Kadınlar girişimcilik yoluyla güçlenir

TÜRKİYE’NİN GELECEK VADEDEN KADIN GİRİŞİMCİSİ ŞEVİN BALLIKTAŞ

E-TİCARET SEKTÖRÜNDEKİ ANLIK VERİ ANALİZİ EKSİKLİĞİNİ FARK ETTİK, USERDOT’I KURDUK

Şevin tebrikler! E-ticaret sektöründeki, anlık veri analizi eksikliğini fark ettin ve 4 yıl önce, arkadaşlarınla Usersdot’ı kurdun. Şimdi de Türkiye’nin Gelecek Vadeden Kadın Girişimcisi seçildin. Ne hissediyorsun?

Çok mutluyum. Pek çok şey yaptık ama daha yapacak çoook şey var!

Usersdot, “8 farklı e-ticaret çözümünü tek bir ekrana taşıyan ,yapay zeka tabanlı Datadot platformuyla satış, pazarlama, içgörü, ve e-ticaret ekiplerini aynı sayfadan yönlendirip aksiyon almalarını sağlayan bir yazılım şirketi.” Ben bu cümleden pek bir şey anlamadım. Siz tam olarak ne yapıyorsunuz?

Özetle şirketlerin, satışlarını ve karlılıklarını artırmalarını, operasyonlarını iyileştirmelerini ve zaman kazanmalarını sağlıyoruz. Diyelim ki, “Cilt serumu” almak isteyen bir alışverişçi var. Onun karar anına kadar karşına çıkan markaları; fiyatları, ürün altındaki yorumları, ürüne gelen soruları, cevapları, teslimat günü ve açıklaması gibi tüm verileri, düzenli aralıkta çekiyor ve işliyoruz. Ardından buradaki büyük veriyi, pazarlama ekipleri için trend analizine… Yani stok, operasyon ekipleri için teslimat günü, satıcı puanı, stok durumu… İçgörü ekipleri için, “Doktor tavsiyesi ile aldı” “Annesine de aldı.”, “En çok kokusunu beğendi” gibi analizlere çeviriyoruz. Ya da entegre olduğumuz durumda, robot bir ekip üyesi gibi, veriden öğrenip, anlık aksiyonu otomatik alabiliyoruz. Misal müşteri soruları kısmından “Ürünün rengi nedir?” sorusu geldi. Ürün içeriği, ek bilgiler ve eski soru cevaplardan öğrenen yapay zeka destekli robotumuz, anında “Ürün şeffaftır” cevabını verebiliyor ve bunu 7/24 yapabiliyor! Tabii tüm bunlar da, şirketlerin operasyonlarını iyileştiriyor, satışlarını ve karlılıklarını artırıyor.

ŞUAN TÜRKİYE’DE LİDERİZ 80’DEN FAZLA MARKA, ÇÖZÜMLERİMİZİ 10’DAN FAZLA ÜLKEDE KULLANIYOR

Eğitimin…

ODTÜ Endüstriyel Tasarım mezunuyum. Endüstriyel tasarımın temelinde, tasarım odaklı düşünce, yani bir problemi çözme, bir ürün ya da hizmet geliştirme var. Girişimci bakış açısını kazandığım yer ODTÜ diyebilirim.

“Girişimcilik zor! Uğraşma bu işlerle!” diyenler oldu mu sana…

Şirket palazlanana kadar sadece, “Yapabilirsin” diyeceklerle paylaştım. Bu girişimcilik işlerinde kimseye kulak asmadan, kendi yolunda ilerlemek gerekiyor. Şu an Türkiye’de lideriz. 80’den fazla marka, çözümlerimizi 10’dan fazla ülkede kullanıyor. 2021 yılında Galata Business Angels’tan yatırım almıştık. Bu sene Arya GSYF liderliğinde, 11 milyon dolar değerlemeye ulaştık. 31 kişilik bir ekibimiz var ve şimdiye kadar 8 farklı ürün geliştirdik.

BANA EN ÇOK ATATÜRK İLHAM VERİYOR KURTULUŞ SAVAŞI, CUMHURİYET’İN İLANI ÇOK GÜZEL BİR GİRİŞİMCİLİK HİKAYESİ DEĞİL Mİ?

 

Hedefiniz…

Liderliğimizi global ölçeğe taşımak! Ekip olarak hepimiz çok çalışıyoruz. Çünkü bir girişimde, kurucu ortak olmak ya da girişimde çalışmak birden fazla şapkayı takmak demek. Ürün, satış, pazarlama, muhasebe, finans, hukuk her sorumluluğu özellikle ekip kurulurken almak gerekiyor. Sadece kod yazmadığım kaldı!

