Her gün ölmekten korkarak yaşamak istemiyorum!

Pazar günü, “profesörün, veterinere tecavüz davası”nda, 23 yaşındaki veteriner Ç.’nin avukatı Aslı Koçak Arıhan’la konuştum ve sizinle paylaştım.

Biliyorsunuz, 8 ay sonra, davanın ilk duruşması görüldü. Bugün de veteriner Ç.’yle konuştum. Yaşadıklarını bizzat onu ağzından dinleyeceksiniz…

8 ay sonunda, geçtiğimiz günlerde ilk duruşma görüldü… Neler hissettin?
-Pek çok duyguyu bir arada yaşadım. Bana tecavüz eden adamları, yeniden görecektim. Kendimi, çok kötü hissettim. Onlarla yüz yüze gelme endişesi beni mahvetti. Normalde, kel birini gördüğümde bile rahatsızlık geçiriyordum, o haldeyim, Hasan B. kel olduğu için. Tarifsiz bir tedirginlik, korku… Neticede, şikayetimi geri almazsam, beni öldürmekle tehdit eden insanlardan söz ediyoruz. Ama mahkeme günü geldiğinde, etrafımdakilerin beni desteklediğini görmek beni biraz olsun rahatlattı ve güçlendirdi. Kendime olan güvenimi artırdı. O hisle mahkeme salonuna girdim. Mümkün mertebe o adamların ve avukatlarının suratlarına bakmamaya çalıştım. Çünkü her gördüğümde gözlerim doluyordu. Kendimi, ağlamamak için zor tuttum…

Yaşadıklarını anlatırken ne kadar zorlandın?
-Çooook. Ama bir taraftan da en ince ayrıntısına kadar anlatmak istedim. Çünkü mücadele etmezseniz, adalet yerini bulmuyor. Kimse, “Evet, sen haklısın, bu adamlar sana insanlık dışı şeyler yaptılar!” demiyor. Hakime, “Kusura bakmayın, zorlanıyorum anlatırken!” dedim, çünkü arada ağlama nöbetlerim tutuyordu ama yine de devam ettim. Bana, “Eğer iyi değilsen daha sonra devam et!” dediler. Kabul etmedim, sonuna kadar anlattım her şeyi. Çünkü ben bu vakte kadar, adli mercilerin hiçbirinde doğru düzgün dinlenmemiştim. Ne polis karakolunda dinlendim ne de savcı tarafından dinlendim. İlk defa bir yerde, beni dinleyecek olmalarının hissiyatı bana iyi geldi. Zor oldu ama çok şükür ki Rabbime bana, o an dayanma gücü verdi ve anlattım…

Sanıklarla göz göze gelmedin o zaman hiç…
-Hayır. Ama o tarafa baktığımda, bana baktıklarını görüyordum. Ben dönüp baktığımda, hemen kafalarını öne eğiyorlardı. Yaptıklarının farkındalar hepsi aslında…

Nisan’dan bu yana ne tür gelişmeler oldu?
-Ne gelişmesi! Benim hayatım kaydı! Hayatım resmen bitti. Düşünsenize dava, 8 ay sonra açıldı. Evime kapandım o sürede. Mahkeme gününü bekledim. Korku ve çaresizlik hissettim. Biliyorsunuz, dava açılmadan öncesinde, savcı resen tahliye vermişti. “Ben kadınım, sen de kadınsın. Bak, ben tecavüze uğramıyorum sen nasıl uğruyorsun!” diyerek. “Yeri yurdu belli” diyerek adamı tahliye etti. Avukatım Aslı Koçak Arıhan’la o dönem tanıştık. “Takipsizlik bile verebilir savcı” demişti. Ama Allah’tan hem bizim mücadelemiz hem çıkan haberlerle birlikte, sosyal medyada da destek görmem üzerine, savcım değiştirildi ve dava nihayet açıldı. Ben yine de şanslıyım, şükrediyorum. Dosyamı tamamen kapatacaklardı, görmezden gelinecekti. Kim bilir bu ülkede kaç mağdur kadının başına geliyordur bu… Nasıl inansınlar, güvensinler adalete? Yani o boyuttan bu boyuta gelene kadar gerçekten çok zor aşamalardan geçtim Ayşe Abla. Çok zorlandım. Beni öldürmekle tehdit eden insanlar, dışarıda elini kolunu serbest bir şekilde sallaya sallaya dolaşıyorlardı. Bense ölmekten, öldürülmekten korktum. Aylarca dışarı çıkamadım. Hala hiçbir yere tek başıma gidemiyorum. Neredeyse kendimi eve hapsettim. Normalde onların hapiste olması gerekirken, can güvenliğim olmadığı için ben hapis hayatı yaşadım.

“Asla bir sonuç alamazsın. Kendini rezil edersin! Davadan vazgeç…” dediler
AMA BEN PES ETMEDİM, VAZGEÇMEDİM!

Seni davadan vazgeçirmeye çalışanlar oldu mu? “Uğraşma, bir sonuç alamazsın” falan diyenler…
-Olmaz mı? Genel bakış açısı bu. Her şey o kadar erkekten yana ki bu ülkede… Tecavüze ya da istismara uğradığınızda, yaşadığınız travma bir yana, bir de korkunç eril bir zihniyetle mücadele etmek zorunda kalıyorsunuz. “Kendini rezil edersin. Bir sonuç alamazsın. Dava yıllarca sürer. Sen yıpranırsın!” Bu tür şeyleri söyleyen insanlarla irtibatımı kestim. “Türkiye’de adalet yok!” diyorlar, çoğunluk buna inanıyor. Ama ben vazgeçmedim, pes etmedim. Allah’tan ailem de her daim destek bana. Onlar destek olmasaydı nasıl devam ederdim bilmiyorum.

