Heyyyy siz… Ne duruyorsunuz? “Ayrıcalıklı Rotalar”a gitmemek hem ayıp hem kayıp

Ve karşımda Saffet Emre Tonguç…Onun bende yeri ayrı.
Bundan 15 yıl önce önce sıradan, normal bir rehberdi. Hürriyet’in Seyahat ilavesinde yazmaya başladı. Yazdı, yazdı, yazdı…
Beş kuruş para almadı. Millet onunla dalga geçti. Ama sonunda kazanan o oldu!
16 kitabı oldu. Son gülen de o oldu.
Onca emeğin sonucunda… Artık ona rehber denmiyor! O, bir İstanbul uzmanı! Hatta, Türkiye uzmanı olma yolunda da hızla ilerliyor.
Robert Redford’tan Madeleine Albright’a, Colin Powell’dan Oprah Winfrey’ye, Calvin Klein’dan Google’ın CEO’suna, Michael Kors’dan prenseslere, Pulitzer ödüllü yazarlara kadar Türkiye’ye gelen ne kadar ünlü yabancı varsa, hala hepsini o gezdiriyor.
Tüm bunların arkasında sıkı bir eğitim, sıkı bir birikim var. Önce Şişli Terakki. Sonra Boğaziçi. Beş yılda tam üç bölüm bitiriyor. Kalkıyor Sonra Viyana’ya gidiyor, işletme doktorası yapıyor.

Bence en önemli özelliği, duygusal zekasının yüksek olması; Saffet, kim ne istiyorsa hayatta, onu veriyor. Bilgi istemeyen birine zorla bir şey anlatmıyor. “Ben biliyorum” diye her kimsenin gözüne eğitimini, bilgisini sokmuyor. Boğaz yalılarının anlatırken, araya dedikodu da sokuşturuyor. Yani aslında hikâye anlatıyor, araya da tarih sıkıştırıyor.
Tanıdığım en üretken, en çalışkan insanlardan biri. Şimdi de “Ayrıcalıklı Rotalar”la karşımızda. Güzel bir yılbaşı hediyesi olur. Buyurun buradan okuyun…


Fotoğraf: Emre YUNUSOĞLU

* Senin gibisi yok… En çok gezen rehber… En çok kitap yazan rehber… En çok ödül alan rehber… En çok tanınan rehber… Ve en çok çalışan rehber… Artık sana rehber de denmiyor! Sen bir İstanbul uzmanı ve elçisisin… 16 kitap yazdın, 10’u İstanbul üzerine. Şimdi buna bir yenisi daha eklendi. Ayrıcalıklı Rotalar/ Türkiye… Nereden çıktı bu kitap?
-Türkiye benim aşkım! Dünyanın 134 ülkesini gördüm ama bu kadar zengin bir tarih, doğa ve kültür birleşimi görmedim. Bunu söylediğimde şaşırıyorlar, biraz tribünlere oynadığımı zannediyorlar ama alakası yok. Farkında bile değiliz ama müthiş bir ülkede yaşıyoruz. Bunun Tanrı’nın bize bir lütfu olduğuna inanıyorum. Ben de bunu en basit, en akıcı şekilde anlatmam gerektiğini düşündüm. Bir şehrin her yerini değil, en önemli noktalarını, en dikkat çekici bilgilerle veren bir kitap yazdım. Şimdilik 34 ille başladım ama devamı gelecek…

* Biz bu ülkeyi tanıyoruz sanıyoruz ama tanımıyoruz öyle mi?
-Aynen öyle Ayşecim! Tokat’ı gezmeye gider misin mesela? Ama gitmeyerek neler kaçırdığının farkında değilsin… Bizim kendi değerlerimizi sahip olduğumuz imparatorluklar tarihiyle birleştirerek görünür kılmamız gerekiyor…

* Seninki “hap” bilgiler ama en gerekli bilgiler, değil mi?
-Evet. Gittin mesela Denizli’ye, nereyi mutlaka görmen, görürken neyi bilmen gerekiyor onu anlatıyorum…

* Her şeyi anladım da, hangi gerekçeyle insanlar alacak bu kitabı…
-Keşfetmek için! Ülkelerini hatta yaşadıkları ya da belki içinden geçip, durma ihtiyacı bile hissetmedikleri yerleri öğrenmek için alacaklar! “Ayrıcalıklı Rotalar”a gitmemek hem ayıp hem kayıp bence… Ayrıca her seyahat, büyük paralar, bütçeler gerektirmiyor. İnsanların istediği zaman, istediği yere seyahat edebildiği bir ülkede yaşamadığımızı biliyoruz. Niyetim Pollyannacılık oynatmak değil, “Gözümüzün önünde duranı herkes keşfedebilir!” dedirtmek.

