Çocuklar daha EŞİTLİKÇİ ve POZİTİF masallarla büyüsün

Hepimiz masallarla büyüdük, çocuklarımızı da aynı masallarla büyüttük, büyütüyoruz. Ama farkında olmadan onlara, özellikle de kız çocuklarımıza, cinsiyetçi kalıplar aşılıyoruz. Kulelerde, saraylarda beyaz atlı prensleri beklemeye yöneltiyoruz, kurtuluşlarını bir erkeğe bağlıyoruz. Bu durumun değişmesi gerektiğine bütün kalbimle inanırdım, hatta Alya’ya masal anlatırken bazı şeyleri değiştirirdim.
.
İşte Odeabank ve Can Yayınları, birlikte nefis bir sosyal projeye imza atmış. En bilinen dünya klasiği masallar, EŞİTLİKÇİ ve POZİTİF bir dille yeniden yorumlamış. Hem de psikolog danışmanlığında.
.
Kırmızı Başlıklı Kız, Rapunzel, Sindirella, Kurbağa Prens ile Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler… Kadın-erkek eşitliği kapsamında yeniden kaleme alınmış.
.
Bu masallarda; kurtarıcısını bekleyen, kendi karar alamayan, çözüm üretemeyen, pasif, edilgen kızlar ve prensesler yok! Akıllı, bilgili, kendine güvenen, cesur kızlar var!!!! Ben hepsini okudum ve dinledim. Gerçekten iyi bir iş çıkmış ortaya… Bravooo Odeabank… Bravooo Can Yayınları… Emeği geçen herkesi yürekten alkışlıyorum.
.
Kadın-erkek eşitliği kavramının, küçük yaşta geliştiğine inandıkları için, “Eşit bir gelecek için işe masallardan başlamalı” düşüncesiyle harekete geçmişler. Kutluyorum.
.
Sadece çocuklarda eşitlik bilincini oturtmak değil amaç. Aynı zamanda anne babalarda farkındalık yaratmak ve toplum bilincinin değiştirilmesine katkı sağlamak. Tamamen ‘sosyal sorumluluk’ bilinciyle yaklaştıkları için yeniden yorumlanan bu masalları ücretsiz buluşturuyor okuyucularıyla. Bunu da anlamlı buldum.
.
Masal kitaplarını Odeabank şubelerinden ücretsiz edinebilirsiniz. Bankanın müşterisi olun, olmayın fark etmiyor. Dijital ve sesli kitapları ise odeabank.com.tr ‘den dinleyebilir veya cihazınıza indirebilirsiniz. Ayrıca masal videoları, YouTube’da yer alıyor. Yani bu eşitlikçi masallara her yerden ücretsiz erişim mümkün!!!
.
Eşit Masallar’ı Kurumsal İletişim ve Pazarlama Grup Müdürü Zeynep Karaman’la konuştuk. Şimdi sözü ona bırakıyorum…

Tebrik ediyorum! Dünya klasiği olmuş bazı masalları, eşitlikçi bir bakış açısıyla yeniden yorumlayarak, fark yaratan bir sosyal sorumluluk projesine imza attınız. Çok ilham verici buldum…
-Teşekkürler! Biz de çok seviyoruz. Kurum olarak hepimiz, inanılmaz sahipleniyoruz. Ve çok gurur duyuyoruz.

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’İN “KADININ GÜÇLENMESİ PRENSİPLERİ” TAAHHÜTNAMESİNİ İMZALADIK

Valla, ne kadar gurur duysanız azdır! Nasıl doğdu bu fikir? Masalları eşitlikçi bir açış açısıyla yeniden yorumlamak nereden aklınıza geldi?
-Odeabank olarak, kadının güçlendirilmesi konusunu, zaten kendimize tema olarak edinmiş, bu alanda çalışmalar yapmaya karar vermiştik. İlk adım olarak, Birleşmiş Milletler’in “Kadının Güçlenmesi Prensipleri” taahhütnamesini imzaladık. BM Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Kadının Güçlenmesi Birimi’nin (UN Women) hazırladığı global bir taahhütname bu biliyorsunuz. Özel sektörün, kurum içinde, kadın-erkek eşitliği anlamında gerekli önlemleri aldığını ve kadınları, kariyer yollarında güçlendirildiklerini taahhüt eden bir “iyi niyet beyannamesi.” Tamamen toplumsal bir çalışma. Bu ilkeleri benimsedikten sonra, “Cinsiyet eşitliği açısından, biz kurum içinde ne noktadayız?” diye önce dönüp kendimize baktık.

TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİYLE İLGİLİ AÇEV’İN “EŞİTLİĞE DEĞER” PLATFORMUNDAN EĞİTİM ALDIK

Ne gördünüz?
-Fena durumda değiliz aslında! Kadın çalışan oranımız yüzde 58. Yönetim katında da iyi bir kadın çalışan oranına sahibiz. Kadınların güçlendirilmesi, yönetimin de insan kaynaklarının da en önem verdiği değerlerden biri. Ama tabii bu yeterli değil, daha gidecek yollar var. O yüzden, önce gönüllülerden oluşan bir çalışma grubu kurduk. “Cinsiyet eşitliği konusunda Odeabank’ı nasıl ileri taşıyabiliriz?” diye düşünmeye başladık. Ve sonra şahane bir şey yaptık: Toplumsal cinsiyet eşitliğiyle ilgili AÇEV’in bir girişimi olan “Eşitliğe Değer” platformundan eğitim aldık. Bütün şirket. Üst yönetim dahil. İnanılmaz faydalı oldu. Hepimiz pek çok şey öğrendik.

Öğrendiğiniz en önemli şey ne oldu?
-Toplumun, kadın ve erkeğe yüklediği belirli sorumluluklar ve beklentiler, çocuk yaşlarda zihinlere yerleşiyor. Ve yerleşen kalıpları, ilerleyen yaşlarda değiştirmek daha zor hale geliyor. Bu noktadan yola çıkarak, kadın-erkek eşitliği kavramının, çocuklara doğru ve pozitif bir şekilde öğretilmesine katkı sunmak istedik. Çünkü yaş ilerledikçe normalleşiyor o kalıplar, yıkmak zorlaşıyor. Mümkün ama daha zor. Oysa çocuklar, toplumla çok iç içe geçmeden, yani küçükken, kız-erkek ayrımları pek yok. Kız çocukları da her şeyi yapabileceğine inanıyor ama yıllar içerisinde okul hayatı, eğitim, arkadaşlar, aile, çevre derken, bazı kısıtlamalar devreye giriyor. Bu da özellikle kız çocukları için daha dezavantajlı bir durum oluşmasına sebep oluyor.

O yüzden mi masallarla ilgili bir çalışma yapmaya karar verdiniz?
-Aynen öyle! Kadını güçlendirmeyi hedefleyen epey proje var ülkemizde. Bu alanda Türkiye, güzel işler üretiyor. Ama çocuklara yönelik daha az şey olduğunu gördük. Bu yüzden de bu konuyla ilgili bir şeyler yapmak, bu alanı sahiplenmek istedik. Hepimiz, bize büyüklerimiz tarafından anlatılan masallarla büyüdük. Bu masallar, erkek ve kadının toplumdaki yeriyle ilgili kalıpların yerleşmesinde önemli rol oynuyor. Dünya değişiyor ama masallar aynı kalıyor! Evlerinde beyaz atlı prenslerini bekleyen, iyi yürekli kadınlar ve onları kurtaracak güçlü erkeklerin dünyasında, kadınların potansiyelini kullanmasına pek de yer verilmiyor! Bu bakış açısının değişmesi gerektiğini düşünüyoruz. Eşitlik, temel bir insan hakkı olmakla birlikte, kapsayıcı büyüme ve sürdürülebilir kalkınma açısından da büyük önem taşıyor. Sürdürülebilir ekonomik kalkınma ve sosyal gelişim, ancak kadınların eşit katılımlarıyla mümkün olabilir. AÇEV’den aldığımız eğitimin de etkisiyle, masallardaki cinsiyetçi kalıpları, değiştirmek için n’apabiliriz derken, “Neden biz bu masalları yeniden yorumlamayalım?” diye bir fikir çıktı ortaya. İnanılmaz heyecanlandık. Sonra da bu masalları, kadın-erkek eşitliğini göz önünde bulundurarak yeniden kaleme aldık. “Kiminle yapalım bu işi?” dedik, Can Yayınları ilk aklımıza gelen yayınevi oldu. Onlar da heyecanlandılar ve direkt kabul ettiler.

