#anneyelafyok

Geçtiğimiz günlerde paylaştığım #anneyelafyok sosyal farkındalık kampanyasıyla ilgili çok fazla mesaj aldım ve baskı gören annelerin azımsanamayacak kadar çok olduğunu gördüm. Paylaşım yapıp destek veren herkese çok teşekkür ediyorum.

Konuyla ilgili yaşanmış gerçek bir hikayenin sahibi olan Merve Tuncer’le bir röportaj yaptım. Bebek ve çocuk fotoğrafçısı Merve Tuncer, oğlu Uras daha 1 haftalıkken beslenme eksikliğinden bir gece yoğun bakımda kalmış. Sebebiyse sütü gelmemesine rağmen etrafındaki herkesin Merve’ye, ‘’sütün geliyordur, sen emzirmeye devam et’’ diye baskı yapması. Ancak doktora gittiklerinde hiç beklemedikleri bir durumla karşılaşmışlar. Uras’ta besin yetmezliği olduğu anlaşılmış. Vücudu neredeyse susuz kaldığı için hemen yoğun bakıma alınmış ve bu süreçte mamayla beslenmiş.

Bu olay, hangi sosyal statüden olursa olsun, anneler üzerindeki sosyal baskının ne kadar fazla olduğunu ortaya koyuyor. Buradan özellikle kayınvalidelere, eşlere, yakın arkadaşlara ve annelere bir çağrı yapmak istiyorum, ne olur annelere bu baskıyı yapmaktan vazgeçin. Annesi bir bebek için en iyisini bilir. Bırakın anneliğini istediği gibi yaşasın. Sizlerin de desteğiyle bu konuyu daha çok anneye ulaştıralım ve bu baskının farkında olmalarını sağlayalım.

Seni tanıyalım…
-Ben Merve. Bilgi Üniversitesi İşletme mezunuyum, 9 sene kurumsal hayatta çalıştıktan sonra asıl tutkum olan video ve fotoğraf işine girdim. 5 senedir doğum, bebek ve çocuk fotoğrafçılığı yapıyorum. Aynı zamanda anneyim.

Ne zaman anne oldun?
-2017’de.

Bebeğin doğunca neler hissettin…
-Dünyanın en güzel duygusu anne olmak ama ben korktum! Hatta, dehşete kapıldım! Çünkü herkes bir şeyler söylüyordu, her kafadan bir ses çıkıyordu. Uras’ı emziriyordum ama sütüm az geliyordu, sürekli ağlıyor, hiç uyumuyordu. Bana, “Zamanla daha fazla gelecek. Sen böyle devam et. Sakın mama verme!” dediler. 10. gün rutin kontrole gittiğimizde de bebeğimizi, apar topar elimizden aldılar. Beslenme yetersizliğinden yoğun bakıma alındı, Uras! Hayatımın en kötü günüydü…

Kendini mi suçladın?
-Elbette! Millete kulaklarımı tıkayıp, mamaya başlamalıydım. Ama işte herkes, kafayı süte takmıştı. Emiyor mu? Sütün var mı? Utana sıkıla, “Yok”, gelmiyor dediğimde, sonu gelmeyen tarifler vermeye başlıyorlardı. Bu süt verme işi o kadar kutsal hale getirilmiş ki: mama, tu kaka, var mı ötesi, bu yüzden yoğun bakıma alındı bebeğim! Varsa vereceksin tabii ama benim gibi yoksa n’apacaksın, aç mı kalsın çocuk…

Sütün az olduğu için ne tür suçlayıcı yorumlara maruz kaldın o dönem…
-Parkta, bahçede ya da sosyal ortamlarda mamayla beslediğimi görenler, sütümün gelmesi için “yeteri kadar” uğraşmamakla suçladılar beni! Şımarıklıkla suçladılar yani. Aşağıladılar, küçümsediler, becerisizlikle itham ettiler…

Genellikle bu tür yorumları yapanlar kimlerdi?
-Kadınlar… Daha çok sütü olan kadınlar! Bana kendimi feci şekilde kendimi “yetersiz” hissettirdiler. Bebeğim aç, bana muhtaç, ağlıyor ama ben ona çare olamıyorum. Çünkü sütüm yok. Zaten kendimi suçluyorum, “Her şey benim yüzümden!” diyorum. Etrafın baskısı da cabası. Bizde bakış açısı şu: “Emziren anne iyidir!” Yani ne yaparsa yapsın, sigara bile içiyor olsa emzirdiği için iyi ve fakat emzirmeyen/emziremeyen anne de ne yaparsa yapsın “faydasız” “beceriksiz” “yetersiz”!

Peki ne yapmalı? Sen bu baskılara maruz kalmamak için ne yaptın?
-Dinlemedim! Fikir verenlere, “Peki denerim” dedim ama kendi bildiğimi yaptım. Bütün anne adaylarına ve yeni annelere tavsiyemdir: Kimseyi dinlemesinler! Bebekleri dışında. Bir bebek, annesine her şeyi anlatıyor. Bu bir his, bir iç güdü, bebeğini iyi dinleyen iyi gözlemleyen bir annenin kimseye ihtiyacı olmaz. Ben sütümün olmadığını bebeğime bakarak anlıyordum. Asıl, “Emzir, sütün gelir!” laflarını dikkate alarak, başta bebeğimi dinlememiş oldum.

YALNIZ DEĞİLMİŞİZ HATTA… NE KADAR FAZLAYMIŞIZ!



Anne Meclisi Derneği’nin çalıştayında en çok etkilendiğin şey ne oldu?
-“Yalnız değilmişim!” hayatta. “Ne kadar fazlaymışız!” hissi. O kadar hoşuma gitti ki anlatamam…

Ne gibi hikayeler dinledin?
-Beni en sarsan örnek, boşanma davalarında, bir annenin emzirmiyor/emzirmemiş/emzirememiş olmasının velayet alabilmek için aleyhine kullanılmış olması. Ne kadar alçakça bir şey di mi?

Bu mini sohbetimizi okuyanların akıllarında en çok ne kalsın?
-Yeni bebeği olmuş bir anneye sorulmaması gereken sorular var. Bunlardan biri de: “Sütün geliyor mu?” Sormayın kardeşim! Bu, mahrem bir mesele. Anne- bebek arasında bir sır. Kimseyi ilgilendirmez, yakın aile bireylerini de ilgilendirmez. Bir şekilde sütünün yetmediğini öğrendiğiniz bir anneye de lütfen, o istemedikçe akıl vermeyin. Bu dediklerim tüm aileyi de kapsıyor.

Bu arada eşin, bu meselenin neresindeydi?
-O konuda şanslıyım. En büyük desteğimdi, yanımda durdu. Sütüm olmadığı anlaşıldığında da mama konusunda beni hep rahatlattı.

Yorum

  1. Canım Merve,bu konuda ben sütü gelen anne olmama rağmen sürekli onu ye bunu iç az yedin çok yedin gazı oldulara maruz kaldım. Dediğine katılıyorum çünkü tamam yaparım diyip bebeği dinlemek çok muazzam bir his. Şimdi kızım 10 yaşında ve yine sadece birbirimizi dinliyoruz. Teşekkürler ve biraz daha lütfen.

Yorum Bırak

13 + fourteen =