Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir rezalet yok!

 BODRUM Engelliler Sağlık Vakfı’na beni Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras götürdü. Onun sayesinde o müthiş merkezle ve onu yaşatan insanlarla tanışmış oldum. Başkan o vakfın çok büyük destekçisi. O vakfın her sorununa yetişen de o. Turgutreis’e giderken Bodrum’daki belalı kaçak yapılaşma sorununu da konuştuk. Açıksözlü ve direkt biri Ahmet Aras. Ben bu mücadelede samimi olduğuna inanıyorum. Bakın neler anlattı?


Fotoğraflar: Alper Kemal Özkorkmaz

Bodrum’da kaçak yapılaşma çok önemli bir sorun. Bu konuda ne diyeceksiniz?
Bodrum’un en önemli meselelerinden biri bu. Hepimiz bunun için mücadele etmeliyiz. Başka yolu yok. Başka Bodrum da yok. Ben zaten seçime bu vaatle girdim. Seçildiğim anda da dedim ki “İlk yapacağım iş kaçak yapılaşmayla mücadele etmek! Bodrum’un tarihine, yapısına, kültürüne, insanına, denizine zarar veren hiçbir yapılaşmaya onay vermeyeceğim!” Vermiyorum da. Mesela Güvercinlik bölgesinde çok ciddi bir kaçak yapılaşma vardı. İlk yıkımlara oradan başladık. Hele bir tanesi, tam yolun kenarında felaket bir şeydi. Balkon gibi koca bir bina yapmışlardı. Onu yıktık. O bizim için büyük bir adımdı. Bir de çok iyi mesajdı herkese. Güvercinlik’teki çarpık yapılaşmayı durdurduk. Ama maalesef iş sadece bununla bitmiyor. Bodrum’un her yeri kaçak yapılarla dolu…

Mesela durdurulma kararı alınan Gündoğan’daki Besa İnşaat…
Evet, orası bir çevre felaketi. Bodrum’un doğal yapısını bozdular, bozmaya da devam ediyorlar. Kesinlikle önüne geçmek lazım. Siz bir coğrafyayı, uygun bir şekilde yapılaşmaya açarsanız, eğimine uygun bir şekilde, bitki örtüsünü, doğayı koruyarak… Sıkıntı yok. Ama bunlar tamamen bir tepeyi dümdüz ediyorlar! Ne kayası kalıyor, ne taşı ne hayvanı ne bitkisi. Resmen tahrip ediyorlar. Yetmezmiş gibi bir de deniz dolduruluyor! Sonra binayı yapıyorlar, bu da böyle bir proje…

Söz konusu yer imara açık mıydı?
Evet, açıktı.

Peki orası sit alanı değil miydi?
Öyleydi. Ama Turizm, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan buranın turizm alanı olarak belirlenmesini sağlıyorlar. Çünkü Bodrum’un “imar plan yetkisi”nin, yüzde 60’ı Turizm Bakanlığı ve Çevrecilik Bakanlığı’nda. Bizde değil.

Peki onlar görmüyor mu buranın imara açılmaması gereken bir yer olduğunu?
Bu artık orada ilişkilere bakıyor, tepedeki siyasal ilişkilere…

Ve sit alanları yok ediliyor…
Evet. Sit alanları, otel ve turizm yatırımında kullanılmak üzere turizme açık alanlara dönüştürülüyor. Sonra görülüyor ki, “turizm artı konut imarı” adı altında bir yol var. O yolla da mesela “Yüzde 30’unu otel yapacağım, yüzde 70’ini konut yapacağım!” diyor. Tabii o zaman orası sadece turizm yatırımına değil, bu sefer büyük bir yapılaşmaya da teslim oluyor. Ben göreve geldiğim ilk günden beri bununla mücadele ediyorum. Özellikle de Gündoğan’daki çevre felaketiyle. Bu işi medyaya taşıdım, bu mücadelenin sözcülerinden biri oldum. Allahtan bu söylediğim türden 8 proje durduruldu.

