Toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimleri vermek için il il Türkiye’yi gezeceğiz

Bugün 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü. Şiddet, özellikle kadınlara karşı uygulanan şiddet; önü alınamayan, çözüm bulunamayan en önemli sorunumuz!!!En büyük problem de bu meselenin, ‘kadının sorunu’ymuş gibi algılanması. Hayır efendim! Erkeğin de en önemli meselesi. Hepimizin en önemli meselesi. Dün Kadıköy metrosundaki çekilen videoyu paylaştım, akıl alır gibi değil! Ve bu soruna çok erken yaşta eğilmek gerekiyor.
.
SEY Vakfı Başkan Vekili Begüm Yücel’le tanıştırmak istiyorum sizi. İki erkek annesi ve hayatını eğitime adamış bir babanın, Enver Yücel’in kızı Begüm.
.
Anne ve Babasının adına kurdukları vakıfla hem eğitimde fırsat eşitliği için çalışmalar yapıyor hem de kadınların sorunu erkeklerin de asıl meselesi olan Toplumsal Cinsiyet Eşitlliği’ne yönelik bir projenin liderliğini gerçekleştiriyor.
.
SEY Vakfı’nın temel amacı eğitimde fırsat eşitliği. Hedeflerine ulaşmak için çok emek de harcıyorlar. 2023 yılında 1000 çocuk için 200 Milyon TL burs sağlama hedefleri konuyu ne kadar ciddiye aldıklarının kanıtı. En büyük farklılıkları ise burs verecekleri çocuklarda başarı kriteri aramıyor olmaları. Bursları okul öncesi dönemde başlatarak sadece anne babası asgari ücretle çalışan çocukları seçiyorlar. Okul öncesi çocuğa yapılacak her 1 dolarlık yatırımın ülkemize 7 dolar olarak döndüğünü söylüyor Begüm Yücel. Okul öncesi döneme eğilmelerinin temel sebebi de bu.
.
Tüm bu anlamlı faaliyetlerinin yanında ‘’Kadının Sorunu Erkeğin Meselesi‘’ projesine de başladılar. Projenin amacı il il gezerek toplumsal cinsiyet eşitliğinin neden gerekli olduğunu hem çocuklara hem ailelere anlatmak.
Çocuklara konuyu anlatabilmek için Türkiye’de ilk kez Bahçeşehir Üniversitesi hocası Yavuz Samur’la birlikte bir kutu oyunu tasarlamışlar.
.
Böyle gelişmelerin olması beni heyecanlandırıyor. Bu tarz güzel projeler sayesinde bugün olmasa bile gelecekte toplumsal cinsiyet eşitliğini çocukluktan itibaren bilen bir nesil olacağı umudumu yitirmiyorum. Bravo Begüm Yücel Bravo SEY Vakfı

SEY Vakfı olarak “Future Talks”ta, toplumsal cinsiyet eşitliğini ele aldınız. Kendi alanında öne çıkan isimler konuşmalar yaptı. Bunu çok değerli buluyorum. Tebrikler!
-Teşekkürler. Dolu dolu geçen bir etkinlikti. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğini her açıdan ele aldık. Hukuk, medya, psikoloji… Alanında uzman isimler katıldı. Çok değerli bilgiler paylaştılar. Öne çıkan bir diğer şey de, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü -yani bugün için- hazırladığımız videoydu. Erkek çocuk yetiştirirken, farkında olarak veya olmayarak kurduğumuz cümlelere, kullandığımız dildeki yanlışlıklara, çocuk yetiştirirken yaptığımız ayrımcılıklara çok çok dikkat etmeliyiz. Buna vurgu yaptık. Bu meseleyi fevkalade önemsiyoruz. Katılımcılarımız da bunun altını çizdi.

TOPLUMSAL CİNSİYET AYRIMCILIĞINA SON VERMEK İÇİN HEP BİRLİKTE DEĞİŞMEMİZ GEREKİYOR

‘’Cinsiyet ayrımcılığına son vermek için, hep birlikte değişmemiz gerekiyor!” diyorsunuz… Harika da… Bunun için ne yapmamız gerekiyor?
-Çok büyük laflar etmeye gerek yok, yapılacak şey basit: Öncelikle öz eleştiri yapmamız gerekiyor! Ben mesela kendimden başladım. 2 erkek çocuk annesiyim ve fark ettim ki, ben de çocuklarıma bu bilinç dışı fikirleri aşılıyorum. Mesela, 7 yaşındaki oğlum, kızların iyi futbol oynayamadığını düşündüğünü söyledi geçen aylarda. 7 yaşında bir çocuk, kadınların neden iyi futbol oynayamadığını düşünür? Bir nedeni, annesi olarak benim. Demek ki, istem dışı, ona bu düşünceyi aktarmışım. Öz eleştiri yaparak, farkında olarak değişim için adım atmalıyız. Biz de evde, oğlumla bu konuyu uzun uzun konuştuk. Artık kızların da erkekler kadar iyi futbol oynayabileceğini kabul ediyor. ‘’Yeter ki disiplinli bir şekilde çalışalım’’ diyor.