Kırmızı Başlıklı Kız, Rapunzel, Sindirella değil mi ilk karar kıldığınız masallar?
-Evet. İlk sene, bu üç masalda karar kıldık. İkinci sene, iki masal daha ekledik. Zaten en bilinen beş masalı seçmiş olduk.

Gelelim değişikliklere… Neler değişti bu masallarda?
-Öncelikle şu konuda anlaşalım; Biz, kız çocuklarının her şeyi yapabileceklerine inanmalarını istedik. Hayat yolunda, onlara ilham ve cesaret vermeyi hedefledik. Bizim masallarımızda, kurtarıcısını bekleyen, kendi karar alamayan, çözüm üretemeyen, pasif kızlar ve prensesler yok! Gerçek hayatta da böyle kadınlar olmasın. Bu değişsin artık. Kırmızı Başlıklı Kız, çok cesur mesela bizim masalımızda. Aynı şekilde, söz konusu masallarda, erkeklere yüklenen rollere de baktık. Kırmızı Başlıklı Kız masalında, o çok meşhur kurabiye hikâyesi vardır biliyorsunuz. Annesi pişirir kurabiyeleri. Ama bizim masalımızda, Kırmızı Başlıklı Kız’ın babası pişiriyor. Biz pekâlâ erkeklerin de kurabiye yapabileceğini, babaların da çocuklarıyla mutfakta kaliteli vakit geçirebileceğini vurgulamak istedik.

Sindirella’daki o çok ikonik ayakkabı da değişmiş…
-Evet, biz onu “bilgi”yle değiştirdik. Sindirella okumayı seven, bilgili ve akıllı bir karakter bizim masalımızda. Giyimi kuşamıyla baloya gidip kendini göstermek yerine, aklıyla, bilgisiyle ve cesaretiyle kendini gösteriyor bizim hikâyemizde. Rapunzel de son derece gözü kara, cesur bir karakter. Edilgen ve kurtarılmayı bekleyen biri değil. Toplumsal iyilik, çevre ve doğa teması var masalımızın içerisinde. Doğayı, çevreyi kurtarmak ve topluma fayda yaratmak için çok cesur bir şekilde adımlar atıyor. Yani saçını uzatıp, kulede, prensinin onu kurtarmasını beklemiyor! Kendi çözümlerini üreterek kuleden kendisi çıkıyor. Topluma fayda katmak üzere çalışıyor.

Bunları yaparken herhangi bir akademik destek, danışmanlık aldınız mı?
-Elbette! Aksi mümkün mü? Çocuklara içerik üretme konusu, çok hassas bir mevzu. Bu anlamda, sorumluluklarımızı tam olarak yerine getirmek istedik. Bir hataya düşmek istemedik. Can Yayınları’nın proje koordinatörlüğünde, psikolog Prof. Dr. Ayşe Bilge Selçuk’la iş birliği yaptık. Ayşe Hoca, zaten anne-baba ve çocuk psikolojisi konusunda son derece bilinen, sevilen bir uzman. Çalışma alanı bu. Kendisine müteşekkiriz. Tüm masallarımız, onun denetiminden ve kaleminden geçti. Can Yayınları, çağdaş Türk edebiyatının bilinen hikâye yazarları Gamze Arslan, Mevsim Yenice, Murat Gülsoy, Fadime Uslu ve Hikmet Hükümenoğlu ile çalıştı. Yazarlarımız da son derece özenle seçildi. Masalları, kendi yorumlarını katarak ortaya çıkardılar. Tabii ki Ayşe Hoca’nın da verdiği bilgiler doğrultusunda. Ve ortaya da herkesin çok sevdiği bu masallar çıktı. Projemizin ana amacı; çocukları büyütme sürecinde, anne ve babalarda da bir farkındalık yaratmak. Kitaplarımızla, çocuklara ulaşıyor olsak da anne ve babaların denetiminde okutulduğu için bu masallar, aslında onlarda da bir farkındalık yaratmış oluyoruz. En azından çabamız bu yönde. Amacımıza ulaştığımızı düşünüyorum. Ama tabii projemiz devam ediyor.

