Geldik prematüre bebekler ve anneleri kapsayan röportaj serimizin son bölümüneeee…
Bu bölümde, üç prematüre anne bizimle
Verdikleri değerli bilgiler için Minel Bucak Özdemir, Elif Beydemir ve Azade Mısırlı’ya çok çok teşekkür ederim.
#uykununmucizesiilebuyuyenminikahramanlar @armanaysecom @yatasbedding @prematurebebek #işbirliği
BİRİ 680 GRAMDI, DİĞERİ 530

Prematüre annelik deneyiminizi kısaca anlatabilir misiniz?
Hamileliğimin 25. haftasında hiçbir şey anlamadan kendimi bir anda doğumhanede buldum. Doğduklarında Bilgi 680, Bengi 530 gramdı. Prematüre bebek demek aynı zamanda prematüre anne demek. Karnınızdaki o süreç aniden kesiliyor; ne bedeniniz, ne psikolojiniz anneliğe hazır oluyor. Kucağınız boş bir şekilde koca bir şokun içine düşüyorsunuz. Annelik heyecanı yaşayacağım günlerde, her sabah “Acaba gece bir şey oldu mu?” korkusuyla hastane yollarını arşınladım. Kuvözün camından bakıp onları doya doya sevememek, istediğim her an kucağıma alamamak çok ağırdı. Beyin kanamaları, bağırsak ameliyatları derken resmen aklımızı kaçıracak gibi olduğumuz günler oldu. Ama o camın ardındaki iki minik bedenin hayatta kalma gücü, bizi de her sabah yeniden ayağa kaldırdı.
Bu deneyim size neler öğretti?
Eskiden dert ettiğim günlük sıkıntıların ne kadar anlamsız olduğunu gördüm. Benim için sağdığım bir damla sütün, bebeğimin midesine gitmesi ya da tartıda gördüğüm 10 gramlık bir artış dünyanın en büyük bayramıydı. Bir de o avuç içi kadar bebeklerin aslında biz koca insanlardan çok daha dayanıklı ve inatçı olduğunu görmek, bana hayatın ve sabrın ne kadar güçlü bir şey olduğunu öğretti.
BU PROJE BANA ŞİFA OLDU!

Peki ”Uykunun Mucizesiyle Büyüyen Minik Kahramanlar” projesi size neler kattı?
Aylarca o yoğun bakım kapısından ellerim boş, ağlayarak eve döndüm ben. Kızlarımı o florasan ışıklarının altında, gürültülü cihazların ortasında, o şeffaf kutularda bırakmak içimi parçalıyordu. Hep “Keşke anne karnındaki gibi karanlık, sessiz ve yumuşacık bir yerde, huzurla uyusalar” diye geçirirdim içimden. İşte bu proje, tam da o çaresiz anlarımda kurduğum hayallerin gerçeğe dönüşmüş hali. O küvöz örtülerinin ışığı kesip bebeklere nasıl şifalı bir uyku verdiğini, o minicik “nest”lerin onları nasıl anne kucağı gibi sımsıcak sardığını kendi kızlarımın eksikliğinden çok iyi biliyorum. Bir de taburculuğa doğru hastanede kızlarımla ilk kez baş başa kalıp bebeklerimi besleyebildiğim o anne uyum odası var… Hayatımın en unutulmaz, en “anne” hissettiğim anıydı. Şimdi bu projeyle binlerce bebeğin o örtülerin altında huzurla uyuduğunu, annelerin o odalarda yavrularıyla ilk kez baş başa kaldığını bilmek… Sanki o zor günlerde kendi kızlarıma saramadığım battaniyeyi şimdi başka bebeklerin üzerine örtüyormuşum gibi hissettiriyor. Yaşadığımız o ağır travmanın böyle güzel, böyle iyileştirici bir amaca dönüştüğünü görmek kalbimi yumuşattı, bana da şifa oldu.
HER ŞEYİN BİTTİĞİNİ SANDIĞINIZ O KARANLIK ANLARDA BİLE O MİNİCİK BEBEKLER İNANILMAZ BİR YAŞAMA TUTUNMA GÜCÜ GÖSTERİYOR

Diğer prematüre bebek annelerine neler söylemek istersiniz?
Yoğun bakım kapısındaki o bekleyiş, bir ebeveynin yaşayabileceği en ağır sınavlardan biri. O kapıdan bazen umut dolu haberler alıyorsunuz, bazen de duyduklarınız omuzlarınıza koca bir yük bindiriyor. Ama diğer ailelere söylemek istediğim en önemli şey şu: Kötü bir haberde sakın umutsuzluğa kapılmasınlar. Bu süreç genelde “iki ileri, bir geri” işliyor. Her şeyin bittiğini sandığınız o karanlık anlarda bile, o minicik bebekler inanılmaz bir yaşama tutunma gücü göstererek toparlanıyor. Bir zamanlar geleceğe dair en ağır kaygıları yaşamış biri olarak bugün kızlarımın evin içinde neşeyle koşturmasını izliyorum. Lütfen çocuklarının içindeki o sessiz ama devasa güce inansınlar ve o camın ardından onlara sadece sevgilerini geçirsinler. Onlar sandığımızdan çok daha güçlüler.
HER PREMATÜRE DOĞUM ARDINDA SAYISIZ YARIM KALMIŞLIK BIRAKIYOR