* “Tüh, bunu da koysaydık kitaba!” diye hayıflandığın bir şey oldu mu?
-Olmaz mı! Anlatmak istediğim çok yer var. Ama ilk kitaba Diyarbakır, Eskişehir ve Ani Ören Yeri’ni sığdıramadığımız için biraz üzgünüm…
Havva’nın cennet kovulduktan sonra geldiği yer neresi bilin?

* İnsanlık tarihini, mistik bir yolculuğa davet eden Şanlıurfa için neler söyleyeceksin?
-Offff! Urfa’nın muhteşem bir tarihi var. Düşünsene, Babil’den Hitit’e, Pers’ten Roma’ya uzanan bir uygarlıklar beşiği! Adem’le Havva’nın cennetten kovulduktan sonra geldikleri yer. Avcı toplayıcı yaşamdan tarım toplumuna geçilen ilk yer, Hristiyanlığın devlet dini olarak kabul edildiği ilk yer…

Hayır, bu işin emekliği yok!

* Birilerinin sürekli soru sorması, birilerine bir şeyler anlatmak, birilerini memnun etmeye çalışmak zor değil mi?
-Kolay değil tabii… Ama ben bu yoğun iletişim halinden çok besleniyorum. “Hayat, paylaştıkça güzel” benim felsefem! Başka insanlarda, iyi bir fikir, güzel bir duygu, yaşamdan keyif alma motivasyonu oluşturabiliyorsam ne mutlu bana! Hayatıma anlam katan bir şey bu…

* Rehberlik mesleğinin emekliliği var mı?
-Fiziki olarak elbette vardır. Benim 32. yılım ama kendimi yeni başlamış kadar dinamik hissediyorum. Yoksa 1 yıla 50-60 seyahati nasıl sığdırayım? Ama fiziki olarak bir emeklilik zamanı olsa da, fikren ve ruhen yok diye düşünüyorum. Ben ömrüm boyunca insanlara gezdiğim, sevdiğim, denediğim, bildiğim şeyler ışığında, rehberlik yapmaya seve seve devam edeceğim. Birlikte seyahate çıkmamız şart da değil; bunu kitaplarımla, sosyal medyayla, online gezi uygulamalarıyla, gazete yazılarımla, “Ayrıcalıklı Rotalar” isimli TV programımla, konuşmacı olarak katıldığım etkinliklerle yapıyorum, yapacağım. Yani bu açıdan bakarsak, hayır emekliliğim yok…

Ruhu büyüten ama Egoyu küçülten bir şey SEYAHAT

* Seyahat etmek insan ruhuna nasıl bir değişim getiriyor?
-Bir kere her şeyden önce, o koşuşturmanın içinde müthiş bir dinginlik yaşıyor insan… Her şeyin anlık olduğunu, geçici olduğunu ve koskoca dünyada, küçücük olduğunu, bir HİÇ olduğunu anlamak için seyahat etmek gerekiyor. Beni ruhen büyüten ama egomu küçülten bir şey seyahat etmek. Belki en çok bunun için seviyorum.

* Kadınlar mı daha çok seyahat ediyor erkekler mi?
-Erkekler de, kadınlar kadar gezmeyi seviyor. Özellikle ilgi alanlarına göre bazı rotalarda kadınlardan çok daha meraklılar. Ama kadınlar eşleriyle olduğu kadar arkadaşlarıyla birlikte de seyahat etmeyi tercih ediyorlar. Kültürümüzde de öyle değil mi? Birlikte eşli buluşmaların yanı sıra, kız kıza bir şeyler yapmak da bir o kadar eğlenceli…

En hayvansever ülkeler

Avusturya, Fransa, İsviçre, Hollanda gibi ülkelerde marketlerde, mağazalarda köpekleriyle gezen insanları görmek çok normal. İngiltere zaten hayvan haklarının ilk konuşulmaya başladığı ülke olmasıyla tanınıyor. Kanada ve Avustralya gibi özgürlükleriyle tanınan ülkelerde hayvanlar da kendi haklarına sahip. Ülkemiz maalesef bu ülkeler içinde sayılamıyor, sınıfta kalıyor…

