Birlikte güzeliz birlikte güçlüyüz

Hafta başı, Hatay’a gittim. Toplum Gönüllüleri Vakfı öncülüğünde, Elidor sponsorluğunda Hatay’da kurulan Kadın Destek Merkezi’ne. Ve çok etkilendim. Ben birine gittim ama Adıyaman, Malatya ve Kahramanmaraş’ta da var. Kadınların nefes alabilecekleri, acılarını ümide çevirebildikleri bir yer
Bu merkezler, deprem mağduru kadınların gençlerin hayata yeniden tutunmalarına yardımcı oluyor. Kadınlar orada sosyalleşebiliyor, dış dünyayla yeniden bağ kuruyorlar aynı zamanda TOG gönüllüsü gençlerden eğitimler alabiliyorlar.
Toplumsal cinsiyet eşitliği, duygular atölyesi, sağlık, ebeveynlik atölyesi, sanat terapisi, nefes egzersizleri, hukuk ve insan hakları eğitimleri alıyorlar. Ya da el sanatlarıyla ilgili atölyelere katılıyorlar. Merkeze gelen kadınların bireysel gelişimlerine destek oluyor bu atölyeler. Ama aynı zamanda kadınlar için, ‘terapi’ işlevi görüyor. Bazen de sadece kahve içmeye uğruyorlar. Acılarından, yaşadıkları zorluklardan söz ediyorlar.
18-27 yaş arası Toplum Gönüllüsü gençler, bence muazzam bir şey yapıyor. Olağanüstü bir iletişim, etkileşim, paylaşım, dayanışma söz konusu orada. Hem dönüştürüyorlar hem kendileri dönüşüyorlar. Dünya, daha güzel bir yer olacaksa bence böyle gençler sayesinde olacak.
Toplum Gönüllüsü 7 gençle röportaj yaptım. Dayanışmayla, yaraların sarılacağına inanan pırıl pırıl gençler. Ülkemizde böyle gençlerin artmasını ve başka gençlere rol model olmasını diliyorum.
Bugün Toplum Gönüllüsü Gizem Yeter, Hatice Demir, Helin Torun, Nurcan Durak, Şevin Öznur, Zelal Karagöz, Zeynep Külekçi bizlerleee Aynı zamanda Unilever Türkiye, Orta Asya ve İran Güzellik ve Sağlık Lideri Natali Kasap’la da. Natali, “Bugüne kadar sağlıktan hukuka, kadın haklarından nefes egzersizine, sanat terapisinden psikososyal desteğe kadar 1000 oturum gerçekleştirdik. 10 bin kadını evlerinde gibi hissettirmeyi çalıştık. Önümüzdeki Temmuz’a kadar 25 bin genç kadına ulaşmayı hedefliyoruz!” diyor
Evet, bölge halkı çok zor şeylerle mücadele ediyor ama umut, her şeye rağmen yaşatılıyor. Özel sektör ve sivil toplumun bölgede var olmaya devam etmesi dileğiyle…

GİZEM YETER/HATAY KADIN DESTEK MERKEZİ 

İYİLİK HALLERİNİ GÜÇLENDİRECEK ATÖLYELER DÜZENLİYORUZ


25 yaşındayım. Çanakkale On Sekiz Mart Üniversitesi Sosyoloji bölümü mezunuyum. Dayanışmak, umut etrafında yan yana durmak benim için önemli. Toplum Gönüllüsü Vakfı’nın ilanını görünce, hiç tereddüt etmeden baş vurdum. Şu anda Hatay Kadın Destek Merkezi’nde çalışıyorum.
Burada, gençlere ve kadınlara farkındalık oturumları yapıyoruz. İyilik hallerini güçlendirecek atölyeler gerçekleştiriyoruz. Ayrıca mandala boyama, oyun saatleri ve örgü saatleri gibi etkinliklerimiz var. Bazen sadece alanda kahve içmek istiyorlar, bazen de sessizce oturmak…
Konteynerde tek yaşıyorum. 21 metrekare benim yuvam oldu. 21 metrekareye alışmak ne kadar zor olsa da bir o kadar ait hissettirdi. Ailemi ziyaret ettiğimde kendi evime gitmiş gibi hissedemiyorum ama ne zaman ki konteynere dönsem, “Evime geldim” diyorum. Psikolojik olarak etkilendiğim oluyor. Ama yine dayanışmanın gücü ve umut devreye giriyor, üstesinden geliyorum. Bir çocuk gelip sarılıyor veya bir kadın teşekkür ediyor. Yaptığımız işin etkilerini görünce, zorluklar küçülüyor.
Bölgede pek çok zorluk var. Yetersiz alt yapı sorunlarının yarattığı zorluklar mesela. Yağmur yağdığında konteynerler su alıyor. İnsanlar mağdur oluyor. Elektrik kesintileri yaşanıyor. Tabii asıl mesele de söz verilen ama teslim edilmeyen evleri. Aileler, 21 metrekareye sığmakta zorluk çekiyorlar. Artık depremden daha az söz edilmesi, her şey normale dönmüş gibi davranılması, desteklerin azalması da onları “unutulmuş” hissettiriyor! Elimizi, kalbimizi bölgeden çekmeyelim!

