🍊🍊🍊 Yılın o zamanı geldiii
Nisan’da Adana başkadır, biliyorsunuz. Sokaklar portakal çiçeği kokmaya başlar…
Şehir değişir. Hava değişir. İnsanın içi değişir.
Adana çağırır.
Ve bu çağrıya karşı koymak zordur.
Bu yıl Portakal Çiçeği Karnavalı
1–5 Nisan arasında.
Büyük kortej yürüyüşü 4 Nisan’da.
Ben oradayım. Ama siz olmazsanız, bir eksiğiz.
Şunu bilir, şunu söylerin:
Bu karnavala gelip, sokaklarda dolaşıp, o coşkuyu yaşayıp mutlu olmayan tek bir insan görmedim.
Gel. Yaşa. Sen de bizim büyük Adana ailemizden ol.
Hepinizi bekliyoruzzzz @nisandaadanada @ahbozkurt001 @tacnuraydin @kinayeray
ÇIKIN ÇIKIN ADANA’YA GELİN
Bazı şehirler vardır. Seni sadece ağırlamaz. İçine alır. Sarar, kendi insanı yapar. Adana öyle bir yerdir. Ve portakal çiçekleri açtı mı…
Orada sadece bahar başlamaz. Şehir resmen ayağa kalkar. Sokakların kokusu değişir. İnsanların neşesi artar. Hava hafifler, kalpler genişler.
Kebaplar pişer. Gönül yayları gevşer.
KARNAVALIN FİKİR ÖNDERİ ALİ HAYDAR BOZKURT

İşte yine o zaman geldiiiiii. 14’üncü Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı, 1-5 Nisan’da Adana’da. Koşun koşun gelin.
Çıkın çıkın gelin. Biliyorsunuz, bir Adanalı olarak yıllardır bu karnavala sahip çıkıyorum. Yazıyorum, çiziyorum. Her sene, mutlaka bu karnavalın fikir önderi Ali Haydar Bozkurt’la röportaj yapıyorum. Benim için bir gelenek bu. Bir teşekkür, bir vefa. Çünkü müthiş bir şey yaptı, 14 yıl önce, fişeği o ateşledi, bütün Adana halkı da bu karnavala sahip çıktı.
(Bu sene henüz geleneksel röportajımızı yapmadım ama yapacağım.)
GEL, GÖR, YAŞA!

Adana Portakal Çiçeği Karnavalı, sıradan bir festival değil. Üç konser, iki sahne, birkaç portakal çiçekli fotoğraf hiç değil. Bu, bir şehrin kendi enerjisini sokağa taşıma hali. Bu, Adana’nın kalbini açması. Bu, “Gel, gör, yaşa!” demesi. Hem de 14’üncü kez. Bence işin en etkileyici taraflarından biri bu. Bir şeyi başlatmak kolay değil. Hatta, zor. Ama asıl zorluk, onu yıllarca aynı heyecanla sürdürebilmek.
ADANALILAR SAHİPLENDİ

Bu ülkede nice iyi fikir bir anda parlar, sonra söner. Portakal Çiçeği Karnavalı öyle olmadı. Niye?
Çünkü sahiciydi. Çünkü samimiydi. Çünkü birilerinin etkinliği olarak kalmadı. Evet, Ali Haydar Bozkurt, onun ekibi, bakanlık, valilik, belediyeler, festival komitesi, Nisan’da Adana ekibi daha pek çok kişi, her yıl, canla başla çalışıyor. Ama bu karnaval hep Adana halkının oldu. Bence başarısının sırrı tam da burada. Adanalılar sahiplendi. Bağrına bastı. Büyüttü.
TÜRKİYE’NİN İLK VE TEK SOKAK KARNAVALI

O yüzden bu karnavalın daveti de başka. Resmi değil, kasılmalı değil, protokollü hiç değil. Daha çok şöyle:
“Portakal çiçekleri açtı. Kebaplar pişti… Sokaklar şen, cıvıl cıvıl… Atla gel.”
Özel davetiye bekleme. Bahane üretme. Gel. Çünkü bu karnavalın ruhu tam da bu:
Açık kapı.
Açık kalp.
Bol kahkaha.
Bol hayat.
Bu karnavalı özel yapan bir başka şeye de…Türkiye’nin ilk ve hala tek sokak karnavalı olması.
ŞEHRİN HER YERİNE YAYILAN COŞKU

