Kadınların yapamayacağı hiçbir şey yok bu hayatta yeter ki istesinler ve çalışsınlar…

İşte bu! “Rol model” dediğin bu! Kadın Dünya Kupası’nın finalini birlikte izlediğim, futbolcu Didem Karagenç, genç kızlar için nefis bir rol model. Çünkü erkeklere özgü olduğu düşünülen bir sporu, futbolu icra ediyor. Hem de çok başarılı bir şekilde. Tam 90 kez milli forma giymiş bir sporcudan söz ediyoruz. İnsan, onu sahada izlerken, “Kadın şunu yapar! Bunu yapamaz!” gibi ayrımların sadece kafada olduğunu anlıyor. Kadınlar, futbol da oynar, hem de kralını oynar! Kadınlar her şeyi yapabilir. Yeter ki istesinler ve çalışsınlar…

Didem, şu anda Şampiyonlar Ligi maçları dolasıyla Hollanda’da. Kalbimiz onunla. Beşiktaş Kadın Futbol takımında oynuyor. Aynı zamanda Türk Milli Kadın Futbol Takımı’nın da kaptanı.

1993 Ankara doğumlu. Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi Öğretmenliği mezunu. 4 senedir hem beden eğitimi öğretmeni olarak görev yapıyor hem de futbol Federasyonu’nda “analiz uzmanı” olarak çalışıyor. Aynı zamanda Bahçeşehir Üniversitesi’nde master yapıyor. Bir elinde on marifet bir kadın.

Geçtiğimiz günlerde Bodrum’da buluştuk. Futbol kariyerini konuştuk. Çok güzel vakit geçirdik. İyilik Atölyesi’nde hem kolye yaptık hem de röportaj…


90 kere milli forma giymiş müthiş bir kadın futbolcu Didem Karagenç

Nasıl bir aile?
-Mutlu bir aile! Babam öğretmen, annem ev kadını. Benden 6 yaş büyük bir ablam var. Birbirimize çok düşkünüz bir aileyiz…

Sporcu olmanı desteklediler mi?
-Hem de nasıl! Ailemi bu konuda tek geçerim. Babam, antrenmanlar nedeniyle kaçırdığım tüm derslerin tekrarını evde, bana özel derslerle telafi ettirirdi. Oturur benimle çalışırdı. İnanılmaz destek oldular. Benimle de, ablamla da hep gurur duydular.

Bugüne kadar elde ettiğin başarılar…
-Türkiye Kadınlar Futbol Ligi’nde 9 kere Türkiye Şampiyonluğu yaşadım. 3 kere Kadınlar Şampiyonlar Ligi’nde görev aldım. 2012-13 sezonunda, Konak Belediye Spor Kadın Futbol Takımıyla, Şampiyonlar Ligi’nde son 16 takıma kalan ilk Türk takımı olduk. Ama kararlıyız, daha büyük başarılara da imza atacağız.

Hangisi seni ağlattı peki…
-Milli takım formasını ilk giydiğimde 15 yaşındaydım. İnanılmaz duygulandım. Maça çıktığımızda, İstiklal Marşımız okunurken birden ağlamaya başladım. Gururdan ve mutluluktan. Müthiş bir gurur milli olmak, ülkeyi temsil etmek. İşin ilginci yanı, ne zaman marşımız okunsa, hala gözlerim doluyor.

Kaç kare milli takım forması giydin?
-Farklı yaş gruplarında 90 kere kere! Şu anda da halen milli takımda göre yapıyorum. A Milli Takımı kaptanıyım.

Bizim ülkemizde en iyi futbol oynayan kadın sen misin?
-(Gülüyor) Valla, onu bilemem. “Sol ayaklı” olduğum için her zaman avantajlı bir futbolcu oldum. Mevkisel olarak, “sol bek”te görev alan en iyi oyunculardan biriyim. Ama ne kadar iyi olduğumu ben değerlendiremem.

