Hedefimiz bebeklerin, bakım verenleriyle Bağlanma temelli, güvenli ilişkiler oluşturması

“Güvenli balanma” son yılların en önemli kavramlarından biri… Bir bebeğin dünyaya geldiği ilk andan 3 yaşına kadar geçen sürede annesiyle ya da bakım vereniyle kurduğu bu bağ çok çok kritik. Çünkü gelecekteki hayatını, ilişkilerini etkileyecek bir güce sahip.
.
Anne bebek arasındaki güvenli bağlanma, bebeğin dünyaya güvenle adım atmasını sağlıyor ve ileriki yaşamında duygusal dayanıklılıklarını artırıyor. Yani, bebekle anne arasındaki sevgi dolu etkileşim, sağlıklı bir başlangıç ​​noktası oluyor.
.


Bebek Ruh Sağlığı Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Aylin İlden Koçkar’la anne bebek arasındaki bu bağın kurulması için neler yapılması gerektiğini konuştuk. Özellikle doğdukları anda annesinin kucağı yerine kuvöze alınmak zorunda kalan prematüre bebekler için…
.

Bebek Ruh Sağlığı Derneği olarak, güvenli bağlanmaya odaklanıyorlar. Bilimsel ve eğitimsel faaliyetlerle bebeklerin, bakım verenleriyle bağlanma temelli, güvenli ilişkiler kurmasını hedefliyorlar. Molfix Hayat Bağım Güvenli Bağlanma programı aracılığıyla da anne, baba, ebe, hemşire ve yeni doğan uzmanlarına ulaşarak, bu bilinci daha çok insana yaymak istiyorlar.

Aylin Hocam, “güvenli bağlanma” tam olarak nedir?
-Güvenlik bağlanma, bebek ve bakım veren arasında gelişen, iki tarafın da yakınlık aradığı, stres ve ayrılık durumlarında kendini daha çok gösteren duygusal bağdır. Bakım veren kişi, bebeğe dokunarak, göz teması kurarak ve ifade ettiği ihtiyaçlarını karşılayarak, “güvenli bir liman” konumunu alır. Böylelikle bebek; etrafı anlamlandırırken, her zaman dönüp, sığınabileceği güvenli bir limanı olduğunu bilir. Güvenli bağlanma sayesinde, bebeğin fiziksel, duygusal ve sosyal ihtiyaçları karşılanabilir. Hayata dair güvenlik duygusu geliştirebilme, güvenli bağlanmayla olur. Güvenli bağlanmanın kurulması için bebeğin ilk yılları çok önemlidir. Bu süreçte atılan temeller, çocuğun beyin gelişimini de etkileyecektir. Beyin gelişimi sürecinde, bebeğin beyni yeni nöronal bağlantılar oluşturur. Bu şekilde de ileriye dönük plan yapma, empati kurma, problem çözme, dürtü kontrolü ve duyguları tanıma becerileri gelişir.

Bu bağın kurabilmesi ve iyileştirebilmesi için neler yapmak gerekiyor?
-Ruh Sağlığı, tüm bireyler için önemli. Bebek ruh sağlığını desteklemek için ebeveynler ya da bakım veren kişiler, bebekle konuşmalı, gülmeli, ağlamasına tepki vermeli, onu rahatlatmalı. Bebeğin fiziksel, duygusal ve bilişsel ihtiyaçlarının karşılanması için yapılan pek çok davranış, bebek ve bakım veren arasındaki bağı güçlendirir. Bebeğin fiziksel ihtiyaçlarının karşılanması; Besleme, temizleme, vücut teması ve güven veren şekilde tutmayla oluşur. Bebeğin zihinsel ihtiyaçlarının karşılanması; Bebekle göz teması kurma, konuşma ve bebeğe ilgi gösterilmeyle oluşur. Bebeğin duygusal ihtiyaçlarının karşılanması ise; Bebekle iletişim kurma, birlikte gülüşme, bebeği kabul etme ve onu sakinleştirmeyle oluşur. Sağlıklı bir bağlanma ilişkisinin gelişimi için annenin psikolojik sağlığı da çok önemli. Bağlanma için anne ve diğer bakım verenlerin hem fiziksel hem duygusal olarak ulaşılabilir olması da önemli.