Ama sözünü ettiğiniz yerler belediye tarafından da ruhsatlandırılmış projeler…

Ne yazık ki bu söylediğiniz de doğru. Ruhsatı Bodrum Belediyesi tarafından verilmiş. Ama bizden önceki yönetim tarafından. Mehmet Kocadon döneminde verilen projeler bunlar. Bunlar arasında Aspat’taki Ant Yapı var. Oysa orada doğal bir azmak vardır ve orası antik bir kenttir. O antik kentin dibinde azmağın da ekolojik yapısını bozarak içine kanallar yapmak istiyorlar. Bu tabii korkunç bir şey. Ama Devlet Su İşleri’nden “dere ıslahı” diye izin almışlar. Nasıl verilmiş bilmiyorum ama verilmiş. Bunlar ne mi yapmak istiyorlar? Azmağın yanındaki sazlıkları falan olduğu gibi betona çevirecekler, oradan suları içeri verecekler ve sokaklar Venedik gibi sözde kanal olacak. Böyle bir rezalet yok dünyanın hiçbir yerinde! Orası balıkların üreme merkezi bir azmak. Orayı ağır şekilde tahrip ediyorlar. Biz projeye onay vermemişiz. Onlar Devlet Su İşleri’nden alıyorlar. Bize tadilata getirecekler, tabii ki kabul etmeyeceğiz ve yargıya taşıyacağız.

Siz var olan bu kötü uygulamaları durdurmaya çalışıyorsunuz yani…
Elbette. Şu anda onlarla uğraşıyoruz. İyi yatırımcıların yanındayız. Güzel yapsın, doğaya uygun yapsın, ekolojiye, turizme katkı sağlasın. Bunlar tamam. Ama sadece “Yap, sat ve kaç.” Öyle bir şey yok! Ona izin vermeyeceğiz. Herkes, Bodrum’a yaptığı yatırım karşılığında borcunu ödeyecek bu memlekete.
Sokağına yatırım yapacak, düzgün proje yapacak, doğaya yatırım yapacak…

İnsanlar o kadar kandırılmış durumda ki bu ülkede, sürekli siyasetçiler böyle şeyler söylüyorlar ama uygulama yok, herhangi bir karşılığı yok. Size ne diye inansın insanlar?
Valla ben sözümün arkasındayım. Bakın bu yaz, mesela Bodrumlular inşaat yasağını gerçekten hissettiler. Daha önce kesinlikle inşaat yasağı uygulanmıyordu. Temmuzun ortasında, beton mikserleri, iş makineleri ortalıkta dolaşıyordu. Ben kesinlikle izin vermedim. Böyle bir ortamda turizm yapmak mümkün değil çünkü. Yol yapıyorum, bozuluyor. Temizliyorum, kirleniyor. O yüzden bunların karşısında durdum. Ama tabii ki yolumuz uzun, yapacak çok iş var. Bodrum halkı bizim arkamızda ve bize güveniyor. Diyorlar ki, “Bu işi eğer gerçekten durdurabilirse, bu yönetim durduracak!” Bu konuda bize güven ve destek tam. Biz de bize inananların yüzünü kara çıkartmayacağız.

RESMEN KATLİAM BU

Besa nasıl Göndoğan’da doğayı bu kadar tahrip ederek bir proje başlatabilmiş ki?
O proje, eski Ankara Sanayi Odası Başkanı Salih Bezci’nin projesi. Başka ortakları da var. Ama Besa şirketi, sadece Bezci’ye ait gözüküyor. Nasıl yapıldığına gelince… Bu işler belli izinler alınmadan olmuyor. Burada ilk önce ÇED gerekli aslında. Çünkü 400 konut ve 200 oda var. Bunlar, “ÇED gerekli değildir”i alabilmek için projeyi 3’e bölüyorlar: Konut, otel ve sahil dolgusu diye. Ve o ölçüden çıkarıyorlar ve “ÇED gerekli değildir” diye 3 ayrı rapor hazırlatıyorlar. Çünkü ÇED gerekli dese denizi dolduramayacak. Ama ÇED’den çıkarıyor, denizi dolduruyor. Resmen katliam bu! O bölge Poseidon çayırlarının olduğu yer, fokların üreme alanı…

Yorum Bırak

11 + two =