Pucca: Saçma bir tweet’in cezası bu olmamalı!


12 yıldır var. Gerçek adı Selen Pınar Işık. Ama o, hepimizin Pucca’sı! Cesur, net, içten, sahici, dobra, bazen şuursuz ama her şart altında dürüst… Bu özellikleriyle de sevilen, çok sevilen biri. Günlükleriyle milyonlar onu okudu. Pek çok kadın sosyal medya fenomeni çıktı, ama kimse Pucca’nın tahtına oturamadı.

Seneler önce attığı bir tweet yüzünden 5.5 yıl hapis ve 66 bin lira para cezası yedi. Evet attığı tweet manasız ama ceza da orantısız! Para cezası tamam ama hapis cezası, el insaf!

Böyle düşünen binlerce insan var ki, cezayı aldığı zaman gerçekleşen imza gününün kuyruğu inanılır gibi değildi. Çocukluğunun geçtiği Karşıyaka’da kuyruğun sonu görünmüyordu. Pucca’yı buldum, sordum…

Vayyyyyy anasına… Tüm Karşıyaka sana destek olmak için seferber oldu! O kuyruk neydi ya… Sadece yeni çıkan kitabının imzası mı, yoksa sana verilen cezayı haksız buldukları için mi? Ne diyorsun?
-Ne diyebilirim? Teşekkür ediyorum. İnanılmaz duygulandım. Arkamda durdukları ve beni yalnız bırakmadıkları için. Kimler yoktu ki? “Attığın bir tweet için ceza aldığın haberini görünce, Çeşme’de tatilimi yarıda kestim, geldim!” diyen de vardı, beni lisedeyken okumaya başlayıp, şimdi çocuğuyla gelen de. İmza günlerim hep kalabalık oluyordu ama ilk defa bu kadar ağlamalı ve sarılmalı geçti…

En son bu kadar uzun kuyruğu nerede gördün peki?
-Ne yalan söyleyeyim, hiçbir yerde! Belki pasaport kuyruğunda…

“Ulan, seviyorlarmış beni!” dedin mi?
-Demez miyim? Bu olayın hemen ertesi günü imza olunca, “İnsanlar çekinebilir gelmeye. Arkamda durmak istemezler, kimim ki ben neticede? Alt tarafı günlüğümü okudular, Instagram’dan takip ediyorlar. Neden sarsınlar ki beni, neden sevsinler ki? Ben bile hala kendimi sevmekle ilgili sorunlar yaşarken…” diye düşündüm. Ve birden o kalabalığı gördüm…

Ne hissettin?
-Sorma! İnsanlar beni alkışlamaya başlayınca çocuk gibi ağlamaya başladım. O kadar titredim ki, bayılacağım zannettim. Abartmıyorum tek tek herkese sarıldım, öptüm. Herkes o kadar içtendi ki, sanki ben hepsini tanıyordum. Saçlarımı okşadılar, yüzümü sevdiler, hediyeler verdiler. İnanılmaz bir enerjiydi…

Bir de tatlı bir serseri olduğun için, “İçeri atarlarsa temiz iç çamaşırı yollayacak çok kardeşim var!” demişsin, güldüm… Sen, böyle bir durumda bile espri yapabiliyorsun? Nasıl oluyor?
-Sorunlardan kaçma yöntemim bu! Günlüğümü de bu yüzden tutuyorum, yaşarken acı veren şeyleri komik anlatmaya çalışıyorum. İlerde Batı, beni huzurevine tıktığı zaman, kendi kendime bunları okuyup, “Anılarımın da eğlenceliymiş!” demek istiyorum.

Sadece İzmir ve Karşıyaka’yla sınırlıydı destek?
-Yok hayır! Türkiye’nin her yerinden “sarılıyorum sana” mesajları geldi. Bu sarılma olayı, sadece o imza günüyle de sınırlı kalmadı yani. Şu an dışarda karşılaştığım herkesle Teletabi gibi sarmaş dolaş oluyoruz! Hayatımda ilk kez bu kadar sevildiğimi hissettim.

“Kocanı bile elinde tutamadın!” dediler

Gelelim davalara… Sence, sana niye kafayı takıyorlar?
-Bilsem… Batı, doğduktan sonra oldu bu. Önce “klasik sosyal medya anne linçi” diye düşündüm. Çünkü biliyorsun, internette, herkes en mükemmel anne! Ve o mükemmel anneler, 7/24 telefon başında, başkasının anneliğini sorguluyorlar. Sorgulamakla da kalmıyorlar, aşağılıyorlar. Üstüne, boşanma mevzusu oldu, “Kocanı bile elinde tutamadın!”lar başladı. Ben bu kalıbı kabul etmedikçe, “Ben birinin karısı, Batı’nın annesi dışında Pucca’yım! Kadınım, insanım!” diye bastırdıkça, bu fazla geldi sanırım…

İlk davan neydi?
– “Hamile kadınlar sokakta yürümesin!” diye bir mevzu vardı, onunla ilgili tweet atmıştım, öyle başladı. Sonra hocanın biri, “Müslüman kadın çalışmaz!” diye bir konuşma yapmış, ona cevap olarak, “Hz. Hatice, zamanın Ceo’suydu!” yazmıştım, onunla devam etti. Sonra oğlumun adını Batı koyduğum için işler, maalesef bugünlere kadar geldi!

