Hiç unutmuyorum, bir gün eve geldim ve üç kuşağı birlikte ağlarken gördüm: Yeni doğmuş kızım, eşim ve eşimin annesi!

Geldik #kolikvarsapanikyok röportaj serimizin sonunaaaa…

Bu bölümde konuğum, Eczacıbaşı İlaç Pazarlama Genel Müdürü Dr. Ecz. Başbuğ Öke… O da kolik tecrübesi yaşayan ebeveynlerden. Arabayla dolaştırma, saç kurutma ve çamaşır makinası sesi, aspiratör, ayaklarına sürülen yağlar ve sakinleşmesi için söylenen şarkılar… Kolik bebek için verilen tavsiyelerin hepsini denemişler. “Hiçbiri çözüm olmadı!” diyor.

Hatta bir gün eve geldiğinde, üç kuşağı birlikte ağlarken görüyor. Yeni doğmuş kızı, eşi ve eşinin annesi! Başbuğ Öke, o günü anlatırken “Eczacı bir çift olmamıza ve birçok farklı yöntem denememize rağmen çözüm bulamadık! Yaşadığımız endişe ve çaresizliği yönetmek de kolay olmadı” diyor ve şu anda benzer sorunu yaşayanlara şu tavsiyede bulunuyor, “aslında böyle durumlarda sakin kalabilmek, atılacak ilk ve en önemli adımlardan bir tanesi. Devam etmesi halinde ise doktora veya eczacınıza danışmak, görüş almak, bu süreci daha iyi yönetebilmek adına son derece önemli!”

Pediatrik Probiyotik Prebiyotik Derneği (PPPD) ile hayata geçirdiğiniz “Kolik Varsa Panik Yok” hasta farkındalık kampanyası ile bebeklerde infantil kolik hastalığına dikkat çekmeyi, ebeveynler, hekimler ve eczacılarda infantil kolik farkındalığını artırmayı hedefliyorsunuz. Bu proje nasıl doğdu?
-Eczacıbaşı İlaç Pazarlama olarak, sağlıklı yaşamın öncüsü olma vizyonumuz doğrultusunda, dönem dönem araştırmalar yapıyoruz. Bu yaklaşımımızın bir parçası olarak, 2022 yılında IPSOS araştırma şirketi ve PPPD ile 1000’den fazla hamile ve anneye ulaştığımız bir araştırma yürüttük. Ve gördük ki uzmanına danışılmadığı için infantil kolik tanısının konulamadığı veya doğru tedavi prosedürünün uygulanamadığı durumlarda, ebeveynler farklı kaynaklardan bilgi edinme arayışına giriyor. Bu süreç, yaşam kalitelerinin önemli oranda düşmesine sebep oluyor. Tam da bu sonuçlardan yola çıkarak, PPPD iş birliğiyle toplumda kolik farkındalığını artırmak üzere, “Kolik Varsa Panik Yok” kampanyasını hayata geçirdik. Kampanya kapsamındaki çalışmaların, kolik ile karşılaşan ebeveynlerin soru ve sorunlarına yanıt vermesini, onlara rehber olmasını hedefliyoruz. Anne-babaları, kolik konusunda bilgilendirmek, bu alanda farkındalık yaratmak ve aynı zamanda yeni doğan bakımına dair temel bilgileri ebeveynlere sunmak için herkesin erişimine açık bir web sitesi tasarlandı. Kampanya kapsamında, Ezo Sunal, www.kolikvarsapanikyok.com web sitesi üzerinden bilgiler vererek, kolik ile mücadele konusunda ebeveynlere ve anne adaylarına rehber olacak.

www.kolikvarsapanikyok.com ile ebeveynlere nasıl bir destek sağlamayı hedeflediniz?
-Bu web sitesi bizim için kampanyayı sürekli ve güncel kılacağımız en önemli alanlardan biri. Bu web sitesinde, uzmanlar tarafından anne ve babaları infantil kolik konusunda bilgilendirecek içerikler, merak edilen sorulara yanıtlar, pratik ipuçlarının yanında yeni doğan bakımına dair temel bilgiler yer alıyor. Herkesin erişimine açık.

Ezo Sunal, bu farkındalık çalışmasına nasıl bir katkı sağladı?
-PPPD ile birlikte, sesimizi daha geniş kitlelere duyurabilmek için hastalığı anlattığımız bir farkındalık filmi ve kampanyaya özel bir jingle oluşturmayı hedefledik. Ezo Sunal ile yollarımız tam da bu noktada kesişti. Sunal’ın bebekler ve çocuklarla yürüttüğü farklı proje ve eğitimler sayesinde, ebeveynlerin deneyimlerine, karşı karşıya kaldıkları problemlere aşina olmasının yanında, bir anne olarak da bu alandaki farkındalık düzeyi oldukça yüksek. Müzisyen kimliğiyle kampanyaya kattığı enerji ve annelik deneyimi bir araya gelince, bizim için değerli bir kampanya iş birliği oldu. Kendisiyle çalıştığımız için çok mutluyuz.

Peki nasıl geri dönüşler aldınız, alıyorsunuz?
– Müthiş destekleyici geri dönüşler alıyoruz. Ne kadar doğru bir iş yaptığımızı, her seferinde bir daha görüyoruz. Bu konu hemen hemen her anne babanın sıkça karşı karşıya kaldığı ama tanımlayamadığı, içinden çıkamadığı, dahası kendini yetersiz hissettiği bir konu. 1000’den fazla anneyle yaptığımız araştırmanın sonucuna göre ağlama ve mızmızlanmayla karakterize edilen bu hastalık neredeyse 10 anne-babanın 9’unun hem uyku kalitesini hem de psikolojisini bozuyor. Bu kadar ciddi bir meselenin farkındalığının oluşturulması ve bilimsel bir kampanyaya dönüşmesi gerçekten önemli.

Sizin de çocuklarınız var. Benzer tecrübeleriniz oldu mu?
-17 yaşında bir kızım, 14 yaşında da bir oğlum var. İlk çocuğumuzda, eşimle birlikte benzer tecrübeleri, hatta tecrübesizlikleri deneyimledik. Nedenini anlayamadığımız ağlama nöbetleri, bir türlü durmayan mızmızlanmalar… “Daha çok küçük, hayata alışmaya çalışıyor normaldir” diye düşünmek istiyorsunuz ama bir yandan da ilk çocuk olması sebebiyle, her ağlama sizin için bir endişe haline gelebiliyor. Bir gün hiç unutmuyorum eve geldim ve üç kuşağı birlikte ağlarken gördüm: Yeni doğmuş kızım, eşim ve eşimin annesi!

Peki ne yaptınız? Nasıl sakinleştirdiniz onları?
-Ağlama nöbetleri için farklı öneriler denediğimizi hatırlıyorum. Araba ile dolaştırma, saç kurutma makinası ve çamaşır makinası sesi, aspiratör, ayaklarına sürülen yağlar ve sakinleşmesi için söylenen şarkılar… Eczacı bir çift olmamıza ve birçok farklı yöntem denememize rağmen çözüm bulamadık! Yaşadığımız endişe ve çaresizliği yönetmek de kolay olmadı. Aslında böyle durumlarda sakin kalabilmek, atılacak ilk ve en önemli adımlardan bir tanesi. Devam etmesi halinde ise doktora veya eczacınıza danışmak, görüş almak, bu süreci daha iyi yönetebilmek adına son derece önemli!

Yorum Bırak

five × two =