SEY Vakfı’nın kuruluş amacı ne?
-Vakfımız, 1,5 sene önce pandeminin tam ortasında kuruldu. “Beklesek mi?” diye çok düşündük, fakat çocukların eğitime ulaşmak için kaybedecek vakitleri yoktu. Hemen harekete geçtik. Tek amacımız, eğitimde fırsat eşitliğini sağlamak. İlk sene 75 öğrenciye yaklaşık 4 Milyon TL’lik burs vermiştik. Bu sene, 125 çocuğa 6 Milyon TL’lik burs verdik. Hedefimiz, 2023 yılında, 1000 çocuğa 200 Milyon TL’lik burs sağlamak.

Anne ve babası asgari ücretle çalışan çocuklara burs verdiğinizi biliyorum. Burslar neden anaokulu seviyesindeki öğrencilere veriliyor?
-Biz bursiyerlerimize, okul öncesinden 8. sınıf sonuna kadar yüzde 100 eğitim bursu veriyoruz. Servisinden, kitabına, bilgisayarına kadar her şeylerini karşılıyoruz. Burs vermeye okul öncesinden başlamamızın nedenlerinden biri, okul öncesine yapılan 1 dolarlık yatırım, ülkemize 7 dolar olarak dönüyor… Çocuk üniversiteye başladığında, ona verebileceğimiz destek sınırlı sayıda kalıyor. O yüzden okul öncesi bizim için çok kıymetli.

Sadece sizin okullarınızda mı bu burslar veriliyor?
-Hayır, aileyle ortak kararlaştırıyoruz ve evlerine en yakın özel bir okulu beraber seçiyoruz.

Eğitim konusunda birçok hizmet veren vakıf var. SEY’in farkı ne?
-Bir kere en büyük farkımız, herhangi bir başarı kriteri aramıyor oluşumuz. Çocukları vakıf bünyesine alırken, başka vakıflar gibi herhangi bir sınava sokmuyoruz. Ailelerinin asgari ücretle geçinmesi bizim için yeterli. Okudukları süre boyunca da, yine başarı bizim için bir kriter olmuyor. Diğer farkımız da, bu süreç boyunca, ‘’SEY Kampüs’’ adı altında anne-babalara da eğitimler, seminerler düzenliyoruz. Bu seminerlere katılımı zorunlu tutuyoruz. Mesela bir bursiyerimizin annesi, bu seminerlerden sonra üniversiteye başladı. Bu gerçekten çok gurur verici.

Standart bursların yanında “empati” bursu diye bir çalışmanız daha var, o nedir?
-Bu da benim için çok değerli. Ülkemizde çok fazla sayıda “özel” çocuğumuz var. Fakat destek anlamında çok yetersiziz. Biz de empati yaparak, elimizden geldiğince bize gelen taleplere karşılık vermeye çalışıyoruz. Mesela otizmli 20 bursiyerimiz var, gelişimlerini adım adım takip edip, başardıklarına tanık olmak muhteşem bir duygu!

“Sadece dezavantajlılara burs vermek yetmez” diye mi düşündünüz? Neden vakıf olarak, toplumsal cinsiyet eşitliği meselesine de el atmak istediniz?
-Söylediğim gibi aynı zamanda 2 erkek çocuk annesiyim. Kendi hayatımdaki tecrübelere dayanarak doğdu bu proje. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğini, herkes ele almalı.