Futbol maceran nerede, ne zaman, nasıl başladı?
-Ankara’da. Ankara doğumluyum. Beni sporun her dalına teşvik eden bir ailem oldu. Pek çok farklı spor denedim. Ama en çok futbolu sevdim. Aşık oldum bu oyuna. Kuzenimle beraber evimizin karşısındaki okulun bahçesinde erkeklerle futbol oynardık. Çünkü futbol oynayan kız yoktu pek o yıllarda. Sonra babamın Sakarya’ya tayini Sakarya’ya çıktı. Orada da okul takımında oynamaya başladım. Ama kız futbol takımında değil…

Nasıl yani?
-Okulda kız futbol takımı yoktu çünkü! Sırf benim için özel bir izin alındı. Sonra da Avrupa’da olduğu gibi erkeklerin arasındaki tek kız olarak takımdaki yerimi aldım! Kornerden gol attığım bir gün, bir futbol antrenörü beni görmüş, demek ki beğenmiş. “Bizim bir takımımız var, oynar mısın?” dedi. İstekli olduğumu görünce de eve gelip, bizimkilerden izin aldı. Ben annemle her akşam, antrenmanlar için Sapanca’dan Sakarya’ya gidip gelmeye başladım. Annem bir gün olsun söylenmedi. Yani küçük yaşlarda sokakta başlayan futbol hayatım, 11 yaşında bir kulübe taşındı ve futbol hayatıma lisanslı olarak devam ettim.

Futbolun en çok nesi seni büyülüyor?
-Nesi büyülemiyor ki? Kendini en iyi hissettiğim yer, çim sahalar. Müthiş güçlü ve özgür hissediyorum. Zeka oyunu aslında futbol. Sadece bedeninizle oynamıyorsunuz yani. Bana inanılmaz zevk veriyor. Sosyolojik boyutu da olan bir oyun. Farklı kültür ve sosyal statüdeki 3 milyar insanı aynı noktada buluşturabilen bir şey! Yani futbol, sadece bir spor değil… Modern dünyada, star futbolcuları, antrenörleri, teknik direktörleri, çalışanları, taraftarları, yüksek transfer ücretleri, donanımlı stadyumları, televizyon kanalları, uzmanları, yorumcuları, kupa, tişört, forma gibi şeylerin satıldığı butik mağazalarıyla hayal gücümüzü zorlayan çok çok büyüleyici dev bir alan!

-SİZİN OYNADIĞINIZ TOP NORMALDEN KÜÇÜK MÜ?!
-TOPA, AYAĞINIZLA MI VURUYORSUNUZ?

Futbolcu olduğunu söylediğinde, ne tür nasıl reaksiyonlar alıyorsun?
-Mutlaka soruyu tekrar soruyorlar. Çünkü yanlış duyduklarını düşünüyorlar! “Ne dedin? Voleybolcu musun?” “Hayır, futbolcuyum!” deyince de, “Nasıl yani? Kadın futbolu mu var? Bildiğimiz futbol mu? Elle mi oynuyorsunuz? Topa ayağınızla mı vuruyorsunuz? Sizin saha daha mı küçük?” gibi sonsuza kadar uzanan sorular…

Gerçekten mi?
– Tabii, tabii. “Siz, 60 dakika mı oynuyorsunuz!” “Aynı antrenmanları mı yapıyorsunuz?” “Sizin oynadığınız top normalden küçük mü?” “Ofsayt ne demek biliyor musun?” Ben de sabırla tek tek bütün soruları cevaplıyorum. Bir kişinin bile, kadın futbolu hakkında bilgi sahibi olması bence çok önemli. Belki bu sayede, o da başka insanları bilinçlendirir ve çevresinde bir kız çocuğu daha futbola başlar, futbolcu olur…

KADIN FUTBOLUNUN TÜRKİYE’DEKİ ÖNCÜLERİYİZ

Türkiye’de kadın futbolu sence ne kadar ciddiye alınıyor?
-Daha yolun başındayız! Pek ciddiye alınmıyor. Avrupa seviyelerine gelebilmek için epey yolumuz var. Ben ve arkadaşlarım bu yüzden kadın futbolunun Türkiye’deki öncüleriyiz. “Kadın futbolcu” algısının benimsemesi için medyanın ve kurumların bizi desteklemesine ihtiyacımız var. Verilen her röportaj, her mesaj kadın futbolu için çok kıymetli. Kadın futbolu, kadın futbolunu ciddiye alan, kadınların da her şeyi erkekler gibi yapabileceğine inanan insanlar ve kurumlar sayesinde gelişiyor. Gereken desteği aldığımızda, rakiplerimizle daha eşit bir platformda yarışabileceğiz. Sponsor desteği de bu anlamda çok kıymetli. Örneğin “Team Visa” gibi destekler, sadece ülkemizde değil, tüm ülkelerde kadın futbolunun ciddiye almasını, bilgilenilmesini sağlıyor ve kadın futbolunun büyümesine hız kazandırıyor.