Çocuk haklarına en saygılı ülkeler

Çocuklarla uzun yolculuklar herkesin tercihi olmuyor. Allahtan bu fikir yavaş yavaş değişiyor; insanlar, çocuklarıyla hatta bebekleriyle akla gelmeyecek rotalarda seyahat etme özgürlüğünü hissedebiliyorlar artık. Çocuklu seyahatlerin en önemli kriterlerinden biri parkları, yeşillik alanları bol olan yerler seçmek. Avrupa’da çoğu ülke, büyük parkları, şehir merkezine yakın hayvanat bahçeleri ve eğlence alanlarıyla bu standartlara uyuyor. Mesela Hollanda, II. Dünya Savaşı sonrasında şehir planlamasını yaparken ‘çocukların sıkılmadan yürüyebilecekleri bir şehri’ esas almış. Amerika bambaşka bir eğlence fırsatı sunuyor çocuklara. Farklı deneyimler ararsanız ve biraz daha uzun yolculuklara “tamam” derseniz Uzak Doğu hem sizin için hem de çocuklarınız için, özellikle deniz tatili için güzel bir seçenek. Avustralya ve Yeni Zelanda da çocuk haklarına en saygılı ülkeler arasında…

Antalya’daki Termessos Peru’daki Machu Picchu’ya taş çıkartır!

* “Saklı miras” neresi?
-O kadar çok ki! Burdur’daki Sagalassos ve Antalya’daki Termessos, Peru’daki Machu Picchu’ya taş çıkartırlar. Bir tarihçi olarak Arycanda, Pınara, Nysa gibi antik kentlere bayılıyorum. Sığacık, Urla ve Foça ise kitlelerin henüz talan etmediği yerlerden…


Termessos / Antalya

2018’de en çok hangi rotalar rağbet gördü?

* Türkiye’de 2018’de en çok hangi rotalar ziyaret edildi?
-Kitle turizminin adresi, Antalya ve Alanya civarı. Bodrum ve Çeşme ciddi bir rekabet içindeydiler. Alaçatı, kardeşi Çeşme’nin yanında oldu bu yarışta. Kültür turları şaha kalktı. Gaziantep’i gezen, soluğu Şanlıurfa’da aldı. Mardin ve Midyat yine insanları büyüledi ve bu facia yapılaşmaya rağmen Karadeniz ve özellikle Pokut Yaylası sosyal medyayı da salladı! Eskişehir, Türkiye’nin en medeni şehirlerinden ve İstanbul’a da yakın, çok ilgi gördü. Kış aylarına ise Doğu Ekspresi ve Kars damgasını vurdu…


Puglia / İtalya

* Peki ya dünyada? Senin için gitmesi, gezmesi en cazip yerler neresi?
-Ben bu yakınlarda Budapeşte, Laponya, Singapur, Avustralya, Yeni Zelanda ve Norveç Fiyortları’na gideceğim. Hepsi de çok güzel yerler. İtalya’daki Puglia iki saatlik bir uçuşla gidebileceğiniz harika bir bölge. Yakınlarındaki Alberobello kasabası ve o civardaki Borgo Egnazia Hotel müthiş. Martta THY’nin direkt uçuşlarının başlamasıyla Marakeş patlayacak. Ürdün de çok güzel. Amman’da kaldığım W Hotel’in genel müdürünün bir Türk kadın, Esra Parin olması ise çok gurur vericiydi. Belgrad hem yakın hem ucuz hem de vizesiz, hoş bir seçenek olabilir. Zaten yeni kitabımın adı “Vizesiz Gidilecek 60 Ülke” olacak!


Norveç fiyortları

SORMA, 18. PASAPORTUMDAYIM!

* Kaçıncı pasaportundasın?
-Sorma, 18 oldu, daha yeni değiştirdim. Ama kötü bir sürprizle karşılaştım. Pasaportlarımız eskiden 60 sayfaydı, şimdi 38’e indirmişler. Bu da daha çabuk dolacağı anlamına geliyor. Bir ipucu vereyim. Boş sayfalara post-it koyup üzerlerine, “Sadece vize için damga basmayın!” yazıyorum. Gümrük memurları rastgele damga bastıkları için çok çabuk doluyor, böylece damgaları birkaç sayfaya sıkıştırmış oluyorum.

AŞK TAZELENECEK YERLER

* Sevgililer, romantik bir hafta sonu kaçamağı için nereye gitsin?
-Bu mevsimde Kıbrıs hala güzel. Colony ve Kaya Palazzo harika oteller. Eceabat’ta Porta Caeli, Ayvacık’ta Simurg İnn, Adatepe’de İda Blue, Alaçatı’da Alavya ile Viento, Kapadokya’da Argos ile Sacred House, Şile’de Lavanda ve Çatalca’daki Grandma’s Wonderland tam aşk tazeleyecek yerler.