BİR DAHA HİÇBİR KADINA AYNISINI YAPAMASINLAR!

Peki, nasıl bir sonuç tatmin eder seni, kendini iyi hissetmeni sağlar?
-Beni ne tatmin eder biliyor musun Ayşe Abla, bana yaşattıklarını yaşasınlar! Bu korkunç adamlar da onların yanında, benim karşımda duranlar da aynısını yaşasınlar! Karşı tarafın avukatları da… Benim hissettiklerimi hissetsinler… Gün yüzü görmesinler. Bu adamların üçü de ceza alsın istiyorum. Bir daha hiçbir kadına aynısını yapamasınlar!

PROFESÖRÜN TACİZİNE UĞRAYAN BİR BAŞKA KADIN ŞAHİTLİK ETTİ

Ya söz konusu profesör tarafından tacize uğradığını söyleyen başka kadınlar…
-O kadar çok ki! Onlardan birisi şahitlik etti, zaten duruşmada. “Bana da benzer şeyler yaptı!” dedi. Bu adamın tutuklanmaması birçok kesimden insanı dehşete düşürdü. Çünkü mahkeme güzel geçti. Ben, bizim lehimize sonuçlanmasını düşünürken, adamların tutuklanmasını beklerken, tutuklanma talebi reddedildi. “Deliller toplanacak” denildi. Herkes tepkili bu konuda. En çok da veteriner fakültesindeki öğrenciler tepkili. Tacize uğrayan başkaları da bir sonraki davada çıkıp şahitlik yapmak istiyorlar!

KADININ KADINA DÜŞMANLIĞI DAHA KÖTÜ

Şu soruları nasıl cevap veriyorlar? Neden o gece ambulans çağırmamışlar? Neden annen seni merak edip aradığında, annene geri dönmemişler? Kendilerini nasıl savunuyorlar?
-Savunamıyorlar! Herhangi bir cevap veremiyorlar. Yaptıkları açıklamalarla da kendi içlerinde çelişkiye düşüyorlar. Söylediklerinin hiçbir tutar yanı yok. Onlar da bunun farkındalar.

Bu süreçte neler yapmışlar peki? Bu 8 ay içinde…
-İşyerleri kapandı. Kamudan men cezası aldı, YÖK tarafından. Ama tabii bu onları vazgeçirmemiş. Başka bir yere bir işyeri daha açmışlar. Arkadaşlarının üzerine açıyorlar, orada çalışıyorlar şu an. Normal rutin hayatlarına devam ediyorlar yani. Karısı, kızı adamın yanında hala… Bu nasıl bir zihniyet anlayamıyorum. Bir kadın olarak en çok onların beni anlamasını beklerdim. Yeni avukatı da bir kadın… Bir kadının böyle davranmasını da anlamak mümkün değil. Kadının kadına düşmanlığı daha kötü. Bu adam, elini kolunu sallaya sallaya dolaşabiliyor rahatça. Kim bilir, kimleri mağdur edecek daha? Bu saatten sonra birini daha mağdur ederse, belki o kadın sesini çıkartamayacak. Diyecek ki, “Zaten adamın başında bir tecavüz davası vardı, hiçbir şey olmadı, ben niye mücadele edeyim?”

BİR DAHAKİ DURUŞMA 26 ŞUBAT’TA

Sana, “Ben de kadınım ama ben tecavüze uğramıyorum” diyen savcı ne oldu?
-Cinsel suçlar bürosundan alınıp, terör birimine yönlendirilmiş. Sadece görev yeri değiştirilmiş. Zaten benim olayımdan hariç, bir de İspanyol bir üniversiteli kız var. Kıza, “Alkol alırsan, arkadaşlarınla içmeye gidersen, tabi tecavüze uğrarsın!” demiş. Onun sanıklarına da takipsizlik vermiş. Hem İspanyol Büyükelçiliği’nin araması hem de bizim şikayetlerimiz üzerine o savcı değiştirildi. Savcımız başka birisi oldu. O sayede dava açıldı zaten. İğneyle kuyu kazdık yani. Davanın açılması için bile deli gibi uğraştık. Ama pes etmiyoruz devam ediyoruz, bir sonraki duruşma 26 Şubat’ta. Benim hayatıma devam edebilmem için bu adamların ceza alması gerekiyor. Ben her gün ölmekten korkarak yaşamak istemiyorum.

Yorum

  1. Bu ne biçim bir laf “Karşı tarafın avukatları da… Benim hissettiklerimi hissetsinler… Gün yüzü görmesinler.” . Mahkeme kararı kesinleşene kadar herkes suçsuz kabul edilmek durumundadır ve profesyonel şekilde savunulma hakkına sahiptir. Kızımız ,suçlu olduğunu iddia ettiği kişileri zaten mahkum etmiş , bir de avukatlarına saldırıyor. Kendi başına belki kötü şeyler geldi bilemiyorum , ama bunu bir başka insanın da başına gelmesini istemesi bana hiç normal gelmedi.

Yorum Bırak

4 − three =