Prof. Dr. Gökhan Demir: Meme kanseri erken teşhis edildiğinde tam olarak tedavi edilebilen bir kanser türü

Biliyorsunuz Ekim ayı, Meme Kanseri Farkındalık Ayı. Bu kapsamda dernekler, STK’lar ve şirketler kanser taramaları hakkında farkındalık yaratmaya çalışıyor ve ‘ERKEN TEŞHİS’in önemini tekrar tekrar vurguluyor.

Pembe Kurdele Kampanyası’nın mucidi Estee Lauder Companies de, bu şirketlerden biri. Kampanyanın ilk gününden beri, tüm dünyada meme kanseri farkındalığı için tam 99 milyon dolar harcamışlar. Bravooo!


Dün gerçekleştirdiğimiz İyilik Kolyesi Atölyemiz aracılığıyla da meme kanserine karşı mücadelede farkındalık yaratmak adına Türkiye’de iki değerli derneğe destek oldular. MEMEDER ve Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği. Sosyal faydaya inanan, böyle vizyoner şirket ve kurumların artmasını diliyorum.

Estee Lauder Companies Türkiye #MemeKanseriniBitirmeVakti diyor ve kuruluşlarının 75. yılında, meme kanseriyle mücadele eden 75 kadına dokunuyor. Proje kapsamında, bugünden itibaren meme kanseriyle ilgili çeşitli röportajlarla karşınızda olacağım.
.
İlki, değerli hoca Prof. Dr. Gökhan Demir’le. Meme kanseri hakkında önemli bilgiler veren Gökhan Hoca, ‘’Hastalığın erken tanınması ile, ufak bir cerrahi işlemin yeterli olacağı kemoterapiye gerek olmayabileceği akılda tutulmalı!’’ diyor.

‘’Her kadın, ergenlikten itibaren ayda bir memenin ve koltuk altının elle muayenesini yapmalı bu çok önemli!!!’’ diye de ekliyor. Elbette 40 yaşından sonra, senede bi çekilmesi gereken mamografi ve meme ultrasonuna da vurgu yapıyor.


BRCA geni taşıyan, kanserle savaşan ama şu an gayet sağlıklı olan iki kız kardeşle de röportaj yaptım. Onları da yarın okuyacaksınız… Lütfen düzenli olarak kontrollerinizi yaptırın ve mamografinizi çektirin. Sakın ihmal etmeyin…

BİLİM İNSANI OLMAK, ARAŞTIRMA YAPMAK EN BÜYÜK HAYALİMDİ. BU HAYALE EN YAKIN MESLEK OLARAK HEKİMLİĞİ SEÇTİM

Gökhan Hocam, hekimlik, çocukluk hayaliniz miydi? Neden hekim olmak istediniz?
-Çocukluktan beri bilim insanı olmak, araştırma yapmak en büyük hayalimdi. Bütün önemli bilim insanlarının hayatını okumuştum. Bu hayale en yakın meslek olarak hekimliği seçtim. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde İç Hastalıkları uzmanlık eğitimimi yaparken, onkoloji ekibi Prof. Dr. Bülent Berkarda ve Prof. Dr. Uğur Derman’ın duruşları ve bilime yaklaşımları beni çok etkilemişti. Akademik kariyerimi onkoloji dalında yapma kararı aldım.

KANSER HALA SIK GÖRÜLEN BİR HASTALIK AMA ERKEN EVREDE TAM OLARAK TEDAVİSİ MÜMKÜN

Kanser, hala bugünün dünyasında en tehlikeli hastalıkların başında mı geliyor?
-Kanser hala sık görülen bir hastalık, ama erken evrede tam olarak tedavisi mümkün. Bugün hastalığın ileri evrelerinde bile uzun yıllar hastalığın kontrolünü sağlayabiliyor ve hastalığı kronik bir hastalık haline dönüştürebiliyoruz. Eskiden ileri evrelerde aylarla ifade edilen sağ kalımlar, şimdi yıllarla ifade ediliyor.

MEME KANSERİNDE ERKEN TANININ TEK YOLU TARAMA TESTLERİNİN PERİYODİK OLARAK YAPILMASI

Toplumsal farkındalık arttıkça, kadınlar bilinçleniyor, mamografi ve tarama testlerini ihmal etmiyor. Öyle değil mi?
-Evet tam olarak doğru tespit. Meme kanseri erken teşhis edildiğinde, tam olarak tedavi edilebilen bir kanser. Erken tanının tek yolu da, tarama testlerinin periyodik olarak yapılması.

