Harran’da bir müzik perisi Sera Çamaş


Cuma günleri, yürünmemiş yollarda yürüyen kadınları yazdığım gün. Bugün genç bir kız var karşınızda. 14 yaşındaki konservatuvar öğrencisi Sera Çamaş.Pek çok özelliği var, okuyacaksınız. Ama şu kadarını söyleyebilirim, dünya tatlısı, dünya güzeli ve bence çok çok değerli bir şey yapıyor. Köy çocuklarına müzik götürüyor, onları müzikle buluşturuyor. Köy Okulları Değişim Ağı Derneği’yle geçen sene bu projeye başlamış, 6 okulla çalışmış, bu sene 18 okulla çalışıyor. O okullara org götürebilmek istiyor, bizden de destek rica ediyor. Ben de sakajewa adına bir org alıp gönderiyorum. Proje harika, Sera da harika, bütün gençlere ilham olabilecek biri, lütfen ona destek olalım…

Seni tanıyalım…
Ben Sera Çamaş, 14 yaşındayım. Okulumun yanı sıra konservatuvara gidiyorum. Bir sürü enstrüman çalmaya çalışıyorum. Müziği çok seviyorum. Çocuklara müzik atölyeleri, annem ve dedemle birlikte “Dededen Toruna Ebru Atölyeleri” yapıyorum. En çok da dezavantajlı grup sayılan engellilerle çalışıyoruz. İstanbul Çocuk ve Gençlik Sanat Bienali’nde ve başka bir sürü sergide ebrularım sergilendi. Bu seneki bienalin ve Çocuk Krallığı etkinliğinin reklam jingle’larını yaptım. Bir de Aile ve Sosyal Bakanlığı Çocuk Hakları İl Komiteleri’nde çocuk hakları için çalışıyorum.

Şahaneee! Bravo sana! Kaç yıldır konservatuvarda okuyorsun?
8 yıldır İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda yarı zamanlı piyano bölümündeyim. Okuldan sonra konservatuvara gidiyorum.

Kaç müzik aleti çalabiliyorsun?
Piyano ana enstrümanım. Keman ve ukulele da çalıyorum ve solistim. Gitar, elektrogitar, bir de “Müslüm” filminden sonra bağlamaya başladım. Bir de mızıka deniyorum. Klarnet ve flüt de öğrenmek istiyorum.

Sera sen çok yaşa! Hayalin ne? Ne olmak istiyorsun?
Geçen sene başında sorsanız, “Kendi müziğimi bulacağım ve tasarımcı olacağım” derdim ama çocuklarla çalışmak da süper bir duyguymuş. Konservatuvar ve müzik hep ilk sırada ama pedagojiyle ilgili de bir eğitim alabilirim. Hem müzisyen, hem ebru sanatçısı, hem de sanat terapisti olabilirim belki! Ama ne yaparsam yapayım, içinde sanat ve çocuk olur galiba…

Köy okullarına müzik götürme gibi harika bir projen var! Müthiş. Nereden çıktı bu proje?
Köy Okulları Değişim Ağı Derneği (KODA), geçen sene bizi ebru atölyesi için davet etti. Benim müziğe olan ilgimi öğrenince müzik atölyesi yapmamı istediler. Ben de kolay taşındığı ve ses çıkarması kolay olduğu için ukulelemi alıp gittim.

Nereye?
Harran’a. Hayatımda ilk defa Harran’a gittim, ilk defa bir köy okuluna girdim ve çok etkilendim. 6 okulla çalıştım…

