Haluk Levent annesi anısına türkü albümü çıkardı… Bütün annelere ithaf etti


Bugün huzurlarınızda Haluk Levent röportajı var.

1 buçuk yıl önce kaybettiği Sabriye Acil anısına bir türkü albümü çıkardı Haluk Levent…

Hikayesini şöyle anlatıyor: Annem hep “Oğlum, niye türkü söylemiyorsun?” derdi. “Anne, ben Anadolu rock’çıyım, sert şarkılar söylemeyi seviyorum!” derdim. Annemi kaybettim, içime battı. Onun anısına, onun seveceği bir şey yapmak istedim…

Cem Adrian, Ceylan Ertem, Hayko Cepkin, Oğuz Aksaç ve Melek Mosso’yla düet yaptı Haluk Levent. Türkü seviyorsanız, çok hoşunuza gideceğine eminin.

Hemşerime bu röportaj için teşekkür ederim.

ADI VASİYET “İÇİNDE ANNEMİN SEVDİĞİ TÜRKÜLER VAR”

Yine anlamlı ve duygulu bir şey yaptın. Bir buçuk sene önce kaybettiğin annen Sabriye Acil’in sevdiği türkülerden bir albüm çıkardın. Ve bütün annelere ithaf ettin. Neler hissediyorsun? Heyecan var mı, heyecan?
-Ah olmaz mı? 28 yıllık müzik kariyerimde, 2-3 yılda bir albüm çıkarmama rağmen, heyecan hiç eksilmiyor ki… Hep sahneye ilk kez çıkıyor gibisin. Çünkü bir emek harcıyorsun, dinleyicilerine yeni bir şey sunuyorsun, onların tepkisini, duygusunu merak ediyorsun. Ne bilim gecenin köründe dinleyecekler mi, sabah uyandıklarında dinleyecekler mi? Yollarda dinlenebilecekler mi? Bu şarkı alıp onları bir yerlere götürecek mi? Kalplerine değecek mi? Hüzünlendirecek mi? Merak ediyorsun… Bu nedenle heyecan oluyor.

ANNEM HEP “OĞLUM, NİYE TÜRKÜ SÖYLEMİYORSUN?” DERDİ. “ANNE, BEN ANADOLU ROCK’ÇIYIM, SERT ŞARKILAR SÖYLEMEYİ SEVİYORUM!” DERDİM. ANNEMİ KAYBETTİM, İÇİME BATTI. ONUN ANISINA, ONUN SEVECEĞİ BİR ŞEY YAPMAK İSTEDİM

Bu albümün hikayesi nedir?
-15-16 yıl önce bir türkü çalışması yapmıştım, hatta annemin sesini de kullanmıştım. “Annemin Türküleri” demiştim ona. Sonra aradan yıllar geçti. Adana’ya ne zaman gitsem, annem, “Oğlum niye türkü söylemiyorsun artık” diyordu. “Anne” diyordum, “Ben Anadolu rock’çıyım. Sert şarkılar söylemek hoşuma gidiyor. Bir kere türküleri söyledim, artık söylemem!” diyordum. O da hep, “Ya aslında çok güzel olur. Müthiş güzel türküler var, senin ağzına çok yakışır” diyordu. Kadıncağız yıllarca bunu söyledi. Ben de bu konuda herhangi bir şey yapmadım. “Annem de türkü seviyor!” dedim. Ne zaman annemi kaybettim, içime battı. Bu kadın ne istedi? Oğlu türkü söylesin istedi. “E o zaman bari şimdi, onun hatırına, onun anısına, onun sevdiği türkülerden oluşan bir albüm hazırlayayım!” dedim. Adını da “Vasiyet” koydum. Böyle gelişti yani.

Hepsi birbirinden güzel türküler… Ve bu albümde, Cem Adrian, Ceylan Ertem, Hayko Cepkin, Oğuz Aksaç ve Melek Mosso gibi isimlerle düet yaptın…
-Evet, hepsi çok sevdiğim isimler. Arkadaşlarım onlar. Bir albüm yaparken, aslında biz sanatçılar, kariyerlerinin en üst noktasında olan, zirvede olan sanatçılarla düet yapmak isteriz. Ama bu saydığın isimlerin bazıları çok genç. Bazıları popüler bile değil. Ama bence o türkülere yakışacak insanlarla çalıştım, hakkını verebilecek insanlarla… Bir de dünyanın en güzel şeyi, sevdiğin insanlarla iş yapmak. Ben Ceylan’ı, Cem’i, Melek’i, Hayko’yu ve Oğuz’u çok seviyorum. Birlikte üretmekten inanılmaz keyif aldım. Emeği geçen bütün arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. İçime sinen bir iş oldu.