Özellikle Ekim ayında da, yer gök meme kanseri oluyor. Bas bas, “Lütfen kanser taramalarınızı ve mamografinizi ihmal etmeyin!” deniyor. Ama hala, “Dünyada da ülkemizde de meme kanseri giderek daha yüksek oranda görülüyor” diyorsunuz. Bu nasıl oluyor? Kafam basmıyor. Azalması gerekmiyor mu?
-Tarama testleri, hastalığın sadece erken evrede yakalanmasını sağlıyor, hastalığın sıklığını azaltmıyor. Sıklığın azaltılabilmesi için korunma önlemlerine dikkat etmek gerekiyor. Sağlıklı beslenme, ideal kilonun korunması, düzenli egzersiz ve düzenli uyku. Sigaradan ve aşırı alkolden uzak durulması gibi. Bu korunma önlemlerinin daha yoğun uygulandığı ülkelerde, hastalığın sıklığı azalıyor. Bunu son yıllardaki çalışmalar kanıtladı.

ERKEN TEŞHİS HAYAT KURTARIR!

Sürekli, “Erken teşhis hayat kurtarır!” diyoruz. Bir de sizin ağzınızdan dinleyelim erken teşhisin önemini…
-İnsan bedeninden, 100’den fazla kanser türü çıkıyor. Bunlardan 5-6 tanesi için erken tanı ve tarama testleri var: Meme, kalın barsak, prostat, rahim ağzı, melanom ve akciğer kanserleri. Bir de Japonya da mide kanseri taraması yapılıyor. Çünkü bu ülkede, mide kanseri çok sık görülüyor. Bu kanserler için, elimizde etkin tarama testleri var ve erken teşhis edildiğinde hastalar, tam şifaya kavuşabiliyor. Ama örneğin; bir beyin kanserinde erken tanı, hastalığın seyrini çok fazla değiştirmiyor.

“Meme kanseri görülme yaşı, 18’e kadar düştü!” diyorsunuz. Bu da, kızı olan anneleri korkutuyor. Annelere ve kızlarına neler önerirsiniz?
-Her kadın, ergenlikten itibaren, ayda bir, memenin ve koltuk altının elle muayenesini yapmalı bu çok önemli!!! Eline gelen farklı bir oluşum varsa da, mutlaka hekime başvurmalı. Ailesinde birden fazla, birinci derece yakınında meme, yumurtalık, pankreas ve prostat kanseri olanlar özellikle asla aksatmamalı… Yakınları hastalığa genç yaşta yakalandılarsa, örneğin; kırklı yaşlar, bu kişiler daha dikkatli olmalı ve mutlaka genetik danışmanlık almalı. Meme kanserlerinde yüzde 5-10 ailevi genetik sendromlar da rol oynuyor. BRCA1 ve BRCA2 genlerinde bozukluk gibi… Bu ailelerde, genç meme kanseri sıklığı çok daha fazla görülüyor.

Peki, mamografi?
-40 yaşından itibaren, yıllık mamografi ve ultrason ile takip öneriyoruz. Buna son yıllarda, iki yılda bir meme MR’ı yapılması da eklendi.
35 yaşın altında mamografi önermiyoruz. Ailevi genetik sendromu olan genç hanımlarda, yıllık meme MR’ıyla tarama öneriliyor.

Test yaptırmaktan korkuyor kadınlar. Galiba en büyük korku: “Ya bir şey çıkarsa?” düşüncesi. Bahanelerimiz de oluyor: “Mamografi acıtıyor, çok radyasyon alıyoruz gibi…” Bahaneleri bırakıp, her yıl mamografi yapın diyor musunuz?
-Kesinlikle diyorum! Hastalığın, erken tanınması ile, ufak bir cerrahi işlemin yeterli olacağı, kemoterapiye gerek olmayabileceği aklıda tutulmalıdır!!!

Mamografide alınan radyasyon ciddiye alınacak bir ölçüde radyasyon mu?
-Bu testlerin hepsinde yarar ve zarar analizi büyük klinik çalışmalarla yapılmıştır. Sağladıkları yarar, minimal olası radyasyon maruziyetinden çok daha ön plandadır. Yeni kuşak tomosentez denilen cihazlarla yapılan mamografilerde de radyasyon maruziyeti de çok çok azaltılmıştır.

