Zafere ulaşan “HPV Aşısı Ücretsiz Olsun” mücadelesinin hikâyesi

Sizi, muhteşem bi adamla tanıştırmak istiyorum, Tokatlı eczacı Cem Kılınç
.
O, dayanışmaya ve mücadeleye inanan, toplum sağlığını her şeyin üzerinde tutan bi devrimci. Aylardır, HPV aşısı, ulusal aşı takvimine alınsın diye uğraşıyor. Türkiye’nin her tarafında HPV’yle ilgili konuşmalar yapıyor, başlattığı aşı kampanyasıyla 18 ayda 900 genci aşıladı!!
.
HPV, kanserle bağı en bilinen virüs. 200’ün üzerinde türü var. Dünyadaki tüm kanserlerin yüzde 5’ine, kadın kanserlerininse yüzde 10’una kaynaklık ediyor. HPV aşısı da, bu virüslerin olası risklerine karşı hem kadın hem erkekleri koruyor. Üstelik rahim ağzı kanseri de günümüzde, aşıyla engellenebilen tek kanser türü. Yani bu aşıya ücretsiz ulaşmak herkesin hakkı!!!
.
Ancak 100’ün üzerinde ülkenin, yıllardır ulusal aşı takviminde olan HPV aşısı, ülkemizde ücretli olarak uygulanıyor. Oldukça da pahalı, herkes tarafından ulaşabilir değil. Kadın Kanserleri Derneği, Alya ile birlikte 9-14 yaş arası kız çocuklarını ücretsiz olarak aşıyla buluşturmaya yönelik ‘Bize İyi Gelecek’ HPV aşı kampanyasını yürütüyor biliyorsunuz. Ben de elimden geldiğince kitlelere duyurmaya çalışıyorum. Cem Kılınç ve arkadaşları da, bi başka koldan muhteşem şeyler yapıyorlar!!
.
“Her ay, bir nöbetimin geliriyle bir genç kadını aşılayacağım!” düşüncesiyle çıktığı yolda Kılınç, geniş kitlelere ulaştı. Kısa sürede, ülke çapında örgütlü bir harekete dönüşen “Aşı Bursu” kampanyası sayesinde, yüzlerce genci aşıladı. Sadece bununla da sınırlı kalmadı, HPV aşısının ulusal aşı takvimine alınması için çok sıkı bi mücadele verdi. Kendisi gibi eczacı olan arkadaşı Buğra Üstündağ ile ülkemizi köy köy, mahalle mahalle, üniversite üniversite gezerek, HPV aşısı hakkında konferanslar vererek ciddi bir farkındalık oluşturdular.
.
Çocuklar ve Kadınlar Derneği’yle birlikte, aşı ücretlerini geri almak için SGK’ya davalar açtılar, teker teker kazandılar!
.
“Bireysel bir çaba gibi görünse de, asıl olarak örgütlü mücadelenin karşılığıydı yaşananlar. Özellikle bu kampanyanın parçası olan kadınların büyük emeği var” diyor Cem.
İstanbul’a geldiğinde buluştuk. Bu muhteşem sağlıkçıdan, zafere ulaşan ‘HPV Aşısı Ücretsiz Olsun” mücadelesinin hikâyesini dinledim.

ALKIŞLIYORUM!! 18 AY ÖNCE, BİR “AŞI BURSU” BAŞLATTI, KISA SÜREDE, ÜLKE ÇAPINDA ÖRGÜTLÜ BİR HAREKETE DÖNÜŞTÜ, YÜZLERCE GENÇ BU SAYEDE AŞILANDI

Mücadelenizi kutluyorum! 18 ay önce başlattığınız “HPV Aşısı Ücretsiz Olsun” hareketi, sonunda kazanıma ulaştı…
-Çok teşekkür ederim.