5 KİTABIMIZI, TÜM ODEABANK ŞUBELERİNDEN İSTEYEN HERKESE ÜCRETSİZ OLARAK VERİYORUZ. MÜŞTERİMİZ OLSUN OLMASIN PROJEYİ DUYAN, BEĞENEN VE OKUMAK İSTEYEN HERKESE ÜCRETSİZ

Bugüne kadar en gurur duyduğunuz sosyal proje mi bu?
-Benim şahsen, kendi adıma öyle! Bankam adına da böyle olduğunu düşünüyorum. İnanılmaz güzel geri dönüşler aldık, alıyoruz. Hatta diyebilirim ki, beklentilerimizin çok çok üstünde bir ilgi oldu. Meğer anne-babalarda böyle bir ihtiyaç varmış. Pek çok insan, “Çocuğuma okuyacak içerikler bulmakta zorlanıyordum. Var olan içerikler beni rahatsız ediyordu. Spontane olarak masalların sonlarını hep değiştiriyordum” diyordu. Şimdi değiştirmelerine gerek kalmadı.

Ve bu Eşit Masallar ücretsiz, öyle mi?
-Evet. 5 kitabımızı, tüm Odeabank şubelerinden isteyen herkese ücretsiz olarak veriyoruz. Müşterimiz olsun olmasın projeyi duyan, beğenen ve okumak isteyen herkese ücretsiz.

DAHA ÇOK İNSANA VE ÇOCUĞA ULAŞMAK İÇİN MASALLARI DİJİTAL ALANA DA TAŞIDIK. DİLEYENLER WWW.ODEABANK.COM.TR ÜZERİNDEN, TÜM KİTAPLARIN PDF’LERİNİ ÜCRETSİZ OLARAK İNDİREBİLİYOR

Peki neden yeniden yorumlanan bu eşitlikçi masallar kitapevlerinde satılmıyor?
-Çünkü bizim için tamamıyla bir sosyal sorumluluk projesi bu. Daha çok insana ve çocuğa ulaşmak için dijital alana da taşıdık. Dileyenler www.odeabank.com.tr üzerinden, tüm kitapların PDF’lerini ücretsiz olarak indirebiliyor. Altyazılı, görüntülü kitap videolarımız da var. Erişilebilirlik bizim için çok önemli.

Dahası da var galiba…
-Görme ve işitme farklılığı olan çocuklarımız için de uygun versiyonları, YouTube kanalımızda var. Spotify gibi birçok dijital mecrada podcast ve sesli kitap olarak da sunuyoruz. Yani dijitalde de her yerden erişilebilir durumdayız.

Valla müthişsiniz! Bir de tiyatro ayağı var yanılmıyorsam. O fikir nasıl doğdu?
-Aldığımız güzel tepkiler bizi cesaretlendirdi. “Daha fazla ne yapabiliriz?” diye düşündüğümüzde, çalışanlarımızdan ve müşterilerimizden tiyatro önerisi geldi. “Oyun da olsa ne güzel olur!” dediler. Biz de bu masalları, aynı zamanda “Eşit Masallar” oyununa çevirmeye karar verdik. Yine sosyal sorumluluk boyutu olan bir konu seçtik ve 5 karakterimizi çevre temasıyla ilişkilendirdiğimiz oyunda buluşturduk. Oyunumuzun prömiyeri, İKSV’nin 25. İstanbul Tiyatro Festivali’nde gerçekleşti. Seyirciyle buluşması görkemli oldu.

Nasıl geri dönüşler aldınız?
-Çok güzel. Bu kadarını beklemiyorduk. Aynı zamanda, bu tiyatro festivalinde, ilk kez İKSV’yle bir partnerlik yaparak, “Bu İşte Bir Kadın Var” ismiyle kadınlara özgü bir tema yarattık. Kadın emeğini ön plana çıkarmak için kadın yazarların ve yönetmenlerin oyunlarını bu tema altında topladık. Bununla ilgili paneller yaptık. Eşit Masallar oyunumuz, bu tema altında gösterim yaptı. O kadar çok talep aldı ki, 8’i belediye sahneleri olmak üzere toplam 19 temsille, 7000’e yakın çocukla buluşmuş olduk. Bu çocukların büyük çoğunluğu da dezavantajlı bölgelerden, belki de daha önce tiyatro izlememiş çocuklardan oluşuyordu. Bu öyle güzel bir şey ki, bir proje diğerini doğuruyor. Biz de çok memnunuz!