MAALESEF PANDEMİ, MEME KANSERİNİ OLUMSUZ ETKİLEDİ. TARAMA TESTLERİ AKSATILDI. HEKİME BAŞVURULAR GECİKTİ VE BİZLER NE YAZIK Kİ DAHA İLERİ EVRE HASTALIKLA KARŞILAŞIR OLDUK

Diyelim ki, elimize gelen küçük bir sertlik fark ettik. Bu sertliği bulmamız, “erken teşhis” açısından biraz geç kaldığımız anlamına mı geliyor?
-Kesinlikle hayır! Çünkü her sertlik kanser olmayabilir, meme kaynaklı kistler, fibroadenom dediğimiz iyi huylu tümörler de sertlik olarak ele gelir. Ama bunun bir hekim gözetiminde aydınlatılması gerekir.

BİLİNEN GENETİK BOZUKLUĞU OLAN BİR AİLE MENSUBU DEĞİLSENİZ GENETİK ANALİZİNİZ YAPILARAK KANSER RİSKİNİZİN BELİRLENMESİ RUTİN BİR UYGULAMA DEĞİL

Genlerimiz, bize meme kanseri riskimizi söyler mi? Ben mesela gitsem, “Riskimi öğrenmek istiyorum” desem, genetik test yaptırabilir miyim? Kimlere bu testleri olmalarını önerirsiniz?
-Tüm kanserlerin yüzde 5-10 civarı, aileseldir. Ama bilinen genetik bozukluğu olan bir aile mensubu değilseniz, genetik analiziniz yapılarak kanser riskinizin belirlenmesi rutin bir uygulama değil.

BABA DA AYNI DÜZEYDE BELİRLEYİCİ

Sadece anne midir belirleyici olan? Kimler bu testi yaptırmalı?
-Hayır! Baba da, aynı düzeyde belirleyici. Özellikle BRCA gen mutasyonlarında, meme ve over (yumurtalık) kanseri dışında prostat, pankreas ve melanom sıklığı da artıyor.

Sizce, bir gün mamografi gibi herkesin bu genetik teste ulaşımı mümkün olabilecek mi?
-Tabii. Moleküler onkoloji ve genetik, bilimin en hızlı gelişen alanları. Bugün ameliyat sonrası nüks riskini belirlemede, kanda dolaşan tümör DNA’sını kullanmaya başlıyoruz. Yakında bu alanda çok hızlı, kolay ulaşılabilir teknikler gelişecek.

ANGELINA JOLIE’NİN DE ETKİSİYLE, HASTALIĞIN, AİLEVİ ZEMİNDE DE GELİŞEBİLECEĞİ KONUSUNDA ÖNEMLİ BİR BİLİNÇ OLUŞTU

Bundan yıllar önce, Angelina Jolie, annesinin meme kanseri olması nedeniyle test yaptırdı ve iki memesine de profilaktik mastektomi yaptırdı. Yani iki memesinin de iç dokularını aldırdı. Bunu duyduğumuzda, böyle bir seçenek olduğu da ilk defa gündemimize girdi. Jolie’nin BRCA pozitif olduğunu öğrenip, bu ameliyatları olması, sizce ne kadar önemli?
-Çok çok önemli! Jolie’nin de etkisiyle, hastalığın, ailevi zeminde de gelişebileceği konusunda önemli bir bilinç oluştu. Kadınlarda iki taraflı meme ameliyatı olma eğilimini başlattı. Ailesinde birden fazla, birinci derece yakınında, özellikle genç yaşta kanser vakaları olanlar, mutlaka genetik danışmanlık almalı. Ama bu riski taşımayanlar için, iki yanlı meme ameliyatı gereksiz. Bunu da belirtmek lazım.

Ailesinde böyle bir öyküsü olan kadınlara bu ameliyatları önerir misiniz? Bu ameliyatlar nasıl bir avantaj sağlayabilir?
-Bugün pek çok kanserle ilişkili genetik mutasyon biliyoruz artık. BRCA1 ve BRCA2 ile sınırlı değil. Ama özellikle BRCA gen mutasyonu olanların, genetik testleri doğrulandığı anda, koruyucu meme ameliyatı olmalarını öneriyorum. Bu kişilerde, 40’lı yaşlarında da koruyucu yumurtalık ameliyatları öneriyoruz.