HATİCE DEMİR/ KAHRAMANMARAŞ KADIN DESTEK MERKEZİ

YAPTIĞIMIZ ATÖLYELER, VERDİĞİMİZ EĞİTİMLER BÖLGE KADININA TERAPİ GİBİ OLUYOR.

HER ZAMAN GEÇİYOR HEM PEK ÇOK ŞEY ÖĞRENİYORLAR

21 yaşındayım. Üniversite öğrencisiyim. Depremi birebir yaşadım, sevdiklerimi kaybettim. “Bir şeyler yapmalıyım, birilerine faydalı olmalıyım” derken, bu projeyle tanıştım ve Kahramanmaraş Kadın Destek Merkezi’nde çalışmaya başladım. Her zaman yardımlaşmanın, dayanışmanın ve umudu yeşertmenin önemine inanırdım. Şimdi daha çok inanıyorum. Bölgede, psikolojik destek kısıtlı. Destek merkezlerinde elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Genel sağlık eğitimi veriyoruz, takı tasarımı, el sanatları, mozaik tablo atölyeleri düzenliyoruz. Bölge kadınına terapi gibi oluyor. Hem zaman geçiyor hem de pek çok şey öğreniyorlar.
TOG gönüllüsü olmak, beni de dönüştürdü. Daha sakin, daha soğukkanlı ve olumsuz şartlarla başa çıkabilen birine dönüştüm. Burada acı çok. Ama mutluluk da var. Çocukların yüzündeki tebessüm her şeye değer. Burada her şeye ve herkese bakış açım değişti. Gözümde büyüttüğüm problemlerin basit ve geçici sorunlar olduğunu anladım. Hepimiz yardımlaşmayı, paylaşmayı ve dayanışmayı daha çok öğrenmeliyiz. Ülkemizde gönüllülük artmalı!

HELİN TORUN/ADIYAMAN KADIN DESTEK MERKEZİ

DAYANIŞMA YAŞATIR!


20 yaşındayım. Adıyaman’da sınıf öğretmenliği okuyorum. Depremden sonra, afet platformunda görev aldım. Oradaki
dayanışmayı görünce, “Ben de bunun bir parçası olmak istiyorum” dedim, o günden beri TOG gönüllüsüyüm. Birilerinin
kalbine dokunmak dünyanın en güzel şeyi! “Dayanışma Yaşatır” sloganı benim hayatımın merkezine yerleşti.
Bu destek merkezleri bence çok değerli. Çünkü kapımız her zaman herkese açık. Konuşmaya, dertleşmeye, acıyı veya sevinci paylaşmaya gelebilecekleri bir ev gibiyiz.

UNUTULMADIKLARINI HATIRLATIYORUZ

TOG gönüllüsü olmak konfor alanımdan çıkmama yardımcı oldu. O alandan çıktıktan sonra kendimi tanıma sürecim hızlandı diyebilirim. “Ben kimim, amacım ne?” gibi sorulara cevap bulabildim. Hayatımın ilerleyen dönemlerinde de sivil toplum için çalışmaya devam etmek istiyorum. Burada, ulaşım ciddi bir sorun. Depremden sonra birçok iş yeri yıkıldı. Fotokopi çekmem gerekiyor ama yakındaki kırtasiye yıkılmış. Kargo almam gerekiyor kargo şubesi çok uzak bir yere taşınmış. Markete gitmem gerekiyor, yok. Barınma da büyük bir sorun. Hali hazırda, orta veya ağır hasarlı evlerde kalan insanlar var. Mahkemelik olan evler var, insanların kalacak yerleri yok. Hasarlı evlerde yaşamaya devam ediyorlar ve bu ciddi bir risk. Bölgede pek bir şey değişmedi, düzelmedi. Haklı olarak Adıyamanlılar, “Terk mi edildik?” diye soruyorlar. Biz bu noktada unutulmadıklarını ve yanlarında olduğumuzu hatırlatıyoruz. En büyük endişemiz, tekrar büyük bir depremle karşılaşmak ve aynı acıları tekrar yaşamak. En büyük umut ise dayanışma ruhunun yayılıyor olması. Dayanışma yaşatır! Dayanışma ile kalın!