Ama iş, bununla bitmiyor. Burada sadece konser yok. Hayat var, dans var, tiyatro var, sergi var, spor var, maraton var, su korteji var, satranç var, atölye var, bilim var, felsefe söyleşileri var, korolar var, yüzlerce etkinlik var. Yani öyle klasik festival mantığı değil. Şehrin her yerine yayılan, yaşayan, çoğalan bir coşku.
Bir yanda portakal çiçeği kokusu… Bir yanda kebap…
Bir yanda bici bici…
Bir yanda şalgam…
Bir yanda kortejler, danslar, çocuklar, gençler, aileler…
Ve hepsinin ortasında Adana’nın o sıcak, sahici, cömert ruhu…
BU KARNAVAL ARTIK BİR MARKA

Bu karnaval, sadece programıyla güzel değil. İnsanı yüzünden güzel. Çünkü Adanalı’nın misafirperverliği gerçek. Sıcaklığı gerçek. Coşkusu gerçek. Allah’ına kadar gerçek!!! Karnavala gidince sadece bir etkinliğe katılmış olmuyorsun. Bir ruh halinin içine giriyorsun. Adana Portakal Çiçeği Karnavalı artık bir marka. Sadece Türkiye’de değil, yurt dışında da takip ediliyor. Tarihi soruluyor, o tarihlere göre plan yapılıyor. 14 yılda büyüdü ama ruhunu kaybetmedi. Bence en zor şey bu. Kalabalıklaşırken samimi kalmak. Büyürken özünü korumak. Bizim karnavalımız işte bunu başardı.
SİYASET ÜSTÜ KARNAVAL

Bir başka kıymetli tarafı da… Tamamen siyaset üstü olması… Karnaval zamanı, Adana’da bahar konuşuluyor, portakal çiçeği konuşuluyor, sokak lezzetleri konuşuluyor, kortej konuşuluyor, birlikte olmanın neşesi konuşuluyor. Bugün, tam da buna ihtiyacımız var. Bu yıl ayrıca bayıldığım bir yenilik var: Vitrin ve balkon süsleme yarışması. Şahane fikir!
Çünkü karnaval dediğin sadece kortej güzergâhında olmaz.
Şehrin tamamına yayılır.
Evler de katılır.
Esnaf da katılır.
Balkonlar da konuşur.
Vitrinler de neşelenir.
VİTRİN VE BALKON SÜSLEME YARIŞMASI

Düşünsenize… Cıvıl cıvıl sokaklar… Süslenmiş balkonlar… Şenlenmiş vitrinler… Daha şehre adım atar atmaz insanın içinin açılması…
Tam da karnavala yakışan şey bu. Bir başka önemli nokta da: Bu kadar büyük bir coşkunun içinde, sürdürülebilirlik meselesi de ciddiye alınıyor. Bu da çok kıymetli. Çünkü eğlenmek güzel. Ama özenli eğlenmek daha güzel. Benim her sene içimden geçen çağrı da şu: Adana’nın misafirperverliğini, sokakları daha az kirleterek de gösterelim. Bizden sonra temizlik yapan insanların emeğini de düşünelim. Şehre neşe bırakalım, yük değil.
AŞK, SİZİ ADANA’DA BULABİLİR

“Portakal çiçeği mevsimi tehlikelidir” derler ya… Doğru. İnsanın içini açar. Kalbini yumuşatır. Hatta, bazen hayatını değiştirir. Bu karnavalda tanışıp aşık olanlar var, evlenenler var. Dikkat yani, aşk, sizi Adana’da bulabilir! Yıllardır peş peşe gelen gruplar var. Türkiye’nin dört bir yanından, sadece o coşkunun parçası olmak için yola düşen insanlar var. Çünkü bir kere gelen, o duyguyu bir kere tadan, bir kere daha yaşamak istiyor. Adana o günlerde sadece bir şehir olmuyor, kocaman bir aileye dönüşüyor.
HADİYN ADANA’YA!

O yüzden ben buradan yine aynı şeyi söylüyorum: 1-5 Nisan’da Adana’ya gelin. Sokaklarda yürüyün. Portakal çiçeği kokusunu içinize çekin.
Kebabınızı yiyin, bici bicinizi söyleyin. Şehrin neşesine karışın, kortejimizi yaşayın. Siz de bu güzel ailemizin bir parçası olun… Ve görün…
Neden bu karnaval 14 yıldır bu kadar seviliyor. Neden bu kadar sahipleniliyor. Neden her yıl insanı yeniden çağırıyor. Bazı şeyler anlatılmaz. Yaşanır. Adana çağırıyor.
Bence bu çağrıya kulak verin.
Hadiyn Adana’ya…