TOPLUM, SİZLER VE SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI SAYESİNDE ÇOK BİLİNÇLENDİ. ESKİ ZİHNİYET DEĞİŞİYOR

Memelerini ya da rahmini aldırdığında, kadınlığının elden gideceğini düşünen kadınlar artık azalıyor mu? Artık kadınlığın bunlarla alakalı olmadığı bilincine gelebildik mi?
-Bence toplum, artık bu konuda sizler ve sivil toplum kuruluşları sayesinde çok bilinçlendi. Eski zihniyet değişiyor. Benim onkolojiye ilk başladığım 90’lı yıllarda, doktora gitmeye çekindiği için memesinde elma büyüklüğüne gelmiş tümörle başvuran çok hastamız olurdu. Şimdi artık Türkiye de tümör tespit büyüklüğü 2 cm’in altına indi.

HİÇBİR KANSERE MEME KANSERİ KADAR ARAŞTIRMA FONU VE KAYNAK AYRILMAMIŞTIR. BU, KADININ GÜCÜ VE TOPLUMU YÖNLENDİRME BECERİSİDİR

MEME KANSERİ RİSKİNİ AZALTMAK İÇİN
AKDENİZ DİYETİ İLE BESLENMELİ, SİGARA VE AŞIRI ALKOLDEN UZAK DURMALI, İDEAL KİLOMUZU KORUMALI, DÜZENLİ EGZERSİZ YAPMALI VE UYKU DÜZENİMİZE DİKKAT ETMELİYİZ

Biz, hep meme kanseri olmaktan korkuyoruz. Peki, meme kanseri riskimizi düşürmek için, önlem almamız gerekir mi? Yediğimiz, içtiğimiz, kilomuz, hareketimiz meme kanseri oluşumunda etkili mi?
-Meme kanseri riskini azaltmak için Akdeniz diyeti ile beslenmeli, sigara ve aşırı alkolden uzak durmalı, ideal kilomuzu korumalı, düzenli egzersiz yapmalı ve uyku düzenimize dikkat etmeliyiz. Ama “Ben bunları yaparsam, bende meme kanseri olmaz nasıl olsa!” deyip tarama testlerimizi aksatmamalıyız.

Peki meme kanseri nasıl belirti veriyor? Kadınlar hangi belirtileri fark edince hemen doktora gitmeli?
-Memede ve koltuk altında ele gelen ağrılı ya da ağrısız kitle, memeler arası asimetri, meme başında çekilme, meme başından kanlı akıntı, meme başında kabuklanma, meme cildinde değişiklik, özellikle ‘’portakal kabuğu görüntüsü’’ dediğimiz cilt ödemi, bizim hemen hekime başvurmamızı sağlamalı.

ERKEN TEŞHİS EDİLDİĞİNDE HASTALIK TAM OLARAK ŞİFAYA KAVUŞTURULABİLİYOR!

Üstüne basa basa, hep erken teşhisin önemine vurgu yapıyorsunuz. Erken teşhis, tedaviyi nasıl etkiliyor? Kanseri birinci evrede yakalarsak, nasıl bir avantajı oluyor?
-Erken teşhis edildiğinde hastalık tam olarak şifaya kavuşturulabiliyor. Koruyucu tedavide kullanılan yöntemler çok daha hafif oluyor. Örneğin; çoğu kez kemoterapi gerekmiyor.

KANSER CERRAHİSİNDE DE ÇOK ÖNEMLİ GELİŞMELER VAR

Meme kaybı kadınları çok etkiliyor? Erken teşhis, meme kaybı olmadan tedavi şansı anlamına geliyor mu?
-Kesinlikle evet! Bugün kanser cerrahisinde de çok önemli gelişmeler var artık. Organ koruyucu yaklaşım ön planda, memenin tamamı artık hemen hemen hiç çıkartılmıyor. Meme koruyucu ameliyatlar yapılıyor. Neoadjuvan tedavi değimiz ameliyat öncesi tedavilerle, gereksiz koltukaltı lenf bezi ameliyatları yapılmıyor.