Peki “güvenli bağlanma” kurulamazsa ne oluyor? İleride nasıl bireyler bekliyor bizi?
-Yeni doğan bebeklerin temel arayışı, güven duygusu. Güvenli bağlanma için ebeveynlerin duyarlı olması önemli. Bu da bebeğin mesajlarını doğru yorumlaması ve ihtiyaçlarını gidermesiyle olur. Güvenli bağlanma bebeklik döneminde kurulsa da etkileri yaşam boyunca devam eder. Verdiği ipuçları, duyarlı veya tutarlı karşılanmayan bebeklerde bağlanma sorunları gelişir. Güvensiz bağlanma deneyimlerinin çeşitli sonuçları oluyor. Örneğin; gelişim potansiyellerini gerçekleştirememe, sosyal ilişki kurma ve sürdürmede zorluk, zihinsel performansta düşüş bunlardan bazıları.

Siz, Bebek Ruh Sağlığı Derneği olarak, güvenli bağlanmayı desteklemek için neler yapıyorsunuz?
-Öncelikle bebeklerin haklarının savunucusuyuz. Dünya Bebek Ruh Sağlığı Derneği’nin de üyesiyiz. Hem ülkemizde hem de dünyada bebeklerin bakım verenleriyle bağlanma temelli olarak güvenli ilişkiler oluşturması, öncelikli hedefimiz. Bilimsel ve eğitimsel amaçlar doğrultusunda faaliyet gösteriyoruz. Daha spesifik olursam; Çocuklarda bilişsel, sosyal ve duygusal gelişimin, gebelikten üç yaşa kadar araştırılması, incelenmesi amacıyla faaliyet göstermek için çabalıyoruz. Bebeklik dönemindeki zihinsel bozuklukların bakım, müdahale ve önlenmesine yönelik bilimsel temelli programların geliştirilmesini teşvik etmek de amaçlarımız arasında. Örneğin; Kızılay’ın Toplum Merkezi Ruh Sağlığı Birimleri’nde çalışan psikologlara, sosyal hizmet uzmanlarına, çocuk gelişimi uzmanlarına ve psikiyatri hemşirelerine, anne-bebek oyun grupları gerçekleştirmeleri için eğitimler verdik. Onlar da 10’dan fazla ilde, Güvenli Bağlanma Temelli Anne Bebek Grupları gerçekleştirdiler. Ve gerçekleştirmeye devam ediyorlar.

Gelelim prematüre bebeklere… Türkiye’de erken doğan bebeklerle ilgili bir istatistik var mı?
-37. haftadan önce doğan bebekler, prematüre olarak değerlendirilir. Türkiye’de geçen yıl doğan 1 milyon 79 bin 842 bebeğin yüzde 12’si prematüre olarak doğdu. Bu bebeklerin yüzde 89’u 32-36 hafta arasında, yüzde 12’si ise 32 haftanın altında doğdu. Bu rakamlar oldukça yüksek. Rakamların artmasıyla elbette bu konuda farkındalık da artıyor.

Güvenli bağlanmanın en önemli unsurlarından biri doğum anında, ten tene temas deniyor. Bazı erken doğumlarda, bırakın ten temasını, anne-bebek haftalarca, aylarca birbirine dokunamıyor bile. Bu durumu sonradan telafi etmek mümkün mü?

-Elbette mümkün. Bağlanma, birkaç günde ve hatta ayda oluşan bir süreç değil. Bu uzun bir süreç. Yaşamın ilk 3 yılını yoğun biçimde kaplayan önemli bir dönem. Annenin bir giysisinin kuvöze konması, anneyle bebeğin kanguru bakımıyla ten tene temasının sağlanması çok önemli. Bu yöntem de bakım veren çenesinin altında, teninin bebeğin tenine değecek biçimde tutmasıyla gerçekleşir. Kanguru bakımı, bebeği sıcak tutar. Kalp sağlığı ve nefesi için yararlıdır. Bebeğin daha iyi uyumasını sağlar. Kanguru bakımı, anne-babalar için de yararlı. Bu yöntem sayesinde, anne veya baba, bebeğe daha yakın hisseder ve stresi azalır.