Eş zamanlı olarak, “Kadının Sorunu, Erkeğin Meselesi” projesini başlatıyorsunuz…
-Evet. “Future Talks by SEY Vakfı” bizim her sene yapacağımız bir etkinlik. Bu senenin sloganı ve konusu “Kadının Sorunu, Erkeğin Meselesi.” Neden “Kadının Sorunu Erkeğin Meselesi” dedik? Senelerdir, kendimi bildim bileli, kadının sorunlarını, hep erkekler “kadının sorunu” diye konuşuyor. Ama hayır, bu sadece kadının sorunu değil, bu hepimizin sorunu! Proje adında vurgulamak istediğimiz şey, ne zaman erkekler de bu sorunu benimseyip, “Bu bizim de meselemiz!” derse, işte o zaman birlik oluruz ve çözüm için birlikte harekete geçeriz. Future Talks’un ardından 7 bölgede, 7 ayrı şehre gideceğiz ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin farkındalığı için neler gerektiğini ailelere seminerlerle, çocuklara da oyunlarla anlatacağız. Bir de sürprizimiz var. Bahçeşehir Üniversitesi’nden sevgili hocamız Yavuz Samur, Türkiye’nin ilk toplumsal cinsiyet eşitliği üzerine yapılan kutu oyunu tasarlıyor, kısa süre içinde o da tamamlanacak. Ve ücretsiz bir şekilde isteyenlere göndereceğiz.

Program kapsamında kimlere eğitim verilecek?
-Erkek ve kız çocukları ile onların ailelerine… Bu projede başından beri söylediğimiz şey, toplumsal cinsiyet eşitsizliği hem kadının hem de erkeğin katkısı ve iş birliği ile çözülebilir. Eğer sadece erkek çocuklara eğitim verirsek, söylemlerimizle çelişmiş oluruz. Sonuçta erkekleri de yetiştiren bir kadın. O yüzden kadın ve erkeği ayrı ayrı ele almak yanlış olur düşüncesindeyim.

Toplumsal cinsiyet eşitliğini, “erkeklerin meselesi” olarak tanımlamak sizce doğru mu?
-Şöyle ki, bu ‘’yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan çıkar’’ sorusu gibi. Bizim iddiamız şu: Erkeklerin de kesinlikle değişimin bir parçası olması gerekiyor. Bugüne kadar hep kadınları, kız çocuklarını konuştuk, bize göre erkek çocuklarının yetiştirilmesi de aynı derecede konuşulmayı, tartışılmayı hak ediyor. Kız çocuklarımızı nasıl koruyacağımızı öğretmeyelim, erkek çocuklarımızı eğitelim.

Sadece Bahçeşehir Koleji öğrencileri mi bu eğitimleri alacak?
-Hayır, bu projeyi kısıtlı hale getirir. Bu projeyi SEY Vakfı olarak yapıyoruz. İstiyoruz ki, herkes gelip katılsın. Çünkü ne kadar çok çocuğa ne kadar çok aileye dokunabilirsek, o kadar faydalı olacak.

Ne zaman başlayacak?
-Future Talks ile ilk adımımızı atmış olduk, il il gezmeye Ocak ayında başlamak istiyoruz.

Kaç çocuğa ulaşmayı hedefliyorsunuz?
-5 bin, 10 bin, 15 bin.. Veya sadece 1… Bizim için tek bir ailenin bile değişimi çok kıymetli.

Ne tür eğitimlerden bahsediyoruz? Kimler verecek bu eğitimleri?
-Yanımızda mutlaka psikolog, akademisyen ve sosyolog olacak. Bu isimler, seminerleri verecekler. Çocuklara da eğitimden ziyade, oyunla toplumsal cinsiyet eşitliğini anlatmak istiyoruz. Argümantasyon temelli tartışmayı göstermek istiyoruz. Umarım sen de birine bizimle gelirsin.

OĞULLARIMI FEMİNİST OLARAK YETİŞTİRMEK İSTİYORUM

İki erkek çocuk sahibi bir anne olarak, kendi çocuklarına, “toplumsal cinsiyet eşitliği” kavramını nasıl anlatıyorsun?
-Ben de oğullarımı yetiştirirken herkes gibi hatalar yapıyorum tabii. Çocuklar bir şeyleri anlatılarak öğrenmekten çok, anne ve babalarının davranışlarından öğreniyor. Mesela evde fark etmeden paylaştığımız görevler, aslında çocukların geleceklerini şekillendiriyor. Bizim evde herkes her işi yapar! Çocuklarıma okuduğum güzel bir kitap var: “Feminism for Boys.” Maalesef Türkiye’de feminizm kavramının doğru anlaşılmadığını düşünüyorum. Benim için toplumsal cinsiyet eşitliğine inanlar, aslında feminist. Ben de oğullarımı feminist birer erkek olarak yetiştirmek istiyorum!

Yorum Bırak

5 − 1 =