Karşılaştığın zorlukların üstesinden nasıl geliyorsun?

Meditasyon, spor, okuma ve yazma ile. Her güne meditasyon ile başlarım. Kesin sporumu yaparım. sŞükretme ve hayal defterim vardır, zihnimi dinlendirmek için de bolca okurum.

Sana en çok kim ilham veriyor?

Atatürk. Biyografilerini okumayı ve hayatıma ondan örnek aldığım eklemeler yapmayı çok severim. Misal sürekli not defteri taşıma. Kurtuluş Savaşı, Cumhuriyet’in ilanı çok güzel bir girişimcilik hikayesi değil mi? Girişimci kadınlara gelince, Türkiye’de çok başarılı isim var benim en çok temas kurduklarım; Hande Çilingir, Duygu Özgün, Başak Taşpınar, Reyhan Çepik, Sure Köse Ulutaş, Dilek Dayınlarlı.

TÜRKİYE’NİN YÖRESİNDE SÜRDÜRÜLEBİLİR FARK YARATAN KADIN GİRİŞİMCİSİ SEYYARE SUNGUR

FINDIK’I FARKLI VE KATMA DEĞERLİ ŞEKİLDE SUNUP, PAZARLADIK

Seyyare, fındık tarımı ve ticaretiyle uğraşan dört kız kardeş olarak 2015’de Fındık Ocağı’nı kurdunuz. Çikolata ve fındık ezmesi üreterek, fındığı katma değerli bir ürüne dönüştürüyorsunuz. Türkiye’nin Yöresinde Sürdürülebilir Fark Yaratan Kadın Girişimcisi seçildiniz. Tebrik ediyorum. Bu ödül senin ve kız kardeşlerin için ne ifade ediyor?
Kimse bizlere inanamazken. biz kendimize çok inandık, çok çalıştık ve çok emek verdik. Bu ödül, doğru yolda olduğumuzun bir göstergesi. Asıl her şey şimdi başlıyor. Bu ödülle, birlikte fındık, bölgenin, gündeminde daha fazla yer bulacak ve kadın girişimcilerin rolü daha da önem kazanacak.

Kısaca aile hikayeni senden dinleyebilir miyiz?
Fındık ticareti ve tarımıyla ilgilenen Trabzonlu bir ailenin 3. kuşağıyız. Dede ve babaannemizin olduğu kocaman bir ailede değerlerine, toprağına, kültürüne, ürettiklerine ve birbirine bağlı bir şekilde yetiştirildik. 4 kız kardeş, ilk paramızı, ilkokul çağında baba tezgahında hasat dönemi topladığımız fındığı satarak kazandık. Şimdi birlikte iş yaptığımız için de çok mutluyuz. Ama babamıza girişimci olmak istediğimizi söylediğimizde, “Deli misiniz?” dedi, “Girişimci olup ne olacak? Bu düzen böyle gidiyor, neyi değiştireceksiniz…” dedi.

Yöre halkının tepkisi peki?

“İşiniz mi yok sizin!” “Bu hayallerle bu işler olmaz!” dediler. Biz tüm bunlara rağmen kararlıydık, fındığa hak ettiği değeri verecektik. Ama bölgede herkes fındık biliyor ve üretiyor. Biz onu farklı ve katma değerli bir şekilde onlara sunup pazarlamalıydık. Çok çalıştık ve yaptık… E onlarda varsa, bizde de Karadeniz inadı var! Bir Karadeniz kadınına, “Sen bunu yapamazsın de”^ de gör! Hedefe kilitlenir, gerisi teferruattır… Babamıza gelince, şimdi bizimle çok gurur duyuyor, bu ödülü aldığımızı öğrenince de çok mutlu oldu.

AYLIK 10 TONA YAKIN FINDIK İŞLEYİP İHRAÇ EDİYORUZ

İşlediğiniz fındığı çeşitlendirerek yurt içi ve yurt dışı olmak üzere birçok satış kanalı üzerinden satışını yapıyorsunuz değil mi?
Evet. Türkiye, Amerika, Avrupa ve Birleşik Arap emirliklerinde ürettiğimiz ürünler satılıyor. Fındık kremalarının sağlıklı ve temiz içerikli ürün pazarındaki açığını fark edip, buna yönelik geliştirdiğimiz ürünlerimizle, aylık 10 tona yakın fındık işleyip ihraç ediyoruz.

Hayalleriniz ne?
Bir dünya markası oluşturmak. Dünyanın yüzde 70’inin Türkiye’de yetiştiği bu kıymetli üründe söz sahibi olmak. Bu kadar sağlıklı bir ürünün katkısız ve hak ettiği değerde, hak ettiği konumda satılmasını sağlamak.