NURCAN DURAK/ MALATYA KADIN DESTEK MERKEZİ 

ACININ IRKI, DİNİ, RENGİ YOK. ACI, HER DİLDE, HER İNSANDA AYNI . DESTEK VE DAYANIŞMA ŞART!

 

Ben Nuray Özbek, 25 yaşındayım. Malatyalıyım. İstanbul Üniversitesi Çocuk Gelişimi okuyorum. Ayrıca İnönü Üniversitesi İktisat mezunuyum. Malatya’da konteyner kentte Toplum Gönüllüleri merkezine gittim, ne kadar değerli desteklerde bulundukları görünce, ben de Toplum gönüllüsü olmak istedim. Destek merkezimizde, psikodestek, sağlık, sosyal çevre oluşturma ve çeşitli el sanatları gibi etkilerimiz oluyor.
Böylesine büyük bir afetten sonra insanlar bedenen ve ruhen çöküyor. Hayat, artık onlar için yaşanamayacak hale dönüşüyor. Tam da bu noktada, bu destek merkezlerinde yapılan etkinlikler, onların olumsuz düşüncelerden uzaklaşasına yardımcı oluyor. Yeniden içlerinde umut filizleniyor. Acının ırkı, dini, rengi yok. Acı, her dilde, her insanda aynı. Destek ve dayanışma şart. Buradaki insanların hepimize ihtiyacı var. En çok da birlik ve beraberliğe…

ŞEVİN ÖZNUR/KAHRAMANMARAŞ KADIN DESTEK MERKEZİ

UMUDU FİLİZLENDİRMEYE ÇALIŞIYORUZ!


24 yaşındayım, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi moleküler biyoloji ve genetik bölümü mezunuyum.
Toplum Gönüllüleri Vakfı’yla 5 yıl önce tanıştım. Şu an Elbistan Genç Kadın Destek Merkezi’nde proje uzmanı olarak çalışıyorum.
Bizler birlikte güzeliz ve birlikte güçlüyüz. Bizler Toplum Gönüllüsü gençleriz. Dayanışmaya inanan, sosyal fayda uğruna elinden gelen her şeyi yapan, enerjisiyle günümüz koşullarına meydan okuyan, gençlerin de artık söz sahibi olmasını istediğimiz bir dünyanın mümkün olduğunu savunan gençleriz.
Kadın destek merkezlerinde, gençlere ve kadınlara, 21 metrekarelik konteynerleri dışında bir hayatın olduğunu göstermeye uğraşıyoruz. Umudu filizlendirmeye çalışıyoruz. Başarıyor muyuz? Kesinlikle Evet! Bütün Toplum Gönüllüsü gençlerle gurur duyuyorum. Dayanışmanın, iyileştirici bir güç olduğuna inanıyorum. Bu inançla yola çıktım ve yolumda ilerliyorum.

ZELAL KARAGÖZ/ADIYAMAN KADIN DESTEK MERKEZİ

GÖNÜLLÜLÜK İYİLEŞİRKEN İYİLEŞTİRMEKTİR!


22 yaşındayım Adıyamanlıyım. Adıyaman Üniversitesi Hemşirelik öğrencisiyim. Deprem felaketi yaşanınca, “Benim de bir şey yapmam lazım” dedim, TOG ile tanıştım. Merkezde yapılan harika işlere şahit olduktan sonra da Toplum Gönüllüsü oldum.
Gönüllülük, iyileşirken iyileştirmektir. O yüzden herkese gönüllülük çalışmalarında yer almalarını tavsiye ederim. Hiçbir şey normale dönmüş değil.
Hasarlı binaların yıkımı bile bitmedi. Sokakta yürürken sürekli evlere “Acaba güvenli mi?!” diye bakmak zorunda kalıyoruz. Şu an, bölge halkının en önemli ihtiyacı barınma. İnsanlar yalnız bırakıldıklarını, hatta unutulduklarını hissediyor. Artçılar hala devam ediyor. Her artçıda tekrar 6 Şubat’ı yaşıyorlar. O yüzden dayanışma çok önemli. En büyük endişem, bu sürecin daha uzun sürmesi. Her şeye rağmen, yaraların birlikte dayanIşırak, sarılmasını umut ediyorum. Başka yol yok!

ZEYNEP KÜLEKÇİ/HATAY KADIN DESTEK MERKEZİ

KURUMLAR ELLERİNİ BÖLGEDEN ÇEKMEMELİ

BÖLGE UNUTULMAMALI

24 yaşındayım. İstanbul Üniversitesi Maliye Bölümü mezunuyum. Sahada çalışan arkadaşlarım aracılığıyla TOG gönüllüsü oldum. Eylül ayından beri Hatay Kadın Destek Merkezi’nde çalışıyorum. Kadınlar ve gençlerle sayısız etkinlik gerçekleştirdik. Sürekli onları daha iyi hissettirebilmek ve yaralarını biraz olsun daha fazla sarabilmek için neler yapabiliriz diye düşünüyoruz. Burada hiçbir şey bitmiş değil. Kurumlar ellerini bölgeden çekmemeli. Bölge unutulmamalı. Ayrıca daha fazla gönüllüye ihtiyacımız var.

