Henüz Berfin tek bir denizyıldızı ama ben inanıyorum, birlikten güç doğar. Biz birlik olunca, başka denizyıldızlarına da faydamız olur. Sağlık Bakanlığı’nın girişimiyle Berfin, Prof. Dr. Mehmet Mutaf tarafından tedavi edilecek. Bir buçuk yıllık bir süreç bu. Uzun ve zahmetli bir uğraş, inşallah başarıya ulaşacak ve Berfin parmakla gösterilmeden normal bir hayat sürebilecek, yüzünü gizlemesine gerek kalmadan insan içine çıkabilecek. Dün başlayan Mehmet Mutaf Hoca röportajı bugün de devam ediyor…

GÖĞÜS KABURGASINDAKİ KIKIRDAKTAN KULAK YAPIYOR

– Hocam eksik burnu, kulağı nereden yapıyorsunuz?
Benzer olan yerlere ve kompozisyona bakıyorum. Bir de bolca malzeme bulabileceğiniz bir yer olmalı. Kulaksa mesela, göğüs kaburgalarındaki kıkırdakları kullanıyorum…

– Bir annenin kaburgasından oğluna kulak mı yaptınız?
Evet, öyle vakalarım da var. Ama genellikle kendi kıkırdaklarıyla yapıyorum.

– Bu nasıl bir sanat? Sanat mı? Siz sanatçı cerrah mısınız?
Plastik cerrahi, bütününde sanat. Aslında hayat sanat, yaşamak sanat. Her iş sanat… Tanımlanmış sanatların bileşimi bizim işimiz. Tabii zanaatsız bir sanat değil. Yaratılmışı taklit etmekte ustalaşacağınız bir sanat.

BİR KUTSİYET ATFETMİYORUM KENDİME

– Siz tüm bunları nasıl öğrendiniz?
Ülkemde öğrendim. Tamam, Japonya’da da eğitim aldım ama biz Türkiye olarak plastik cerrahide çok ilerideyiz. Çok kıymetli hocalarımız var, onları izliyorsunuz ama esas olarak yapa yapa öğreniyorsunuz.

– Japonya’ya neden gittiniz?
Bilimsel araştırmaya fon ayıran ülkelerin başında geliyordu Japonya o yıllarda…

– Neden “Kimse Türkiye’de Mutaf Hoca’nın çırağı bile olamaz!” deniyor?
Estağfurullah! Ben böyle bir cümleyi hâşâ kullanmam. Ben hâlâ çırağım. Ama şunu söyleyebilirim: Benim dünyaya gelme sebebim bu. Plastik cerrahi içerisinde de özellikle rekonstrüktif boyut. Özellikle de yüz. Şöyle bir şey de var: Bir şeyi çok severseniz, o şey de size yakışıyor sonra…

– “Ulvi bir görevim var benim” gibi hissediyor musunuz?
Hayır. Elimi, marangozun elini önemsediği kadar önemsiyorum. Bir kutsiyet atfetmiyorum kendime. Ama beslendiğim yer maneviyat, o kesin. Bazen hastanın bir sorunuyla, derdiyle yatıyorum. Rüyamda çözüm bulduğum vakalar oluyor. Ama tabii ki bunu bilimle yan yana getiriyorum.

– Asit saldırıları, kezzap atılma vakaları hep size mi geliyor?
Evet, oldukça çok geliyor. Üstelik sadece Türkiye’den değil, tüm dünyadan. Rahmetli annem, beni sabah uğurlarken “Oğlum, Allah sana işi kolay, parası çok hasta versin!” derdi. Maalesef annemin duası tutmadı! Bana hep işi çok zor ve maddi imkânsızlıkları olan hastalar geldi. Ama şikâyetçi de değilim. Tüm dünyadan asit vakaları geliyor, bir şekilde buluyorlar beni. Bu arada ameliyat için ilk kez gelen hastam da neredeyse hiç yok…

– Nasıl yani?
Asit vakalarında da estetikte de genellikle birkaç kere ameliyat olmuş hastalar geliyor. 5 kere burun ameliyatı yapılmış, 7 kere meme ameliyatı… “Sen düzeltirsin hocam!” diyorlar. Bodrum’a mesela Hindistanlı turist gelmez. Ama Hindistan’dan bana hasta gelir. Sosyal medyadan buluyorlar beni. Tabii sağlık sektörünün yurtdışında örgütlenmiş yapıları da var. Romanya’da 2.5 yaşında bir araba patlamasında bütün yüzeyleri yanmış bir çocuk vardı, onu da ben ameliyat ettim.

BU BİR İNSANLIK SUÇUDUR GEREKEN CEZAYI ALSINLAR

– Siz asit saldırıları konusunda sunumlar da veriyorsunuz dünyada…
Evet. “Ya benim olursun ya kara toprağın!” diyen hastalıklı bir kafa var. Hepimiz biliyoruz. Ve ülkemizde örneklerini yaşıyoruz. Maalesef bu erkeklere bir şekilde destek veren, hafifletici sebepler sunan bir yapı içinde yaşıyoruz. Üzücü olan bu. “Erkek adam ne yapsın, sevdiğini başkasıyla görmüş, kıskanmış!” gibi cümleler kurulabiliyor. Bir kere bu anlayışın toptan değişmesi gerekiyor. Bu insanlık dışı suçu işleyenlerin hak ettikleri cezayı almaları gerekiyor. Hindistan, Pakistan, Afganistan, Ortadoğu ve maalesef bizim ülkemizde yaşanıyor bu trajediler. Ben Avrupa’da hiç rastlamadım…

TÜM YÜZÜ KAPLAYACAK DERİ NEREDEN ALINIYOR?

– Berfin’in yüzüne kullanacağınız deriyi nereden, nasıl alacaksınız?
“Doku genişletici” dediğimiz bir balon tedavisi var. Sönük halde silikon balonları göğüs bölgesinde, deri altına koyuyoruz. Tıpkı bir hamile kadının karnının büyümesi gibi, 3- 4 günde bir şişirerek büyütüyoruz. Ve sonunda tüm bir yüzü kaplayacak kadar deri elde ediyoruz.

– Orası sonra n’oluyor peki?
Tekrar çizgi halinde kapatılıyor. Sadece bir kesi izinden başka bir şey kalmıyor.

– Neden göğüs bölgesinden alıyorsunuz deriyi?
Renk ve dokusal özellikler açısından yüze en yakın yer çünkü. Üst göğüsün aşağısından alınan hiçbir yer, yüzde aynı rengi vermez ve yüz dokusuyla uyum sağlamaz.

Yorum Bırak

eight − 2 =