ALGI DEĞİŞİYOR, KADIN FUTBOLUNA OLAN İLGİ VE BİLİNİRLİK ARTIYOR

Bir süre önce Fransa’da FIFA Kadınlar Dünya Kupası’nın finalini izledik Lyon’da birlikte. Dünyada müthiş rüzgârlar esiyor kadın futboluyla ilgili…
-Aynen öyle! Sen de gördün, final maçında, stadın atmosferi nefes kesiciydi. Enerji tavanda. Seyirciler cıvıl cıvıldı. Tüm biletler çok önceden tükenmişti. O coşku, heyecan, maç boyu yaptıkları tezahüratlar gerçekten müthişti! Bu son Kadın Dünya Kupası, bence kadın futbolunun gelişimi adına büyük bir adım. Çok açık ki, algı değişiyor, kadın futboluna olan ilgi ve bilinirlik artıyor, en önemlisi de cinsiyet eşitsizliğini yok edebilmek adına büyük bir “farkındalık” yaratılıyor. Ülkemizdeki yankıları da iyiydi. Maçlar çok çekişmeli geçti. Bu durum beni ve birçok kadın futbolcuyu çok mutlu etti. Kadın futbolu biz de gün geçtikçe gelişiyor. Dünyada ise şimdiden bir sektör haline geldiği rahatlıkla söylenebilir.

Toplumsal cinsiyet eşitliğinin tüm dünyada yayılması en büyük isteğimiz!

Kadınlar, sadece futbol mu oynuyorlar sahada…
-Bence fazlası! Çok daha fazlası! Biz aynı anda, toplumsal cinsiyet eşitliği açısından da mesaj vermeye çalışıyoruz. Kız çocuklarına, kadınlara, “Şu dünyada yapamayacağınız şey yok! Yeter ki isteyin, yeter ki çalışın!” diyoruz. Kadın futbolu bu yüzden önemli. Sahaya çıktığımızda, “Futbol oynuyorsam, mühendis de olurum, pilot da olurum, kafama koyduğum her şeyi yaparım!” demiş oluyoruz aslında. Tabii ki bazı zorluklarla karşılaşıyoruz ama bunlar bizi yıldırmıyor. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin, tüm dünyaya yayılması en büyük isteğimiz. Futbol, ne yazık ki hala erkek oyunu olarak algılanıyor. El birliğiyle bu algıyı değiştirmeliyiz. Bunun için uğraş vermeliyiz. Kadın futbolunun bilinirliğini arttırmak için daha fazla kadın futbolcuya ihtiyaç var. Ben inanıyorum olacak. Ne mutlu bize ki, her geçen gün futbola ilgi duyan kız çocuk sayısı artıyor…

BEN DE SENİN GİBİ OLACAĞIM DİDEM ABLA

Rol model olduğunu düşünüyor musun?
-Evet, galiba öyleyim. Eğitim hayatım, spor kariyerim ve sürekli kendimi geliştirmek için uğraşıyor olmam beni bir rol model yapıyor. Paylaştığım fotoğrafların altına kız çocuklarının, “Ben de senin gibi olacağım Didem Abla!” yazmalarına bayılıyorum.

VISA ÖNYARGILARI KIRMAK İÇİN EŞSİZ FIRSATLAR SUNUYOR

Kadın futbolunun bilinirliliğini arttırmak için neler yapmalı?
-Medya bize daha fazla yer vermeli. Maçlarımız yayınlanmalı. Bu sayede kitlelere ulaşmamız daha kolay hale gelecek. Ligimizde mesela, isim sponsorumuz yok! Bu da büyük bir eksik. Ama bunlar, çözülmeyecek problemler değil. Türkiye de kadın futbolunun gelişmekte olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda, en kısa zamanda tüm bu eksiklerin giderileceğine hiç şüphem yok. Büyük futbol takımlarının kadın futbol şubelerini açmaları da önemli bir rekabet ve gelişme unsuru olacaktır.

Visa, sence neden tüm dünyada kadın futboluna sponsor oldu?
-Bence müthiş bir şey yaptı Visa. Tebrik ediyorum. Başka kurumlara da öncü olmalarını diliyorum. Çünkü kadın futbolu, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinde ön yargıları fark ettirmek ve bu önyargıları kırmak için bulunmaz bir alan. Kadınların her alanda zorlukları aşıp, ne kadar başarılı olabileceklerini toplumun tüm kesimlerine göstermek için de eşsiz fırsatlar sunuyor. Araştırmalar, “Futbol sahasına çıkan kız çocuklarının kendilerine olan özgüvenleri artıyor!” diyor. “Her şeyi yapabileceklerine olan inançları artıyor!” diyor. Bundan daha güzel bir şey var mı? Benim bir kadın futbolcu olarak bir misyonum var: Kadınların potansiyellerinin farkına varmaları ve hayallerinin peşinden gitmeleri için ilham vermek. Canla başla bunun için çalışıyorum.