SEKTİRMEDEN KABUL ETTİLER “SEVE SEVE!” DEDİLER

Teklifi götürdüğünde hemen kabul ettiler mi?
-Tabii, tabii… Hiç sektirmeden… Zaten bu sanatçı kardeşlerim dışında kimseye teklif götürmedim. Onlar dostlarım benim. “Seve seve söyleriz!” dediler. Hatta, Rusya’nın Başkurdistan bölgesinden Ziliya diye bir sanatçı arkadaşımız var. O da “Kara Toprağı” seslendirdi. Burada klip de çektik Ziliya ile. Bunun yanında Şirin diye bir kızımız var Tunceli’den. Instagram’da görmüş, bir videosundan çok etkilenmiştim. Onunla beraber “Katip Arzuhalim”i söyledik. Tam istediğim insanlarla istediğim gibi bir albüm oldu diyebilirim.

HEM ANNEME OLAN SEVGİMİ ÖLÜMSÜZLEŞTİRMEK HEM DE TÜRKÜLERİMİZİN UNUTULMASINI ENGELLEMEK İSTEDİM… DİNLEYENLER SEVERSE NE MUTLU BANA…


Dinleyiciler bu albüme nasıl ulaşacak?
-Şu anda artık bütün müzik marketlerde, bütün müzik platformlarında albüm satışı yapılıyor. İsteyen istediği şarkıyı indirebiliyor. Bugün itibariyle albüm piyasada.

Bu albümün yaratılmasının altında yatan esas duygu ne? Annene olan sevgini ölümsüzleştirmek, annene olan vefa duygusu, Sabriye Hanım için kalıcı bir şey yapmak, türkülerimizin unutulmasını engellemek…
-Aslında bakarsan hepsi! Tabii ki anneme olan sevgim, onu devamlı anımsamak istemem, ona duyduğum minnet duygusu, hoşuna gideceğini bildiğim bir şey bu… Eminim çok hoşuna giderdi… Keşke o hayattayken yapabilseydim… Annemin benim üzerimde emeği çok, o emeğin karşılığı olamaz. Ama en azından, anısına onun sevdiği bir şeyleri yapmış olmak, türkülerimizi bir nebze olsun korumak, kollamak ve yaşatılmasını sağlamak… Beni mutlu ediyor. Dinleyenler de severse, daha ne olsun…

ANNEMİN SESİ ÇOK GÜZELDİ, ÇOK DA GÜZEL TÜRKÜ SÖYLERDİ

Albümdeki türkülerin, anne-oğul olarak bir anısı var mı?
-Olmaz mı? Annemin sesi çok güzeldi. Çok da güzel türkü söylerdi. Onun sevdiği türküleri albüme koymaya dikkat ettim. “Bahçe Duvarı” ve “Hele Yar”ı benimle beraberken söylerdi. Onların öyle bir anısı var, ana-oğul birlikte söylediğimiz türküler. Bir de yalnız kaldığımız zamanlarda, “Gayrı Dayanamam Ben Bu Hasrete”yi söylerdi. Annem hayat dolu, şen şakrar bir kadındı. Türkü dinlemeyi de severdi, kendisi de söylerdi.

ALBÜMÜN BANA KALAN GELİRİ, AHBAP DERNEĞİ’NE GİDECEK, BURSLU ÇOCUKLARA… BU DA ANNEMİN HOŞUNA GİDECEK BİR ŞEY

Senin bu türküler arasında yüreğine en çok dokunan hangisi?
-Valla hangi birini söyleyeyim… “Şifa İstemem Balından” var, “Mahsus Mahal” var, “Geçti Dost Kervanı” var, “Gayrı Dayanamam Ben Bu Hasrete” var, “Efem” var. Yani düşündükçe, hepsi bende güzel duygular uyandırıyor.

Albümün geliri bir yere gidecek mi?
-Albümün bana kalan geliri, Ahbap Derneği’ne gidecek. Burslu çocuklara. Bu da ayrı bir haz veriyor.