“Aşı Bursu” projenizle, yüzlerce gence ücretsiz HPV aşısı yaptınız. Tam 900 doz! HPV aşısının, ulusal takvimine alınması için de canla başla mücadele ettiniz. Hikâyeyi başa saralım. Bu kampanya fikri nasıl doğdu?
-Ben eczacıyım. Tokat Zile’de eczanem var. Geçtiğimiz yıl Haziran ayında, eczanemde nöbetçiydim. Gece nöbetinin sakin saatlerinde, Nazım’ın şiirlerini okurken, daha önce rastlamadığım bir şiirine denk geldim.

Nazım Hikmet’in hangi şiiriydi denk geldiğiniz…
-“Biz insanız çok şükür
Çok şükür biliriz,
ilacımıza
umudu katmasını
yaşamak gerek diyerek
ayak direyip
dayatmasını
Hastalar, kardeşlerim
iyileşeceksiniz.”

Neler hissettiniz bu şiiri okuyunca…
- Pandemide birçok yurttaş ve meslektaşımızı yitirmiştik. Bu nedenle bu şiir beni çok etkiledi. “İlaca umut katmak…” nasıl mümkün olabilir diye düşünmeye başladım. Aklıma, ulusal aşı takviminde olmamasını yıllarca anlamadığım, HPV aşısı geldi. Sosyal medya hesabımdan bir başvuru formu yayınladım. Ve şöyle dedim: “Her ay, bir nöbetimin geliriyle bir genç kadını aşılayacağım!” Ertesi gün uyandığımda bu tweet epey yayılmıştı. İstanbul’daki eczacı arkadaşım Buğra’yı aradım, birlikte “Bu işi büyütelim, ‘HPV Aşısı Ücretsiz Olsun’ talepli bir mücadeleye çevirelim” dedik. Aşı Bursu Dayanışması’yla insanları aşılayacağımızı ilan ettik. Her şey böyle başladı.

TAM 2 BİN KADIN BİZE ULAŞTI! SORUNLARINI PAYLAŞTILAR, BİRLİKTE ÇÖZÜM ARADIK

Çağrınızın bu kadar karşılık bulacağını öngörüyor muydunuz?
-Hayır! Yaklaşık 2 bin kadın bize ulaştı. Samimi bir şekilde bizimle sorunlarını paylaştılar, birlikte çözüm aradık. O başvurular ve kişisel öyküler, aslında bizim hikâyemizi oluşturdu. Gün geçtikçe de bu mücadele şekillenmeye, örgütlenmeye başladı. Kendimizi müthiş bir deneyimin içinde bulduk: Öğreten, geliştiren, kavga eden, dayanışan, kazandıran, umut üreten, yara saran, iyileştiren… Boyun Eğmeyen İlaç Emekçileri’ni de bu sürecin içinde, ülkenin her yerinde örgütlemiş olduk.

HPV aşısı neden önemli?
-HPV, 200’ün üzerinde tipi olan bir virüs. Kanserle bağı en bilinen unsur. Dünyadaki tüm kanserlerin yüzde 5’ine, kadın kanserlerininse yüzde 10’una kaynaklık ediyor. Cinsel yolla bulaşan bir virüs ve aşısız toplumlarda maalesef çok yaygın. Kadınların yüzde 80’inin, yaşamı boyunca en az bir HPV enfeksiyonu geçirdiği biliniyor. Erkeklerin durumu da daha iyi değil. Bir kadının ilk cinsel deneyiminde HPV enfeksiyonu geçirmesinin kümülatif riski, yüzde 46. Yani her iki kadından biri. Kayıtlı rakamlara göre; yılda 528 bin kadın HPV’ye bağlı kanser oluyor ve bunların 350 bin kadarı yaşamını yitiriyor.

