Futbol sadece erkeğin değil herkesin sporudur!

Türk kadınları her geçen gün farklı bir alanda başarılı olup hem biz kadınlara hem de erkeklere, kısacası tüm topluma, “Ben de varım!” diyor. Futbol da bu alanlardan biri. Erkek sporu olarak bilinen bu sporda, Milli Takım adına mücadele eden kadınlarımızı çok ama çok taktir ediyorum.

Türkiye’de 100 bine yakın lisanslı kadın futbolcu var. Ama ne yazık ki, 18 yaşını geçmiş ve futbolu profesyonel olarak yapan kadın sayısı neredeyse bu rakamın onda biri.

İşte bu yüzden, ‘Kadın Milli Futbol Takımı’mız çok kıymetli. Onlar, imkansızı başaran kahramanlarımız! Biz de onlara hak ettikleri şekilde destek olmalıyız. Verilebilecek en büyük destek, onları stadyumlarda izlemek tabii ama bu pek mümkün olamıyor. O yüzden hepimizin, maçları televizyondan izleyerek onlara “Kalbimiz sizinle kızlar!” dememiz gerekiyor. Milli takım sponsorlarından McDonalds Türkiye, çok anlamlı bir şey yapıyor. ‘Kadın Milli Takımı’mızın maçlarını SportsTV’den canlı olarak izleyebilmemizi sağlıyor. Bu, uzun zamandır gerçekleşmeyen bir durumdu. Sayelerinde hem milli takımdaki kadınların aileleri hem de bizler onları canlı canlı izleyebiliyoruz. Sağ olsunlar. Destekleri inanılmaz önemli.

Salı günü, saat 17:00’da Avrupa Kadınlar Futbol Şampiyonası elemeleri için Kadın Millilerimiz, Rusya’yla karşı karşıya gelecek. Ben izleyeceğim, siz de izleyin ve destek olun.

Maç öncesinde 4 millimiz (Didem Karagenç, Elif Keskin, Berivan İçen, İrem Eren) ve şahane antrenörleriyle bir araya geldim. Onları tanıdıkça, siz de alkışlamak isteyeceksiniz. Bugün huzurlarınızda A Milli Kadın Futbol Takımı Teknik Direktörü Necla Güngör Kırağası

MÜTHİŞ KADIN FUTBOLCULARLA ÇALIŞIYORUM

Tebrik ediyorum… Siz, futbolcu kadınlar için bir rol modelsiniz. Her fırsatta, futbolun, sadece bir erkek sporu değil, herkesin sporu olduğunu vurguluyorsunuz. Böyle bir misyonunuz olduğunu inanıyor musunuz?
-Elbette! Ben kadınlarının çok güçlü varlıklar olduğuna inanıyorum. Ülkemde, futbol adına kendim için araladığım bir kapı vardı, şimdi bu kapıyı, futbola gönül vermiş genç kadınlar için açmak istiyorum. Müthiş sporcularla çalışıyorum. Bizi istediğimiz standartlara ulaştıracaklar. Ben bu yolculukta onlara sadece yolu açıyorum, hedefe varacak olanlar onlar. Ve hiç şüpheniz olmasın, varacaklar!

EN BÜYÜK MİSYONUM KADIN FUTBOLCULARIMA SEKSİST YAKLAŞIMLARIN OLMADIĞI BİR ORTAM SUNMAYA ÇALIŞMAK

Hala ön yargılar, seksist yaklaşımlar var mı?
-Olmaz mı? Hala “Kadın, ne anlar futboldan!” algısı devam. Biz de bunu kırmaya çalışıyoruz. Benim, 20 senem dolmak üzere futbolda. Ne yazık ki, hala erkek egemen bir spor. Ama bu algı yavaş yavaş değişiyor. Hep mücadele etmek gerekiyor. Sürekli erkeklere ve çevreye kendimizi ispat etmeniz gerekiyor. Gerçi, ben bunu kanıksadım. Gelen tüm eleştirileri, ön yargıları bertaraf edebiliyorum. En büyük misyonum da kadın futbolcularıma seksist yaklaşımların olmadığı bir ortam sunmaya çalışmak. “Hocam, sen ofsayt nedir bilir misin!” ya da “Git çocuğuna bak!” yaklaşımlarını yaşayan biri olarak, en güzel cevabı da konuşarak değil, uygulayarak vermeye çalışıyoruz. Ama kıramayacağımız hiçbir ön yargı yok! Yılar içinde de epey yol aldık!

