Ülkemizde klasik müzik, sadece belirli bir kesimin dinlediği bir müzik gibi algılanıyor… Bu, yanlış bir algı, kırmaya çalışıyoruz!!!


Veee Borusan Quartet röportajı başlıyoooo💫💫

.
İstanbul Müzik Festivali’nin 50. Yılı kapsamında, Borusan Quartet de 8 Haziran’da, arp sanatçısı Xavier De Maistre ile Süreyya Operası’nda sahne alacak….

Viyolonselde Çağ Erçağ, viyolada Efdal Altun, 1. kemanda Esen Kıvrak, 2. kemanda Nilay Sancar… Hepsi birbirinden başarılı, müthiş donanımlı isimler…
.
Onlarla tek tek röportaj yaptım, müzik yolculuklarını sizinle de paylaşmak istedim.

Borusan Quartet, 2005’te kuruldu. 17 yıldır da ülkemizde sanatseverlerle buluşmasının yanı sıra dünyada da ülkemizi başarıyla temsil ediyor. Pek çok ödülleri var. Ülkemiz adına gurur verici…

Sanata ve klasik müziğe katkılarından dolayı Borusan’ı bir kez daha kutluyorum. Diğer kurumlara örnek olmasını diliyorum…
.
Bu bölümde Çağ Erçağ’ın hikayesini okuyacaksınız….

50.’si düzenlenen İstanbul Müzik Festivali kapsamında, 8 Haziran’da, Borusan Quartet olarak Süreyya Operası’nda sahne alacaksınız. Heyecanlı mısınız?
-Hem de nasıl! O heyecan zaten bizi canlı ve diri kılan. Heyecan biterse, her şey biter!

Bu ekip, kaç yıldır berabersiniz?
-Epey oldu. Borusan Quartet, 2005’te kuruldu. 17 yıldır da devam ediyor. Aile gibiyiz. Yurt içi, yurt dışı festivallere, her yere birlikte gidiyoruz.

Hayatınızda ne kadar büyük bir yeri var Quartet’in?
-Valla, öncelikler listemde bir numarada. Müzik benim için bir tutku. Quartet olarak sürekli birlikteyiz. Birlikte çalmak müthiş bir mutluluk. Ne diyeyim? Zaman zaman eşimden bile önce geliyor.

Eşiniz ne diyor bu duruma?
-Sanırım beni böyle kabul etti! Viyolonsele olan aşkımı bile bile, benimle evlendi. Viyolonsel kucağınıza alabildiğiniz bir müzik aleti. Ben sevişiyorum viyolonselimle. Gerçekten aşkla çalışıyorum. Aşkla yaptığınız her şey güzeldir.

VİYOLONSELİ BEN SEÇMEDİM, O BENİ SEÇTİ!

Viyolonseli seçmenizin özel bir sebebi var mı?
-Viyolonseli ben seçmedim, o beni seçti! Bildiğim bir enstrüman değildi. Konservatuvarda ilk enstrümanım bateriydi. O dönem, yarı zamanlı okuyordum. Tam zamanlıya geçiş sınavında bana dediler ki, “Ne istiyorsun?” Bildiğim bir keman bir de piyano. Dışarı çıktığımda “viyolonsel” diye bir yazı gördüm. Babama sordum, “Bu nedir?” diye. “Kemanın biraz büyüğü” dedi. “Tamam, o olsun” dedim. Kazandım, o bölüme girdim.

Peki sizi müziğe yönlendiren kim?
-Annem ve babam. İkisi de müzik aşığı. Konservatuvara gitmeyi çok istemişler, köyde okudukları için gidememişler. Babamın 1950’lerde rock grubu varmış. Piyasada elektro gitar çalıp, Fransızca şarkılar söyleyen çok renkli biri. Bağlama da çalar. İyi ki beni teşvik etmişler. Konservatuarda okurken önceleri viyolonseli 3 öğrenci paylaşıyorduk. Liseye geçince, kendime ait enstrümanım oldu ve ona tutkuyla bağlandım. O tını, ses, titreşim aklınızı başınızdan alıyor. Varoluş sebebiniz haline geliyor.

