KENDİNE İYİ BAK GENÇLİK

Bir veriyle başlayayım:

Gençlerin %68’i bursa ihtiyaç duyuyor. %78’i kültürel etkinliklere katılamıyor. %53’ü yeterince beslenemiyor. Yani mesele “gençlik ne güzel” falan değil. Mesele, gençlerin ayakta kalmaya çalışması. O yüzden böyle projeler “iyi niyetli” değil, resmen gerekli. “Kendine İyi Bak Gençlik Programı” tam da buraya dokunuyor. Evyap ve Ahbap Derneği birlikte yapıyor. İki yıldır devam ediyor. Bugün bu projeyi konuştuk.
Ayşe Evyap Kadakal ve Gonca Akpınar ile…

Şunu açık söyleyeyim: Bu sadece bir destek programı değil. Gençlere, “Yalnız değilsiniz!” deme hali. Çünkü bugün Türkiye’de üniversiteli bir genç olmak gerçekten zor. Maddi imkân yok. Gelecek kaygısı çok. Yalnızlık büyük. Ve en kötüsü: Çoğu zaman kimse görmüyor.

Bu program ne yapıyor? Tam tersini. Görüyor. Duyuyor. Yanında duruyor. Psikolojik destek veriyor. Kendine bakabilmesi için imkân sağlıyor. Kültür-sanatla bağını koparmıyor. Küçük gibi görünen şeyler… Ama hayat değiştiren dokunuşlar.

Şimdi somut konuşalım: Her yıl 100 üniversite öğrencisi programa dahil oluyor. HiDoctor üzerinden ayda 4 seans psikolojik destek veriliyor. Beslenme danışmanlığı sağlanıyor. Biletinial aracılığıyla 1500 TL’lik kültür-sanat desteği sunuluyor. Ve aylık kişisel bakım ve temizlik ürünleri ulaştırılıyor.

Yani mesele sadece “yardım etmek” değil… Gençlerin hayatla bağını koparmamak. En çok da şu hoşuma gitti: Gençler bunu bir “yardım” olarak görmüyor. Bir iyilik hali olarak görüyor. Bence de tam olarak bu.

Devamında gençleri de dinleyeceğiz… 

İLK YIL DEPREM BÖLGESİNE İKİNCİ YIL TÜRKİYE GENELİNE

Tebrikler! Ahbap Derneği’yle birlikte çok değerli bir gençlik programı başlattınız: “Kendine İyi Bak Gençlik.” İki yıldır pek çok üniversite öğrencisi faydalanıyor. Bu programı başlatmanızın temel amacı neydi?

Üniversite gençliği ihmal edilmiş gruplardan biri, o yüzden “Kendine İyi Bak Gençlik Programı”nı başlattık. 2024’de TOG ve KONDA tarafından yapılan araştırmaya göre, gençlerin yüzde 68’i burs desteğine ihtiyaç duyuyor. Yüzde 67’si istediği kıyafeti alamadığını söylüyor. Yüzde 78’i kültürel ve sanatsal faaliyetlere katılamıyor. Yüzde 53’ü yeterince beslenemediğini, yüzde 41’i maddi nedenlerle tedavisini ertelediğini belirtiyor. Düşündürücü veriler bunlar. Bu tablo, gençlerin öz bakım ve temizlik ihtiyaçlarını da yeterince karşılayamadığını gösteriyor. Oysa, öz bakım lüks değil, doğuştan gelen bir hak. Biz tüm bunları değerlendirip, özellikle de deprem bölgesindeki gençlere nasıl bir faydamız olur diye düşünürken, yolumuz Ahbap Derneği’yle kesişti. Onlarla birlikte geliştirdik bu programı. İlk yıl, deprem bölgesi gençlerine özel, ikinci yıl Türkiye genelinde daha fazla genci de içine kattığımız bir proje haline getirdik.

GENÇLERE KÜLTÜREL ETKİNLİK DESTEĞİ, PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK, KİŞİSEL BAKIM PAKETLERİ

“Kendine İyi Bak Gençlik Programı” nasıl tasarlandı?

İlk yıl, Ahbap bursiyerleri arasından 100 depremzede öğrenciyle başlandı. Mezuniyetler sonrası, ikinci yıl 100 yeni öğrenci daha programa dahil edildi. Hâlen 157 genç programdan yararlanıyor. Gençlerin programı bir sosyal sorumluluk projesi değil, “iyilik hareketi” olarak tanımlaması en güçlü geri bildirim bizim için. Amaç, gençlerin bedenen ve ruhen iyi olma hâlini desteklemek. Elimizden geldiği ölçüde bunu yapmaya gayret ediyoruz. Program üç ayaklı planladı: Beden, zihin ve ruh… İhtiyaç sahibi 100 öğrenciye, Biletinial iş birliğiyle, her ay sosyal ve kültürel etkinliklerde kullanabilecekleri destek sağlanıyor. HiDoctor online platformu üzerinden, ayda dört seans psikolojik danışmanlık ve beslenme uzmanı danışmanlığı alma imkânı sunuluyor ve iki ayda bir Evyap ürünlerinden oluşan kişisel bakım paketleri gönderiliyor.

