Jüri olarak bizi zor bir seçim bekliyor

Röportaj serimizin son bölümünde, konuğum dans ve hareket psikoterapisti ve performans sanatçısı Aynı zamanda URBAN Care Young Talent Paltform’unun genel koordinatörü

Çok özel biri Ekin. Dansın/ hareketin iyileştirici gücüne odaklanıyor. Sanatını, çeşitli disiplinler arasında kullanıyor; dans, hareket ve performans sanatını birleştiren eserler yaratıyor. Bugüne kadar ötekileştirilmiş pek çok grupla çalıştı. Londra-İstanbul arasında mekik dokuyan, her iki ülkede de üreten, performanslar sergileyen çok yönlü bir sanatçı

Bakın neler anlatıyor:
“18 yaşında ben de Nike’ın bir dans yarışmasını kazanmış ve Los Angeles’a gitmiştim. Hayatımın dönüm noktalarından biridir. URBAN Care Young Talent Platformu’nun da genç dansçıların hayatında dönüm noktası olacağına inanıyorum. Yurt dışında eğitim almak gerçekten hayatı değiştirebilir.”

Ardından sohbetimize UYTP’nin diğer seçici üyeleri de katılıyor. Koreograf, eğitmen, dansçı @aydanuysal , “Ben sokaklarda dansa başladım ve tek başıma kendimi eğitmeye çalıştım. Maalesef yurt dışına çıkma imkanım ya da beni yönlendirecek bir hocam yoktu. O yüzden bu projenin benim için anlamı büyük. Gençler bu fırsatı değerlendirmeli” diyor.

Koreograf, yönetmen @korhanbasaran ise, ‘New York-İstanbul arasında inşa ettiğim kariyeri süresince burslarımı ve proje hibelerimi hep yabancı kuruluşlardan sağladığını belirtiyor. ‘Kurumsal sahiplenme çok seyrek çıktı karşıma. O yüzden TOG işbirliğinde gerçekleşen bu platform çok değerli” diyor.

Son olarak illüstratör @gokceirten de bizimle. O da sanatçıların genel olarak probleminin desteksizlik olduğuna söylüyor ve platformun önemine değiniyor. Gökçe de mutlaka tanımanız gereken çok özel bi sanatçı, UYTP’in görsel illüstrasyonlarını ona ait.

Huzurlarınızdan ayrılmadan, ülkemizde dans kültürünün yaygınlaşmasına katkı sağlayan, dansta fırsat eşitliği için uğraşan URBAN Care ve TOG Vakfı’na teşekkür ediyorum. Bu tür girişimler artmalı diyorum!!!

 

YURT DIŞINDA DANS ALANINDA EĞİTİM ALMAK GERÇEKTEN HER ŞEYİ DEĞİŞTİREBİLİR

Urban Care Young Talent Platformu’nun genel koordinatörüsünüz. Gençlerin hayallerini gerçekleştirmek için kolları sıvadınız. Siz, bu programın, genç dansçılara sağlayacağı fırsatları ve destekleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ah çok heyecanlıyım! Sevgili Selen’in açtığı bu kanalın, gelecekte nelere ilham vereceğini hayal bile edemeyiz şu anda. 18 yaşında ben de Nike’ın bir dans yarışmasını kazanmış ve 1 hafta Los Angeles’a gitmiştim. Hayatımın dönüm noktalarından biridir. Dünyayı gördüm. Belki sonraki inadım, o
ilk hayal yüzündendi. Yurt dışında dans alanında eğitim almak, gerçekten her şeyi değiştirebilir. Sanatçı, hayal kurduğu kadar var. Uçmak için bu pencereler, büyük etkiye sebep olabilir. Başka bir dansçıyı görmek ya da hiç hayal edemeyeceğin bir stüdyoda aynada yansımanı görmek, aidiyet ve direnç kazandırıyor. Dans, birçok dansçı için; her şeye rağmen yapılan bir sanat dalı… İnanmak için bu tür eğitim ve etkileşimler gerekiyor.

İNAT EDİN. BÜYÜK RESMEN BAKIN. İLERİYİ DÜŞÜNÜN. BİLGİ AKTARIN. ALANI PAYLAŞIN AŞKLA DANS EDİN


Kendi hayatınızdan ve kariyerinizden, genç dansçılara ne tavsiyeler verirsiniz?
Birçok alanda genişleyin. Kendinize özgün olan şeyi bulun. Yapmanız gereken tüm fedakarlığı yapın. İnat edin. Büyük resme bakın. İleriyi düşünün. Bilgiyi aktarın. Alanı paylaşın. Aşkla dans edin. Özünüzdeki hareket, sadece başkalarının aynası olarak dışarıya çıkamaz. Aynasız salonlarda da dans edin.
Peki Türkiye’de dans alanında değişmesini ve gelişmesini istediğiniz şeyler neler…
Dansçı hakları üzerine çalışıyoruz her projede, daha iyi bütçeler ve haklar kazanmaları için. Sanat alanında hep en hor görülen dallar, maalesef içinde bedeni bulunduran alanlar. Bunun birçok nedeni var ama ciddi bir özgürleşme lazım. Ülkemizden çıkacak dahi dansçıların üretimlerini görmek istiyorum.

