Tarsus’taki çocuk istismarı davasında istismarcı neden serbest!


SAADET Öğretmen’in sosyal medyadaki paylaşımını gördünüz mü?
İsyan etti Saadet Öğretmen.
Nasıl etmesin bu rezalet karşısında?
Yine bir cinsel istismar vakası!
Küçük bir kız, dört yıl önce yaz tatilinde gittiği Kuran kursunda, cami imamı M.D’nin cinsel saldırısına uğradı. Feci olay yaşandığında E.S. daha 12 yaşındaydı. Bu korkunç olayın ardından küçük kız, üç kez intihara kalkıştı. Annesi şimdi başında bekliyor. Çığlıklar içinde uyanıyor uykusundan…
E.S. bu travmayla boğuşurken, ailesini ve duyarlı vatandaşları isyan ettiren bir karar çıktı Tarsus’taki mahkemeden. Mahkeme sanığı tutuksuz yargılanmak üzere serbest bıraktı. Yazıklar olsun! Bir de üstüne “Serbest kalması suçsuz olduğu anlamına gelmez! Uzman avukatlarınızla bir üst mahkemeye gidersiniz, hakkınızı ararsınız!” dedi mahkeme başkanı…
Saadet Öğretmen de ağlayarak çıktı o duruşmadan. Çocuğun annesi feryat ediyordu, çocuk yere düşmüş, baygınlık geçiriyordu… İnsanlık dramı!
29 Mart’a ertelenen E.S’nin davasını başından beri takip eden ‘Çocuk İstismarı Derneği’ Başkanı Saadet Özkan, tüm duyarlı vatandaşları adalet arayışlarında desteğe çağırıyor. “Bu ülkenin çocuklarını korumak, onlara sahip çıkmak hepimizin görevi!” diyor. Haksız mı? Yarın bu köşede Saadet Öğretmen’le yaptığım röportajı okuyacaksınız…

CHP AVCILAR BELEDİYE BAŞKAN ADAYI TURAN HANÇERLİ

İKİ KOLUMU KAYBETTİM. DEPRESYONA GİRMEK YERİNE SINAVA GİRDİM, AVUKAT OLDUM. ŞİMDİ DE BELEDİYE BAŞKAN ADAYIYIM

DÜRÜST, merhametli, zeki, azimli ve müthiş mücadeleci biri CHP Avcılar belediye başkan adayı Turan Hançerli. İtiraf ediyorum, hayran kaldım. En çok da bu kadar komplekssiz oluşuna. İnsan onun iki kolunun olmadığı fark etmiyor bile. Çok esprili biri. Kendisiyle de dalga geçebiliyor. Eşi Deniz’e aşkla bağlı. Kızları Asya ve Neşe’den söz ederken de gözleri parlıyor. Mesleki başarıları saymakla bitmiyor. Çok iyi bir hukukçu. Hak mücadelesi veren pek çok insanın gönüllü avukatlığını üstleniyor. Çorlu tren faciasında yakınlarını kaybeden acılı ailelerin de gönüllü avukatı oydu. Pazar günkü seçimlerde partisinin Avcılar adayı. Sloganı “Daha güzel bir Avcılar için”. Bence o daha güzel bir dünyadan söz ediyor. Keşke… Turan Hançerli’ye şans diliyorum.

– Mücadele azminizle ve pes etmeyişinizle sadece engelliler için değil, hepimiz için bir modelsiniz…
Çok teşekkür ederim.

– Zor şartlarda yetişmişsiniz, zor bir çocukluk geçirmişsiniz…
Evet, hayat benim için pek kolay geçmedi. 12 yaşında okumak için tek başıma Tokat’a taşındım. Ailem köyde kaldı. Başka türlü eğitim alabilmem mümkün değildi. Tokat merkezde, küçük sobalı bir evimiz vardı ve benimle ancak kiracımız ilgilenebiliyordu. O yaşımda, soğukla, yemek yapma derdiyle ve aslında “yalnızlıkla” mücadele ettim. O yıllar, bana hiçbir şeyi ertelememeyi ve her şart altında tek başına ayakta kalmam gerektiğini öğretti.

– Peki ya 18 yaşına geldiğinizde?
Tarlada geçirdiğim bir kazada, iki kolumu kaybettim. Ama hayatımın dönüm noktası bu kaza değil, 12 yaşında yalnız yaşamaya başlamam oldu. Onun altından kalkabilmem tüm hayatımı değiştirdi, beni güçlü kıldı… Yazları tarlada babama yardım ediyordum. 18 yaşımın yazında, tam da üniversite sınavını kazanmıştım, kayıtlara da üç gün kalmıştı, bu kaza oldu. Kollarımı patoz makinasına kaptırdım. Korkunç bir şok tabii. Üzücü bir şey. Kayıt için gitmem gereken Hacettepe’ye gittim ama Hacettepe Üniversitesi Hastanesi’ne tedavi görmek için…

– Ama siz yılmadınız, bir sene sonra tekrar sınava girip hukuk fakültesini kazandınız. Nasıl oldu da umudunuzu kaybetmediniz, hayata tekrar sarıldınız?
İnsan zannettiğinden daha güçlü bir varlık aslında. Bunları şimdi anlatırken bana da tuhaf geliyor ama, o kazadan sonra da hayatıma normal devam ettim, edebildim. Hatta hayata daha çok asıldım. Bir sene sonra da depresyona değil, sınava girdim! Üstelik bu sefer daha iyi bir yer kazandım.

– İstanbul Hukuk Fakültesi mezunu bir avukatsınız. Birçok engelli insanın davasına da gönüllü olarak dahil oluyorsunuz…
Evet…

– Şu anda da “Türkiye Sakatlar Konfederasyonu”nda başkan yardımcılığı görevinde bulunuyorsunuz. Bunun dışında engelliler yararına aktif çalışmalarda bulunmaya devam ediyorsunuz. Siz bir melek misiniz?
Bunu söylemeniz hem çok hoş hem çok acı. “Acı” çünkü ben aslında sadece insan olmanın gereğini yapmaya çalışıyorum. Her seferinde de “Biraz daha fazlasını yapabilir miydim?” diye bir muhasebeye giriyorum. Ama artık öyle bir dünyada yaşıyoruz ki “normalimiz”, yani “olması gereken şeyler”, insanlara “anormal” geliyor. Tebrik edilmesi gereken bir şey gibi algılanıyor. Oysa sorumluluk sahibi herkes başkalarına katkı sağlamak ister. Bu bazen komşun için bir tas çorba yapmak olabilir, bazen de kitlelerin derin bir nefes almasını sağlayacak bir davayı kazanmak olabilir. Melek değilim yani, insanım!

EN BÜYÜK PROBLEM ERİŞİLEBİLİRLİK!

– Engellinin halinden en iyi bir engelli mi anlar?
Yoo, şart değil. Empati kurabilen, başkalarının derdini dert edebilen ve karşısındakini “ötekileştirmeyen” herkes anlar. Sadece engellilerin değil, kadınların eşitlik mücadelesinde, yaşlıların ve yoksulların da hak mücadelesinde hep yanlarında oldum. Bu yaptıklarım benim yaşam kaynağım.

– Sizce ülkemiz sokaklarında engelli vatandaşların en büyük problemi nedir?
En büyük problem erişilebilirlik! Sokağa çıkamayan engellilerin, kültürel, sosyal, ekonomik hayata katılamamaları. Özgürlüklerinden mahrum bırakılmaları. Mevcut durum sadece engellileri değil, başta yaşlılar ve çocuklar olmak üzere herkesi etkiliyor.

Yorum Bırak

eighteen − 7 =