O kadar sevdim ki rolümü… Hiç bitmesin istedim!

Veeeee madem Türkiye (en azından Netflix izleyenler) ‘Bir Başkadır’ı konuşuyor, gelsin bi Öykü Karayel röportajı…

Sizce de Meryem rolüyle sergilediği oyunculuk mükemmel değil mi???? Yazın bana görüşlerinizi, merak ediyorum izlenimlerinizi….

TÜRKİYE, “BİR BAŞKADIR”I VE MERYEM’İ KONUŞUYOR!

Tebrik ederim. Türkiye, senin performansını konuşuyor! Gerçekten de müthiş bir performans sergiliyorsun “Bir Başkadır”da…
-Teşekkür ederim.

Kendini, canlandırdığın örtülü ve muhafazakar Meryem’e ne kadar yakın hissediyorsun?
-Çoook. Meryem içimizden biri. Beraber yaşadığımız insanlardan biri.

Benzerlikleriniz neler, farklılıklarınız neler…
-Onun bana göre artıları var! Mesela Meryem, sezgileri çok kuvvetli bir kadın. İçgüdüsel olarak, kendine, neyin iyi geldiğini biliyor. Kendisini ifade etmekte aslında bana nazaran çok daha başarılı! Ama birtakım kalıpların içine düşmüş. Sıkışmış hissediyor bazı açılardan kendini. Peki bu, onun suçu mu? Hayır! Hayat, buna sebep olmuş, yaşadığı sosyal çevre buna sebep olmuş… Fakat oradan çok saf, çok naif bir şekilde kendine çıkış yolları bulabiliyor.

DİZİNİN BAŞINDA KADIN KARAKTERLER, HAYAT İÇİNDE, BİR O YANA, BİR BU YANA SAVRULUYOR GİBİ GÖZÜKSE DE ASLINDA HEPSİ ÇOK GÜÇLÜ KADINLAR

Evet, Meryem, müthiş zeki, sağduyulu bir de esprili… Sen de onun bütün bu hallerini olağanüstü güzel bir oyunculukla yansıtıyorsun…
-Ne güzel bunları duymak! Hepimiz elimizden geleni yaptık. Çünkü hikayeyi çok sevdik. Çok inandık… Meryem’in ailesi zor durumda. Yengesinin psikolojik sorunları var, bir derdi var. Dizinin başında bilmiyoruz ne olduğunu, sonuna doğru öğreniyoruz. Kadın, ruh gibi, varla yok arası. Yeğenlerinin bir tanesi konuşamıyor. Abisi, bütün aileye bakmaya çalışıyor, baskı altında. Ekonomik olarak çok zor durumdalar yani. Evin içinde bir kaos ortamı var. Ama Meryem, bu şartlar altında bile, sürekli çalışan, didinen, yengesini de idare eden, abisini de sakinleştiren bir karakter. Dizinin başında, kadın karakterler, hayat içinde bir o yana, bir bu yana savruluyor gibi gözükse de aslında hepsi çok güçlü kadınlar. Zaten sonunda da o dönen çarkı ellerine alıyorlar. Kadının gücünü de görüyoruz dizide.

O KADAR DUYARSIZ OLAMAYIZ HİÇBİRİMİZ

Çekimler sırasında, canlandıracağın Meryem karakterine benzer bir muhafazakar kadın görüp, “Beden dili nasıl? Kıyafetlerini, örtüsünü nasıl taşıyor?” diye baktığın, incelediğin, gözlemlediğin oldu mu?
-Yok hayır. Çünkü ben hiç, “Aa dur bir inceleyeyim, gözlemleyeyim!” diyecek kadar farklı hissetmedim kendimi. Beraber yaşıyoruz biz, o kadar duyarsız olamayız hiçbirimiz!

En çok dikkat etmeye çalıştığın şey neydi?
-Rolümü canlandırırken mi? Genel olarak her rolde beni -bütün oyuncuları- bir “sınav” bekliyor. O da: “Sahicilik.” Ben de canlandırdığım karakterin olabildiğince “gerçek” olmasına çalışıyorum. O karakteri özümsemeye, anlamaya çalışıyorum. Empati kuruyorum. Daha doğrusu, ben, o olmaya çalışıyorum! Her sahnede, “O, bunu yapar mıydı?” ya çok takılıyorum… Evet, zor. Ama yaptığımız işi, güzel yapan da bu. Sahicilik. Ancak o zaman, rolünün hakkını verebiliyorsun…

FARKLILIKLAR, HER ZAMAN BİZİ İTMEZ. TAM TERSİNE BAZI İNSANLAR İÇİN ÇEKİCİDİR….