UNİLEVER TÜRKİYE, ORTA ASYA VE İRAN GÜZELLİK VE SAĞLIK LİDERİ NATALİ KASAP

10 BİN KADINA ULAŞTIK. TEMMUZ’A KADAR 25 BİN GENÇ KADINA ULAŞMAYI HEDEFLİYORUZ

Toplum Gönüllüleri’yle birlikte, ilk günden beri deprem bölgedesiniz. Bu süreçte birlikte neler yaptınız?
Elidor olarak, genç kadınların güçlenme ve hayalleri gerçekleştirmek için ihtiyaç duydukları kaynaklara ulaşma süreçlerine katkıda bulunmayı amaç ediniyoruz. Toplum Gönüllüleri Vakfı ile 300’e yakın genç kadına üniversite hayatları boyunca burs verdik, binlerce genç kadınla da rehberlik çalışmaları gerçekleştirdik. Tüm bu çalışmalarımız sürerken, hepimizi derinden etkileyen 6 Şubat depremleri meydana geldi. Bölgede, genç kadınlarımız için değer yaratmak adına neler yapabiliriz diye düşünmeye başladık. Ve yine Toplum Gönüllüleri Vakfı’yla Adıyaman, Hatay, Kahramanmaraş ve Malatya’da Kadın Destek Merkezlerini hayata geçirdik. Evlerini özleyen 10 bin kadını evlerinde gibi hissettirmeyi çalıştık. Önümüzdeki Temmuz’a kadar 25 bin genç kadına ulaşmayı hedefliyoruz. Sağlıktan hukuka, kadın haklarından nefes egzersizine, sanat terapisinden psikososyal desteğe, amigurumi çalışmasından, mandala boyamasına kadar bin oturum gerçekleştirdik. Atölyelerimizin bulunmadığı saatleri de, farklı sivil toplum örgütlerine açtık. Kapsayıcı olmayı hedefledik. Kadın merkezlerimizde sadece gençleri değil, her yaştan kadını ağırladık. Unutturmamak ve umudu büyütmek üzere çıktığımız bu yolda, suskunluğu değil, iyileşmeyi destekledik.

YAŞADIĞIMIZ BU BÜYÜK ACIYI UNUTMAYACAĞIZ

TIPKI BİRLİKTE OLMAKTAN UMUT DOĞDUĞUNU DA UNUTMAYACAĞIMIZ GİBİ

Ziyaretçilerden, iyileşme yolculuklarında nasıl dönüşler aldınız?
Umut veren sesler yükseldi. Kimi, “Dolmalık biberler hala kurutuluyorsa, hayat devam ediyordur” dedi. Kimi resim yapabildiğini keşfetti. Kimi bir terapi alanına kavuştu. Kimi ise bakış açısını değiştirdi. Bilgi ve destekle birbirinden güç alan kadınlar hem iyileşecek hem de iyileştirecek. Kadın merkezlerimiz, dört ilde çalışmaya ve umudu, acının içinden yeşertmeye devam ediyor.

Kurumlar, sanatçılar ve sivil toplum kuruluşları, halk el ele verip dünyayı nasıl daha güzel bir yer haline getirebilir?
Deprem felaketinin ardından harekete geçen ve önemli projelere imza atan kurumlar, sivil toplum örgütleriyle, sahada omuz omuz çalışmaya devam ediyor. Gönüllü gençlerimiz ise ilk günden beri sahada iyileşmeye öncülük ediyor. Depremin ardından Hollanda’daki çalışmalarıyla ilgiyi deprem bölgesine çeken ve önemli bir uluslararası destek oluşmasını sağlayan müzisyen Karsu başta olmak üzere, birçok sanatçı destekleriyle, yöre halkının yanında olmayı sürdürüyor. Biz, kız kardeşlerimize “unutmayacağız, yanınızdayız” diye söz vermiştik. Sözümüzün arkasındayız. Yaşadığımız büyük afet; dayanışmanın önemini ve gücünü hepimize tekrar hatırlatıyor. Kaç yıl geçerse geçsin, biz, yaşadığımız bu büyük acıyı unutmayacağız. Tıpkı birlikte olmaktan umut doğduğunu da unutmayacağımız gibi…

Yorum Bırak

11 − 9 =