Tüm bunlar manasız değil mi?
-Hem de nasıl! Ben de kafayı bana takanlarla gidip konuşmak istiyorum, “Kardeşlerim, ben size ne gibi bir zarar vermiş olabilirim? 12 senedir sosyal medyada kendimi rahatlatmaya çalışan, normal bir insanım. Bana harcadığınız enerjiye yazık…” demek istiyorum…

Peki ya bu son mesele…
– Twitter ilk çıktığı günden beri orada yazıyorum. Benim zamanımda, çok affedersin, Dingo’nun ahırı gibiydi. Bu tweet de o günlerden kalma…

Sen saçma sapan bir tweet attın, “Denemek isteseniz hangi uyuşturucuyu denerdiniz?” diye… Gerçekten abuk tweet…
– Elbette. Ama inan bu tweete gelene kadar, o kadar saçma şeyler yazmışım ki! Ben bile bazen şaşırıyorum, “Yuh bunu nasıl yazdın kızım!” diye. Bu tweetin bu kadar başıma iş açacağı aklımın ucundan bile geçmedi. Özellikle de özendirme gibi. Evet, saçma sapan bir tweet, kabul ediyorum ama cezası bu olmamalı. Hatta dava açıldıktan sonra bir daha twitter’a bile girmedim. Soğudum, uzaklaştım. Emsal bir dava olacaksa, para cezasına razıydım zaten ama 5,5 sene hapis cezası… Yok artık! Bu acımasızlık değil de ne! Saçma sapan bir tweet için 5.5 sene hapis, üstüne bir de 66 bin lira para cezası…

Peki neden böyle bir tweet attın? Orijinal olmak için mi? Sebebi ne?
-Diyorum ya, Twitter’da o dönem böyle abuk sorular sorma gibi bir olay vardı. Bu sorunun altında başka sorular da vardı: “Sevgilini tek bir ünlüyle aldatma hakkın var, hangisi?” “Dünya dışında başka gezegende yaşamak zorundasın, hangisi?” O soru da, aralarından bir tanesiydi…

E madem hata yaptığını kabul ediyorsun, niye bu kadar uzattılar?
-Bilmiyorum. Sabahın 5’inde evim basılıp, beni yaka paça, emniyete götürdükleri zaman da şoka girdim. Meğer “uyuşturucu” kelimesini yazmak yasakmış, gerçekten bilmiyordum. Gazete değil orası, televizyon kanalı değil… Pijamamla yatağın üzerinde, elimdeki telefonla, esneye esneye yazdığım bir mecra… Mahkemeye çıktım, hakim çok tatlı bir kadındı. Ona da aynen böyle anlattım ama sağ olsun, bana bu cezayı uygun buldu.

5.5 yıl akıl alır gibi değil! Bu ülkede tecavüzcüler, istismarcılar serbest kalırken… Sen neye bağlıyorsun?
-Bağlayamıyorum. Suç kıyaslama iyi bir şey değil ama dediğin gibi tecavüzcüler Fink Fink gezerken sadece bir tweet yüzünden senelerce içerde olacak olmayı hala aklım almıyor…

Sana istinat edilen suç tam olarak nedir?
-Uyuşturucuya özendirmek. 2014 ve 2017 yılında attığım tweetler yüzünden. Bir tanesi Narcos dizisiyle ilgiliydi. Dizi ülkede gösterimde ama dizi yorumu yapamıyorsun. Garip. Diziyi izleyen, adamın hayatını okuyan özenmiyor ama seneler önce attığım Tweet özendirici bulunuyor, öyle diyorlar.

Çok satanlarda 1 numaradaydım beni listeden çıkardılar

DNR olayı nedir? En çok satanlarda birinciyken, nasıl oldu da DNR yapmadı imzayı…
-Gerçekten bilmiyorum sebebini. İzmir, Çeşme, Bodrum ve Antalya’da imzalarım olacaktı. Ama olay sabahı iptal ettiler. “Olabilir, saçma bir şeyin içinde yer almak istememişlerdir!” dedim. İnternet sitesinde de “çok satanlarda 1 numara”yken, birden bire, beni listeden tamamen çıkarmışlar. “Haydaaa, n’oluyor?” derken, ertesi gün bir baktık, üst raflardaki kitaplarımı almışlar, depoya koymuşlar. Ayıp olmasın diye üç beş tane diplere saklamışlar. Üzüldüm tabii.

“OĞLUNUN ADINI NİYE BATI KOYDUN?” DİYE BİLE SORDULAR!