Girişiminizi benzersiz kılan temel özellikler ve faydalar sizce neler?
En temel özelliklerinden biri, biz hikaye yazmadık. Biz fındığın hikayesini yaşadık! Bizim için sadece bir iş değil, aynı zamanda bir yaşam tarzı ve kültürel mirasın bir parçası. Bu deneyimler, işimize derin bir bağlılık ve tutku kazandırırken ürettiklerimizi daha özel kılarak tüketicilere benzersiz bir lezzet sunmamızı sağladı.

Girişimcilik dünyasına yeni adım atan veya adım atmayı düşünen kadınlara ne gibi tavsiyelerde bulunursun?
Başarılı olmak için önce kendinize güvenin. Sabır ve azim gerektiren bu süreçte cesur olun. Risk almaktan korkmayın!

TÜRKİYE’NİN KADIN SOSYAL ETKİ GİRİŞİMCİSİ BİLGE CAN

GELENEKSEL ZANAATLARI MODERNİZE EDEREK GÜNLÜK HAYATA UYARLIYORUZ GİRİŞİMCİLİK MACERAMDAKİ BAŞLANGIC NOKTAM, ATATÜRK’ÜN MANEVİ KIZLARINDAN VE BENİM DE AKRABAM OLAN ZEHRA AYLİN’DEN MİRAS KALAN BİR ÇİFT NAKIŞLI AYAKKABIDAN ALDIĞIM İLHAMDI

Tebrikler, tebrikler, tebrikler! Anneannenizin gelin sandığından çıkan, el işlemesiyle yapılmış bir çift ayakkabıdan ilham alarak, AnatolianCraft markasını yarattınız. Markanız, Türk geleneksel el nakışı işçiliğini, modern tasarımlarla birleştirerek, sürdürülebilir bir şekilde yaşatmayı amaçlıyor. Tüm ürünleriniz, yüz 100 el yapımı ve gerçek sanatçılar tarafından el işçiliğiyle üretiliyor. Gerçekten nefis!!!! Şimdi de Türkiye’nin Kadın Sosyal Etki Girişimcisi seçildiniz. Neler hissediyorsunuz?

Tam da Cumhuriyetimizin 100. yılını yaşadığımız bu günlerde aldığım bu ödül, benim için çok anlamlı. Bu toprakların, kültürel mirasının zenginliğini, dünyaya duyurabilme çabalarımız ve sürdürülebilir fayda odaklı iş modelimiz takdir edildiği için çok mutluyum.

Aslında İTÜ mezunu bir mimarsınız. Girişimcilik maceranız nasıl başladı?

50 yaşından sonra atıldığım girişimcilik maceramdaki başlangıç noktam, Atatürk’ün manevi kızlarından ve benim de akrabam olan Zehra Aylin’den miras kalan bir çift nakışlı ayakkabıdan aldığım ilhamdı. Emekli olduktan sonra, eğitimleri devam eden 3 çocuk annesi bir kadın olarak, çalışmayı çok istedim. Yaşlı ebeveynlerimin sağlık sorunları çoğaldığından, ancak kendi işimi kurarak, çalışabildim. Yani AnatolianCraft, tutkularımla ve hayatımın gerçeklerini harmanlayarak kurguladığım bir sosyal girişim olarak doğdu.

HEDEFİMİZ ÜLKEMİZİN HER İLİNDEN EN AZ BİR KADIN ZANAATKAR İLE ÇALIŞMAK VE ONLARIN EV EKONOMİLERİNE DESTEK OLMASINDA PAY SAHİBİ OLMAK

Türk kültürel mirasının korunmasına katkıda bulunmak, misyonlarınızdan biri…

Elbette! Geleneksel zanaatların yok olması, kültürümüze vurulmuş en büyük darbe olacaktır. Kendi kültürüne değer verip koruyan toplumların, daima önde olduğunu düşünürüm. Bizim misyonumuz, geleneksel zanaatları, modernize ederek, günlük hayata uyarlamak, ilgi görmesini sağlamak ve katma değeri yüksek ürünlerimizle ihracat ürünü olarak yurtdışında takdir edilmek. Hayalimiz, geleneği geleceğe taşımak, yerel ekonomiyi desteklemek ve bir Türkiye markası yaratmak. Bu yolda da sağlam adımlarla ilerliyoruz. Tasarımlarımızın, global bir dili olması da, olmazsa olmazlarımızdan.

Kadınlara istihdam yaratma konusunda da önemli bir misyon üstlenmiş durumdasınız… El nakışı bilen kadınlara nasıl ulaşıyorsunuz?