Erkekler sadece taşıyıcı mı?
-Hayır! Bilinenin aksine sadece taşıyıcı değiller. Kadındaki kadar marjinal rakamlarda olmasa da yılda 34 bin erkek de HPV’ye bağlı kansere yakalanır durumda. Bunlar üzücü sayısal bilgiler. Ama bundan kurtulmanın bir yolu var: Çocuk yaşta, ulusal aşı takvimi kapsamında aşılanmak! 10 yıl boyunca ulusal aşı takviminde aşılama yapılmış bir ülkenin, gerçek yaşam verisine göre; HPV enfeksiyonlarında ve genital siğillerde yüzde 90 azalma, yüksek dereceli kanser öncüsü lezyonda (CIN2-CIN3) yüzde 85 azalma sağlandığı görüldü. İnsanlık tarihinde 10 yıl çok kısa bir süre ve bu etki çok iyi bir oran.

Siz, bu kalkıştığınız şahane şeyi, Aşı Bursu’nu nasıl tanımlıyorsunuz?
-“Dayanışma bir mücadele biçimidir” diye tarif ediyoruz. Bize mikrofon uzatanlara da “Biz, hayırsever insanlar olduğumuzdan değil… Devlete yapması gerekeni gösteriyoruz ve haklı bir mücadele örgütlüyoruz!” diyoruz. İlk ilan ettiğimizde, oluşturduğumuz başvuru formunda, tavrımızı anlatan metin yazdık. Tek tek sürecin işleyişini açıklayan mailler attık. Başvuran herkesi aşılayacak durumda olamayacağımızı ama gücümüzün yettiği yere kadar aşılama yapacağımızı, ama bu sürecin, aşıların ücretsiz olmasını sağlayacağını umduğumuzu dile getirdik. Yine büyük emek harcayarak, her birinin aşı takvimini tuttuk, onları Türkiye’nin farklı birçok şehrinde aşılarını edinecekleri eczanelerle buluşturduk. Burada bize güç veren gelişmelerden biri de aşılanan kişilerin de bu mücadeleye dahil olmasıydı. 18 aydır bir Whatsapp grubunda birlikteyiz. Tüm süreçleri birlikte takip ettik. Bazılarımız içerik hazırladı, bazılarımız dava dilekçelerini… Ülkenin birçok yerinde sunumlar yaparak bu kampanyayı güçlendirdik. Bireysel bir çaba gibi görünse de asıl olarak örgütlü mücadelenin karşılığıydı yaşananlar. Özellikle bu kampanyanın parçası olan kadınların büyük emeği var.

HER ŞEY, KENDİ DOĞALINDA GELİŞTİ

HPV aşısı pahalı. Biz, Kadın Kanserleri Derneği’yle, kızım Alya’nın da dahil olduğu dans atölyeleri ve farklı pek çok etkinlik yapıp, kurumlara aşı parası bağışlatıyoruz. Ancak böyle finanse edebiliyoruz. Siz nasıl yapıyorsunuz?
- Öncelikle tebrik ederim. Kadın Kanserleri Derneği’ni de. Kızınızı da. Sizi de. Emeği geçen herkesi. Çok önemli bir halk sağlığı problemine dair değerli bir şey yapıyorsunuz. Bilmediğiniz bir riske karşı korunamazsınız, bilmediğiniz bir hakkınızı talep edemezsiniz. Bu çalışmalar toplumda farkındalık yaratıyor. Evet, HPV aşısı çok pahalı. Şu an yurttaşlar kendi imkânlarıyla temin etmek isterse, 3 dozu 3 bin 45 lira. 850 lira KYK bursuyla geçinmeye çalışan bir öğrencinin ya da 5 bin 500 lira asgari ücretle çalışan bir emekçi kadının, bu aşıya ulaşması imkânsız. Ama biz burs çalışmasına başladığımızdan beri, kimseden burs talep etmek zorunda kalmadık.