“Eşit Masallar” kitaplarınız kaç kişiye ulaşmıştır?
-550 bin kitap dağıtmışız. 100 binden fazla çocuğa ulaştık. 618 okula bizzat gönderim yaptık, 111’i köy okulu… Web sitemizden de ulaşılan kitaplar, 250 bini aşmış vaziyette. Tiyatro oyunumuzu da 19 kere sergiledik şu ana kadar ve 7 bin çocuk izledi. Şimdi de bir sonraki adım olarak, Türkiye turnesi planlıyoruz… Şimdilik 7-8 ille başlayacağız. Mayıs ve Haziran ayları boyunca çeşitli illeri ziyaret edip, o illerde çocuklarımızı tiyatro oyunumuzla buluşturacağız. Çok sahiplendiğimiz bir iş. Çok takdir gördü, bu yüzden de çok mutluyuz. Ama dediğim gibi devam ediyoruz. Sürekli yeni fikirler peşindeyiz ve bu güzel projeyi geliştiriyoruz.

Çocuklara dokunan böyle bir “sosyal proje”nin iş birlikçisi olmak ne kadar gurur verici?
-Oldukça gurur vericiydi.

Duyar duymaz “tamam” mı dediniz?
-Elbette. Çünkü çok iyi bir projeydi. Heyecanla onayladık, fikir geliştirmeye başladık. Ve masalları, yazarları, çizerleri belirlemeye koyulduk.

Kişisel olarak bu projenin en çok nesi sizi etkiledi?
-“Çocuk masalı” gibi naif bir metinde bile, cinsiyet rollerinin ne kadar kanıksanmış bir biçimde kullanıldığını görmek… Yeniden yorumlanmış biçiminin çocuklar için olduğu kadar, ebeveynler için de ilginç olacağını düşündük.

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATININ BİLİNEN HİKÂYE YAZARLARI GAMZE ARSLAN, MEVSİM YENİCE, MURAT GÜLSOY, FADİME USLU VE HİKMET HÜKÜMENOĞLU İLE ÇALIŞTIK

Peki yeniden yorumlanacak masallar nasıl seçildi?
-En bilindik masallarda bile eşitsizlikler o kadar fazla ki bir liste çıkarmak hiç zor olmadı! Sonra Odeabank’la birlikte hangi masalların daha vurucu olacağına baktık.

Yazarlar peki? Onlar nasıl seçildi?
-Böyle bir projeye yatkın olacak ve katılmak isteyecek yazarlara yöneldik. Çağdaş Türk edebiyatının bilinen hikâye yazarları Gamze Arslan, Mevsim Yenice, Murat Gülsoy, Fadime Uslu ve Hikmet Hükümenoğlu ile çalıştık.

İllüstrasyonlar da çok güzel…

-Can Yayınları’nın çalıştığı çok sayıda yetenekli illüstratör var. Masal dünyasına ve masalların yeniden yorumlanmasına yatkın olacak illüstratörlere yöneldik.

Sesli kitap olarak da yapıldı mı?
-Evet, Odeabank tarafından tüm kitapların sesli kitap versiyonları da hazırlandı.

Çocuk kitapları sektörü nasıl gelişti?
-Çok hızlı. Hem çeviri hem de yerel üretim açısından böyle.

Aileler çocuklarına kitap alıyor mu?
-Evet, her gelir düzeyinde bunu görüyoruz. Kendisine hiç kitap almamış insanlar, çocuklarına alıyor.

Çocuk kitapları daha çok okunuyor mu? Dinleniyor mu?
-Bu biraz da kitabına bağlı. Görsel ağırlıklı olanlar, etkinlik içerenler okunuyor. Hikâye ağırlıklı olanlar dinleniyor.

Peki biz yetişkinler kitap okuyor muyuz? Sürekli kitap basılıyor. Ama bir kısmı -böyle demek ayıp ama- çöp… Herkes yazar, herkes romancı artık… Bir kitap kirliliği var sanki… O yüzden ben kitap satışları artıyor denince çözemiyorum durumu… Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?
-Az sayıda insan, çok kitap okuyor. Çok sayıda insan, klasikleri okuyor. Onlardan ayrı büyük bir grup da hayatlarında kullanabileceklerini düşündükleri şeyleri söyler görünen kitapları tüketiyor.

Yorum Bırak

three × two =