TEAM VISA’YA SEÇİLEN TEK TÜRK KADIN FUTBOLCU

Visa, kadın futboluna sahip çıkıyor ve yatırım yapıyor. “Team Visa”yı da kurdular. Avrupa’da 12 ülkeden 14 kadın futbolcunun yer aldığı “Team Visa” programı kapsamına Türkiye’den ben alındım. Çok mutluyum. Futbolumu geliştirebileceğim, pek çok kadına ilham ve cesaret verebileceğim.

HAKSIZLIK! Kadın futbolcular olarak hayatımızı sürdürebilmemiz için mutlaka ek iş yapmamız gerekiyor…

Hangi ülke, futbolun sadece bir erkek sporu olmadığı mesajını daha iyi veriyor?
​-Amerika.

Dünyada en çok hangi kadın futbolcuları beğeniyorsun?
-​Lucy Bronze mesela. Olympique Lyon’da oynuyor. Kadın futbolcular arasında en beğendiğim bek oyuncusu. Oyun stili ve tarzı müthiş. Bir de Alex Morgan var. Orlando Pride’da oynuyor. O Forvet. Kadın futbolu denildiğinde akıllara ilk gelen isim Orlando Pride. Hem oyun tarzıyla hem de kadın futbolunun bilinirliği açısından çok değerli bir oyuncu.

Peki kadın futbolcular, erkek futbolcular kadar kazanıyor mu?
-Tabii ki hayır! Bu da bir diğer önemli mesele. Kadın futbolcular olarak hayatımızı sürdürebilmek için mutlaka ek bir iş yapmamız gerekiyor. Türkiye’de bugün 1. Lig statüsünde mücadele veren kulüplerin oyuncularının aldıkları ücretler, düzenlenen maç organizasyonlarının niteliği, kullandıkları malzemeler, tesisler/sahalar ve tribün/medya desteği erkek futboluyla karşılaştırılmayacak bir düzeyde. Arada çok büyük bir fark var. Tabii ki haksızlık! Aynı spor branşında, aynı şartlar altında performans sergiliyoruz. Oyun kuralları tamamen aynı, yapılan antrenman sayıları aynı. Farklı olan; Dünya Kupası’nın, Avrupa Şampiyonası’nın, Şampiyonlar Ligi’nin ve TFF Liglerinin başında sadece “KADIN” sıfatının geliyor olması. Aynı işi yapıyoruz ama finansal destek, medya ilgisi ve verilen değer açısından ne yazık ki aramızda uçurum var!

AYNI ZAMANDA MOTORSİKLET TUTKUNUYUM!

Futbol dışında neler seviyorsun?
-Motorsiklet kullanmayı! O da tutku bende. Arkadaşlarımla yılın belli zamanlarında motorsiklet turlarına çıkıyorum. Bu arada eğitim hayatım devam ediyor. Bahçeşehir Üniversitesi’nde master yapıyorum. Futbol Federasyonu’nda analist olarak görev yapıyorum. Haftada 5 gün antrenmanımız, bir gün de maçımız oluyor. Her sabah okula gidiyorum. Sonra antrenmana. Sonra da üniversiteye, derslere. Varsa Milli Takım Kamplarına, maçlara. Kısaca söylemem gerekirse: Ben çok çalışmıyorum, hep çalışıyorum!

FUTBOL SADECE BİR ERKEK OYUNU DEĞİLDİR

Futboldan keyif almayan biriyle birlikte olabilir misin?
-Hayır. Benim hayatım ve tutkum futbol. Birlikte olacağım insanın bana destek olması, benim için önemli. Futboldan keyif almıyorsa, aynı dili zaten konuşamayız. Aynı dili konuşamadığım biriyle de birlikte olamam!

Evde, kendi kendine maç izler misin?
-Elbette. Büyük bir keyifle…

Genç kızlara, kadınlara futbolla ilgili ne mesajlar vermek istersin?
-Futbol, sadece bir erkek oyunu değildir! Biz kadınlar da varız. Fena halde varız hem de… Ama başarılı olabilmek için daha fazla çalışmamız gerekiyor. Pes etmeyeceğiz. Hayallerimizin peşinden koşacağız. Bir kadının yapamayacağı hiçbir şey yok bu hayatta. Her şey mümkün. Yeter ki isteyelim ve çok çalışalım…

Yorum Bırak

13 + 12 =