Hiç isyan etme noktasına gelmediniz mi?
-Gelmez miyim? Çok ciddi kopma ve kırılma noktalarım oldu. Ama inatçı bir yapıya sahibim. Eğer bir şeyi gerçekten istiyorsam, canla başla çalışırım. Pırıl pırıl kadın sporcularım var, onların hak ettiği yere gelmeleri için mücadele ediyorum. Erkek futbolunda para, şöhret çok fazla, eyvallah, onlar çok başarılılar, hep de öyle olsunlar. Ama en az onlar kadar başarılı kadın sporcular da var. Onlara da şans ve imkan verilsin, onlar da başarılı olsun! Gerçi bu anlattığım şeyler, tüm dünyada maalesef böyle. Ama yılmadan bıkmadan mücadele ediyoruz.

ERKEK ANTRENÖR ADAYLARINA EĞİTİM VEREN KADIN HOCA

Siz aynı zamanda Türkiye Futbol Federasyonu’nda antrenör eğitimcisiniz. Erkek antrenör adayları sizden eğitim alırken ne hissediyorlar?
– Evet, buraya gelen 30 erkek antrenör adayına, sahada futbolu nasıl öğretmeleri gerektiğini de gösteriyorum. Kursa başladıklarında beni tanımıyorlarsa ve ön bilgi almadılarsa, “Of bir kadın geldi, ne anlatacak şimdi bu!” diyorlar. Ders sonunda genellikle şöyle oluyor: “Hocam, inanılmaz güzel bir ders işledik. Teşekkür ederiz. Biz, sizi böyle tahmin etmiyorduk. Ön yargılı yaklaşmışız!” deyip ayrılıyorlar.

ERSUN YANAL HOCA’NIN YANINDA BAŞLADIM

Ülkemizde 12.500 civarı antrenör sayısı varken, kadın antrenör, neredeyse yüzde 1 oranında! Bu, sizi üzüyor mu?
-Kadın istihdamı yaratmak anlamında üzüyor tabii. Sadece oyunculukta değil, antrenörlükte de futbol, erkek egemen bir spor branşı olarak görünüyor. Erkeklerin, “Bizim” dediği bir alan, doğal olarak hiçbir zaman kadınlarımıza kapı açılmamış. Ama Allah’tan son dönem yönetimimiz, direktörlerimiz çok teşvik ediyor. Şu anda, ocak ayından itibaren, kadın milli takımlarının hepsi kadın antrenörlerden oluşuyor. Çok gurur duyuyorum. Her sene federasyon olarak, UEFA’yla ortak yürüttüğümüz bir proje var. UEFA B lisansını kadınlara özel açıyoruz. Sırf kadın antrenör sayımız artsın diye. Bunun gibi projelerimiz devam ediyor. Emin olun, önümüzdeki yıllarda kadın antrenörleri daha çok görebildiğimiz bir mecraya ulaşacağız.

Sizin kadar yükselmiş başka kadın yok değil mi?
-Şu anda A Milli Kadın düzeyine bakarsak ilk benim. Süper Lig düzeyinde çalışan kadın antrenör, yine ilk benim. Ama amatör düzeyde çalışan başka kadın arkadaşlarım var. Onların hepsiyle gurur duyuyorum.

Siz akademik antrenörlerdensin. Ne demek “akademik antrenör”?
-Bu işin bir okullusu var, bir alaylısı. Ben, her ikisiyim. Çünkü ben 2000 senesinde futbol camiasına adım attığımda, Ersun Yanal’ın yanında antrenör olarak başlamıştım. Aynı zamanda, Hacettepe Üniversitesi, Spor Bilimleri Beden Eğitimi Öğretmenliği bölümünde okuyordum. Okulda öğrendiğim her şeyi, kulüpte pratik edebiliyordum. O yüzen hem alaylı hem okulluyum. Tek dezavantajım şu: Maalesef benim futbol oynamak istediğim zaman, kadın futbolu kapanmıştı ülkemizde. Futbol oynamadım. O yüzden şu anki kızlar çok şanslılar. Hem oynayabiliyorlar hem de ileride, dilerlerse, antrenörlük yapabilecekler.