MEME KANSERİ TEDAVİSİNDE DEVRİM NİTELİĞİNDE DEĞİŞİMLER OLDU

Meme kanserinde yeni tedaviler gelişiyor, kadın hastaların umudu artıyor. Akıllı ilaçlar çıkıyor, gen tedavileri çıkıyor, immünoterapi ilaçları çıkıyor… Dünden bugüne baksak, meme kanseri tedavisinde neler değişti?
-Meme kanseri tedavisinde son beş yılda, devrim niteliğinde değişimler oldu. Hastalığın her evre tedavisinde, çok önemli yeni silahlar cephaneliğimize eklendi. Bunu hastalığın genetik moleküller özelliklerini daha iyi öğrenmemiz sağladı. Hormon reseptörü pozitif meme kanserlerinde, hormonal tedaviler yanında akıllı moleküller (CDK inhibitörü, PI3k inhibitörü, mTor inhibitörleri) hormonal tedaviye direnci kırıyor ve kemoterapi ihtiyacını çok azaltıyor. Özellikle bazı genetik alt gruplarda immünoterapi, hem operasyon öncesi hem ileri evre hastalıkta başarı ile kullanılıyor. Bir de BRCA mutasyonu olan meme tümörlü hastalarda, PARP inhibitörü denilen akıllı ilaçları hem ileri evrede hem de erken evrede koruyucu olarak kullanmaya başladık. Her 2 reseptörü pozitif hastalarımızda, yeni akıllı moleküller ve hücre içi kemoterapi ajanları kullanmaya başladık. Yani hastalığın her evresinde eskiye oranla çok daha fazla donanımlıyız.

PANDEMİDE TARAMA TESTLERİ AKSATILDI. DAHA İLERİ EVRE HASTALIKLA KARŞILAŞIR OLDUK. AMA ARTIK BU DÖNEM GEÇTİ. KONTROLLERİN İHMAL EDİLMEMESİNİ ÖNERİYORUZ

2 yıldır sürüp giden bir pandemi var. Geçen yıl insanlar hastanelere gitmekten çekindi, korktu. Pek çok kişi de kontrollerini aksattı. Hastaların bazıları da tedavilerini erteledi. Pandemi, kanser tanı ve tedavisini nasıl etkiledi?
-Maalesef pandemi, onkolojiyi olumsuz etkiledi. Tarama testleri aksatıldı. Hekime başvurular gecikti ve bizler ne yazık ki daha ileri evre hastalıkla karşılaşır olduk. Nüksler daha geç fark edildi. Bu süreç, maalesef bütün dünyada benzer şekilde yaşandı. Ama artık bu dönem geçti. Biz taramaların aksatılmamasını, kontrollerin ihmal edilmemesini öneriyoruz. Gerekli önlemleri alarak onkolojik hizmetlerin aksatılamadan yürümesi gerektiğine inanıyoruz.

KANSERLİ HASTALAR HASTALIKLARININ HER EVRESİNDE AŞI OLABİLİR. YETER Kİ HEKİMLERİNE DANIŞSINLAR…

Pandemiye karşı şu anda en etkili silah aşılar! Ama kanserli hastaların aklı da karıştı. Bu hastalar, ne zaman aşı olmalı, hangi aşıları olmalı?
-Kanserli hastalar, hastalıklarının her evresinde aşı olabilir. Kemoterapi alan, aktif tedavisi süren hastaların da hekimlerine danışarak, doğru zamanlama yapılarak, aşı olmalarını öneriyorum.

RAHİM AĞZI KANSERLERİNE DE DİKKAT ÇEKMEK İSTERİM. HEM KORUYUCU HPV AŞILARININ YAPILMASI HEM DE CİNSEL AKTİF YAŞAMLA BİRLİKTE, KADIN DOĞUM UZMANI TARAFINDAN YAPILACAK YILLIK MUAYENELER ÖNEMLİ

Daha çok meme kanserinden bahsettik. Diğer kadın kanserleri daha mı az öneme sahip? En dikkat edilmesi gereken kadın kanseri hangileri?
-Örneğin rahim ağzı kanserleri çok önemli. Hem koruyucu HPV aşılarının yapılmasını hem de cinsel aktif yaşamla birlikte, kadın doğum uzmanı tarafından yapılacak yıllık muayeneler önemli. Bu muayeneler ile sıklığı ve önemi giderek artan yumurtalık ve rahim kanserlerin de erken tanısı mümkün. BRCA mutasyonu olan kişilerde, koruyucu meme ameliyatları dışında koruyucu yumurtalık ameliyatları da öneriliyor biliyorsunuz.