Meryem gibi bir kadının, evine gündeliğe gittiği Sinan gibi birine romantik duygular beslemesi normal mi?
-Elbette! Farklılıklar, her zaman bizi itmez. Tam tersine bazı insanlar için çekicidir. Meryem, o manada, biraz daha meraklı ve açık bir insan. Dolayısıyla Sinan gibi çevresinde çok olmayan birinden etkilenmesi kadar doğal bir şey yok bence!

SADECE KENDİ MAHALLESİNDE, KISITLI BİR ALANDA YAŞAYAN, ASLA DIŞARI ÇIKMAYAN BİRİYLE, ÇIKIP ÖTESİNİ DE GÖREN BİRİ AYNI OLAMAZ Kİ…

Meryem’in Sinan’ın evinde çalışıyor olması, onu geliştiren bir şey mi, yoksa çelişkisini derinleştiren bir şey mi?
-Bence her türlü yeni bilgi, hepimizi geliştiren bir şey. Ne kadar çeşitli insanlarla birlikte olursak, o kadar fazla şey öğreniriz. Tabii ki gelişiyordur. Sadece kendi mahallesinde, kısıtlı bir alanda yaşayan, asla dışarı çıkmayan biriyle, çıkıp ötesini de gören biri aynı olamaz ki. Meryem’e mutlaka bir şeyler katıyordur.

ÇOK ÖZEL BİR DİZİ

“Bir Başkadır”ın senin kariyerinde nasıl bir yeri olacak?
-Çok özel bir dizi. Kendi rolüme gelince, oynarken hiç bitmesin istediğim bir roldü. “Ah sahne bitecek şimdi! Eyvah bunu bir daha oynayamayacağız!” dediğim o kadar çok sahne vardı ki. Son sahnemde ise gerçekten acayip üzüldüm. “Nasıl yani? Bitti mi? Meryem’i bir daha hiç oynayamayacak mıyım?” dedim. Meryem’den ayrılmak bana zor geldi.

BERKUN OYA İÇİN ORTAK BİR DİL OLUŞTURMAK ÖNEMLİ… BİZLERİ DE BU SEBEPLE SEÇTİĞİNİ, BİR ARAYA GETİRDİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM



Berkun Oya’nın kurduğu tiyatro Krek’le, çok gençken tanıştın ve içinde yer aldın. Hepiniz birbirinize çok iyi tanıyorsunuz. Bir tür aile gibisiniz. Berkun, hep daha önce birlikte çalıştığı oyuncuları mı seçiyor?

-Neye göre seçiyor bilemiyorum. Ama, “Ben bu insanla çalıştım, rahat da ettim, yine onunla çalışayım!” gibi refleksle seçtiğini düşünmüyorum. Bence “ortak bir dil” konuşuyor olmak önemli onun için. Birlikte bir dil oluşturabileceğine inandığı insanları seçiyor olabilir. Gerçekten de zaman içinde, aranızda otantik bir şey kuruluyor. O zaman da ortaya çok verimli şeyler çıkıyor. Bunun lüksünden vazgeçememek belki de…

BİZİM EVE TEMİZLİĞE GELEN ŞAHANE BİR SANİYE ABLAMIZ VAR… “BİR BAŞKADIR”I İZLESE, BAYILACAĞINI DÜŞÜNÜYORUM!

Sizin eve temizliğe biri geliyor mu?
-Evet. Şahane bir Saniye Ablamız var!

O mesela “Bir Başkadır”ı izlerse, nasıl hissedecektir?
-Saniye Abla bence bayılacak! Dünya tatlısı bir kadındır. Çok zekidir. Çok hoşuna gidecek ve gülecek gibi geliyor. Bizim özellikle altını kazıyıp bulmaya çalıştığımız kötü niyetler, ona vız gelir, tırıs gider. Aşırı güleceğini, bana da “Aferin!” diyeceğini düşünüyorum.

“SEN NESİN?” DESELER, İLK ÖNCE “OYUNCUYUM” DEMEM. BEN ÖNCE ÖYKÜ’YÜM!

Oyunculuk, senin için bir “varoluş” biçimi mi?
-Daha gençken, şimdi fark ediyorum da, biraz da şımarık bir şekilde, “Oyunculuk mu? Olmasa da olur!” diye düşündüğüm oldu. Şimdi bir tık yaş aldım ve farklı düşünüyorum. Yaptığım işi çok ciddiye alıyorum. Değerli buluyorum. Hakkını vermeye çalışıyorum. Ama yine de kendimi tarif ederken, aklıma ilk oyunculuk gelmez. “Sen nesin?” deseler, ilk önce “oyuncuyum” demem mesela. Ya da “Sadece oyuncuyum” demem. Ben önce Öykü’yüm! Tamam yapmaktan müthiş keyif aldığım bir şey. Hatta eskiye göre, bir tık daha ciddiye aldığım bir şey. Ama hayatımdan gitse… Başka bir şeyler bulabileceğim bir noktada hissediyorum kendimi…

Yorum Bırak

4 × five =