Bu 50. yıl konserin sizde de yeri ayrı mı? Bu sene, festival kapsamında arp sanatçısı Xavier De Maistre de size eşlik edecek…
-Her konserin yeri ayrı ama 50. yıl çok özel tabii. Arp da tınısal olarak zengin bir enstrüman. Birlikte ortaya çok güzel bir müzik çıkaracağımızı düşünüyorum.

Festivalin, kesintisiz 50 yıldır en büyük destekçisi olan Borusan, Borusan Quartet’in de kurucusu. Borusan’ın sanata, özellikle klasik müziğe katkıları için neler söyleyeceksiniz…
-İnanılmaz kıymetli! Bu ülke için hepimiz için… Ve bu tamamen Borusan Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kocabıyık’ın vizyonuyla alakalı. Kendisi bir Quartet kurmak istiyor ama bu kararın yönetim kurulundan geçmesi gerekiyor. Yönetimde, “Basketbol takımı kuralım!” diyenler de var. Ama sonunda kültür sanata ve müziğe destek olmaya karar veriyorlar. Çünkü spora destek olanlar var hali hazırda. Müzik daha bakir bir alan. Hele klasik müzik… Bugün klasik müzik deyince aklımıza gelen kurumlardan biri! Ne müthiş bir şey bu! Kocabıyık Ailesi’nin, Borusan Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Kocabıyık Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Zeynep Hamedi’nin ne kadar geniş bir vizyona sahip olduklarını buradan anlamak mümkün. Yüz kişilik bir senfoni orkestrası kuruyorlar. Ve 4 kişilik bir Quartet. Onlar sayesinde 17. senemize geldik.

Birçok arkadaşımız klasik müziği grupları kuruyor fakat uzun soluklu olamıyor. Destek çok önemli. Diğer kurumlar da Borusan’ı örnek almalı. Ha babam AVM yapacaklarına, gitsinler konser salonu yapsınlar! Yıllardır Türkiye’de doğru düzgün bir konser salonu yok.

AMERİKA’DA 88 GRUP ARASINDAN BİRİNCİ OLDUK

Sahneye çıkarken yaptığınız bir ritüel var mı?
-Dua ederim. Üç Kulhuvallah, bir elham okurum.

Quartet olarak birlikte aldığınız ödüller de var di mi?
-Evet, en kıymetlisi 2010’da, Amerika’da ICMEC Uluslararası Oda Müziği Topluluğu Yarışması’ndan aldığımız ödül. 88 grup arasından birinci olduk. Altın madalya aldık.

Sizin bir de Donizetti ödülünüz var…
-Evet. Donizetti, klasik müzik dünyasının saygın ödüllerinden biri… Tabii ki ödüller insanı çok motive ediyor. Bu anlamıyla değerli.

Klasik müzik ülkemizde hak ettiği ilgiyi görüyor mu?
– Görüyor diyemem. Öyle bir yere yerleştirilmişler ki, sadece zenginlerin dinlediği bir müzik olarak algılanıyor. Bu yanlış bir algı. Biraz çekingenlik var. Halkımız, korkmasın bu müziği dinlemekten! Ben taksiciden çöpçüsüne kadar herkesle konuşuyorum. Herkes böyle zannediyor. Bu yanlış algıyı kırmamız lazım. Biz, bunun için de uğraşıyoruz. N’aptık biliyor musunuz? Türküleri düzenlettik, Borusan Quartet olarak, çok güzel bir türkü albümü çıkardık.

Ülkemizde klasik müzik eğitimi alan pek çok değerli öğrenci yetişiyor. Onlara tavsiyeniz ne olurdu?
-Yurt dışına gitsinler. Yeterince birikime, donanıma sahip olduktan sonra, geri ülkelerine dönsünler. Ve burada öğrenci yetiştirsinler.

 

Yorum Bırak

eighteen + sixteen =