Evren, eylem sever


Londra İnsanları serisi, devam ediyor. Civan Er ve Hazal Yılmaz’dan sonra sırada, başarılı ve çalışkan fotoğrafçı Eda Demir var. O da Ankara Anlaşması’yla burada. Benim fotoğraflarımı çektikten sonra, “E nasıl olmuş da Londra’da fotoğrafçılığa başlamış?” diye sordunuz. Merakınızı gidermek için ben de ona sordum…

İşletme mezunusun, stratejik marka yönetimi ve pazarlama yüksek lisansı yaptın. Önemli yerlere de geldin kurumsal hayatta… Ve sonra küt diye bıraktın. Neden?
-Kurumsal hayatta çok mutlu çalıştığım zamanlar da oldu ama bitmeyen mesailer, kariyer savaşları, satış hedefleriyle boğuşmak için hayat çok kısa! “Aynı enerjiyi kendi işime harcarım!” dedim. Hobimi, işime dönüştürdüm ve kurumsal hayatla yollarımızı medenice ayırdım! Edindiğim tecrübeler ve güzel dostluklar yanıma kar kaldı.

Fotoğraf ne ifade ediyor senin için? Ne kadar vazgeçilemez bir tutku?
-Bazılarının kelimelerle arası iyidir, bense kendimi fotoğrafla ifade ederken iyi hissediyorum. Amatör ruhumu da hiç kaybetmedim. Hala makinemle sokaklarda tek başıma fotoğraf çekerek dolaşıyorum. O anlarda başka hiçbir şey düşünmüyorum, zaman duruyor fotoğraf çekerken. Terapi gibi geliyor.

Londra’ya gelmek ne alaka?
-Londra, hayatımın dönüm noktasını temsil eden bir şehir. Üniversiteden mezun olduğumda, İngilizcemi geliştirmeden kariyer yapamayacağımı anladım, kendi paramı da kazanacağım bir modelle kapağı Londra’ya attım. Harika iki yıl geçirdim. Çocuk baktım, restoranlarda garsonluk yaptım. Hem çalıştım hem İngilizcemi geliştirdim. Bir yandan da cep harçlığımla Avrupa’yı gezdim. 18 yıl sonra tekrar hayallerimin peşinden koşmak için yine buradayım.

“Mert Alaş olacağım” diye mi geldin?
-(Gülüyor) Mert Alaş, dünyadaki en iyi moda fotoğrafçılardan biri. Kendisiyle aynı soru içerisinde olmak bile mutluluk verici! Ama ben kimse gibi olmak istemiyorum. Kontrolü benim elimde olan bir hayat yaşamak için buraya geldim.

Fotoğrafçılığı neden Türkiye’de değil, Londra’ya yapıyorsun?
-Londra öncesi, İstanbul’da şirket kurup 2 yıl fotoğrafçılık yaptım. Ama burası farklı. Londra’da sokakta yürürken onlarca farklı dilden, inançtan, kültürden gelmiş insanla karşılaşırsınız. Türkiye’de böyle bir çeşitlilik mümkün değil. Bu çeşitlilik, görsel işlerle uğraşanların ruhunu çok besliyor. Sıradan bir sokağında yürürken bile, elim, o deklanşöre mutlaka gidiyor. Farklı bir ruhu var bu şehrin. Evet, yaşamak için dünyanın en pahalı şehirlerinden biri ama eğer isterseniz herkese yetecek kadar da enerjisi olan bir şehir! Ve emeğe daha çok saygı var…

Ülkenin siyasi atmosferinin gelmede etkisi ne?
-“Kaçış”, hiç bir zaman kendime yakıştırabildiğim bir şey olmadı. Ama tabii ki ben de pek çok insan gibi bitmeyen siyasal ve ekonomik belirsizliklerden, adalet yoksunluğundan yoruldum. Ne kadar soyutlanmaya çalışsanız da mutlu olmanın bile lüks olduğu, her güne başka bir kötü haberle uyandığınız bir yerde yaşamak kolay değil. Ama konfor alanınızdan, düzenli gelirinizden vazgeçip; ailenizden, arkadaşlarınızdan uzakta başka bir ülkeye yerleşme kararı almak da kolay değil.