DEZAVANTAJLI GRUPLARI DESTEKLİYORUZ 

Evyap’ta kazancın bir bölümünü toplumla paylaşmak, şirket anayasası ile garanti altına alınmış durumdaymış. Doğru mu, yoksa şehir efsanesi mi…

Doğru. Büyüklerimiz, şirketimizin büyüdüğü bir dönemde, kazancımızın belli bir yüzdesini ihtiyaç sahipleri için kullanmaya niyet etmişler ve bunu şirket ana sözleşmesine yazmışlar. Bu yaklaşım, yöneticiler değişse de, hayır işlerinin kesintiye uğramadan devam etmesini sağlıyor. Kişilerin inisiyatifine kalmıyor. Hayır işleri ile başlayan paylaşım kültürü, zamanla sosyal fayda, kurumsal sosyal sorumluluk ve sürdürülebilirlik gibi daha geniş başlıklara evrildi. 89’da kurulmuş bir vakfımız var: Evyap Vakfı. Bugüne kadar pek çok sosyal projeye imza attık. Dezavantajlı grupları destekliyoruz. Kadınları ve çocukları önceliklendiriliyoruz. Pandemi döneminde başlatılan “Evyap İyi Kart” projemizle mesela, çeşitli sebeplerle işini kaybeden ve hayatını idame ettirmek için desteğe ihtiyaç duyan ailelere ulaştık. Yerel otoriteler, Evyap çalışanları ve iş ortaklarının referanslarıyla belirlenen ailelerde, kartları annelere teslim ettik. Onlar da bu kartlarla, çocukların ve evin temel ihtiyaçlarının karşıladı. Bu kart aracılığıyla çok sayıda aileye destek sağladık.

CEZAEVİNDEKİ ANNE VE ÇOCUKLARA DÜZENLİ YARDIM GÖTÜRÜYORUZ 

Cezaevindeki kadınlara ve çocuklara da destek veriyormuşsunuz…

Evet, cezaevlerinde kalan anneler ve yanlarında bulunan çocukların ihtiyaçlarını karşılamak üzere düzenli yardım yapıyoruz. Cezaevlerine gidiyoruz, temel ihtiyaç ve hijyen ürünlerini götürüyoruz. Sadece cezaevi de değil, huzur evleri, hastane ve okullara uzanan bir yardım ağımız var. Gönüllülerimizle birlikte pek çok kez Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’ya gittik. Öğrencileri için malzeme isteyen çeşitli köylere. Bizim için, öğretmenler ve cezaevlerinin sosyal hizmet çalışanları kilit rolde. Hayvan barınaklarına mama ve diğer ihtiyaçlar için destek de sağlıyoruz. Tuzla’daki tesislerimizde kurulan barınakta, hayvanların bakımı gerçekleştiriliyor. Büyük memnuniyetle bu çalışmaların hem sahada hem şirkette hem de aile içinde koordinasyonunu üstlendim, üstlenmeye de devam edeceğim.

SOYADIM İŞ HAYATINDA BANA BİR LÜKSTEN ÇOK SORUMLULUK GİBİ GELDİ 

Çocukluk hafızanızda hangi koku var?

Tabii ki sabun. Hep sabun! Babam gerçek bir sabun aşığıydı. Her akşam eve, üretimden yeni çıkmış, daha hala ılık olan sabunları bir kutuda getirirdi. O dönemin Duru gül varyantının kuvvetli kokusu, hala burnumda. Dedem, 1927 yılında sabun kaynatmaya başladığında 24 yaşındaymış. Sabuna, kokusuna, temizliğe olan sevdasını, bu dünyadan göçtüğü 1992 yılına kadar hiç kaybetmedi. Babam ve amcam da en çok sabun konuşurdu. Gittikleri her yerden sabun toplarlardı. Şirketimiz, uzun yıllar sadece kişisel temizlik, bakım ve hijyen üzerine üretim yaptı. Demem o ki, öz bakım, kişisel temizlik, bizim ailenin varoluş nedeni…

Aile şirketlerinde hep fısıltıyla dolaşan bir soru vardır: “Hak ederek mi geldi, soyadı sayesinde mi?”

İşime gereken gayreti vermiyor olsam bulunduğum konumda asla olamazdım. Bizler, mezun olduktan sonra şirketin içinde, yaşımız ve becerilerimize uygun olarak çeşitli rollerde görev almaya başladık. Ama ben Evyap’taki yerimi hiçbir zaman garanti görmedim. Hep disiplin ve sevgiyle çalıştım. Soyadım iş hayatında bana bir lüksten çok bir sorumluluk gibi geldi.

GENÇLERİN İHTİYAÇLARI SADECE MADDİ DEĞİL

Evyap ile yollarınız nasıl keşişti?