Nasıl başardınız peki?
-Her şey kendi doğalında gelişti. Eczacı meslektaşlarımız devreye girdi, “Ben de birini aşılamak istiyorum!” diyenler ulaşmaya başladı. Örneğin; Türkmenistan’a çalışmaya giden bir inşaat emekçisinin bursuyla, Kayseri’de bir tıp öğrencisini aşıladık. Bursa’dan bir öğretmenin bursuyla, Batman’da bir genci. Bir kısmı tanıştı birbiriyle, burs verdiklerine iş bulanlar oldu. Toplu aşılamalar da yaptık. Geçtiğimiz sene bir eczacılık öğrencisi olan Yağmur Sönmez’i bir kadın cinayeti nedeniyle kaybettik. #YağmurSönmezYaşatacak, “Her yaşı için bir kardeşini aşılayacağız” dedik. İstanbul Eczacı Odası’na bağlı eczacılar destek oldu, 2 saatte 108 aşı bursu geldi. Yurdun dört bir yanında, bunun gibi birçok dayanışma ağını örgütledik. Yani, her anı gerçek yaşamdan hikâyelerle dolu bir süreçti. Birkaç ay önce de aşılamaları sonlandırıp, artık tüm odağımızı ücretsiz aşı takvimine alınmasını sağlama mücadelesine vereceğimizi söyleyip, bu çalışmalara ağırlık verdik.

ÖRGÜTLÜ BİR MÜCADELE GERÇEKLEŞTİRDİK

Sizin gibi eczacı olan Buğra Üstündağ ile ülkemizi köy köy, mahalle mahalle, üniversite üniversite gezerek, HPV aşısı hakkında ciddi bir farkındalık oluşturdunuz….
-Doğru. Buğra İstanbul’daki yükün büyük kısmını üstlendi. Ama iki kişinin yapabileceği bir şey değil, halk sağlığı mücadelesi organizasyonları. Biz tüm zorlukları, kendi bildiğimiz metotla gerçekleştirdik, örgütlü mücadeleyle. Kadın Dayanışma Komiteleri olmasa bu kadar fazla yerellikte yurttaşlarla buluşup, sunum yapamazdık. Örneğin; meslek odalarımız ve diğer ilerici meslek örgütleri destek olmasa kamuoyu yaratmamız kolay olmazdı. Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği olmasa açtığımız davaları kazanamazdık.

HPV aşısı, yeni değil bu arada. Yıllardır var olan, etkinliği ve güvenirliği bilimsel olarak ispatlanmış, 100’ün üzerinde ülkenin yıllardır ulusal aşı takviminde uygulanan bir aşı…
-Aynen öyle! Ama yıllar önce bu aşı ilk çıktığında, maalesef ülkemizde politikleştirildi. Biz söylemlerimizi geliştirirken, tüm tarihsel arka planını ele alıyoruz. Halka bunu iyi anlatabildiğimiz kanaatindeyim. Bu mesele bizde, bilinçli şekilde, bireyin cinsel yaşamı üzerinden tartıştırıldı, özellikle de kadınların. Baskı yaratıldı. Bizse bunu “sağlık hakkı” üzerinden ele aldık, alıyoruz. Doğrusu da bu. Bizim, bilim, aydınlanma, örgütlü mücadele, toplumcu bir bakış gibi güçlü silahlarımız var elimizde.

Size kimler destek veriyor?
– Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği, Kadın Dayanışma Komiteleri, Boyun Eğmeyen İlaç Emekçileri olarak yaptık çalışmalarımızı. Sonra birçok kurum destek oldu. TTB, geçen sene Ekim ayında Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü’ne aşıların ücretsiz olması için başvuruda bulundu. İstanbul Eczacı Odası, 5 ay süren derinlikli bir çalışmayla destek oldu, Sağlık Bakanlığı’na detaylı bir rapor iletti. Barolar Birliği, barolar, aydınlar, sanatçılar destek oldu. Yine bu süreçte tanıştığımız basın emekçilerinin de çok büyük emeği oldu. Her biri konunun sürekli gündemde kalmasına bireysel katkılar sağlayarak, bulundukları kurumlarda tüm gelişmeleri defaten haberleştirerek, sesimizi yaygınlaştırdılar. Biz, temas ettiğimiz çıkar gözetmeyen her özneyi sürece dahil etmeye çalıştık.

