Gülben 39. anaokulunu bugün açıyor… Sadece çocuklara değil annelere de hizmet veriyor


BUGÜN Diyarbakır Bismil, Aralık köyünde Gülben Ergen 39. anaokulunu açıyor. Bunu değerli buluyorum. Ve onu kutluyorum.

Biliyorsunuz, 9 yıldır ‘Çocuklar Gülsün Diye Derneği’yle Türkiye’nin her yerinde anaokulları açtı. Evet, her kafadan bir ses çıktı, çıkıyor. İnsan Gülben kadar meşhur olunca seveni de oluyor, sevmeyeni de. Ama en kolayı hiç açmaması. Öyle değil mi? Hiç böyle gayretlere girmemesi… Ama o giriyor, oturduğu yerde oturmuyor, ününü faydalı şeylere kullanıyor…

– Seni tebrik ediyorum Gülben. Türkiye’nin eğitim hayatına bir güzellik daha kattın…
Teşekkür ederim. Ne kadar heyecanlıyım anlatamam. Her açtığımız anaokulunda, o ilk anaokulunu açtığımızdaki heyecanı, coşkuyu hissediyorum. İnanır mısın, hiç azalmıyor…

– Bu kaçıncı anaokulu?
39.’su oluyor. Kendi çocuklarımın ötesinde, ülkemin çocukları da benim için çok değerli. Okulöncesi eğitimin ne kadar büyük bir ihtiyaç olduğu anlatmaya çalışıyorum dilim döndüğünce, elimden geldiğince… 9 yılda 39 tane anaokulu oldu. İstikrar ve süreklilik benim için önemli. Arı gibi çalışıyoruz bunun için. Yaptığımız şeyin sürdürülebilir olması için uğraşıyoruz.

– Çocuklar Gülsün Diye Derneği nerden nereye geldi…
Evet. Bununla da gurur duyduğumu gizlemeyeceğim. Küçük gören, “Üç-dört ay yapar, biter!” diyen, alay eden, zarar vermek için elinden geleni yapan her şeye ve herkese rağmen derneğimiz dimdik ayakta. Ve biz 39. anaokulumuzu açıyoruz.

BEN BİR KEZ BİLE DERNEK YARARINA BAĞIŞ TOPLAMAK İÇİN ŞIK OTELLERDE KERMESLER YAPMADIM!

– Ne zaman başladı bu macera?
Önce kampanya olarak aldık izinlerimizi. Ancak dernek olabildik. Öyle kolay dernek olunamıyor. Ve o kadar prosedürlerden geçtik, o kadar bekledik ki her onay için… Gittiğimiz şehirler havaalanına 20 dakika merkezde değil ve bu özellikle böyle. Uzak köyler, hatta en uzak. Mardin’e gittiğimizde Nusaybin’de açtık anaokulumuzu. Suriye sınırını gördüm. Mardin havaalanından Nusaybin’e 2 saat karayoluyla gittik. Yolda mayın endişesiyle defalarca arandık. Mola veremediğimiz yollarda, arabada çubuk kraker yedik. Elimizde detox içecekleri ve arabamızda soyulmuş ananaslar olmadan gittik, gidiyoruz, gideceğiz bu yolları yani! O kadar gerçek ki bizde her şey… O kadar olması gerektiği gibi ki… Ben bir kez bile dernek yararına bağış toplamak için şık otellerde kermesler yapmadım! Bir kez bile dernek yararına diye gösterişli konserler yapmadım! Uçak biletlerimiz bir kez bile business alınmadı! Yokluğun en gerçeğini derneğimiz sayesinde gördüm. 25 yıldır ülkemin dört bir yanında konserler verdim. Havaalanı, beş yıldızlı oteller, en şık ikramlar, istersen spa, dinlenme zamanı, saç-makyaj, gece ışıkları içerisinde şahane konser mekânlarında konserini verirsin ve tekrar havaalanıyla eve dönüş. Konser programı genelde budur. Bizim anaokulu açılışları ise tam tersi. Hiçbir şeyin en şıkı yok dernek yollarında!

TÜRKAN SAYLAN’A MİNNETTARIM

– Trabzon’dan Mardin’e, Hatay’dan Ankara’ya Türkiye’nin neredeyse her yerinde anaokulu açtın. Oralarda en çok ne öğrendin?
Ülkemin gerçek yüzünü. Tatlıses’in güldüğümüz sözünün doğruluğunu: “Urfa’da Oxford vardı da biz mi gitmedik?” Haklı. “Doğuda okul yapma, küçük çocuklarını yollamazlar!” dediler. Rahmetli Türkan Hocam’la yıllarca çalışan biri olarak ona minnettarım. Öyle güzel bir altyapı ve yatırım yapmış ki en dolu, en kalabalık, en coşkulu anaokullarımız doğuda. Karadeniz de aynı şekilde. Analar, babalar minnettarlar köylerinde. Davullu zurnalı, halaylı, türkülü açılışlar yapıyoruz. Bizim Çocuklar Gülsün Diye Derneğimizden mezun olan çocuklar bilinçli, kalem tutmayı bilen, pırıl pırıl çocuklar.

– Peki açtığın okulları takip ediyor musun? Sorunları oluyor mu? Öğretmen eksiği oluyor mu? Nasıl çözülüyor?
Öğretmenlerimizin atamasını Milli Eğitim Bakanlığı yapıyor. Ufak tefek sorunlarını elbette hallediyoruz. İletişim halindeyiz. Ben zaman zaman ziyarete gidiyorum. Öğretmenlerimiz bize mail atıyorlar. Anneler Günümü 39 anaokulumun öğrencileri her sene kutlar. Boğazım düğümleniyor. Bir de şaşırıp saygıdan “Hocam, Öğretmenler Gününüz kutlu olsun” mektupları yazar yollarlar bana. Aldığım hazzı anlatamam. Sahip olduğum şöhreti, ülkemin anneleri ve çocukları için işe yarar hale getirmek benim için çok ama çok değerli!

KADINLAR BU SAYEDE ÜRETEBİLİYOR

– Bu anaokulları o yöre halkına ne tür faydalar sağlıyor?
Neler sağlamıyor ki! Bir kere kadınlara üretime yönelebilmeleri için vakit kazandırıyor. Biz sadece çocuklara değil, kadınlara da hizmet götürmüş oluyoruz yani. Bir çocuğa ne verirseniz, annesine vermiş olursunuz. Çok çocuklu anneler var. Bir evladı okula gidiyor, o diğer üçüyle evde-tarlada tüm gün birlikte… Köyüne bir anaokulu açılınca diğer çocuklarını da bizim okula yazdırabiliyor. Nasıl mutlu oluyorlar anlatamam. İnşaatımız devam ederken günlerce okulun önünde bekleyen babalar biliyorum ben. “Şimdiden kayıt ettirelim… Sonra ya bizi almazlarsa” diyen. Biz de “Almaz mıyız? Size bu hizmet!” diyoruz. Her anaokulumuzun lolipop gibi parkları var. O parklarda kaydıraklardan kayılamadığını gördüm ben kalabalıktan, sevinçten, üst üste kaymaktan. Bırak gittiğimiz köyü, civar köylerden parkımıza gelen çocuklar var. Salıncaklarımızda kuyruk var. Keşke daha çok bağışçımız olsa da daha kocamanlarını yapabilsek…

Yorum Bırak