Anne olmaya hazır olmak önemli… Peki, erken doğumlar da bu hazırlık tam sağlanabiliyor mu?
-Annenin zihni, hamilelik sürecinde, bebek daha doğmadan, anne olmaya hazırlanır. Ve doğumdan sonra da yaşam boyunca sürer. Annelik, bebek ilk ağladığı anda oluşmaz. Aslında bebek, annenin zihnine düştüğü zaman doğar. Gebelik döneminde başlayan hormonal değişimler, anneyi doğumdan sonra bebeğine bağlanıp, onu koruması için hazırlar. Bebeğin doğumuyla anne de doğar. Annenin yaşadığı ilk ve en güçlü endişe, bebeğinin hayatta kalma sorumluluğunun farkına varmasıdır. İlk gecelerde, sıklıkla bebeğinin nefes alış-verişini kontrol etme, emdi, emmedi, üşüdü, terledi gibi endişeler yaşar. Bu korkular “yeni anneleri”, bebeklerini daha iyi korumaları ve yeni sorumluluklarını özümsemeleri için tetikte tutan “doğal korkulardır.” Bebeği erken ya da sağlıksız doğan anneler için ise farklı bir hikâye başlar. Minik bebeklerle endişeli zamanlar… Hastanelerde günlerce belki haftalarca geçen uykusuz geceler, bebeğinizin ne zaman normale döneceği gibi aklınızı kurcalayan binlerce soru… Bu dönemlerde, kendini suçlama ya da yetersiz görme gibi duygular ortaya çıkabilir.

Mucize üçüzlerin ebeveynlerinin işleri daha mı zor?
-Yapılacak işler, görev ve sorumluluklar aynı olmakla beraber, üç katı fazla olduğu da bir gerçek. Elbette daha yorucu olacak. Üç katı çaba gerekecek. Aynı anda birden fazla bebeğin doğduğu her durumda, ailenin yakınlarından, arkadaşlarından destek alması önemli ve öncelikli. Anne babanın büyük bir aileyi yönetme ve büyütme sorumluluğunun zorluğu, destekleyici bir geniş aileyle azalacaktır.

Peki prematüre üçüz bebek sahibi olmak nasıl bir psikoloji…
-Oldukça heyecan verici. Bir miktar endişenin de daha yoğun yaşanabileceği bir durum. Dünyada, üçüz bebek aileleriyle yapılan bir araştırmada; Aileler için üç bebeği idare etmeyi öğrenme, destek toplama, bir topluluk oluşturma da ilişkileri ve sorumlulukları düzenlemenin öne çıktığı görülüyor. Üçüz ebeveynleriyle yapılmış bir başka araştırmada ise bulgular; Annelerin sağlık ve mali sıkıntılarla ilgili olarak artan kaygı taşıdığını, stres yaşadığını ortaya koymakta. Tabii bu kaygı, üçüzleri de etkiliyor. Annelerin yaşadığı sağlıkla ilgili içsel zorluklar, babaların ise iş istikrarı ve mali durumla ilgili dışsal kaygılar yaşadığı öne çıkıyor. Öte yandan diğer bulgular; Ebeveynlerin olumlu deneyimleri arasında, büyük bir aileye sahip olma duygusunu ve alışılmadık olaylarla karşılaşmanın büyülü hissini yaşadıklarını ilettikleri yönünde. Güvende olmak, başkalarından destek kabul etmek, üçüz anne babalarında stres ve kaygıyı azaltmak için çok önemli.

Kübra ve Tunç çiftini nasıl değerlendiriyorsunuz? Çok gençler ama bilinçliler ve farkındalıkları çok yüksek…
-Evet. Çocuk bakımı, bilinçli olmayı gerektiriyor. Kübra ve Tunç çifti, çok iyi bir ekip olacak. Hem bilinçliler hem becerikliler ama daha önemlisi birbirlerini önemsiyor ve önceliklendiriyorlar. Bu da hem birbirlerine hem de bebeklerine iyi bakmalarını sağlayacak. Baba, annenin ruh sağlığının ne kadar önemli olduğunun farkında. Annenin desteklenmesi ve kapsanması sayesinde, anne de bebeklerini en olumlu biçimde kapsayabilecek. Onlara doğum öncesi destek verdik. Desteklerimiz sürecek.

Molfix Hayat Bağım Güvenli Bağlanma Programı, güvenli bağlanmayı destekleme açısından ne kadar önemli?
-Çok çok önemli. Molfix Hayat Bağım Güvenli Bağlanma programı sayesinde çok sayıda anne, baba, ebe, hemşire ve yeni doğan uzmanına ulaştık, birlikte çalıştık. Çalışmaya da devam edeceğiz. Anne-babalara güvenli bağlanmanın önemini anlatabilmek, bu farkındalığı yaratmak gerçekten önemli. Güvenli bağlanma ihtimali yükselen bebekler çok şanslılar.

Yorum Bırak

seven + ten =