SPORA TEŞVİK EDEN BİR AİLEM VARDI

Bize biraz kendi hikayenizden söz edebilir misiniz? Sizdeki bu futbol tutkusu nasıl başladı?
-Beni spora teşvik eden bir ailem vardı, özellikle babam. Çocukluğumdan itibaren babam, dayım ve amcamla halı sahada futbol oynardım. Sporu hep sevdim. Dayanıklı ve güçlüydüm. Hentbol kökenli bir sporcuyum aslında. Ersun Yanal, “Benimle çalışabilecek hareket eğitiminden ve ritimden anlayan, futbola da yatkın bir kadın sporcu arıyorum!” deyince, beni önermişler. Bayıldım bu teklife! Ankaragücü tesisleri de evime yürüme mesafesindeydi. 2000 senesi yaz sezonunda başladım. Sonra gerisi geldi. Gençlerbirliği’nde 4 sene, altyapı ve profesyonel takımda devam ettim. Daha sonra Ankaraspor’dan teklif geldi orada. Sonra Vestel Manisaspor, sonunda da Kadın Milli Takımı’ndan. Oğuz Çetin Hocam, “Böyle bir yapılanma var, sen de bu işin içindesin. Ne dersin?” deyince, seve seve kabul ettim. 2009 senesinden beri Futbol Federasyonu’nun çatısı altındayım.

AVUSTRALYA’YA FUTBOL YÖNETİMİYLE İLGİLİ EĞİTİM ALMAYA GİTTİ, FUTBOL KİTAPLARI YAZDI

Avustralya’ya kadın futbolunun yönetimiyle ilgili eğitim almaya gittiniz ve Canberra Üniversitesi’nde eğitimizi tamamladınız… Ne kadar farklı oradaki anlayış?
-Epey farklı. Çünkü orada, “Futbol, erkek egemen spor branşıdır” gibi bir algı yok. Orada futbol sadece bir spor branşı. Kız çocuklarının da erkek çocuklarının da erişimde. Kim oynamak isterse, kim çalışır, emek verirse oynayabilir, başarılı da olabilir. Bizim burada yapmak istediğimiz de bu. Tesisleşme ve ulaşılabilirlik açısından da bizden ilerideler. Her mahallenin bir takımı var. Kız erkek ayırmadan bütün çocukların ulaşabileceği imkanlar söz konusu.

Sizin futbolla ilgili kitaplarınız var. Biz teknik direktörlerin kitap yazmasına alışık değiliz.
-(Gülüyor) Ben işin akademik tarafını da çok seviyorum. Antrenör eğitimcisi olarak da çalıştığım için koordinasyonla, hareket eğitimiyle ilgili bilgiler içeren kitaplar yazdım. Eğitsel oyun üzerine de yazılar yazdım, çalışmalar yapıyorum. “Oyun”un hem erkek hem kadın için çok kıymetli bir öge olduğunu düşünüyorum. Ama ne yazık ki, doğar doğmaz cinsiyet ayrımına takılıyoruz. Kızları mesela, pembe renge boğuyoruz. Kısıtlamalar getiriyoruz. Oysa, onlara ille de bebek almayabiliriz. “Sen, arabayı çok güzel sürebilirsin! Sen topraktan çok güzel şeyler yapabilirsin!” Senin topa da yatkınlığın var!” diyebiliriz, demeliyiz. İşte bu konularda da yazıp çiziyorum.

SKOR ANLAMINDA FENA GİTMİYORUZ. BAŞARI GRAFİĞİMİZİN ARTTIĞI GÖRÜNÜYOR… DAHA DA İYİ OLACAĞIZ!

Teknik direktörleri olarak, biraz da A Milli kadınlarımızdan bahseder misiniz?
-Hepsiyle ayrı ayrı gurur duyuyorum! Çünkü ayaklarının üzerine sağlam basan, ne istediğini bilen, bütün toplumsal baskılara karşı, “Ben futbol oynayacağım!” diyen kadınlar. Benim için hepsi birbirinden değerli.

Performanslardan memnun musunuz?
-Evet. Zor rakiplerle oynuyoruz. İyi yatırımlar yapmış, iyi geçmişi olan takımlar. Ama bizim kızlar, çok yürekten oynadıkları için, istediğimiz futbol sistemini az çok göstermeye başladılar. Emin olun, ileride, çok daha iyi olacaklar. Skor anlamında da fena gitmiyoruz. Başarı grafiğimizin arttığı görünüyor. Gol atabilen, oyunu, rakip sahada muhafaza edebilen bir takım olmaya başladık.