Başlangıçta yakın çevremden araştırarak buldum. Şimdilerde, sosyal medya aracılığıyla, nakış bilen kadınlar kendileri bizimle iletişime geçiyorlar. Onlardan numune nakış örnekleri talep ederek, standartlarımıza uygunluğunu değerlendiriyoruz. Sonrasında uygun gördüklerimizle parça başı ücretlendirmesi seklinde çalışıyoruz.”Bir kadın bir aileyi, bir aile de, bir toplumu dönüştürebilir” düşüncesini, markamızı büyütürken hayatımızın merkezine koyduk. Bizim hedefimiz, ülkemizin her ilinden en az bir kadın zanaatkar ile çalışmak ve onların ev ekonomilerine destek olmasında pay sahibi olmak.

TÜRKİYE’NİN KADIN KOOPERATİFİ BİRİNCİSİ LEYLA AYVAZOĞLU 

KADIN KAZANIRSA AİLE KAZANIR

Leyla, çok tebrik ediyorum. Garanti BBVA ve KAGİDER işbirliğiyle gerçekleşen Türkiye’nin Kadın Girişimci Yarışması’nda Hazek olarak, Türkiye’nin Kadın Kooperatifi kategorisinde birincilik aldınız. Neler hissediyorsun?

Çok mutlu ve gururluyuz. Üreten HAZEK kadınlarla, kooperatifimizde doğru işler yaptığımıza, karşılığını alacağımıza emindik, bu ödülle de kanıtlamış olduk. Ödül bizi çok motive etti ve devam etmek için güç verdi.

Hazek, Hatay’ı kalkındırmak ve kadınların iş hayatına katılımını artırmak amacıyla yola çıktı ve kooperatifleşti. Her projede aşağı yukarı 450 kadınla birlikte çalışıyorsunuz ve bugüne kadar 10 bin kadınla işbirliği yaptınız. Kooperatif olarak felsefeniz ne?

HAZEK olarak mottomuz: “Kadın kazanırsa, aile kazanır!” Biz, kadınların kazanması durumunda, ailenin kazanacağına inanıyoruz. Kooperatifimizle bağlantısı olan kadınlar, sadece para kazanmıyor, sosyal hayatın ve eğitimlerin de bir parçası oluyor. Ev kadınlarını üretime katıyoruz, onları hem sosyal hem de iş hayatına dahil ediyoruz. Hedefimiz, üretimizi artırarak daha da fazla kadına ulaşmak…

HALEN DEPREMİN YARALARI SARILMIŞ DEĞİL, YÖRE KADINLARINA İSTİHDAM SAĞLAYARAK ELİMİZDEN GELENİ YAPMAYA DEVAM EDİYORUZ

Depremin acısını hepiniz derinden yaşadınız. HAZEK’in bu süreçte, bölge kadınları için nasıl bir işlevi oldu…

Deprem hepimizden çok şey aldı. Biz HAZEK kadınları, “Bu şehre, bu ilçeye nasıl bir fayda sağlarız?” düşüncesiyle, işimize dört elle sarıldık, üretime kesintisiz devam ettik. Böyle büyük bir felaketin içinden üreterek, topluma fayda sağlayarak çıkmaya uğraştık. Halen depremin yaraları sarılmış değil, yöre kadınlarına istihdam sağlayarak elimizden geleni yapmaya devam ediyoruz.

En çok ürettiğiniz ürünler neler?

Altınözü’nün yöresel gıda ürünleri, bayramlarda imece usülü yapılan kömbe çeşitlerimiz, zahterli çöreğimiz, şekerli kahkemiz, bunun yanı sıra, reçeller, yağlar, salçalar, unlu mamüller… Ve tabii el sanatları. Bunların başında coğrafi işaretli ürünümüz olan “Cimem” geliyor. Cimem geleneğiyle üretiğimiz çantalarımız, yaka iğnelerimiz, toka ve takılarımız var.

Karşılaştığınız zorlukların üstesinden nasıl geliyorsunuz?

Yaptığımız işlere inanarak, çok çalışarak ve cesur olarak!

Kooperatif kurmak isteyen kadınlara ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?

Üreteceğinizi ürünlerin A’dan Z’ye her şeyine vakıf olsunlar. Ambalaj, paketlenme, etiket, pazarlama ve lojistik destek ile ilgilenecek ayrı ekiplerin kurması gerekiyor. Kooperatifçilik zor ve meşakkatli bir yolculuk ama sadece kadına değil, ailesine ve çevresine dokunmak -buna vesile olmak bile- bu yolculuğa çıkmaya değer! #hayırlı#işbirliği

Yorum Bırak