HİÇBİR GÜÇ HALKIN GÜCÜNDEN GÜÇLÜ DEĞİLDİR!

Siz, bize neyi göstermeye çalışıyorsunuz: ‘Hiçbir güç, halkın gücünden güçlü değildir’i mi?
-  Kesinlikle! Başlarken belirlediğimiz bazı ilkesel kararlar üzerinde, akıl birliğiyle hareket ettik. “Kazanabilecek misiniz?” diye soranlara, çok net bir biçimde “Evet!” dedik. Biz zaten biliyorduk kazanacağımızı. İnancımız tamdı. Sadece bunu ne kadar öne çekersek, daha fazla çocuk erken koruma kapsamına alınacaktı. Ve biz şunu istiyorduk, “Zaten kazanacağız ama bunu öyle bir kazanalım, süreci öyle bir örelim ki kazanım elde edildiğinde bize mikrofon uzatıldığında, “Hiçbir güç, halkın gücünden güçlü değildir diyebilir durumda olalım. Bu deneyimi yaşamaya herkesin ihtiyacı var” diyorduk. Şu an geldiğimiz yer, işte tam burası.

AŞI ÜCRETLERİNİ GERİ ALMAK İÇİN SGK’YA DAVALAR AÇTIK, TEKER TEKER KAZANDIK!

Aşı ücretlerini geri almak için SGK’ya davalar açtınız ve teker teker kazandınız. Bu da müthiş… Davaları kazandıkça nasıl hissettiniz?
-Burada büyük emek, Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği’ne ait. Mücadelemizin hemen başlarında, ernek başkanı sevgili Av. Müjde Tozbey ile iletişime geçmiştik, henüz geniş kitlelerde popülerleşmemişken.
Müjde Hanım, çok ilgilendi, “Hemen açalım davaları” dedi. Dört koldan saldırır hale gelmiştik biz. Derken mart ayında, ilk davayı kazandık. Bir… İki… Üç… Devam etti bizimkiler kazanmaya. Bu davalar bizim meşruiyetimizin ilanı ve farkındalık çalışmasının birer aracıydı aslında. Müthiş iş başardılar. Birçok kişiye ve kuruma örnek oldular. Bu davalar popülerleşti sonrasında, herkes açıp kazanabiliyor artık.

Aşıladığınız profil, nasıl bi profil? Kaç yaş aralığı?
- Aşıladığımız kişilerin büyük çoğunluğu öğrencilerdi. Farklı şehirlere yaydık, önceliği de aşı bulduğumuz ilde en genç kim varsa ona vermek istedik. Hatırlarsınız belki, Urfa’da, sosyal medyada açıklamalarıyla gündeme gelen hentbolcu Merve vardı, sanırım en küçük onu ve Derin adında 11 yaşında bir çocuğu aşıladık. Ağırlıklı lise ve üniversite öğrencileri başvuru yaptığı için onlar aşılandı.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın açıklamalarını nasıl değerlendirmeli? “Medeni hal açıklaması kabul edilir bir şey değil” şeklinde mi yorumlamalı? Yoksa “Bu, bir adımdır. 10 yıldan sonra bu aşının, aşı takvimine alınacak olmasının konuşulması önemli bir kazanım” olarak mı?
-Bence ikisi de doğru. Evet, bu önemli bir kazanım. Çünkü karar alıcılara “Pes!” dedirttik. Ama daha önceden aldıkları gerici tutumları, bu sefer başka bir alana taşıyarak aynı zamanda geçmişin bir itirafında bulundular. Burada da mücadeleye devam edeceğiz. Bakan açıklamasında, “Sosyal gerçekliklerden kopuk kararlar almanın kimseye faydası yok” diyor. Kesinlikle haklı! Biz sosyal gerçeklik olarak, aşısız toplumlarda kadınların yüzde 80’inin bu enfeksiyonu geçirdiğini görüyoruz. İnsanların damgalandığını görüyoruz. Sunumlarımıza gelip, 28 yaşında kızını rahim ağzı kanserinden nasıl yitirdiğini anlatan anneleri görüyoruz. Biz, sosyal gerçeklik olarak, onların varsayımsal gerici tutumlarını değil, halkın sağlık hakkını görüyoruz. O nedenle, düştüğü şerhten geri adım atmalıdır Sağlık Bakanı da.