SPORTSTV’DEKİ CANLI YAYINLAR İNANILMAZ İSABETLİ OLDU! BİR KIZ ÇOCUĞUNUN DAHA HAYALİNE GİREBİLMEK, “BEN DE FUTBOL OYNAYABİLİR MİYİM?” DEDİRTEBİLMEK O KADAR DEĞERLİ Kİ

Kadın futbolunun daha da popüler olması için neler yapmak lazım?
-Mesela Sports TV’deki canlı yayınlar çok isabetli oldu!

Nasıl geri dönüşler alıyorsunuz?
– Valla, inanılmaz geri dönüşler aldık! “Benim kızım da ablaları gibi futbol oynamak istiyor!” “Milli takım forması giymek istiyor!” diyen aile o kadar çok ki. Bizim için en kıymetli olan, kadın futbolunun bilinirliğinin artması. Bir kız çocuğunun daha hayaline girebilmek, “Ben de futbol oynayabilir miyim?” dedirtebilmek o kadar değerli ki. Yavaş yavaş bunu başarıyoruz.

İKİ GÜN ÖNCE, ESTONYA’YI 4-0 YENDİK. SALI GÜNÜ DE RUSYA’YLA SON MAÇIMIZI OYNAYACAĞIZ… LÜTFEN İZLEYİN

Bir kere insanlar artık pozisyon tartışıyor. İtiraf ediyorum, eleştirmeleri bile hoşuma gidiyor. “Bilmem kaç numara kötü oynadı, sen onu oyundan almadın!” diyorlar. Bu bile beni sevindiriyor. Yeter ki, bir etkileşim olsun. Kadın futbolunun popülerliğinin arttığını hissedelim. Tabii ki işi bilen futbol insanlarından çok güzel eleştiriler de alıyoruz. İki gün önce Estonya’yı 4-0 yendik. Salı günü de Rusya’yla son maçımızı oynayacağız ve grupları tamamlamış olacağız.

HEDEF DÜNYA KUPASI!

Hedef ne?
– Dünya Kupası’nda bir şeyler yapabilmek. Türk kadın futbolcularının, bir oyun sisteminin olduğunu, kadın antrenörlerden oluşan bir ekibin varlığını hissettirebilmek istiyoruz. Asıl hedefimiz, Dünya Kupası ve grup eleme maçlarını geçebilmek. Son dönemde McDonald’s’ın ciddi bir katkısı var. “Suskun bir sponsor olmayacağız! Kadın Milli Takımı’nı destekleyeceğiz!” demişlerdi. Teşekkür ederiz, gerçekten de hakkıyla yaptılar, yapıyorlar. McDonald’s’lara gidiyorsunuz, bizim kızların fotoğraflarını görüyorsunuz. Ne kadar görünür olurlarsa, kadın futbolunun popülerliği o kadar artacak. Merak, ilgi ve farkındalık çoğalacak!

McDonald’s Türkiye Genel Müdürü Oğuz Uçanlar:
CANLI YAYINLAR, BEKLEDİĞİMİZDEN DAHA BÜYÜK İLGİ GÖRDÜ. EMİNİM, İZLEYEN HERKES, A MİLLİ KADIN FUTBOLCULARIMIZLA EN AZ BİZİM KADAR GURUR DUYDU!


  • Büyük toplumsal hareketler, kendi bulunduğumuz yerlerde, halkayı genişletmekle başlar! Biz de fırsat eşitliğini savunan yaklaşımımızla, 2015’ten bu yana kadın istihdamını artırmaya yönelik çalışıyor, kadınlara alan açıyoruz. Üst yönetimin yüzde 80’i kadın, restoranlarda da yüzde 40’a yakın kadın çalışanımız var. Mutfağımıza da yönetimimize de kadın eli değiyor. Önümüzdeki üç yılda, şirket çalışanları içinde, kadın çalışan oranını yüzde 51’e çıkarmak şeklinde iddialı bir hedef koyduk.
  • Bu anlayışımıza paralel olarak Milli Takım sponsorluğumuz kapsamında, kadın futbolcularımızı da desteklemek ve maçlarını yayına almak istedik. Onları görünür kılmak, ön yargıları yıkmak hedefiyle bu yola girdik. İyi ki de girmişiz! Futbolun ‘erkek işi’ olmadığını, kız çocuklarına, spora gönül vermiş gençlere ilham verecek pırıl pırıl sporcuların ay yıldızlı formayla Türkiye’yi temsil ettiğini McDonald’s farkıyla göstermek istedik. Maç yayınları beklediğimizden daha büyük ilgi gördü. Eminim, izleyen herkes, A Milli Kadın futbolcularımızla en az bizim kadar gurur duydu.

Yorum Bırak

eighteen − ten =