BİLGİ, KORKUYU YENER!

Sizi okuyan genç kızlara, ailesinde kanser geçmişi olan ve olmayan tüm kadınlara ne mesaj vermek istersiniz?
-Bilgi korkuyu yener diyorum! Bilgi, sahibi oldukça hem hastalıklardan daha az korkmayı hem de hastalıklardan doğru şekilde korunmayı öğreneceğiz. Lütfen kontrollerimizi aksatmayalım. Sağlıklı umut dolu günler diliyorum.

Sizi tebrik ediyorum. 75 yıldır var olan, hep kadınların yanında yer alan bir markasınız. Meme kanseri farkındalık kampanyaları arasında “Pembe Kurdele’’, hepimizin algısında açık ara önde yer alıyor. Mucidi, sizin şirketiniz. Bu hikayeyi bir de sizden dinleyelim…
-Estee Lauder Şirketleri olarak, bu sene 75. yılımızı kutluyoruz. Gururluyuz. Ancak güçlü kadınlar sayesinde, daha iyi bir geleceğin mümkün olduğuna inanıyoruz. Güzellikten ilham, değerlerden güç alan bir şirketiz. Her kadının güzel olduğuna, kadınların azimli ve tutkulu oldukları takdirde, her alanda başarılı olabileceğini savunuyoruz. Pembe Kurdele hareketi de, şirket değerlerimizi çok iyi yansıtıyor.

Nasıl doğmuş bu hareket?
-Evelyn Lauder, 1992’de Self Dergisi’nin eski genel yayın yönetmeni Alexandra Penney’le birlikte başlatmış bu hareketi. Amaç, meme kanseri konusunda dünya çapında bir farkındalık ve toplum bilinci yaratmak. 1993’te de Meme Kanseri Araştırma Vakfı’nı kurmuş. Vakfın misyonu, meme kanserinde, ancak erken teşhisle yol alınabileceği. Yani erken teşhis hayat kurtarır. Biz de, bu hedefle desteklerimizi sürdürüyoruz.

Dünyada ve Türkiye’de meme kanseriyle ilgili ne tür çalışmalar yapıldı?
-Bu kampanya sayesinde, bugüne kadar dünya çapında, 60’tan fazla kuruluş desteklendi. Araştırma, eğitim ve medikal hizmetler için 99 milyon dolardan fazla bağış toplandı. Pembe Kurdele Kampanyası’yla farkındalık yaratmaya devam ediyor olacağız. Türkiye’de yıllardır Meme Sağlığı Derneği’yle (MEMEDER) çalışıyoruz. Bu sene buna, Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği ile yürüttüğümüz çalışmalarımızı da ekledik. Bu yıl, şirketimizin 75. yaşı onuruna 75 kadına dokunmayı hedefliyoruz. Meme kanseri tanısı almış ve tedavi görmekte olan 75 kadına, gerekli mamografi ve ultrason tetkikleri yapılacak, ayrıca ihtiyaç sahibi kadınlara hem kendi sağlığı hem de aile bireylerinin sağlığı için genetik test uygulanacak ve genetik danışmanlık verilecek.

#MemeKanseriniBitirmeVakti

  • Meme kanseri, dünya çapında kadınlar arasında en çok ölüme sebebiyet veren kanser türü.
  • 2020 yılında, 2.3 milyon yeni vaka sayısıyla, ilk kez akciğer kanseri sayısını geride bırakarak dünya üzerinde en yaygın kanser türü haline geldi.
  • Ama meme kanseri ölüm oranı, erken teşhis sayesinde yüzde 41 azaldı.
  • İnsanları, meme kanserinin olmadığı bir dünya yaratmak için bir araya getirme misyonuyla başlatılan Pembe Kurdele Kampanyası, tüm hızıyla devam ediyor. Global meme kanserine karşı mücadele hareketinin de sembolü olarak kabul ediliyor. Bu nedenle pembe kurdeleyi sahipleniyoruz ve #MemeKanseriniBitirmeVakti diyoruz.

Yorum Bırak

one × three =