ÜRETEREK YARDIMLAŞALIM!

Bu kitapla, eş zamanlı olarak Beyhan Bağış’la birlikte bir kapsül koleksiyon hazırladık. “SET by Anatoli” adıyla piyasaya çıktı. Biri Galata, diğeri Kız Kulesi temalı 2 kahve fincanı. Fincanlar hem Türk kahvesi hem espresso içmeye uygun. Fincanların satış gelirini de birkaç farklı vakfa bağışlıyoruz. Yani hatırı büyük! Ben üreterek yardımlaşmayı çok önemsiyorum ve yer aldığım projeleri de buna göre seçiyorum.

AH GÖBEKLİTEPE AH!

* Göbeklitepe, olmazsa olmazlardan di mi? Mutlaka görülmeli…
-Elbette! Çok tanrılı döneme ait ilk dini yapı Malta Adası’ndaki tapınak olarak biliniyordu. Ta ki Göbeklitepe keşfedilip “Dünyanın En Eski Arkeolojik Tapınağı” ünvanına alana kadar. Nihayet 2018 yılında UNESCO “Dünya Mirası” listesine girdi. Buranın Peygamberler Şehri diye anılan Şanlıurfa’da bulunması da bence bir tesadüf değil…


Göbeklitepe / Şanlıurfa

* Baksı Müzesi’yle keşfedilmeyi bekleyen Bayburt da var listende…
-Evet. Bayburt, turistik olarak gitmek için akla gelen ilk yerlerden değil. Ama sanatçı-akademisyen Prof. Dr. Hüsamettin Koçan’ın doğup büyüdüğü köye kurduğu müze, bir eve dönüş projesi; doğduğu topraklara yaşam birikimini taşıma isteğinin sonucu. Bozkırın ortasında sanki başka bir boyuta geçiş kapısı gibi… 68 dönümlük bir arazide sergi salonları, depo müze, atölyeler, konferans salonu, kütüphane ve konukevleriyle sanatsever misafirlerine farklı bir deneyim yaşatmak için bekliyor. En son olarak müzeye 500 kişilik bir amfitiyatro da yapıldı ve burada konserler düzenleniyor. Ben Baksı’nın gönüllü elçisiyim. değerlerimize sahip çıkmamız gereken bu dönemde, herkes gönüllülük esasıyla her geçen gün büyüyen bu kültür merkezine destek olabilir, bağış yapabilir. Her gittiğimde ayrı etkilendiğim bu müzede emeği geçen herkesi ayakta alkışlıyorum.

* Afyon, “Anadolu’nun kilidi” diye geçiyor Afyon… Neden kilit?
-Afyon, yedi coğrafi bölgenin üçüne yayılmış olmasından dolayı bir “kavşak noktası.” O yüzden “Anadolu’nun kilidi” olarak anılıyor. Anadolu tarihini değiştiren büyük savaşların bu bölgede gerçekleşmesi de bu adla anılmasının sebeplerinden. Büyük İskender’in ölümünden sonra MÖ 301 yılında gerçekleşen antik dönemin en kanlı savaşı İpsos Savaşı; 1176 yılında Malazgirt’ten sonra Bizanslılara en büyük darbe olan Miryokefalon Savaşı; 1922 yılında gerçekleşen bir ulusun doğuşunu dünyaya haykıran Büyük Taaruz hep o bölgede yaşandı… Şehirleriyle gurur duymakta haklılar bence…

* Bu yıl neler olacak? Senin beklentin ne? Nereler yükseliyor? Neler cazip olacak?
-Dolar ve Euro bu kadar değer kazanmışken, “Benim güzel ülkem” diyeceğiz! Ama yine de yurtdışına gidecekler için Sydney, San Francisco, Vancouver, Rio de Janeiro, Berlin, Cape Town, Hong Kong, Şanghay, Buenos Aires ve Stockholm’ü bu sene revaçta olacak şehirler olarak sıralayabilirim. Galapagos, Antarktika, Botswana, Ruanda, Zimbabve ise yükselen trendlerde başı çekiyor…

2019’a damgasını vuracak Cruise turları

* Cruise’lara rağbet artıyor mı?
-Hem de nasıl! “Ren Nehri’nde Noel Pazarları” turu ve Norveç Fiyortları turları, valiz açıp kapamadan her sabah ayrı bir liman ya da ülkede gözlerini açmak insanlara çok cazip! Alaska, Patagonya, Baltık başkentleri, Tuna Nehri, Seyşeller ve Hawai cruise’ları 2019’a damgalarını vuracak…

Yorum Bırak

two × four =