Peki, kolay mı bir fotoğrafçının burada sıfırdan başlaması?
-Ben genel olarak temkinli biriyimdir, sıfırdan başlarken bile buna hazırlıklı olmak gerektiğini düşünürüm. Benim de bugün burada olmam tesadüf ya da şans değil. Kurumsalda o çok yoğun çalışma koşullarında bile, iş çıkışı, hafta sonları fotoğraf eğitimleri aldım. Gönüllü olarak birçok fotoğrafçılık projesinde çalıştım. Fotoğraf derneğinde görevler aldım. Kısacası fotoğrafçılığın mesleğim olmasını çok istedim ve bunu için çok çabaladım. Ben, şansın, çaba gösterince geldiğine inanan biriyim. Evren, eylem sever. O yüzden hep çabaladım, çabalıyorum…

E peki o network’ü yaratmak zor olmadı mı?
-Olmaz mı? Her şey zor oldu. Ev ararken de zorlu bir sürecim oldu. Her ay ödemeniz gereken bir kiranız, vizenizi uzatabilmeniz için vergiyi ödeyebilecek kadar da iş yapmanız ve para kazanmanız gerekiyor. Genelde motivasyonu olan biriyim ama enerjimin dibi bulduğu zamanlar da çok oldu. Önemli olan bu durumdan çabucak çıkabilmek. Ve hep devam etmek, çalışmaya, üretmeye…

ANKARA ANLAŞMASI’YLA GELECEKLER ELLERİNİ ÇABUK TUTSUNLAR

Elini çarpsan Ankara Anlaşması’yla gelen insanlar burada…
-Aslında Ankara Anlaşması uzun yıllardır uygulanıyor, ancak son yıllarda Türkiye’de yaşamak istemeyen birçok kişi için çok tercih edilir bir seçenek oldu. Brexit nedeniyle, sonlanma ihtimali olduğu için birçok kişi Ankara Anlaşması’nı köprüden önce son çıkışı olarak görüyor.

Londra’da yaşayan Türklerin anahtarı Ankara Anlaşması mı?
-Farklı seçenekler de var ama benim bildiğim en uygun seçenek Ankara Anlaşması. Eğer başvuru yapacağınız alanda tecrübeniz varsa ve bu işi yaparak para kazanıp İngiltere’de vergi ödeyebileceğinizi kanıtlayabilirseniz, evet, Ankara Anlaşması Türklerin İngiltere için anahtarı diyebiliriz. Ama Ankara Anlaşması’yla gelecekler, ellerini çabuk tutsun!

BULUTLAR DEVAMLI BURNUMUN UCUNDA

Zorlukları ne burada yaşamanın?
-Brexit sürecinin sonuçlarının belirsizliği, genel olarak endişe yaratıyor. Yaşam çok pahalı, rekabet çok. Gerçekten her işi çok iyi yapan çok insan arasında kendini göstermek, sürekli yeni iş alabilmek için çok fazla koşturmak gerekiyor. Çünkü her şeye yeniden başlıyorsun ve her ay düzenli yatan bir maaş da yok! İngilizceyi ne kadar bilsen de ana dilin değil, bazen anlamamaya çalışıp, yabancı olduğunu hissettiriyorlar. Sağlık sistemi, alıştığımız gibi değil. Ankara Anlaşmalı olmanın verdiği mücadele de bitmiyor. Bulutlar devamlı burnumun ucunda!

NE GEL DİYENE İNAN NE DE GELME DİYENE

Türkiye’den gelmek isteyenlere ne söylemek istersin?
-Bana çevremden soranlara hep söylediğimi: “Ne harika burası, gel diyene inan ne de çok kötü, sakın gelme diyene!” Çünkü herkes, kendi hikayesini yazıyor ve kendi deneyimini yaşıyor. Maalesef kendi deneyimini genel geçer doğru gibi anlatan çok fazla insan var etrafta. Ama gerçekçi hedeflerle buraya gelmek önemli.

Şu an tam olarak verdiğin hizmet ne?
-Fotoğraf ve video prodüksiyon hizmeti veriyorum. Pek çok sektörden firmalara tanıtım filmi, fabrika çekimi, ürün çekimi, portre, model çekimleri, etkinlik, restoran menü çekimleri yapıyorum, sosyal medya içerikleri üretiyorum.

”KRİZ VAR BÜTÇE YOK” LONDRA’DA DUYMADIĞINIZ BİR CÜMLE 

Londra’nın en çok hangi avantajları seni cezbediyor, burada kalmanı sağlıyor?
– Herhangi bir duruma ya da kişiye göre değişmeyen kurallarının olması da bana çok iyi geliyor. Bir de ‘’kriz var, bütçe yok!” cümlesini duymamak güzel!

Yorum Bırak

six + eighteen =