100’ün üzerinde ülkede ücretsiz ve ulusal aşı takviminde olan bu uygulamaya sizce, bizde ne zaman geçilecek?
-Bunun cevabını Sağlık Bakanlığı’nın hemen duyurmasını bekliyoruz. Meclis’te yapılan açıklamada detayları paylaşılmadı. Herkesin bu süreci takip edip, gerektiğinde müdahale etmesi gerekiyor. Dünya 15 yıldır aşılıyor. Biz zaten çok geride kalmışız. Bizi, bilimsel bilgi açısından donatan sevgili Prof. Dr. Cem Baykal hocamız bana bir keresinde şöyle demişti: “Cem, 10 yıl önce aşılamadıklarımızın kanser tedavisini yapıyorum ben…” Artık yeter! Acilen bu saçmalığa bir son verip, aşılamalar hızlıca yapılmaya başlanmalı.

Medeni hal gibi, bilimsel açıdan anlamı olmayan “kategori”yle sizce kastedilen nedir?
-Gerçekten Bakan’ın burada neyi kastettiğini anlamak pek mümkün değil. Böyle bir tanımlama üzerinden hareket edilirse, yine kişilerin yaşamları üzerine yorumlar içerecek sonuçlar ortaya çıkacaktır ki bu Bakan’ı da zor duruma düşürebilir. Zaten öncelikle 9-14 yaş arası çocuklar aşılanmalı. Çocukluklar, aşılanamamışlarsa, yakalama dozuyla koruma kapsamına alınabilir.

Ülkemizde, 4 valanlı aşı mı uygulanacak? Yoksa daha gelişkin olan 9 valanlı aşı mı?
- Bunun da cevabı bakanlıkta. Ülkemizde 3 dozu 3 bin 45 liraya satılan 4 valanlı aşı vardı sadece, araştırdık 9 valanlı aşının ruhsatı Türkiye’de de 2019 yılında çıkmıştı. Biz aşı ücretsiz olsun derken, bu 9’lu aşıyı istediğimizi de belirttik. Çünkü 4’lü aşı, rahim ağzı kanserinin yüzde 70’inden sorumlu tiplere karşı etkiliyken, 9’lu aşı, yüzde 90’ından sorumlu tiplere karşı etkili. Daha gelişkini varken, riski minimize etmek varken, neden onu olmayalım? Birçok ülkede, bu 9’lu aşı ulusal aşı takviminde uygulanıyor.

Sizce, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi bizde de kız ve erkek çocuklarını ayırt etmeksizin uygulanacak mı?
-Kesinlikle böyle olmalı! Kız ve erkek çocuklarını ayırt etmeksizin uygulanmalı. Erkekler de yayılmasında büyük bir etken, ayrıca sadece taşıyıcı değiller. HPV, erkeklerde de penis, anüs, orofarenks kanserine ve genital siğile sebep olabiliyor.

HPV AŞISINA KARŞI ÇIKANLARI MECZUP OLARAK DEĞERLENDİRİYORUM

Bu aşı 100’den fazla ülkede ücretsiz. Ama bizde hala aşıya karşı çıkanlar var. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Onları meczup olarak değerlendiriyorum! Kimi çıkar çatışmasının ürünü. Siz aşı olursanız, olmadığınız takdirde edineceğiniz rahatsızlıklar sonucu, harcama yapılması gerekecek birçok pazar daralacak ya da kapanacak.

Yorum Bırak