Evyap, 100. yılına hazırlanırken, kuruluş değerlerinden yola çıkarak, gençleri odağa alan bir proje geliştirmek istedi. Sahadaki deneyimimiz, doğal bir buluşma noktası oluşturdu. Ve bu çok değerli projenin bir parçası olduk. Ve “Kendine İyi Bak Gençlik Programı” başladı. Şu ana kadar 200 genç faydalandı. Evyap, programın kurumsal ve finansal altyapısını üstleniyor. Ahbap olarak bizler de, öğrencilere ulaşma, başvuruların değerlendirilmesi, ihtiyaçların doğru tespit edilmesi ve program boyunca gençlerle iletişimin sürdürülmesi gibi alanlarını organize ediyoruz. Programın en güçlü tarafı; gençlerin hayatına tek bir başlıktan değil, birkaç farklı açıdan dokunması. Çünkü sahada şunu çok net görüyoruz: Gençlerin ihtiyaçları sadece maddi değil; psikolojik destek, sağlıklı yaşam ve sosyal hayata erişim de en az bunun kadar önemli.

GENÇLİKLERİNİ KAYGIYLA DEĞİL UMUTLA HATIRLASINLAR 

Sizce “Kendine İyi Bak Gençlik”, sadece bir “yardım” mı? Yoksa gençlerin yaşam kalitesine bütüncül bir dokunuş mu?

Tabii ki, yaşam kalitelerine bütüncül bir dokunuş. Hepimizin büyürken sıkça duyduğu bir cümle var: “Gençler bizim geleceğimiz.” Biz de buna tüm kalbimizle inanıyoruz. Ama bazen önemli bir noktayı unutuyoruz: Gençler aynı zamanda bugünün gençleri. Gençlik, insan hayatında sadece bir kez yaşanıyor. Biz de istiyoruz ki gençler, bu dönemi kaygıyla değil, umutla hatırlasın. Eğer bugün sorunları varsa bugün çözebilsinler; hayatlarını ertelemeden yaşayabilsinler. Konsere gidebilsinler, tiyatroya gidebilsinler, kendilerine iyi bakabilsinler ve gençliklerini dolu dolu yaşayabilsinler. Şu anda projenin ikinci yılındayız ve bu süreçte sosyal etkisini de ölçüyoruz. Bu sayede gençlerden gelen geri bildirimleri takip ediyor, onların gerçek ihtiyaçlarını ve düşüncelerini yeniden değerlendirerek programı geliştirmeye devam ediyoruz.

TAŞIDIKLARI POTANSİYEL VE ÖĞRENME İSTEKLERİ MUAZZAM

Sahada birebir temasınız oluyordur. Gençlerle yüz yüze geldiğinizde sizi en çok ne çarpıyor?

Taşıdıkları potansiyel ve öğrenme istekleri… Muazzam! Tüm zorluklara rağmen üretmek isteyen, kendini geliştirmek isteyen çok güçlü bir enerji görüyoruz. Ama bir yandan da, gençlerin zaman zaman kendilerini bunalmış ve yalnız hissettiklerini fark ediyoruz. Bu yüzden küçük bir destek ya da gerçekten dinlendiklerini hissettikleri bir alan, onlar için çok anlamlı olabiliyor.

Üniversite gençliği şu anda en çok hangi başlıkta sıkışmış durumda…

Beslenmeden barınmaya, yalnızlıktan gelecek kaygısına kadar birçok konunun aynı anda onların gündeminde olduğunu görüyoruz. Mezun olduktan sonra nasıl bir iş bulacakları, nasıl bir hayat kuracakları gibi sorular zihinlerinde oldukça yer kaplıyor. Bir yandan da barınma ve geçim gibi konular genç yaşta ciddi bir baskı yaratabiliyor. Ama şunu da görmek önemli: Tüm bu zorluklara rağmen gençlerde hâlâ güçlü bir üretme isteği ve umut var!

EN SEVİLEN DESTEKLERİNDEN BİRİ DE KÜLTÜR-SANAT BURSU 

Online psikolojik danışmanlık ayağını, programa eklemek sizce ne kadar kritik bir adımdı?

Bu programın en kritik ayaklarından biri. Çünkü araştırmalar, gençlerin yaklaşık yüzde 45’inin psikolojik desteğe ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Online olması da önemli; Türkiye’nin farklı şehirlerindeki gençler bu desteğe kolayca ulaşabiliyor. Böylece dersler, ilişkiler ya da günlük hayatın getirdiği zorluklarla başa çıkarken, psikolojik destek sayesinde sorunlarla yüzleşme kapasiteleri, kendi başınalıklarıyla mutlu olma hali artıyor. Takıldıkları, kıstırılmış hissettikleri yeri nasıl geçebileceklerini buluyorlar.

Gelelim kültür-sanat için verilen 1500 TL’lik desteğe…

“Kendine İyi Bak Gençlik Projesi”nin en sevilen desteklerinden biri de kültür-sanat bursu. Gençler gittikleri etkinlikleri bizimle paylaştıklarında gözlerindeki ışıltıyı görmek gerçekten çok kıymetli. Tam da olmaları gerektiği gibi; enerjik, meraklı ve hayatın içinde olduklarını hissediyorsunuz. Küçük gibi görünen bir desteğin gençlerin hayatına nasıl dokunduğunu görmek de çok ilham verici.

Yorum Bırak