İLK DEFA BİR KÖY OKULUNA GİRDİM

Nasıl bir şeyle karşılaştın Harran’da?
Uçsuz bucaksız pamuk tarlaları, upuzun boşluk, on evli köyler ve köy okulları… Başka da bir şey yok. Çocuklar nefis! Misafir gelecek diye hazırlanmışlar. Hepsinin gözleri ışıl ışıl, inanılmaz bir sevgi, coşku ve mutluluk! Ben önce kendimi tanıttım, “Müzik okulunda piyano öğreniyorum” dedim ve ukulelemi gösterip “Bunun ne olduğunu biliyor musunuz?” diye sordum. Hepsi “Piyanooo!” diye bağırdı. Sonra onlara notaları anlattım, beraber şarkılar söyledik, ukulele çaldık ve onların müzikle ne kadar mutlu olduklarını gördüm. Bu sene, ilgilerinin karşılığında hak ettikleri kadar iyi bir müzik eğitimi almalarını hayal ettim. Bu işin de en doğru yolu, ben yokken de müzikle ilgilenmelerini sağlamak ve onları orgla çalıştırmaktı. Ama 18 okul var, ben evden bir tanesine götürsem diğerlerine haksızlık. Nasıl yapacağım diye düşünürken yardım istemek aklıma geldi.

Şu ana kadar kaç okul ve çocukla çalıştın?
Geçen sene 6 okul ve sanırım 200 civarı çocukla. Bu sene 18 okulla çalışıyorum. Klasik müzik de dinletiyorum, Mozart’ı, Bach’ı anlatıyorum. Müziği duyup hissedebilmeleri için müzikle resim yaptırıyorum. O kadar tatlılar ki… Ben onlara Fazıl Say dinletiyorum, onlar bana türkü öğretiyor. Ama en önemlisi hepsine tek tek ukulele çaldırıyorum. Sıraya girip bekliyorlar, ilk sesi çıkardıkları anda mutlaka kıkırdıyorlar!

O KADAR İYİ, SAF VE MUTLULAR Kİ

Hangi köylere gittin?
Harran’da Oğulcuk, Öztaş, Sıralı, Şuayip Şehri, Uluağaç, Bükdere.

O çocukların en çok nesi etkiledi seni?
O kadar iyi, saf ve mutlular ki… Bir okulda ebru yaparken kullandığımız eski gazete sayfalarından dağıttım. Hiç gazete görmemişlerdi. İş ilanları sayfasını bile okuyup katlayıp sakladılar. Hiçbir şeyleri yok ama özgürler. Doğadalar. Mutlular ve sağlıklılar. Ama daha fazlasını hak ediyorlar. Bir de orada, bir şişe su almak için arabayla en az yarım saat gitmeniz gerekiyor, bakkal yok. Ayda bir “çarşı” dedikleri kamyon geliyor, oradan kumaş, temizlik malzemesi filan alıyorlar. Onun dışında özenip isteyecekleri hiçbir şey yok. Hiçbir köyde yok. Var olması ne demek onu da bilmiyorlar. O yüzden eksiklik hissetmiyorlar. İnsanlık çok güçlü, güven var, huzur var. Bizim sayı olarak daha çok eşyamız olabilir ama onların sayı olarak daha çok temiz duygusu var!

Tüm bunları yapmanın altında yatan ne? O çocuklara nasıl bir faydan dokunsun istiyorsun?
Onlar öğrenmeye çok açık. Geçen sene anlattığım her şeyi eksiksiz hatırlıyorlar. Yeni bir şey öğrendikleri anda gözlerinde ışık yanıyor. O anı görmek çok güzel bir his. Şu an için yaptıklarımın sonucunu zaten yüzlerinde görüyorum, belki ilerisi için de müzik bir ışık olur, bir umut olur onlara…

18 OKULA ORG GÖTÜRMEK İSTİYORUM, LÜTFEN DESTEK OLUN



Peki biz ne yapabiliriz? Biz sana nasıl destek olabiliriz?
Çalıştığım 18 okuldan başlayarak, bana ulaşan her okula bir org götürmek istiyorum. Bunun için bireysel olarak org alabilirsiniz. Evde çalışır durumda kullanılmayan orgunuz varsa verebilirsiniz, birkaç kişi veya topluluk olarak birleşip org alabilirsiniz. Müzik aleti satan büyük firmalar belki belirli bir modelde bu projeye göre fiyat belirler ve almak isteyenleri oraya yönlendiririm. Her tür öneri ve desteğe açığım. Bana mail atarak (seracamas@gmail.com) veya Instagram’dan (@seracamas) DM yoluyla ulaşabilirler…

Yorum Bırak

4 + twenty =