NEDEN DANS ETMEK İSTEKLERİNİ ANLATMALARI VE KENDİLERİ OLMALARI ÖNEMLİ

Sizce Urban Care Young Platform’a nasıl bir katılım olacak?
Büyük bir katılım bekliyoruz. Jüri olarak bizi zorlu bir seçim süreci bekliyor.
Bu programa başvuracak dansçılar özellikle neye dikkat etsin?
Neden dans etmek istediklerini anlatmaları ve kendileri olmaları önemli. O aşkın akması lazım.
Bu programla, gençlere dans kariyerlerini inşa etmeleri için yurt dışı eğitim imkanı sunuluyor. Ama aynı zamanda Toplum Gönüllüleri Vakfı’yla birlikte, özellikle de afet bölgesindeki gençler ve kadınlara dans atölyeleri hedefleniyor…
Evet çok değerli buluyorum bu girişimi. Ben dans terapisi eğitimini, en ihtiyaç duyulan alanlarda hareket edebilmek için almıştım. Deprem bölgesi tam da öyle bir alan. Eğer ki gidip dansı paylaşabilirsek, her şey çok daha anlamlı olur.

DANSIN/HAREKETİN İYİLEŞTİRİCİ-DÖNÜŞTÜRÜCÜ GÜCÜ VAR

Neden dansın/ hareketin iyileştirici-dönüştürücü gücüne odaklanıyorsunuz?
Çünkü yaşadıklarım bana bunu öğretti. Her kalp kırıklığım, melodik bir çığlık gibi çıktı. Baktım ki benim için “ait hissedebilmenin” tek yolu, bu varoluş şekli. Anlam buldum. Derinlik buldum, aradığım duyguları buldum.
Dans’ın ötesindeki o “şey”i nasıl tarif edersiniz?
O şey, bir hal! Dans kanalından girip, dansı unuttuğumuzda ama hala orada canlılığımızı koruduğumuzda, büyülü bir alan var… Beden o zaman bizi, bu dünyanın bilmediğimiz ya da belki de sadece bizim kendi deneyimimizle bilebileceğimiz bir yere götürüyor. Dönüştürücü bir yer. Sanki uyanıkken rüyayı bedenle hissetmek gibi.
Büyü var, aşk var…

DANS ETMEYİ ÖĞRENMEK İSTEYEN BİR UZAYLIYA İLK HANGİ HAREKETİ Mİ ÖĞRETİRDİM?

Londra ve İstanbul arasında yaşıyorsunuz. Bu iki şehrin, dansa bakış açıları sizi nasıl etkiliyor?
Evet. 14 senedir bu iki şehir arasında mekik dokuyorum. Londra, dünya sanatının aktığı bir merkez. Birçok yeni fikri orada gördüm. Daha özgür bir anlatım var. Türkiye’de ise bir sıkışmışlık hissi var. Ama bu his, dans eden bedenlerin anlatımını çok gerçek yapıyor.
Dans etmeyi öğrenmek isteyen bir uzaylıya ilk olarak hangi hareketi öğretirdiniz?
Kalbi mi atıyor, nefes mi alıyor önce onu öğrenip, sistem nasıl çalışıyorsa, onunla birlikte, onun ritminde hareket etmeyi öğretirdim. Önce bir bedene bağlanmak lazım, uzaylı da olsa : )
Hayatınızın, bir dans türüne dönüştüğünü düşünseniz, bu hangi dans olurdu ve neden?
Doğaçlama. Bir stil beni tanımlamıyor ve spontan olmalı bazı şeyler. Yeni yollar böyle açılıyor.

AYDAN UYSAL/KOREOGRAF,EĞİTMEN,DANSÇI

GENÇLER! HAYALLERİNİZDEN VE DANS AŞKINIZDAN VAZGEÇMEYİN!