ROCK’ÇI ADAM NİYE TÜRKÜ SÖYLER?! MUTLU EDİYOR BENİ YA, ÖTESİ VAR MI? HAYATTA, BİZİ MUTLU EDEN ŞEYLERİ YAPALIM…

Bu albümün müzik kariyerinde sence yeri ne olur?
-Valla, farklı bir tat olarak bakıyorum. Çok da hoşuma gidiyor. Her ne kadar ben kendimi Anadolu Rock içine hapsetmiş gibi görünsem de farklı tarzları söyleyebiliyorum. Bu da güzel bir şey. Müzikte de insanın kendisini bir yere sabitlememesi, yeniliklere, farklılıklara açık olması gerekiyor. Ama bu, benim düşüncem. Herkes farklı düşünebilir. Mesela geçtiğimiz günlerde televizyonda türkü söyledim. “Rock’çı bir adam niye türkü söyler!” diyenler olmuş. Valla, türkü söylemek beni mutlu ediyor. Bir de annemi anıyorum, bundan ötesi var mı? Şu hayatta beni mutlu eden şeyleri yapmak istiyorum.

9 ÇOCUK DOĞURMUŞ BİR ANADOLU KADINIYDI ANNEM

Annen nasıl biriydi? Onu bize nasıl anlatırsın?
-Dünya tatlısı bir kadındı… Bir Anadolu kadını… 9 çocuk doğurmuş bir kadın… Yavrularını, düşmanlardan korumak için gövdesini siper eden anaç tavuklar vardır ya, ben annemi onlara benzetirdim. Bizi hep kanatları altına alırdı. Evlatları için yapmayacağı bir şey yoktu… Çalışkan, sevgi dolu, şefkatli, esprili ve çok yardımsever bir kadındı.

İLKOKUL BİLE OKUMAMIŞTI… AMA İYİ İNSANLAR OLABİLMEMİZ İÇİN ELİNDEN GELENİ YAPTI

Nasıl bir anne-oğul ilişkiniz vardı?
-Eski toprak annemin, 9 çocuğuyla da ilişkisi hep sıcacıktı… Hepimize sevgisi aynıydı… Hepimizi değerli hissettirdi… Tamam belki günümüz dünyasındaki anneler gibi, bizimle, geleceğimize yönelik kariyer planlamaları yapamadı… Annem, ilkokulu dahi okumamış bir kadın sonuçta. O şekilde bizim yanımızda olamadı ama iyi insanlar olabilmemiz için elinden geleni yaptı.

BEN 8 NUMARA HALUK!

Annen, 8 numara Haluk’u nasıl anlattırdı?
-Hahaha 8 numara olduğum doğru! Çok afacan, çok yaramaz, meraklı, her şeye burnunu sokan, her konu hakkında fikir sahibi olmaya çalışan, duygusal bir erkek çocuğu olarak anlatırdı muhtemelen beni…

Ünlü olman onu etkiliyor muydu?
-Yok canım. Ama gelen övgüler karşısında, koy yan cebime dercesine de mutlu oluyordu. Ama onun için ben hep 8 numara Haluk’tum.

AHBAP’LA İLGİLİ OLARAK ANNEM, “OĞLUM, AMAN DİKKAT EDİN! İHTİYACI OLANA GİTSİN. BİZİM BURALARDA ÇOK DİLENCİ VAR AMA HEPSİ BENDEN ZENGİN!” DERDİ

Şarkıcı Haluk’u tanıdı ama sivil toplumcuyu da tanıdı mı?
-Evet, çok da gurur duyuyordu Ahbap’la. Ama sürekli şunu söylerdi: “Oğlum, aman dikkat edin! İhtiyacı olana gitsin… Bizim buralarda çok dilenci var ama hepsi benden zengin!” Enteresan bir bakış açısı olan, kendince bilgi bir kadındı.

KIZIL ORDU KOROSU’YLA CUMHURİYET MARŞLARI KONSERİ VERECEĞİM MUAZZAM BİR DUYGU!!!