Daha önce de oğlun Batı’yla ilgili bir tweet’e taktılar. O neydi?
-“Tabii ki Batı’nın uşağıyım! Başka neyi olacağım, bayağı uşaklık yapıyorum canım Batı” diye attığım bir twit. Gidip, “Batı, oğlumun adı” diye ifade verdim, yetmedi! “Neden Batı koydum?” diye uzun uzun açıklama yapmak zorunda kaldım. Oysa çok basit, ülkenin en batısında doğduğum için! Bir de ben Batı’ya “Oğlum”, “Bebeğim”, “Paşam” gibi sıfatlarla seslenmiyorum, sadece adıyla… Bunu bile anlatmak zorunda kaldım. Neden “Oğlum” yazmamışım… Çünkü o, bir birey, 2 yaşında bile olsa!

Helal olsun insanlara susmadılar, arkamda durdular

Ne kadar üzüldün?
-Çok. Hep söylediğim bir şey var: Şu hayatta, topu topu, 70 tane yaz göreceğiz. Bunun 20 tanesi hatırlamayacağız zaten. 15 tanesinde parasızdık, borçtan çıkamadık diyelim, 10 tanesinde de iş- güç- çocuk yüzünden tatilden bir şey anlamadık, 10 tanesi aşk acısı, ölüm sancısı, ayrılık derken unutmak isteyeceğimiz yazlar… Geriye kaldı 15 tane yaz tatili… Değer mi saçma sapan şeylere?” İlk aklıma gelen, 6 yaz Batı’sız geçecek, ilk okuma bayramını göremeyeceğim, beni unutacak… O gün, “N’olur beni unutturmayın!” diye ağladım aileme.

Peki gördüğün destek seni ne kadar rahatlattı…
-Sevildiğimi görmek beni çok mutlu etti ama asıl, insanlara helal olsun! Susmadılar, arkamda durdular, bunun saçmalık olduğunu haykırdılar!

ANNE SEVGİSİ NEDİR BİLMİYORUM

Batı’nın en çok nesine hastasın?
-Kendine has bir karakteri olmasına, korkusuz olmasına.

Sahi nasıl bir annesin? Instagram’dan görüyoruz ama bir de sen anlat…
-Ben çok korkuyordum, iyi bir anne olamayacağım diye. Çünkü anne sevgisi nedir bilmiyorum, evde bir kadının yaşaması nedir bilmiyorum. “Annenin kaderi kızına” derler ya, “Ya annem gibi olursam?” diye çok tırsıyordum. Ama iyi bir anne olmayı başarıyorum sanki. Bir su damlasının, gözümün önünde bir bireye dönüşme serüveni inanılmaz! Deneye yanıla, hatalar yapa yapa beraber büyüyoruz…

Ben her şeyden geri kaldım sebebini bilmiyorum, kocandan neden ayrıldın…
-Biz üç ay içinde evlendik. Üstüne hemen çocuk oldu. Ona bu sorumluluk ağır geldi. Öyle olunca kaçmayı tercih etti. Ama ikimiz de, evlilik insanı değildik zaten. O benden ev işi, yemek gibi şeyler bekledi. “Sen bir annesin artık!” cümlesinin altını doldurmamı istedi. Artık beraber takılan iki hınzır sevgili değil, sürekli birbirimizle kavga eden insanlara dönüştük. Ama ayrılmayı güzel becerdik bence. Şu an, nazar değmesin en yakın arkadaşım. Biraz zor oldu ama artık ikimizin de önceliği kendimiz değil, Batı…

SÜREKLİ LİNÇ EDİLMEK ZOR

Pucca olmanın en zor yanı ne?
-Sanırım sürekli linç edilmem! İlk çıktığım zamanlar, “Çirkin” linci yemiştim. Günlerce herkes, “Ne kadar çirkin, ben bu kadar çirkin olsam intihar ederdim!” diye hakaretler ediyordu. Bütün özgüvenim yerle bir olmuştu, 1 sene evden dışarı çıkamadım. Sürekli bedenimle, kendimle ilgili takıntılarım oluştu. Sonra her fırsatta, bu linçler devam etti. Sosyal medyanın böyle bir olayı var çünkü. Üç beş kişi birine saldırmaya başlayınca, arkasından bir grup insan, olay nedir ne değildir bilmeden, ağzından köpükler çıka çıka saldırmaya başlıyor. Bir keresinde, “Tabağın kenarında getirdikleri marulu asla yiyemiyorum!” dedim diye, “Tarım işçilerine laf söylüyorsun, sen kimsin!” diye saldırmışlardı. Hoş, artık alıştım…

Bana uyuşturucu baronuymuşum gibi davranması gerçekten komik!

Bu röportajdan insanların aklında en çok ne kalsın istersin?
-Beni hiç tanımayan insanların, bana uyuşturucu baronuymuşum gibi davranması gerçekten çok komik ve yorucu! Ülkede bu kadar suçlu varken, bir tweet yüzünden hayatımın kayması, korkunç bir durum. Bu enerjiyi, keşke gerçek suçlulara da gösterseler. Evet, saçma bir tweet! Ama kaç yıl öncesinde atılmış, bunun cezası bu olmamalı. Kendimce iyi olmaya çalışan biriyim, gerçekten bunun için çabalıyorum. Rica ediyorum benimle uğraşmasınlar.

Yorum Bırak