Siz de URBAN Care Young Talent Platformu seçici kurul üyelerinden birisiniz. Programını ilk duyduğunuzda neler hissettiniz?
Çok heyecanlandım. Hatta ilk toplantımız bitikten sonra, ‘Sanırım ağlayacağım’ dedim. Ben sokaklarda dansa başladım ve tek başıma kendimi eğitmeye çalıştım. Maalesef yurtdışına çıkma imkanım ya da beni yönlendirecek bir hocam olmadı. Uzun yıllar yalnızdım. Bu yüzden bu projenin anlamı benim için çok büyük.
Programın, genç dansçılara sağlayacağı fırsatları ve destekleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Çok yetenekli olmalarına rağmen, maalesef kendilerini geliştirecek imkânı bulamayan
nice gencimiz var. İşte bu proje, hayallerine kavuşma yolunda onlara destek olacak. Hayal ettikleri eğitimi alıp, ilham aldıkları dansçılarla bir araya gelebilecekler.
Ülkemizde genç dansçıların önlerindeki en büyük engeller sizce neler?
İnanılmaz bir gelecek kaygısı yaşıyorlar: “Dansla geçirebilir miyim? Ne yapmalıyım? Dansımı nasıl geliştirebilirim? Ailem beni bu şekilde kabul eder mı? Sigortalı bir işe mi girmeliyim?” Sürekli kafalarında bu tür sorular dönüp duruyor. Tam da bu yüzden bu platform değerli. Gençler, hayallerinden ve dans aşklarından vazgeçmesinler. Çok çalıştıkları sürece başaramayacakları hiçbir şey yok!

KORHAN BAŞARAN/BAĞIMSIZ KOREOGRAF-YÖNETMEN

BU PROJE DANSTA FIRSAT EŞİTLİĞİ SAĞLAYACAK

Siz de seçici kurulda yer alıyorsunuz. Sizin de görüşlerinizi alalım…
Çok büyük zorluklarla inşa edilen, dans sanatına böyle bir destek gelmesi beni çok mutlu etti. Daha önce bireysel olarak birçok genç dansçıya / sanatçıya, ağırlıklı olarak New York’ta, ilişkimi sürdürdüğüm kurumlardan burs destekleri yarattım. Ama senede bir ya da iki kişilik kontenjan olabiliyor. Böyle kurumsal bir destekle ve kendi ülkesinin genç sanatçısını destekleyen bir yapıyla, pek çok gence fırsat eşitliği sağlanacak. Bu, devlet kurumları da dahil olmak üzere bütün kurumlara örnek olmalı. Genç sanatçılara destek artmalı.
Bu programın, genç dansçılara sağlayacağı destekleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Böyle bir destek, benim özellikle New York -İstanbul arasında inşa ettiğim kariyerim süresince, en çok eksikliğini hissettiğim şeydi. Dans kariyerim boyunca ben tüm burslarımı ve proje hibelerimi hep yabancı kuruluşlardan sağladım. Kurumsal sahiplenme çok seyrek karşıma çıktı. Bu topraklardan çıkan bir markanın, dans sanatını önemseyip, gençlere fırsat sunması gerçekten kutlanmalı. Genç dansçıların yaşayacakları tecrübe, kariyerlerine, sanata yaklaşımlarına büyük katkı sağlayacak. Lokal bilginin üzerine, dünyadan aldıkları bilgiyi de katabildiklerinde, evrensel sesleri ve kimlikleri olan sanatçılara dönüşme yolunda çok büyük bir adım atabilecekler.

GÖKCE İRTEN (İllüstratör)

BERABER İYİLEŞİYOR BERABER GÜÇLENİYORUZ
URBAN Care Young Platformu’nda illüstratör olarak yer alıyorsunuz. Projeyi ilk duyduğunuzda neler hissettiniz?
– Mutluluktan havalara uçtum. Dans, gençlik ve özgürlük. Bundan daha güzel ne olabilir?
Dans eden gençleri çizmeyi hayal ederken nasıl bir motivasyonunuz vardı? Hangi düşüncelerle çıktı bu çizimler?
Gençler özgür, ırkları yok, sınırları yok, kalıplaştırılmış ve dayatılmış algıların içinde değiller. Her ruhun özgür kaldığı sağlıklı bedenlerinde, bunu dans ederek kutluyorlar. Çünkü özgür olmak kolay değil. Özgür kalmak da kolay değil. Özellikle bizim ülkemizde. İllüstrasyonda görünmez bir daire var. Gücü ve devamlılığı simgeliyor. Birbirlerinden aldıkları destekle daha güçlü oluyorlar. Biz de öyle değil miyiz? Beraber iyileşiyor, beraber güçleniyoruz. Her ruhun, özgür kalacağı günlere!
Genç sanatçıların önlerinde ne tür engeller var? Aşmak için neler yapmalı?
Sanatçıların genel problemi desteksizlik. Çünkü ülkemizde dönem şartlarında, iş olanakları kısıtlı. Çoğu işini bile yapamıyor. Gününü kurtarabileceği başka işleri seçiyor. Avrupa ülkelerinde olduğu gibi, sanatçılara, atölye, farklı olanaklar ve maddi destekte bulunması, sanatçıların daha özgür ve kaygısız üretim yapmasının önünü açabilir. Bazı sergiler, heykeller halka açılarak daha çok insanın görmesine olanak verilebilir. Böylece çocuklar da şehrin içinde daha çok sanat yapıtları görerek büyür. Garip sebze, meyve ve lahmacun heykelleri konuya dahil değil 🙂

Vee Bittiiiii….

Yorum Bırak

15 − 7 =