Yaşasın kız çocukları!


GEÇEN hafta katılmaktan en onur duyduğum etkinliklerden biri, “Kız Çocukları Günü Konferansı”ydı.
Aydın Doğan Vakfı’na kocaman bir alkış. Emeği geçen herkesi bütün kalbimle kutluyorum. Bu sene dördüncüsü düzenlendi. Gerçekten müthişti. Enerjik, dinamik, cıvıl cıvıl… Daha salona girer girmez o enerjiyi hissediyordunuz…
‘Barış için Müzik’ orkestrası müzik yaptı. İnsanın kendini o konferansta, o atmosferde iyi hissetmemesi mümkün değil…
Eğer seneye ola ki davet ederlerse koşa koşa gidin, izleyici olarak gidin, konuşmacı olarak gidin, sponsor olarak gidin, mutlaka bir yerinden dahil olun…
Sahnede olmak da şahaneydi, lütfen beni seneye yine davet etsinler!
Biliyorsunuz, 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü, Aydın Doğan Vakfı’nın girişimleriyle, Türkiye’de konferanslarla, panellerle kutlanıyor.
Bunu çok önemsiyorum ben.

Zaten konferansın teması da kız çocuklarının eğitiminin önemiydi. “Eğitim”in bilim, sanat ve sporla desteklenerek kızların güçlendirilmesi. Açılış konuşmasını Vuslat Doğan Sabancı yaptı. “Bugünün kız çocukları, geleceğin güçlü kadınları olacak. Onların eşit haklara sahip bireyler olmaları için elimizden geleni yapmalıyız. Aydın Doğan Vakfı’nın ana misyonu da bu!” dedi. Kısa, öz ve on numara bir mesaj. Konferansa çok sıkı rol modelleri davet edilmişti. O kadar çok isim var ki ilk çırpıda aklıma gelenleri yazıyorum. Eskrim Avrupa Şampiyonu Deniz Selin Ünlüdağ, görme engelli paralimpik atlet Öznur Alumur, Azra Akın, Songül Öden
Katıldıkları samimi oturumda kendi yaşadıkları zorlukları anlattılar ve o zorlukların nasıl üstesinden geldiklerini de… Salondaki gençlere müthiş ilham verdiler. Başarısızlığın da başarmak kadar önemli olduğunun altını çizdiler. “Cesur olun, sevdiğiniz işi yapın, başarısızlıktan korkmayın ama yılmadan çalışın, çalışmadan hiçbir şey olmuyor!” dediler.
Bir de “Ben İstersem” kitabı vardı bu konferansın sürprizlerinden biri olarak. Türkiye’nin ünlü kadın yazarlarının hikâyelerini bir araya getirildiği bir kitap…
Kim mi o yazarlar? Gülten Dayıoğlu, İpek Ongun, Canan Tan, Deniz Erbulak, Karin Karakaşlı, Feyza Hepçilingirler, Şebnem İşigüzel ve Şermin Yaşar
Ne mutlu bana ki benden de iyilik kolyeleriyle başlayan iyilik hareketini sahnede anlatmamı istediler. Anlattım ve demin adını saydığım yazarların ve konferansta emeği geçen herkesin boynuna sahnede iyilik kolyesi taktım. Teşekkür ediyorum. Sizi seviyorum…

ŞAHANESİN SAFFET!


Yaşasın kız çocukları
BİLİYORSUNUZ, ekim ayı, meme kanseri farkındalık ayı. Kadın kanserlerine dikkat çekmek için pek çok etkinliğe katıldım. Bu etkinliklerden birinde Bursa’daydık Saffet Emre Tonguç’la…
Sahnede ben ona sorular sordum, o da bana sordu. Tabii ki “iyilik kolyeleri”ni de sordu. Nasıl başladı, bir yılda hangi noktadayız, kaç sivil toplum örgütü için ne kadar para topladık filan… Derken, birden yanımda getirdiğim kolyeleri eline aldı veeee sahnede açık arttırmaya kolyeleri satmaya başladı.
İnanmayacaksınız ama o gece sahnede, benim iyilik kolyeleri sayesinde Pembe İzler Derneği’ne tam 70 bin lira para toplandı.
Vay anam vay!!!
Ben şaştım kaldım.
Saffet sadece müthiş bir rehber, İstanbul uzmanı ve İstanbul elçisi değil; kadın kanserlerini engellemek için çalışan müthiş bir gönüllü de aynı zamanda. Ona da, tüm yüce gönüllü Bursalılara da teşekkür ediyorum. Tam 500 kadının ücretsiz kanser taraması bu parayla karşılanmış oldu!

BU DA OLDU! BAKAN’IN ELİNDEN ÖDÜL ALDIM



“BİR yanlış olmasın?” dedim.
“Hayır, yanlışlık yok!” dediler.
“Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan bana niye ödül versin ki?” dedim.
“Ticaret Bakanlığı’nın himayesinde, TİM-TEB Girişim Evleri Projesi’siyle belirlenen 10 başarılı girişimciye ödül verilecek…”
“Harikaymış da… Benimle ne alakası var?”
“İyilik kolyelerinizle sağladığınız katkılardan ötürü size de ‘ilham veren girişimci ödülü’ verilecek!”
E ne yalan söyleyeyim çok hoşuma gitti.
Uçarak Çırağan’a gittim!
Ödülü bakanın elinden aldım, onun da boynuna kolye taktım. Salon çok kalabalıktı ama ne yalan söyleyeyim az kadın vardı. Kabinenin iki bakanından birinin elinden ödül almadan kocaman bir masaya oturttular beni. Sadece bakan hanım ve ben vardık kadın olarak. O tabii “Kadın girişimcilerin iş dünyasında çoğalması lazım!” filan dedi, çok sıkı bir konuşma yaptı ama salonun gerçeği, kadın nüfusunun az olmasıydı…
Yine de salondaki bütün kadınlar birbirimizi bulduk, selfie’ler çektik, hatta bakanı da dahil ettik.
Tabii ki girişimci filan değilim, ama Alya’yla birlikte başlattığımız bir iyilik hareketinin birileri tarafından takdir edilmesi çok mutluluk verici…

YÜZDE 100 TÜRK

DUYDUK duymadık demeyin. Tasarım Tomtom Sokakta başlıyooor. Bu beşincisi. Kesinlikle kaçmaz! Kaçmasın! Orada olun, o atmosferi yaşayın, hissedin, üç gün sürecek. Sonra bit-tiiiii…
5’inci Tasarım Tomtom Sokakta’nın teması “Bir yolculuk masalı”. Sanat, tasarım ve alışveriş dünyası, büyülü bir masalda buluşuyor. Ve Tomtom Kırmızı, Tomtom Kaptan Sokak, İtalyan Lisesi ve Tomtom Gardens’da sizleri birbirinden farklı sürprizler bekliyor.
Ekip yine aynı şahane ekip! Hakan Kodal, Bahar Korçan, Serra Arıkök ve Ayşegül Temel. Beyin takımı onlar. Yine gece gündüz canla başla çalıştılar. Birbirinden ilginç söyleşiler, atölye çalışmaları ve canlı müzik performansları olacak.
Tasarım Tomtom Sokakta’nın kurucuları, yüzde 100 Türk bir festival olmasından gurur duyuyorlar. Çok sayıda genç Türk sanatçı, ürettikleri özgün eserleri sizin beğeninize sunacaklar. Kaçmaz dedim, kaçırmayın…

Yorum Bırak