Öyle bir aşk ki rüyamda görsem inanmazdım


Ece Dağıştan Say röportajının son bölümüyle huzurlarınızdayım…

Gösterdiğiniz ilgiye çoook ama çok teşekkür ederim 🙏🏻🙏🏻 Tüm yorumlarınızı tek tek okudum… Daha önce organ bağışı yaptırdığını söyleyen de var, ilk fırsatta gidip organlarını bağışlayacağını söyleyen de… Harikasınıızzz ❤

Bu bölümde Ece’yle Fazıl Say’la olan ilişkisi ve evliliğini konuştuk… Şimdi sözü Ece’ye bırakıyoruummmm….

FAZIL DA ORGANLARINI BAĞIŞLADI

Fotoğraflar: Serkan Şedele

Fazıl’la ilişkinizi nasıl etkiledi bu böbrek nakli süreci? Onun sana hayranlığı arttı mı?
-İnan bilmiyorum. Bu, bizim dillendirdiğimiz bir konu olmadı pek. Ama cümle aralarında benim cesaretimi vurguladığı olmuştur. Daha sonra Fazıl da organlarını bağışladı.

İKİMİZ DE KENDİNE BAĞIMLI İNSANLARIZ DOLAYISIYLA ORTADA GÜZEL BİR BULUŞMA VAR SANKİ

Sen hep başkalarını kendinden öne mi koyarsın hayatta?
-Sanırım “elimden geldiğincesi”ni yaparım demem daha dürüst. Ama elimden de çok gelir benim!

Fazıl’ın hayatı da seninkinden önce mi gelir?
-Biz ikimiz de kendilerine bağımlı kişileriz. Dolayısıyla bu ilişkide güzel bir ortada buluşma var sanki.

Nasıl bir aşk sizinki?
-‘Rüyamda görsem inanmazdım’ gibi.

Fazıl Say gibi ultra yetenekli, hatta dahi denenebilecek bir adamla evli olmanın zorlukları ne?
-Ben, bana konsantre olunan bir ilişki istiyor olsaydım, o kişi Fazıl olmazdı. İşte tam kilit noktamız bu bence. Ben benimle uğraşılsın isteyen biri değilim. Fazıl sanatçı olduğu ve yoğun bir temposu olduğu için, biliyorum ki zor biri gibi görünüyor. Ama senden benden daha zor değil. Örneğin bir çocuk, nasıl konuşmayı sökene kadar, söyleyemediği derdini anlamaya çabalar ya anneler, ben sanırım o kısmını iyi çözdüm. Bir de hızlı anlıyorum.

ONUN KONSER TARİHLERİNİ AYLAR ÖNCESİNDEN ACAYİP BİR HEYECANLA BEKLEMEYE BAŞLARDIM. MEĞER ADI, AŞKMIŞ BUNUN, SONRADAN ANLADIM

Gerçekten sen, ona hep aşık mıydın? Onu konser konser izler miydin?
-96’da Viyana’da Konservatuvar okurken, bir ara tatil için İzmir’deydim. Tesadüf, konservatuvar arkadaşlarım, Fazıl Say diye bir piyanistin okulda kurs vereceğini, akşam da konseri olduğunu söyleyip beni de çağırmışlardı. İlk gördüğüm anı çok net hatırlıyorum. Çok tuhaf bir tip demiştim! O akşam verdiği resitalin, hayatımın o yaşına kadar ki en unutulmaz anları olacağını bilmiyordum, kalbim titremişti… Sonra babamla beraber, kulise tanışmaya gidip imza almıştım. Yıllar geçti Viyana’ya konserlere gelir oldu. Mutlaka giderdim ya da kayıtlarında sayfa çevirirdim. O zaman internet bile yok, gazete-dergi kupürlerini saklardım. Onun konser tarihlerini aylar öncesinden acayip bir heyecanla beklemeye başlardım. Meğer adı aşkmış bunun, sonradan anladım.

Piyanist olup, onun kadar iyi olamamak sana koymuyor mu?
-Hahaha. Onun benden kötü bir piyanist olmasını hiç tercih etmezdim valla!

Ondan neler öğrendin?
-Bunun cevabını vermesi zor. Ama her an onun hayat felsefesine ve müzik efsanesine şahitlik ediyor olmak, benim en büyük eğitimim.

Fazıl Say, hayatta başına gelen en iyi şeylerden biri mi?
-Ayşe, çok da havaya sokmayalım sanki?

Peki sen onun başına gelen en iyi şeylerden biri misin?
-Hahaha bak bu soruyu beklemiyordum. Bence, ben de havaya girmeyeyim!

Yorum Bırak

3 × 4 =