Prematüre annelik deneyiminizi kısaca anlatabilir misiniz?
Ben de hemen her prematüre bebek annesi gibi, hiç ummadığın bir anda, bebeğimden, bebeğimin ilk ağlama sesini işitme hayallerimden, doğum sonrası onu hemen kucağıma alabilme deneyimimden ayrılmak zorunda kaldım. Bu bakımdan her prematüre doğum, ardında sayısız yarım kalmışlık bırakıyor. Kollarında bebeği olmadan evine dönen her anne, bebeğinin boşluğunda kendini tamamlamaya çalışıyor.
Bu deneyim size neler öğretti?
“Her şeye rağmen, her şeyi başarabilme umudu”nu öğretti. En çok da sevgili yavrum Tarık Yiğit’in, o küçük kuvözün içinde annesizliğe rağmen yaşama tutunuşundan ve orada yeniden bir hayat devşirmesinden etkilendim. Yaşamayı bilmek ve istemek, bedenlerin büyüklüğünden bağımsız olarak bu arzunun gücüne bağlı bir şey tamamen.
YALNIZ OLMADIĞIMI DERİNLEMESİNE HİSSETTİM

Peki bu proje size neler kattı?
Bana ilaç oldu. Yalnız olmadığımı derinlemesine hissettim. Herkes tüm sevgisi ve fiziksel varlığıyla beni sarıp sarmaladı. Anne bebek uyum odası, bebeğimle beni bir araya getiren bir kundağa dönüştü. Hiç tanımadığım ve beni tanımayan insanların beni sevgileriyle böylesine içtenlikle sarması; annelik ve insan sevgisinin ne kadar yüce, kuşatıcı, karşılıksız olduğunu bir kez daha gösterdi. İnsan beklemediği bir anda kendini bir sevgi kundağı içinde bulunca, aynı taşın altına elini koymayı ve başka yürekleri sarmalamayı boynunun borcu biliyor.
Diğer prematüre bebek annelerine neler söylemek istersiniz?
Doğum sonrası travmalar çok özel ve bireysel yaşanıyor olsa da, prematüre bebek annelerinin birbirleriyle sosyalleşmelerini, bir araya gelip deneyimlerini paylaşmalarını, asla yalnız olmadıklarını maddi manevi göstermelerini çok kıymetli buluyorum. Bu süreçte özellikle yalnız kalmak, faydadan ziyade, kişiyi içten içe tüketen bir zarara dönüşüyor.
Bu bebekler bizim geleceğimiz ve bu gelecek hepimizin. O halde önümüze çıkan tüm taşların altına elimizi
hep beraber koyalım.
BENZER DENEYİMLERDEN GEÇMİŞ ANNELERLE BİR ARADA OLMAK PAYLAŞMAK VE GÖRÜNÜR OLMAK ÇOK DEĞERLİ

Prematüre annelik deneyiminizi kısaca anlatabilir misiniz?
Benim için prematüre annelik, anneliğe beklediğim şekilde değil; korku, belirsizlik ve yoğun bir kaygıyla başlamak demekti. Bebeğime ilk zamanlar maskeyle önlükle dokunabiliyordum. Günler yoğun bakım kapısında iyi bir haber bekleyerek geçti. Bir yandan güçlü olmaya çalışırken, bir yandan da sürekli “İyi olacak mı?” diye düşünüyordum. Kuvöz süreci, yoğun bakım günleri ve o duygusal yük, insanın hayatında derin
bir iz bırakıyor.
Neler öğretti bu deneyim size?
Hayatta kontrol edemediğimiz şeylerle yaşamayı öğretti. Aynı zamanda “normal” dediğimiz şeylerin ne kadar kıymetli olduğunu. Bir klinik psikolog olarak yıllardır farklı duygulara tanıklık ediyordum ama bazı deneyimleri yaşamak, onları çok daha derinden anlamayı sağlıyor.
HİSSETTİKLERİ HİÇ BİR DUYGUDAN DOLAYI KENDİLERİNİ SUÇLAMAMALARINI İSTERİM

Peki ”Uykunun Mucizesiyle Büyüyen Minik Kahramanlar” projesi size neler kattı?
Bu projenin benim için en kıymetli tarafı yalnız olmadığımı hissettirmesi oldu. Benzer deneyimlerden geçmiş annelerle bir arada olmak, paylaşmak ve görünür olmak çok değerliydi. Aynı zamanda prematüre anneliğin duygusal tarafının daha fazla konuşulması benim için çok anlamlıydı.
Diğer prematüre bebek annelerine neler söylemek istersiniz?
Hissettikleri hiçbir duygudan dolayı kendilerini suçlamamalarını isterim. Korkmaları, yorulmaları ya da güçsüz hissetmeleri onların “kötü anne” olduğu anlamına gelmiyor. Prematüre annelik çok özel ama aynı zamanda çok zor bir deneyim. Bazen süreç geçse bile insanın içindeki kaygı hemen bitmeyebiliyor. Ama zamanla hem beden hem zihin sakinleşiyor. Kendilerine karşı şefkatli olmalarını söylemek isterim. #işbirliği