İzmir Marşı’yla kalpleri fethettin, müthişti… Her dinlediğimizde tüylerimiz diken diken oluyor. Şimdi devamı geliyor. Kızıl Ordu Korosu’yla Cumhuriyet Marşları konseri vereceksin. Nasıl hissediyorsun?
-Çok güzel bir duygu. Düşünebiliyor musun, ‘Cumhuriyet Marşları’nı, Kızıl Ordu’yla söylemek… Kızıl Ordu, tarihinde ilk kez, bu kadar fazla şarkı söyleyecek bir solist alıyor kendine… Bugüne kadar tek solist, tek şarkı şeklinde ilerliyordu… Şu an bir konser performansı kadar şarkılar söyleyeceğiz… Kızıl Ordu tarihinde de ilk, benim tarihimde de ilk… Muazzam bir duygu! Öyle bir heyecan ki tarifi yok… Tüylerim diken diken oluyor şimdiden…

BENİM ADIM AHBAP

Pandemi sürecinde prova yapabildiniz mi?
-Ne yazık ki hayır. Pandemi planları değiştirdi. Ama Allah’tan türkü albümü çıktı, yakında da yeni bir kitap çıkartıyoruz. “Benim Adım Ahbap” diye ya da “Bir Ahbaplık Hikayesi” olacak ismi. İnsanlar merak ediyorlar, hep soruyorlar. Sosyal medyada da hep bu sorularla karşılaşıyorum. Nasıl oluştu bu sivil girişim? Bugüne kadar neler yaptınız? Misyonu ne? Felsefesi ne? Kitapta tüm bunların cevabı olacak. Geliri de Ahbap Derneği’ne bırakılacak. Konserlere gelince, eylülde başlar gibi görünüyor. Gerçi sosyal mesafe kurallarına uygun olarak, yazın da başlayabilir. Henüz bilmiyorum. Yaşayıp, göreceğiz.

2,5 AY SOSYAL MEDYA DETOKSU YAPTIM! BİRAZ NEFES ALDIM, KAFA DİNLEDİM… ACAYİP İYİ GELDİ

25 Ocak’ta Twitter’a ‘’Canlarım! Annemin sevdiği türkülerden oluşan “Vasiyet” albümünün stüdyo çalışmaları bitti. Son düzeltmeler ve mix için bizzat kendim işin başında olmam gerekiyor. Bu sayfada bir müddet olmayacağım. Acil durumlarda bu sayfayı @Velisevinc_kullanacaktır. Özleyin beni… Hoşçakalın!’’ yazıp, sosyal medyaya ara verdin… Sadece albüme konsantre olmak mıydı bunun sebebi? Yoksa biraz sosyal medya detoksu mu?
– Valla, 12’den vurdun! Tamam esas olarak albüm için ayrıldım ama aynı zamanda, sosyal medya detoksu diyebiliriz buna. Biraz nefes aldım, kafa dinledim. Acayip iyi geldi!

2,5 MİLYON LİRAYA YAKIN BİR MEBLAĞ DAĞITILDI 40-50 AİLENİN SORUNUNU ÇÖZDÜK

Twitter’a ara verdiğin bu 2 buçuk aylık sürede Ahbap’ta işler nasıl yürüdü?
-Yaklaşık iki buçuk milyon liraya yakın bir meblağ dağıtıldı ben yokken. Benim olup olmamam fark etmiyor, sistem devam. Ahbaplar olarak, şehirlerden görevler aldık ve bu görevleri yerine getirmek için hayırseverler bulduk. Şu son iki buçuk aylık dönemde, kapı kapı hayırseverleri gezip para istedik. 2,5 milyona yakın parayla, yaklaşık 40-50 ailenin sıkıntılarını çözdük. Yani hiçbir görevi ihmal etmedik. Şimdi ise yeniden başladık.

SOSYAL MEDYA BAZEN YORUYOR İNSANI AMA BU ALBÜMLE İLGİLİ YENİDEN TWITTER’DAYIM! TWEET ATMAYA BAŞLADIM

Twitter’da yoktun ama Migros işçilerinin yanındaydın, sokak hayvanları için de çalışmalar yaptın…
– Evet, Migros işçilerinin yanındaydım, sokak hayvanlarının da yanındaydım. Birçok yerdeydim aslında sadece sosyal medyada değildim! Çünkü sosyal medya bazen yoruyor insanı. Sokaktaydım, sahadaydım. Yine devam edecek o çalışmalarım. Ama bu albümle birlikte artık yeniden Twitter’dayım. Tweet atmaya başladım…

Yorum Bırak

17 − 14 =