Berfin onun sayesinde insan içine karışabilecek!

Ve bugün huzurlarınızda Profesör Dr. Mehmet Mutaf. “Rekonstrüktif cerrahi”de çok değerli bir hekim. Türkiye’nin göz bebeği. Kendini mesleğine adamış biri. Asit saldırıları vakaları ve Güneydoğu’daki patlamalarda yüzleri yaralananlar hep ona getiriliyor. Müzik teorisyeni eşi ve üç çocuğuyla Bodrum’da yaşıyor. Tüm dünyadan asit mağdurları onu buluyor. Hindistan’dan Bodrum’a geliyorlar hocaya ameliyat olabilmek için. Hoca çok renkli ve karizmatik biri. Eski bir müzisyen. “Ayşa” şarkısı pek meşhurdu hatırlarsınız. Başka bilinen şarkıları da vardı. Zaten halen hekimden çok rock’çıya benziyor. İlginç, sıra dışı bir kişilik. Kimselere eyvallahı olmayan, kendi doğrularıyla yaşayan biri.Eski sevgilisi tarafından yüzüne 1.5 kilo asit dökülen Berfin, Sağlık Bakanlığı’nın girişimiyle, Mutaf Hoca’nın ellerine emanet. Sağlık Bakanlığı’na da teşekkürü borç bilirim. Ameliyatların ilki, 17 Haziran’da Bodrum Acıbadem’de gerçekleştirilecek, sonrakiler İstanbul’da. Onlara da teşekkürler. Tüm sürecin takipçisi olacağım. Bugün ve yarın Mutaf Hoca’nın röportajını okuyacaksınız…

Hocam, eksik olmayın, Berfin’i tedavi etme sözü verdiniz! Seri ameliyatlar yapacaksınız. Kaç ameliyat?
Yaklaşık 5. Ama şu anda kesin bir şey söylemem zor. Duruma bakacağız. Tedavinin 1 buçuk yıl süreceğini düşünüyorum.

Neyle başlayacaksınız?
Acilen düzeltilmesi gereken göz çevresi geliyor. Göz kapaklarının yanmasından dolayı bir gözü zaten görme yeteneğini kaybetmiş. Öbürü de şu an risk altında. Öncelikle gözlerin göz kapağıyla buluşması gerekiyor. Çünkü gözler kapanamayınca kuruyorlar, körlüğe gidebiliyor. Berfin’in ilk önceliği bu.

Bir de ağız ve dudaklar mı?
Evet. Herkes, “Bu halde bile ne kadar güzel gülüyor yavrucağım!” gibi yorumlar yapmışlar. Oysa gülmüyor Berfin, dudaklarını kapatamıyor. Yanığın çekmesinden dolayı gülüyor gibi duruyor. Bu yemek yerken de konuşurken de büyük problem, onu da düzelteceğiz.

Esas olarak siz Berfin’e kendi dokusundan yeni bir yüz mü yapacaksınız?
Doğrudur. Ben 20 yıldır insanın kendi dokuları üzerinden “yeniden yapım cerrahisi”ne yoğunlaştım. Kalıcı olan da bu. Biliyorsunuz yüz nakillerinde, nakiller sonrası reddi önlemek için bağışıklığı bastıran ilaçlar veriliyor. Bu ilaçların da ölümcül yan etkileri olabiliyor. Ama Berfin, kendi dokusundan yapacağımız yeni yüzüyle, ömür boyu bir aspirin bile almadan normal hayatına devam edebilecek.

İnsana kendi dokusundan yüz yapılması ne demek? Kök hücre mi?
Hayır. Hiç kök hücre kullanmıyoruz. Bizimkisi, insanın kendi vücudunda olan, bir manada “yedek malzeme”yi kullanmak. Yani Tanrı’nın yaratmış olduğu, günün birinde bize bir şey olursa, akıllı biri bulup kaybolan vücut parçalarınızı yeniden yapabilmesi için gereken malzeme. İnsanın vücudunda böyle bir potansiyel var. Büyük bir potansiyel.

Nasıl yani?
Yapacağımız ilk ameliyatta, anatomik bazı sorunları giderirken demin bahsettiğim “yedek materyal”e ulaşacağız. Yani vücuttaki bazı yerlerden Berfin’in yüzünde kullanmak için deri alacağız. Daha doğrusu deriyi çoğaltacağız.

Sosyal medya hesabınızda inanılmaz fotoğraflar var. Siz ameliyat ettikten önce ve sonra… Mucize gibi!
Mucize yerine emek demek daha isabetli! Mucize bir tek Allah’a mahsus. İnsanoğlunun yapabilecekleri ise emekle, bilgiyle, deneyimle ve sabırla mümkün oluyor. Ve tabii toplumsal dayanışmayla. Berfin’e yapılacak işin sonucu mucizevi gözükebilir bittiğinde. Ama benim hiçbir sırrım yok aslında. Bütün cerrahların bildiği, uyguladığı teknikleri uygulayarak bu sonuçları elde ediyorum.

Neden o zaman bütün cerrahlar bu alanda başarılı olamıyor?
Çünkü “adanmışlık” gerektiriyor bu iş. Ben kendimi yaptığı işe adamış biriyim. 13 saat sürdüğü oluyor bu ameliyatların. Bana diyorlar ki, “Hocam gençleri yetiştiriyorsunuz, değil mi?” Elbette. 30’un üzerinde uzman yetiştirdim. Ama şu da var, Messi de Ronaldo da gollerini herkesin önünde atıyor. O videoları bin kere geri alıp izleyebilirsiniz ama onlar gibi gol atamazsınız! Adanmışlık bu işte. Onu öğretebilmek mümkün olmuyor.

Peki sadece adanmışlık yaptığınız işin başarısını açıklamaya yetiyor mu?
Üzerine bir sürü şey koyabilirsiniz. Fıtrat, doğa, yaratılış, Tanrı’nın size verdiği melekeler… Ama abartılacak bir şey yok. Ben araba kullanan, çatal bıçak kullanan herkesin bu işleri öğrenebileceğini düşünüyorum. Yeter ki kendini adasın ve çalışsın!

İnsan vücudunu daha fazla tanıdıkça, siz bir hekim olarak Tanrı’ya daha mı çok inanıyorsunuz?
Evet. Çünkü her vakada, ilmin gerçek sahibini tanıyorsun. Yaradan’la buluşuyorsun. Belki de onun için yorulmuyorum. Adanmışlık duygum da belki oradan geliyordur. Sonsuz bir merakla yapıyorum işimi. En sevdiğim işi yapıyorum…

1.5 SENE SONRA PARMAKLA GÖSTERİLMEYECEK

Berfin eski haline benzeyecek mi? İnsanların onu parmakla göstermediği bir hale gelecek mi?
Berfin gibi yüzlerce vakam oldu. Vaadim hep şudur: Ben güzelleştirmek amaçlı bir cerrahi yapmıyorum. Normalleştiriyorum. Yani ona, kendi yaşıtındaki bir genç kadının sahip olduğu şansı vermeye çalışıyorum. Kimsenin bakışlarından rahatsız olmadan, bir iş sahibi olabilmesi, evlenebilmesi, parmakla gösterilmeden bir hayat sürebilmesi… Bu tür vakaların eski fotoğraflarına bakmak, beni baskı altında bırakıyor. Çünkü bazen eski haline benzemeyeceğini görebiliyorsunuz. Yani eski fotoğrafları karşıma koyup, onları modelleyerek çalışmıyorum.

Yorum Bırak

2 × two =